11. Hukuk Dairesi 2010/14048 E. , 2012/18980 K. MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada Manavgat 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 18/03/2010 tarih ve 2006/571-2010/170 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davacılar vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 09/11/2012 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davacılar vekili Av. ... ile davalılardan Karaburun Otelcilik A.Ş. ve davalı ... vekili Av. ..…
**11. Hukuk Dairesi 2010/14048 E. , 2012/18980 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada Manavgat 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 18/03/2010 tarih ve 2006/571-2010/170 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davacılar vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 09/11/2012 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davacılar vekili Av. ... ile davalılardan Karaburun Otelcilik A.Ş. ve davalı ... vekili Av. ... ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ....tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacılar vekili asıl davada, müvekkillerinin davalı şirketin 100/300 hissesine sahip ortakları olduğunu, 14.04.2006 tarihli genel kurula usulüne uygun olarak çağrılmadıklarını, 07.08.2006 tarihinde ticaret sicil müdürlüğünden toplantının yapıldığını öğrendiklerini, usulüne uygun olarak toplantıya çağrılmayan ortakların 3 aylık süre geçse de dava açabileceklerini, genel kurulda denetim raporunu ...'ın hazırladığını, bu kişinin yönetim kurulu üyesi ...'ın eşi olduğunu, bu durumun TTK'nun 349. maddesine aykırı bulunduğunu, şirket bilançosunun gerçeği yansıtmadığını, afaki iyiniyet kurallarına aykırı olduğunu ileri sürerek, genel kurulda alınan kararların iptalini talep etmiş, birleşen 2006/555 esas sayılı dosyada; 2005 yılı bilançosunda şirketin zarar ettiğinin belirtildiğini, oysa ... şirketi ile acentelik sözleşmesi imzalandığını, şirketin gerçekte kar ettiğini, buna rağmen kar payı verilmediğini ileri sürerek, şimdilik 30.000 TL'nin tahsilini talep etmiş, yine birleşen 2006/572 esas sayılı dosyada; 18.03.2005 tarihli genel kurulda bilançonun kabul edildiğini, yönetim ve denetim kurullarının ibra edildiğini, oysa bilançonun gerçek durumu yansıtmadığını, şirket denetçisi olarak seçilen ...'ın yönetim kurulu üyesinin eşi olduğunu, ileri sürerek, genel kurul kararının iptalini, 500.000 TL'nin tahsilini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, davacıların 18.03.2005 tarihli genel kurula katıldıklarını, oy birliği ile ...'ın denetçiliğe seçildiğini, açılan davanın iyiniyet kuralları ile bağdaşmadığını, sonradan ... yerine mahkeme kararı ile ...'ın denetçiliğe seçildiğini, 2005 yılı genel kurulunun 22.12.2006 tarihinde yeniden yapıldığını savunarak, davaların reddini istemiştir. Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, 2005 yılı genel kurulunun 22.12.2006 tarihinde yenilendiği, bu nedenle 14.04.2006 tarihli genel kurulun hukuken var olduğundan bahsedilemeyeceği, ...'ın davacıların da oyu ile denetçiliğe seçildiği, açılan davanın TMK'nun 2. maddesine aykırı olduğu, davacıların bilançonun gerçeği yansıtmadığı, şirketin zarar ettirilmiş gibi gösterildiği iddialarını ispatlayamadığı, davacıların yasal süresi içinde genel kurul iptali davası açmadığı gerekçesiyle, asıl ve birleşen davaların reddine karar verilmiştir. Kararı, davacılar vekili temyiz etmiştir. 