T.C. İSTANBUL 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2025/381 KARAR NO : 2026/102 DAVA : Tanıma ve Tenfiz DAVA TARİHİ : 11/09/2020 KARAR TARİHİ : 12/02/2026 Mahkememizin 17/03/2022 tarih ... E. ... K. sayılı kararına ilişkin İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesinin 17.10.2023 tarih ... E.... K. sayılı istinaf başvurusunun reddine ilişkin kararın Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 24.02.2025 tarih ... Esas ... K sayılı ilamı ile bozulmakla dosya mahkememizin yukarıda yazı…
T.C. İSTANBUL 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2025/381 KARAR NO : 2026/102 DAVA : Tanıma ve Tenfiz DAVA TARİHİ : 11/09/2020 KARAR TARİHİ : 12/02/2026 Mahkememizin 17/03/2022 tarih ... E. ... K. sayılı kararına ilişkin İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesinin 17.10.2023 tarih ... E.... K. sayılı istinaf başvurusunun reddine ilişkin kararın Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 24.02.2025 tarih ... Esas ... K sayılı ilamı ile bozulmakla dosya mahkememizin yukarıda yazılı esasına kaydedildi, Tanıma Ve Tenfiz davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, müvekkili ile davalı arasında ... tarih ve ...sayılı alt yüklenici sözleşmesi kapsamında davalının müvekkiline karşı borcunun doğduğunu, borcun zamanında ödenmemesi üzerine müvekkilinin davalı aleyhine ...Ticaret Mahkemesine başvurarak borcun ödenmesine karar verilmesini sağlamak üzere ... dosya sayılı dava açtığını, açılan dava kapsamında taraflar arasında 02.11.2018 tarih ve davalının borcu belirli tarihlerde ödeyeceği taahhüdünü içeren sulh sözleşmesi akdedildiğin, mahkemenin dava devam ederken taraflar arasında akdedilen sulh sözleşmesine dayanarak 24.12.2018 tarihli karar ile davalı şirketin müvekkiline toplamda 16.536.634 Ruble 46 kapik (on altı milyon beş yüz otuz altı bin altı yüz otuz dört ruble kırk altı kapik) borcunun bulunduğunu, bu borcun 8.500.000 Ruble 'sinin (sekiz milyon beş yüz bin ruble) 20.12.2018 tarihinde, 8.036.634 Ruble 46 kapik'in (sekiz milyon otuz altı bin altı yüz otuz dört ruble kırk altı kapik) ise 24.01.2019 tarihinde ödenmesi gerektiğinin tespit edildiğini, mahkemenin bahsi geçen kararının 24.12.2018 tarihinde kesinleştiğini ve icra kabiliyeti kazandığını, karar kesinleştikten sonra müvekkilinin talebi üzerine mahkeme tarafından 18.02.2019 tarihinde kararın takip edilebilir olduğunu gösteren takip emri de düzenlendiğini, Rusya Federasyonu mahkeme kararlarının tanınması ve tenfizinde 5718 Sayılı MÖHUK bağlamında karşılıklılığın bulunup bulunmadığı hususunda bilgi vermek üzere CİMER üzerinden Adalet Bakanlığı'na başvuru yapıldığını, söz konusu başvurunu ile ilgili 30.09.2019 tarihinde Adalet Bakanlığı Dış İlişkiler ve Avrupa Birliği Genel Müdürlüğü Hukuk Mütalâa ve Görüs Bürosu tarafından cevap geldiğini, söz konusu mütalâada Rusya Federasyonu ile Türkiye arasında yabancı mahkeme kararlarının tanınması ve tenfizi konusunda ikili bir anlaşmanın mevcut olmadığı, fiili mütekabiliyet konusunda ise Bakanlıkça ülke bazında herhangi bir istatistiki verinin bulunmadığı, aynı zamanda temas edilen hukuki durum ile ilgili davanın açılması halinde takdirin yargı yetkisi dahilinde Mahkemeye ait olduğunun belirtildiğini, Rusya Mahkemesi tarafından verilen ilamın 5718 sayılı MÖHUK'un 50. vd maddeleri uyarınca tenfiz için ön ve esas koşulları taşıdığı sabit olduğundan söz konusu ilâmın Türkiye'de tanınması ve tenfizini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle, davanın