TÜRK MİLLETİ ADINA KARAR BAŞKAN : ... ... ÜYE : ... ... ÜYE : ... ... KATİP : ... ... İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ : ANKARA 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 28/04/2022 NUMARASI : 2014/383 Esas 2022/327 Esas DAVA : İtirazın İptali DAVA TARİHİ : 20/04/2011 KARAR TARİHİ : 07/10/2025 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 07/11/2025 Taraflar arasındaki itirazın iptali istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçeyle davanın reddine yönelik olarak verilen hü…
T.C.Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21.Hukuk Dairesi 2022/1570 Esas 2025/1057 Karar T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2022/1570 KARAR NO : 2025/1057 TÜRK MİLLETİ ADINA KARAR BAŞKAN : ... ... ÜYE : ... ... ÜYE : ... ... KATİP : ... ... İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ : ANKARA 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 28/04/2022 NUMARASI : 2014/383 Esas 2022/327 Esas DAVA : İtirazın İptali DAVA TARİHİ : 20/04/2011 KARAR TARİHİ : 07/10/2025 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 07/11/2025 Taraflar arasındaki itirazın iptali istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçeyle davanın reddine yönelik olarak verilen hükme karşı davacı vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile dava dışı ... Gıda San. ve Tic. A.Ş firması arasında yapılan sözlü anlaşma doğrultusunda yaklaşık 10 yıldır ticari ilişki bulunduğunu, taraflar arasında yerleşik uygulamaya göre ... A.Ş yetkililerince istenilen malın siparişinin telefon ile müvekkiline bildirildiğini, müvekkili tarafından istenilen malların Şanlıurfa'dan nakliye araçlarına verilerek Ankara'da bulunan ... tesislerine teslim edilerek faturaların gönderildiğini, fatura ve irsaliyesi olmayan hiçbir sevkiyatın yapılmadığını, malları teslim alan alıcının daha sonra satıcının cari hesabına mahsuben davalı bankanın ... Şubesi nezdinde bulunan müvekkili hesabına mal bedelini kısmen havale ederek cari hesabından düşüldüğünü, gönderilen malların ise cari hesabın alacak bölümüne yazıldığını, taraflar arasında 2008 yılından itibaren alıcıya gönderilen malların bedelinin eksik şekilde havale edilmeye başlandığını, alıcı şirketin yetkilisinin 2009 yılında müvekkili şirketin yetkilisi olan ...'a kendisinin hesaba para yatırırken herhangi hir masraf ödemeyeceğini ve kendi bankası olduğu için işlemleri kolayca yaptırabileceğini belirterek kendisinin şirketinin de hesabının bulunduğu davalı bankanın Ankara ... Şubesinde ayrı bir hesap açmasını sağladığını, müvekkilinin bundan şüphelenmediğini, davalı bankanın Ankara ... Şubesinde 2009 yılında şirket hesabını açtığını, alıcı firma ... şubesindeki hesabın açılmasından sonra havaleleri buraya göndermeye başladığını, müvekkili şirket yetkilisi çoğunlukla Şanlıurfa'da bulunduğu için kendisine havale yapıldığında dava dışı ... Gıda San. ve Tic. A.