11. Hukuk Dairesi 2015/102 E. , 2015/5284 K. MAHKEMESİ : FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada ...Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 23/09/2014 tarih ve 2013/128-2014/222 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki d…
**11. Hukuk Dairesi 2015/102 E. , 2015/5284 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada ...Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 23/09/2014 tarih ve 2013/128-2014/222 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkili birliğin üyesi ...’nın ...’nun “...” adlı romanını 1984 yılında Fransızca’dan Türkçe’ye çevirdiğini, aynı kitabı davalı yayınevinin ... çevirisi olarak yayımladığını, davalı tarafından 1990, 1997, 1999 ve 2003 yıllarında kitabın dört baskısının yapıldığını, davalı yayınevinin yayınlamış olduğu kitabın yeni ve özgün olmadığını, üyeleri olan ...’nın çevirisinden intihal yapıldığını, müvekkilinin mali ve manevi haklarının ihlal edildiğini ileri sürerek, FSEK'nın 68. ve 70/3 maddeleri gereğince, şimdilik 8.000,00 TL maddi tazminatın reeskont faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş; ıslahla maddi tazminat talebini 20.000,00 TL’na yükseltmiştir. Birleşen davada davacılar vekili; müvekkillerinin miras yoluyla hak sahibi oldukları ...'nun ... adlı romanının Türkçe çevirisinin aynısı kullanılmak suretiyle davalılarca kitap yayını yapıldığını, zamanaşımı riski nedeniyle bu davayı açmak zorunda kaldıklarını ileri sürerek ...'nun ... adlı romanının davalı tarafından haksız kullanılması nedeniyle 1999, 2003 ve 2005 baskıları için belirsiz alacak davası biçiminde ve şimdilik FSEK'nın 68 maddesi kapsamında 3.300,00 TL'nin yayın tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiş, ıslah dilekçesi ile talebini 19.446,000 TL olarak arttırmıştır. Davalı vekili, davacının eser sahipliğini kanıtlaması gerektiğini ve davacı iddialarının asılsız olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Mahkemece Dairemiz bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda; asıl dosya davacısı meslek birliğinin faaliyetinin başlangıç tarihinin 27/01/2006 olduğu, dava konusu kitabın ise 25/11/2005 tarihinde basıldığı, bu tarihin davacı ... birliğinin faaliyet izni tarihinden önce olduğu, dolayısıyla davacı ... birliğinin kitabın basıldığı tarih itibariyle aktif dava ehliyetinin bulunmadığı, birleşen dava yönünden davaya konu uyuşmazlıktaki davacıların murisinin çevirdiği ... adlı kitabın intihal yolu ile oluşturulduğu, davalı yanın 2005 yılına ait basısı için değerlendirme yapıldığı ve bu yıla ait bası tarihinden itibaren 10 yıllık zaman aşımı süresinin dolmadığı ancak önceki basılar için zamanaışımının dolmuş olduğu, 2005 yılındaki bası için 2000 adet bandrol aldığı çeviri ücretinin %7 olarak belirlendiği, kitabın satış değerinin ortalama 50 TL olduğu buna göre 6.482,00 TL tazminata hak kazanacağı FSEK'nın 68/1 maddesine göre 3 katı tazminat talebi olduğu gerekçesiyle asıl dava yönünden davacı Çevirmenler Meslek Birliği'nin aktif dava ehliyeti bulunmadığı anlaşıldığından, aslı davanın sıfattan reddine; birleşen dava yönünden davanın kabulü ile FSEK'nın 68/1. maddesi gereği 19.446,00 TL tazminatın, 25/11/2005 tarihinden itibaren işletilecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacı yana verilmesine karar verilmiştir. Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir. Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına, birleşen davanın davacıları tarafından esasen haksız eylem tarihinden itibaren faiz talep edilmesine karşın mahkemece ilk/asıl dava tarihinden başlayacak şekilde temerrüt faizine hükmedilmesinin temyiz eden tarafın sıfatı itibariyle bozma sebebi yapılamayacak olmasına göre, davalı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 1.078,00 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 15/04/2015 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi. MUHALEFET ŞERHİ Mahkemece davacıların işleme eser üzerinde miras yolu ile sahip oldukları mali haklarının ihlal edildiği gerekçesiyle talep gibi 5846 sayılı Kanun'un 68. maddesi uyarınca üç kat telif tazminatına hükmedilmiş ise de; Kanun'un 68. maddesinin 1. fıkrasında eseri, icrayı, fonogramı veya yapımları hak sahiplerinden bu Kanuna uygun yazılı izni almadan, işleyen, çoğaltanların “bu Kanun hükümleri uyarınca tespit edilecek rayiç bedelin en çok üç kat fazlasını” isteyebileceği belirtilmiş olup, aynı kanunun 66/3 fıkrası gereğince mahkeme, mali haklara tecavüz halinde, “tecavüzün şümulünu, kusurun olup olmadığını, varsa ağırlığını” takdir etmek durumunda bulunduğundan, dava konusu olayda talep edilebilecek “en çok üç kat fazla” tazminatın tecavüzün şümulüne ve kusurun ağırlığına göre belirleme yetkisine sahiptir. BK’nun 43/1 maddesi de bu yetkiyi desteklemekte olup, mahkemenin bu hususları tartışmadan doğrudan belirlenen rayiç bedelin üç katına hükmetmesi isabetsizdir Anayasa Mahkemesi'nin konu ile ilgili 28.2.2013 gün 2012/133 Esas 2013/33 sayılı kararının gerekçesinde yer verilen -maddedeki “üç katı” ibaresi ile- “hak sahiplerinin dava yoluyla isteyebileceği bedele üst sınır getirildiği, hâkimin taleple bağlı olduğuna dair veya takdir yetkisine ilişkin olumsuz bir düzenleme içermediği, bu sınır içerisinde kalmak şartıyla hâkimin dosya içeriği ve talebi de gözeterek takdir yetkisi kullanacağının açık olduğu ve her dava konusu olayda tartışılması ve değerlendirmesi gerektiği” şeklindeki gerekçenin de muhalefet görüşümüz doğrultusunda bulunduğu ve hükmün bu nedenlerle bozulması gerektiği kanaatinde olduğumuzdan sayın çoğunluğun görüşüne katılmıyoruz. 15.04.2015