her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan bir hukuk davası olduğunu, huzurdaki dava kapsamında arabuluculuk dava şartı olduğunu, davacı yan tarafından dava dilekçesinin ekinde arabuluculuk tutanakları sunulmadığını, arabuluculuk dava şartının yerine getirildiğini ispat eder deliller davacı yan tarafından sunulmadığını, dava şartı yokluğundan huzurdaki davanın reddi gerektiğini, davacı tarafından nispi harcın yatırılmadığını, ... ile Türkiye arasında bir mütekabiliyet esası da olmadığından huzurdaki dava kapsamında davacı yanın Mahkemenin takdir edeceği miktarda teminat gösterme yükümlülüğü bulunduğunu, yabancı mahkeme kararının Türk Mahkemeleri nezdinde tanıma ve tenfizinin yapılabilmesi için söz konusu yabancı mahkeme kararının MÖHUK m.54 kapsamındaki şartlara uygun olması gerektiğini, mütekabiliyet şartı sağlanmadığından Rusya Mahkemesi tarafından verilen kararın Türkiyede tanıma ve tenfizinin mümkün olmadığını, Rusya Mahkemesi tarafından verilen kararın kamu düzenine aykırı olduğunu, Rusya Mahkemesi huzurunda yapılan sulhun hukuka uygun olmayıp, usule aykırı bir şekilde yapılan sulh sözleşmesinin geçerli olmadığını, müvekkili şirketi Rusya Mahkemesi’nde temsil eden vekilin, mahkeme huzurunda sulhe yetkili olmadığını, mahkeme huzurunda yapılan sulhun geçerli olmadığını, somut olayda usule uygun bir şekilde kesinleşmiş bir mahkeme kararı bulunmadığını belirterek davanın reddine, yargılama gideri ve vekâlet ücretinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini savunmuştur. ... bölgesi Ticaret Mahkemesinin ... tarih ve No:... sayılı kararının apostilli aslı ve onaylı tercümesi, kararın kesinleştiği-icra edilebir olduğuna dair şerhin apostilli orijinal dilinde aslı ve onaylı tercümesi ibraz edilmiştir. Tüm Dosya Kapsamı Birlikte Değerlendirildiğinde Dava, taraflar arasında düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanan iş bedeli alacağının tahsili için verilen yabancı mahkeme kararının tanınması ve tenfizi istemine ilişkindir. Milletlerarası Özel hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun‘un “ Tenfiz Şartları” başlıklı 54. maddesi hükmü; (1) Yetkili mahkeme tenfiz kararını aşağıdaki şartlar dahilinde verir: a) Türkiye Cumhuriyeti ile ilamın verildiği devlet arasında karşılıklılık esasına dayanan bir anlaşma yahut o devlette Türk Mahkemelerinden verilmiş ilamların tenfizini mümkün kılan bir kanun hükmünün veya fiili uygulamanın bulunması. b)İlamın, Türk Mahkemelerinin münhasır yetkisine girmeyen bir konuda verilmiş olması veya davalının itiraz etmesi şartıyla ilamın, dava konusu veya taraflarla gerçek bir ilişkisi bulunmadığı halde kendisine yetki tanıyan bir devlet mahkemesince verilmiş olmaması. c) Hükmün kamu düzenine açıkça aykırı bulunmaması. ç) O yer kanunları uyarınca, kendisine karşı tenfiz istenen kişinin hükmü veren mahkemeye usulüne uygun bir şekilde çağrılmamış veya o mahkemede temsil edilmemiş yahut bu kanunlara aykırı bir şekilde gıyabında veya yokluğunda hüküm verilmiş ve bu kişinin yukarıdaki hususlardan birine dayanarak tenfiz istemine karşı Türk Mahkemesine itiraz etmemiş olması” düzenlemesini içermektedir. Somut olayda, uyuşmazlık, Türkiye Cumhuriyeti ile Rusya Federasyonu arasında mütekabiliyet şartının olup olmadığının tespiti noktasında toplanmaktadır. MÖHUK'un 54. maddesi (a) bendinde belirlenen üç durumdan birinin bulunması halinde “karşılıklılık” ilkesinin gerçekleştiği kabul edilir. Bunlardan birincisi yabancı ilamların tenfizi için Türkiye Cumhuriyeti ile kararı veren ülke arasında