Ş yetkilisi ... tarafından telefon açılarak hesaba para yatırıldığının haber verildiğini, müvekkili şirket yetkilisinin de bunun üzerine o anda bulunduğu yere en yakın davalı banka şubesine giderek provizyon yoluyla kendisine haber verilen miktarı çekip aldığını, en son olarak 11.04.2010 tarihinde alıcı firmaya gönderilen malın sevkiyatından sonra müvekkili şirket yetkilisi karşı tarafa haber vererek şirketin cari hesabını sıfırlamadan artık kendilerine başka mal gönderilmeyeceğinin bildirildiğini, alıcı firma da hesabını tam olarak kapatmayınca bu tarihten sonra karşı tarafa hiçbir mal sevkiyatı yapılmadığını, kendisine davalı banka tarafından verilen hesap ekstresinde alıcı firma olan dava dışı ... Gıda San. ve Tic. A.Ş. tarafından müvekkilinin hesabına çeşitli tarihlerde bilgisayar ortamında sanal para girişleri yapıldığını ve müvekkili hesabına para girdikten sonra en geç 5 dakika içerisinde tekrar hesaplardan geri çekildiğinin görüldüğünü, müvekkili şirket yetkilisinin şirket hesabına yatan ve çıkan bu paralardan haberdar olmadığı için davalı bankaya müracaat ederek özellikle hesaptan çıkan paralar ile ilgili olarak tanzim edilen dekont örneklerinin istendiğini, talebi üzerine davalı banka ... Şubesi tarafından kendisine verilen dekont örnekleri tetkik edildiğinde bazı tarihlerde müvekkili şirket yetkisi ... bankada hiç bulunmadığı halde hesaba para yatırılıp sahte dekont tanzim etmek suretiyle hesaptan geri çıkış yapıldığının görüldüğünü, davalı bankaya ihtarname gönderilerek sahte evrak tanzimi ile usulsüz şekilde hesaptan yapılan ödemelerin iadesinin istenilmesine rağmen olumlu sonuç alınmadığını, alacağın tahsili için başlatılan takibe davalının haksız olarak itiraz ettiğini belirterek davalının icra takibine itirazının iptaline, asıl alacak üzerinden % 40 icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı iddiasının resmi kayıtlarla örtüşmediğini, davacı şirket ile dava dışı şirket arasında geçmişten beri yapılmakta olan ileri sürülen itirazların tamamının haksız olup davacı tarafın tüm işlemlerden bilgi sahibi olduğunu, davacı şirket ile dava dışı dava dışı ... Gıda San. ve Tic. A.Ş arasında detayı tam olarak tespit edilemeyen bir takım işler gerçekleştiğini, davacının davaya konu işlemlere ait imzasının bulunduğunu, davacının itiraz ettiği işlemlerden sonra bizzat kendisince itiraza konu olmayan bir çok işlemin gerçekleştirildiğini, hesap defterlerinin işletildiğini, davacının işlemlerden bilgi sahibi olmadığı yönündeki beyanlarının hukuken kabul edilemeyeceğini bildirerek davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece, davacı şirket temsilcisi ...'a atfen isim yazılıp imza atılarak davacı şirket hesabında bulunan paraların bilgileri ve talimatları haricinde ve davacı şirketin hiçbir yetkilisi işlem anında bankada bulunmaksızın davacının banka hesabından usulsüz para çekildiğinden bahisle davalı bankanın sorumlu olduğu belirtilerek 24/03/2009 tarihli ve 66.262,08 TL bedelli para çekme dekontuna dayalı olarak davalı aleyhine başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali istemiyle eldeki davanın açıldığı, davacının dava konusu iddiaları ileri sürerek yaptığı şikayet üzerine başlatılan ceza dosyası incelendiğinde, davacı şirket temsilcisinin mahkeme huzurunda alınan beyanında davaya konu dekont dahil olmak üzere bu belgelerdeki imzanın kendisine ait olduğunu, ancak kendi adına para çekme talimatı verip bu amaçla belge imzalamadığını, sanık olan ihbar olunan ... Gıda San. ve Tic. A.Ş yetkilisi ...'