19. Hukuk Dairesi 2016/17227 E. , 2018/1505 K. MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. - KARAR - Davacı vekili, davacının serasında kullanmak üzere davalıdan aldığı fide toprağı yüzünden fidelerinin yandığını ve kuruduğunu, buna ilişkin yapılan de…
**19. Hukuk Dairesi 2016/17227 E. , 2018/1505 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. - KARAR - Davacı vekili, davacının serasında kullanmak üzere davalıdan aldığı fide toprağı yüzünden fidelerinin yandığını ve kuruduğunu, buna ilişkin yapılan delil tespitinde davalının fide toprağındaki tuz oranının ve PH oranının olması gerekenden yüksek çıktığının bu nedenle fidelerin zarar gördüğünün tespit edildiğini, davacının bu nedenle zararı doğduğunu ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 10.000 TL alacağının dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, tespit dosyasında davacının yaptığı masrafın da yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, fide toprağında bulunan tuz oranı ve PH değerlerinin bitkiye zarar verecek nitelikte olmadığını, davacının yapmış olduğu teknik hatalar nedeniyle kendi kusurundan zararın doğmuş olabileceğini, aldıkları kimyasal analiz raporunda toprağın normal değerlerde olduğunu belirterek davanın reddini istemiştir. Mahkemece, yapılan yargılama ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, dava konusu serada karşılaşılan sorunların kullanılan toprağın PH, EC ve metalik katyon içeriklerinden kaynaklanmadığı, uygulamalardaki teknik bilgi eksikliğinden kaynaklanabileceğinin tespit edildiği, malın ayıplı olduğunun kanıtlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince temyiz edilmiştir. Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunu düzenleyen ...’ın yargılamadan önce bu konuda özel olarak rapor düzenlemiş olması nedeniyle görüşünü belirtmiş olup, bu kişinin bilirkişi raporu hükme esas alınamaz. Ayrıca tespit raporunu düzenleyen bilirkişi raporu ile yargılama sırasında alınan bilirkişi raporu arasında çelişki olup, bu çelişki de mahkemece giderilmemiştir. Mahkemece konusunda uzman bir bilirkişi aracılığıyla yeni bir rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yargılama öncesinde görüş belirten ve yetersiz bilirkişi raporuna itibar edilerek yazılı şekilde karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde davacıya iadesine, 26/03/2018 gününde oybirliğiyle karar verildi.