karşılıklılık esasına dayalı bir sözleşme, ikincisi o devlette Türk Mahkemelerinden verilmiş ilamların tenfizini mümkün kılan bir kanun hükmü; üçüncü ise fiili mütekabiliyet bulunmasıdır. Dosyada mevcut Adalet Bakanlığı’nın 30.09.2019 tarihli cevabi yazısında Rusya Federasyonu ile Türkiye Cumhuriyeti arasında, yabancı mahkeme kararlarının tanınması ve tenfizi konusunda ikili veya çok taraflı bir anlaşmanın olmadığı, fiili karşılıklılık konusunda, Bakanlıkta ülke bazında herhangi bir istatistik veri bulunmadığı, dava açılması halinde takdirin mahkemeye ait olduğu belirtilmiştir. Adalet Bakanlığı’nın yazısına göre Türkiye Cumhuriyeti ile Rusya Federasyonu arasında akdi mütekabiliyet bulunmadığı anlaşıldığından, dava konusu ilamın tenfizini mümkün kılan bir kanun hükmünün veya fiili uygulamanın bulunup bulunmadığına bakılmalıdır. Uyuşmazlık; Rusya Federasyonu ...bölgesi Ticaret Mahkemesinin 24/12/2018 tarih ve No...sayılı kararının Türkiye'de tanınması ve tenfızine karar verilmesi isteminde MÖHUK 54 maddesi gereğince tanıma ve tenfız koşullarının oluşup oluşmadığı , Türkiye Cumhuriyeti ile Rusya Federasyonu arasında karşılıklılık bulunup bulunmadığı hususlarında toplanmıştır. Hukuk davalarına yönelik olarak yabancı mahkemelerden alınmış olan ilamların tanınması için öncelikle 5718 sayılı MÖHUK'un 50. maddesi gereğince yabancı mahkemenin kanunlarına göre kesinleşmiş bir karar olmalıdır. Kesinleşmiş karara ilişkin tanıma şartları ise 5718 sayılı MÖHUK'un 54. maddesinde düzenlenmiştir. Tanıma ve tenfizin şartları MÖHUK' un 54.maddesinde; " (1) Yetkili mahkeme tenfiz kararını aşağıdaki şartlar dahilinde verir: a) Türkiye Cumhuriyeti ile ilamın verildiği devlet arasında karşılıklılık esasına dayanan bir anlaşma yahut o devlette Türk mahkemelerinden verilmiş ilamların tenfizini mümkün kılan bir kanun hükmünün veya fiili uygulamanın bulunması, b) İlamın, Türk mahkemelerinin münhasır yetkisine girmeyen bir konuda verilmiş olması veya davalının itiraz etmesi şartıyla ilamın, dava konusu veya taraflarla gerçek bir ilişkisi bulunmadığı halde kendisine yetki tanıyan bir devlet mahkemesince verilmiş olmaması, c) Hükmün kamu düzenine açıkça aykırı bulunmaması, ç) O yer kanunları uyarınca, kendisine karşı tenfiz istenen kişinin hükmü veren mahkemeye usulüne uygun bir şekilde çağrılmamış veya o mahkemede temsil edilmemiş yahut bu kanunlara aykırı bir şekilde gıyabında veya yokluğunda hüküm verilmiş ve bu kişinin yukarıdaki hususlardan birine dayanarak tenfiz istemine karşı Türk mahkemesine itiraz etmemiş olması" şeklinde düzenlenmiştir. Anılan maddeye göre; tenfiz şartlarından birisi Türkiye Cumhuriyeti ile ilamın verildiği devlet arasında karşılıklılık esasına dayanan bir anlaşma veya o devlette Türk Mahkemeleri'nden verilmiş ilamların tenfizini mümkün kılan bir anlaşma veya kanun hükmünün veya fiili uygulamanın bulunmasıdır. Taraflar arasındaki ihtilaf; Türkiye Cumhuriyeti ile Rusya Federasyonu arasındaki mütekabiliyet şartının olup olmadığı noktasında toplanmaktadır. Tenfizi istenen kararın verildiği Rusya Federasyonu ile Türkiye Cumhuriyeti arasında, yabancı ilamların tenfizine ilişkin iki veya çok taraflı bir milletlerarası anlaşma mevcut değildir. Bu anlamda Türkiye ile Rusya arasında "akdi karşılıklılık" bulunmamaktadır. Bu konuda Adalet Bakanlığı Dış İlişkiler ve Avrupa Birliği Genel Müdürlüğü' nce verilen cevabi yazıda da; Rusya Federasyonu ile Türkiye Cumhuriyeti arasında, yabancı mahkeme kararlarının tanınması ve tenfiz konusunda ikili veya çok