ın telkini ile bankanın ... şubesinde hesap açtırmak için gittiklerinde yanında belge olmaması nedeniyle bankada görevli diğer sanık ... ...'nun sisteme işlemeleri gerektiğini belirterek bir kısım belgelere imzalarını aldığını, bunların dekont niteliğinde olduğunu bilmediğini belirttiği, ceza dosyasında aldırılan bilirkişi raporu ile dava konusu dekont dahil tüm para çekme dekontlarındaki imzaların davacı şirket temsilcisine ait olduğunun tespit edildiği, davacı şirket temsilcisinin bu paralarla ilgili önceden bilgisi olmadığını iddia etmiş ise de, kendisinin imzasının bulunduğu dekontlarla yapılan para çekimlerinin bizzat hesap defterine işlenmiş olduğu, bu işlemlerden sonra da başka işlemlerin yine deftere işlendiğinin banka müfettiş raporundan anlaşıldığı, davacı şirket ile ihbar olunan şirket arasındaki ticari ilişkiye istinaden davacı şirket temsilcisi tarafından daha önceden imzalanıp ihbar olunan şirket yetkilisine verilen dekontlarla bankadan bu paralar çekilmiş olduğundan ve davalı banka tarafından hukuka aykırı bir işlem yapılmadığından sorumluluğuna gidilemeyeceği, davacı tarafından başlatılan icra takibine davalının yapmış olduğu itirazın yerinde olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; temelde bir güven kurumu olan ve bütün işlemlerini aşırı bir titizlikle yapması gereken bankanın, şubeye hiç gelmeyen bir kişiye para ödemesi yapmış gibi gerçek dışı işlem tesis etmesinin tam anlamıyla ağır görev kusuru mahiyetinde olduğunu, dekontlardaki imzanın müvekkiline ait olsa ve kesinlikle kabul anlamına gelmemek kayıt ve şartı ile bir an için müvekkilinin bu dekontları bilerek ve isteyerek para çeken kişiye boş bir şekilde imzalayıp verdiği düşünülse bile, bu şekilde imzalı boş bir dekontu yürürlüğe koyarak sanki dekontta imzası bulunan şahıs bankaya gelmiş ve bu parayı çekmiş gibi işlem yapılmasının ağır bir hizmet kusuru olduğunu, bu nedenle davalının söz konusu dekontlar ile çekilen paraların bu dekontlarda imzası bulunan müşterisine ödendiğini kanıtlamadığı sürece bedelini tazmin etmekle yükümlü bulunduğunu, hesap sahibinin kendisi olmadan bir başka kişinin banka hesabından para çekmesi için hesap sahibinin noterde imzası tasdik edilen bir vekaletnamede para çekecek olan kişiyi yetkilendirmesi ve bu vekalet ile birlikte bankaya gelinmesi gerektiğini, ya da hesap sahibinin bizzat bankaya giderek kimliğini ibraz etmek suretiyle bankaya yazılı bir talimat vermesi ve bu talimatta para çekecek olan kişinin isim ve ayrıntılı kimlik bilgilerini belirtmesi icap ettiğini, bunun dışında bankanın imzalı boş dekontla hesaptan para çıkışı yapmasının ve dekontta imzası bulunmayan kişiye ödemesinin asla mümkün olmadığını, müvekkilinin Şanlıurfa’da ikamet etmekte olup, çekilen paralarla ilgili olarak kendisine banka tarafından yazılı veya sözlü hiçbir uyarı yapılmadığını, ayrıca elinde bulunan banka cüzdanı Şanlıurfa’da işlem görmediğini, şirket yetkilisi bu olaydan haberdar olup Ankara’da ki ana şubeye gelerek yapılan işlemleri görmek için banka cüzdanına işlemleri yazdırdığını, ve hemen şikayet yoluna giderek dava açtığını, ... Bankası Teftiş Kurulu Başkanlığı’nın raporu davalıya ait olup, davalı tarafın çalışanı durumundaki müfettiş raporunun hükme dayanak yapılmasının mümkün olmadığını, nitekim bu müfettiş raporunda bankayı ilgilendirmeyen hususlara değinildiğini, hesaptan