6. Ceza Dairesi 2006/10630 E. , 2010/4156 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SUÇ : Hırsızlık HÜKÜM : Mahkumiyet Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü: Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hakimin takdirine göre, suçun sanık tarafından işlendiğini kabulde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığından,
**6. Ceza Dairesi 2006/10630 E. , 2010/4156 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SUÇ : Hırsızlık HÜKÜM : Mahkumiyet Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü: Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hakimin takdirine göre, suçun sanık tarafından işlendiğini kabulde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığından, diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak; 1- Gerekçeli karar başlığında, suç tarihinin yanlış yazılması, 2- 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 141/3. maddesinde; “Bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli yazılır.” Buna paralel hüküm içeren 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5271 sayılı CMK.nun 34. maddesinde de “Hakim ve mahkemelerin her türlü kararı, karşı oy dahil gerekçeli yazılır.” hükümleri yer almaktadır. Gerekçe; hükmün dayanaklarının akla, hukuka ve maddi olaya uygun açıklamasıdır. Gerekçenin dosyadaki bilgi ve belgelerin yerinde değerlendirildiğini gösterir biçimde; geçerli, yasal ve yeterli olması gerekir. Yasal, yeterli ve geçerli bir gerekçeye dayanılmadan karar verilmesi yasa koyucunun amacına uygun düşmez ve uygulamada keyfiliğe yol açar. Mahkumiyet hükmünün gerekçesinde gösterilmesi gereken noktalar ise 5271 sayılı CYY.nın 230. maddesinde düzenlenmiştir. Buna göre sırayla; a)İddia ve savunma, bunların dayandırıldığı ve mahkemece toplanan kanıtların neler olduğu, b)Kanıtların tartışılması, değerlendirilmesi ve reddedilen veya kanıtlama yönünden üstün tutulan ve kabul edilen kanıtlar ve nedenleri, c)Tüm bunların ışığında ulaşılan kanı; sanığın suç oluşturduğu kabul edilen eylemi, bunun yasal unsurları ve nitelendirmesi, uygulanacak kanun maddesi, d)Cezayı ağırlatan ve hafifleten yasal ve değerlendirmeye bağlı nedenlerle cezayı kaldıran yasal nedenlerin bulunup bulunmadığı, bunlara ilişkin istemlerin kabul veya reddiyle temel cezanın belirlenmesine ilişkin nedenler, e)Cezanın ertelenmesine, tedbirlerden birine çevrilmesine veya ek güvenlik tedbirinin uygulanmasına yönelik veya bu konulardaki istemlerin kabul veya reddine ilişkin dayanaklar gösterilecektir. Açıklanan bu usul kuralları buyurucu nitelikte olup, uyulmaması 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi yollamasıyla 1412 sayılı CYUY.nın 308/7 (5271 sayılı CYY.nın 289/1-e) maddesi uyarınca kesin bozma nedenini oluşturur. Yukarıdaki açıklamalar ışığında; Anayasanın 141, 5271 sayılı CMK’nun 34, 230, 232 ve 289. maddeleri uyarınca mahkeme kararlarının Yargıtay denetimine olanak sağlayacak şekilde açık olması ve Yargıtayın bu işlevini yerine getirebilmesi için kararın dayandığı tüm kanıtların, bu kanıtlara göre mahkemenin ulaştığı sonuçların, iddia, savunma ve dosyadaki diğer belgelere ilişkin değerlendirmelerin, sanığın eylemlerinin ne olduğunun açık olarak gerekçeye yansıtılması gerekirken bu ilkelere uyulmadan gerekçeden yoksun olarak, yazılı şekilde hüküm kurulması, 3- 5237 sayılı TCY’nın 141 ve 142. maddelerinde tanımlanan hırsızlık suçu ile 765 sayılı TCY’nın 493/1. maddesinde yer alan suçun öğelerinin farklı olduğu, sanığın olay tarihinde gündüz sayılan zaman dilimi içerisinde yakınana ait işyerinin alüminyum doğramadan yapılma kapısının kilidini sert bir cisim ile zorlamak suretiyle açıp içeri girerek hırsızlık suçunu işlediğinin anlaşılması karşısında; suçun anahtarla ya da diğer bir aletin anahtar gibi kullanılarak kilit açmak suretiyle gerçekleştirildiğine ilişkin kanıt bulunmadığı düşünülmeden, yazılı biçimde karar verilmesi, 5252 sayılı Yasanın 9/3 maddesi uyarınca, sanık yararına olan hüküm önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümleri olaya uygulanarak ortaya çıkan sonuçların birbiriyle karşılaştırılması suretiyle bulunacağından, öncelikle zorlanarak açıldığı belirlenen alüminyum doğramadan yapılma kapının kilidinin sağlam ve dayanıklı olup olmadığının saptanmasından sonra, zorlanarak açıldığı belirlenen kapı kilidinin sağlam ve dayanıklı olduğunun belirlenmesi halinde eylemin 765 sayılı TCY’nın sayılı Yasanın 493/1; sağlam ve dayanıklı olmadığının belirlenmesi halinde ise 491/4. maddesindeki hırsızlık suçunu oluşturacağı da gözetilerek, 5237 sayılı TCY’nın 142/1-b maddesindeki hırsızlık suçunu oluşturan eylem nedeniyle uygulama yapılıp, her iki Yasaya göre denetime olanak sağlayacak şekilde uygulanan Yasa maddeleriyle, verilmesi gereken cezalar ayrı ayrı tespit edilip, sonuç cezalar karşılaştırılarak lehe olan yasa belirlenip uygulama yapılması gerekirken, yazılı şekilde eksik ve denetime olanak vermeyecek biçimde hüküm kurulması, 4- Sanığın hırsızlık amacıyla girdiği pastane olarak işletilen işyerinde, açık kabullenmesi ve dosya kapsamına göre, pasta, börek gibi yiyecekleri yemiş olduğunun anlaşılması karşısında; eylemin tamamlandığının düşünülmemesi, 5- Adli Sicil kaydına göre, Manisa 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 06.10.2004 günlü, 393-457 sayılı ilamı ile hırsızlık suçundan 06.10.2004 tarihinde yerine getirilmiş hükümlülüğü bulunan sanık hakkında, koşulları bulunduğu halde anılan Yasanın 81/2. maddesi ile uygulama yapılmaması ve aynı Yasanın 522. maddesinin son fıkrasına aykırı olarak anılan maddenin lehe hükümlerinden yararlandırılması, 6- Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 26.09.2006 gün ve 167/198 sayılı kararı ışığında, feri ceza niteliğindeki gecikme zammına ilişkin 647 sayılı Yasanın 5/5. maddesinin, 5275 sayılı Yasanın 122/1. maddesi ile 1.6.2005 tarihinde yürürlükten kaldırılmış olması karşısında; süresinde ödenmeyen para cezalarına gecikme zammı uygulanamayacağının gözetilmemesi, Bozmayı gerektirmiş, sanık ... savunmanının temyiz itirazı ile tebliğnamedeki düşünce bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi yollamasıyla 1412 sayılı CMUK’nun 326/son maddesinin gözetilmesine, 14/04/2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.