taraflı bir anlaşmanın olmadığı bildirilmiştir. Taraf devletler arasında fiilli uygulamanın bulunup bulunmadığı yönünden yapılan incelemede ise ilgili devletle Türkiye arasında tenfizde karşılıklığın sağlanmasına dair bir anlaşma bulunmasa da, ilgili devletin kanunları Türk Mahkeme kararlarının o ülkede tenfizini sağlıyorsa ya da bu konuda fiili bir uygulama varsa karşılıklılık sağlanmış demektir. MÖHUK'un 54. maddesi (a) bendinde belirlenen üç durumdan birinin bulunması halinde “karşılıklılık” ilkesinin gerçekleştiği kabul edilir. Bunlardan birincisi yabancı ilamların tenfizi için Türkiye Cumhuriyeti ile kararı veren ülke arasında karşılıklılık esasına dayalı bir sözleşme, ikincisi o devlette Türk Mahkemelerinden verilmiş ilamların tenfizini mümkün kılan bir kanun hükmü; üçüncü ise fiili mütekabiliyet bulunmasıdır. Dosyada mevcut Adalet Bakanlığı’nın 30.09.2019 tarihli cevabi yazısında Rusya Federasyonu ile Türkiye Cumhuriyeti arasında, yabancı mahkeme kararlarının tanınması ve tenfizi konusunda ikili veya çok taraflı bir anlaşmanın olmadığı, fiili karşılıklılık konusunda, Bakanlıkta ülke bazında herhangi bir istatistik veri bulunmadığı, dava açılması halinde takdirin mahkemeye ait olduğu belirtilmiştir. Adalet Bakanlığı’nın yazısına göre Türkiye Cumhuriyeti ile Rusya Federasyonu arasında akdi mütekabiliyet bulunmadığı anlaşıldığından, dava konusu ilamın tenfizini mümkün kılan bir kanun hükmünün veya fiili uygulamanın bulunup bulunmadığına bakılmalıdır. Mahkemece, Türkiye’de Rusya Federasyonu mahkemeleri kararlarının tenfizine ilişkin ilamlar olduğu gerekçesiyle fiili mütekabiliyetin bulunduğunun kabulü ile tenfize karar verilmiş ise de davacı tarafça Rusya Federasyonu tarafından Türk Mahkemelerinden verilmiş ilamların tenfiz edildiğine dair dosyaya yeterli delil sunulmamış olup, fiili mütekabiliyetin varlığı da kabul edilemeyecektir. Bu durumda gelinen aşamada mahkemece, kanuni mütekabiliyetin var olup olmadığının araştırılması ve sağlıklı sonuçlara ulaşmak için Rusya Federasyon’un tenfiz ile ilgili mevzuatının bilinmesi gerekir. (Hukuk Genel Kurulu’nun 13.06.1990 tarihli ve ... E.,... K. sayılı Kararı ) Taraflarca dosyaya ayrı ayrı uzman görüşü sunulmuş olup gerek davacı tarafça sunulan uzman görüşünde gerekse davalı tarafça sunulan uzman görüşünde akdi ve fiili mütekabiliyet bulunmadığı belirtilmiştir. Bununla birlikte davacı tarafça sunulan uzman görüşünde; Rusya’da yabancı mahkeme kararlarının tenfizi bakımından aranan koşulların Türk hukukunda tenfiz koşullarıyla tıpatıp aynı olmamakla birlikte, ağırlık ve mahiyet bakımından denk ve özdeş niteliğe sahip olduğu belirtilerek kanuni mütekabiliyet olduğu belirtilmiştir. Davalı tarafça sunulu görüşte ise yabancı mahkeme kararlarının tanınması ve tenfizinin reddi şartlarının Rus hukukunda, Türk hukukundan daha ağır olarak düzenlenmiş olması nedeniyle iki ülke hukuku arasında kanuni mütekabiliyet bulunmadığı tespiti yapılmıştır. Mahkememizce, uzman görüşleri arasındaki bu çelişkiyi giderecek şekilde görüş ibraz etmesi için Türk Usul Hukuku'nda ehil bilirkişi Prof. Dr. ..., Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku alanında ehil bilirkişiler ...ve...' den görüş alınmış, 05.01.2026 havale tarihli raporda bilirkişiler çoğunluk görüşünde özetle; MÖHUK'un 54(a) maddesinde yabancı ilamların tenfizi şartlarından biri olan karşılıklılığın akdi, kanuni ve fiili olmak üzere üç türünün olduğu; ahdi, kanuni ve fiil mütekabiliyet birbirine alternatif teşkil edecek şekilde düzenlenmesi sebebiyle