1- Davacılar vekili, asıl davada; 14.04.2006 tarihli genel kurul kararlarının iptalini talep etmiş mahkemece davalı şirketin iptali istenen genel kurul yerine yeni bir genel kurul yaptığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Aynı yıl genel kurul toplantısının sonradan yeniden yapılması ilk genel kurul toplantısında alınan kararların iptali için açılan davayı konusuz bırakmaz. İlk genel kurul karar tarihi ile sonradan yapılan genel kurul arasındaki zaman süreci bakımından alınan kararlar hukuki sonuçlarını iptal edilmedikleri sürece korurlar. Bu nedenle sonradan genel kurul yapıldığından bahisle ve bu gerekçe ile davanın reddi doğru olmamış bu yönden kararın davacı yararına bozulması gerekmiştir. 2- Birleşen 2006/555 sayılı dava dosyasında; davacılar vekili şirkete ait otelin 01.11.2004 ve 01.11.2005 tarihleri arasında İlay Turizm Şirketi'ne kiraya verildiğini, kiracı tarafından 80.000 adet gecelemenin taahhüt edildiğini, otelin tam kapasite çalışmasına rağmen 2005 yılının muvazaalı olarak zarar gösterilmek suretiyle kar payı verilmediğini, ileri sürerek şimdilik 30.000 YTL'nın tahsilini dava etmiştir. Bu durumda mahkemece ileri sürülen iddialar ve kiracı şirket yetkililerinin beyanları nazara alınarak, şirketin gerçekte kazanç elde edip etmediği gerektiğinde o şirket kayıtları ve Banka kayıtları incelenerek değerlendirilmek gerekirken bilirkişi raporunda bir cümle olarak yer alan "bilanço ile kayıtlar arasında uyumsuzluğa rastlanmamıştır" şeklindeki gerekçe esas alınarak davanın reddine karar verilmesi eksik incelemeye dayalı ise de talep edilen zarar doğrudan doğruya zarar niteliğinde olmayıp dolaylı zarar olduğundan TTK'nun 340'ncı maddesi yollamasıyla, aynı Yasa'nın 309'ncu maddesi uyarınca bu tür davanın tazminatın şirkete verilmesi talebiyle açılması mümkün bulunduğundan davacının kendine ödenmesi talebiyle açtığı bu davanın dinlenme olanağı mevcut değildir. Bu durumda, sonucu itibariyle doğru bulunan kararın HUMK'nun 438/son maddesi uyarınca değişik gerekçeyle onanmasına karar vermek gerekmiştir. 3- Birleşen 2006/572 esas sayılı dava nedeniyle yapılan incelemede; a- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, talep edilen zarar dolaylı zarar olup, şirkete verilmesinin istenmemesine göre, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir. b- Mutlak butlanla batıl kararlar baştan beri hükümsüz olan, sonradan geçerlilik kazanma olanağı olmayan, emredici kurallara, kamu düzenine veya ahlaka ve adaba aykırı veyahut konusu olanaksız olan kararlardır. Bu tür kararlar baştan beri hüküm ifade etmezler ve mahkemece re'sen üzerinde durulması gerekir. Somut olayda dava konusu yapılan 18.03.2005 günlü genel kurul toplantısında alınan (8) numaralı kararla yönetici ...'ın eşi ...'ın denetçi olarak seçilmesi TTK'nun 349. maddesine aykırıdır. Denetçinin bilahare istifa etmesi olgusu genel kurul kararının yokluğunun tesbiti talebini konusuz bırakmayacağı gibi oybirliği ile seçilmiş olması da neticeyi etkilemez. Bu nedenle yasaya aykırı olan genel kurul kararının yokluğunun tesbitine karar vermek gerekirken, yazılı olduğu şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte gösterilen nedenlerle asıl davada verilen kararın davacılar yararına BOZULMASINA, (2) nolu bente gösterilen nedenlerle davacılar vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile 2006/555 Esas sayılı bireşen davada verilen kararın ONANMASINA, Birleşen 2006/572 Esas sayılı davada 3-a bentte gösterilen nedenlerle davacılar vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, kararın 3-b bentte gösterilen nedenlerle davacılar yararına BOZULMASINA, takdir olunan 900,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacılara verilmesine, aşağıda yazılı bakiye 46,30 TL temyiz ilam harcının temyiz edenlerden alınmasına, 09/11/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.