herhangi birinin varlığının yeterli olduğu; Türkiye Cumhuriyeti ile Rusya Federasyonu arasında ilamların tanınması ve tenfizi konusunda iki taraflı bir adli yardım anlaşması veya iki devletin taraf olduğu birçok taraflı anlaşma mevcut olmadığından iki devlet arasında akdi karşılıklılığın bulunamadığı; akdi karşılıklılığın bulunmaması halinde kanuni veya fiili karşılıklılık türlerden herhangi birinin mevcut olup olmadığının araştırılacağı; Adalet Bakanlığı Dış İlişkiler ve Avrupa Birliği Genel Müdürlüğü'nün dosyada mevcut yazısında iki ülke arasında fiili mütekabiliyetin bulunduğunun belirtildiği; niteliği gereği söz konusu yazının Mahkeme açısından bilirkişi görüşü niteliği taşıdığı; Bilirkişi heyetinin çoğunluğuna göre (Prof. Dr. ...'ın muhalefetiyle) davacı tarafından 22.07.2025 tarihli dilekçe ile sunulan Rusya Federasyonu Ticari Usul Kanunu'nun 244. maddesinde yer alan yabancı ilamların tenfizi şartları ile MÖHUK'da yabancı mahkeme kararının tenfizinde aranılan şartların esaslı ölçüde birbirinden farklı olmaması sebebiyle iki ülke arasında kanuni karşılıklılığın gerçekleştiği '' yönünde görüş ve kanaat belirtildiği , azınlık görüşte ise Prof. Dr. ..., Rusya Federasyonu Ticari Usul Kanunu'nun 244. maddesinde yer alan yabancı ilamların tenfizi şartları (tenfiz engelleri) arasındaki 6. bendin bir muadilinin MÖHUK'ta bulunmaması ve aynı kanun hükmünün 7. bendinde yer alan kamu düzenine aykırılık şeklindeki tenfiz engelinin de MÖHUK''ta “açıkça” sözüyle yumuşatılmış olması sebebiyle olayda kanuni karşılıklılığın bulunmadığı yönünde kanaat bildirildiği anlaşılmıştır. Yargıtay 11.Hukuk Dairesi ... Esas, ... K. Sayılı 10.09.2025 tarihli ilamı ile ... Ticaret Mahkemesi'nin ... tarihli, ... sayılı kararının tanınmasına ve tenfizine dair verilen kararın onandığı, Rusya Federasyonu ile Türkiye Cumhuriyeti arasında fiili mütekabiliyetin bulunduğu , olaya uygulanan hükmün Türk kamu düzenine aykırılık teşkil etmediği , tanıma ve tenfiz koşullarının oluştuğu kanaatine varılmakla davanın kabulüne dair aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın KABULÜNE, ... şehri .... bölgesi Ticaret Mahkemesinin 24/12/2018 tarih ve No:A56-92130/2018 sayılı kararının 5718 sayılı MÖHUK'un 50. ve devamı maddeleri gereği tanınmasına ve tenfizine, 2-Harçlar Kanununun 4. maddesi gereği tahsili gereken harç 113.356,70 TL olduğundan tamamlama harcı 28.284,77 TL ile 54,40 TL peşin harcın mahsubu ile bakiye 85.017,53 TL'nin davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydedilmesine, 3-Davacı tarafından yatırılan ve mahsup edilen 54,40 TL peşin harç ile 28.284,77 TL tamamlama harcı olmak üzere 28.339,17 TL'nin davalıdan alınıp davacıya verilmesine, 4-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ye göre hesap ve takdir edilen 807.022,46 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 5-Davacı tarafından yapılan 76,50 TL posta ve tebligat masrafı ile 30.000,00 TL bilirkişi ücreti toplamı 30.076,50 TL'nin davalıdan alınıp davacıya verilmesine, 6-Davalı tarafından yapılan 150,00 TL posta ve tebligat masrafı ile 30.000,00 TL bilirkişi ücreti toplamı 30.150,00 TL'nin davalı üzerinde bırakılmasına, 7-Gider avansının kalan kısmının karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatırana iadesine, Dair, davacı vekili Av. ... ile davalı vekili ...'ın yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde YARGITAY TEMYİZ YOLU açık olmak üzere oy birliği ile verilen karar açıkça okunup anlatıldı. 12/02/2026 BAŞKAN ... ÜYE ... ÜYE ... KATİP ...