çekilen paraların ticari ilişki sebebiyle ... firmasının ortaklarına ödendiği belirtilerek buradan hareketle sorumluluktan kurtulmaya çalışıldığını, şirket yetkilisinin yapılan bu işlemlerden haberdar olduğunu, sözde onay verdiği iddiasının kesinlikle doğru olmadığını, öte yandan hesaptan para çekilmesi gibi önemli bir konuda sözlü talimat olsa bile asla geçerli olmadığını, sözlü talimatla bu tür bir işlem yapılamayacağını, bankaların güven müesseseleri olduğunu, boş imzalı dekontların banka çalışanına verilmesinin de bu güvenin bir sonucu olduğunu, bu nedenle banka çalışanının beyanı dikkate alınarak davanın kısmen kabulüne karar verilmesi gerekirken eksik miktar üzerinden karar verilmesinin bozmayı gerektirdiğinin belirtildiğini, kararda banka çalışanına boş dekont verilse bile kendisinin izni olmadan para çekilemeyeceğinin açıkça belirtildiğini, davalı bankanın mahkemece istenilen ve davanın temelini oluşturan dekont asıllarını göndermemesi ve ayrıca bu paraların hangi hesaba yatırıldığı konusunda bilgi vermemek için çabalamasının son derece ilginç olduğunu, talepleri doğrultusunda davalı bankanın ... Şubesine yazılan 19.07.2011 tarihli müzekkere ile ... Şube Müdürlüğüne yazılan aynı tarihli müzekkere cevaplarının gönderilmesi için karşı tarafa kesin mehil verilmesi, aksi takdirde sorumlular hakkında suç duyurusunda bulunulması gerektiği gibi ifade veren banka görevlisinin beyanında, “Ben nakit yönetmeni olarak atandıktan sonra 24.03.2011 tarihinde ... Bankası ... Şubesinde beraber çalıştığımız ... bana ... adına tanzim edilmiş ve imzalanmış dekont getirerek hesapta bulunan bütün parayı çekelim, ben size nereye yatırılacağını veya ödeneceğini söylerim, dedi. Miktarını tam olarak hatırlamadığım hesapta bulunan bütün parayı normal para çekme işlemi yapar gibi hesaptan çektim. sonrasında ...’ın söylemiş olduğu şuan hatırlamadığım hesaba yatırdım. Hangi hesaba yatırıldığını ... bilmektedir.” denildiğini, diğer görevli ... ise polisteki ifadesinde, “Banka şubesinde 1999 yılından buyana çalışmaktayım. Sadece 24.03.2011 tarihli işlemde bulundum. ..., 24.03.2011 günü ... şirketi hesabından ... hesabına 66.262,08 TL’nin virman yapılmasını istedi. bu işlemin yapılmasından sonra, bu tutarın ... hesabından çekilmesine dair üzerinde ... yetkilisi ...’ın imzası bulunan dekontu ibraz etti ve işlemi yaptık. ... ile ... arasındaki ticari ilişkinin detayını bilmemekle beraber, ... beyin belirttiğine göre ... adına şubemizdeki hesabın açılışı sırasında ...’ın bu hesaptan her türlü işlemi yapmaya yetkili olduğunu beyan etmiş. Ancak bankamızca bu sözlü beyan ile işlem yapılamayacağından her zaman dekontlara imza alınmaktadır.” denildiğini, banka görevlileri olan ... ile ... isimli şahısların bu beyanlarının tüm iddialarının doğru olduğu gösteren ve davayı kanıtlayan kesin delil mahiyetinde olduğunu, gerekçeli kararda banka görevlisi ve diğer para çeken sanık hakkında beraat kararı verilmesinin tamamen teknik bir gerekçeye dayandırıldığını, toplanan tüm deliller ve davalı banka görevlilerinin ikrar mahiyetindeki beyanları, davalının kendisine düşen özen yükümlülüğünü yerine getirmediğini, 5441 sayılı Bankacılık Mevzuatına aykırı davrandığını, imzalı boş dekontlarla para çekerek bu dekontlarda ismi yazılı kişi şubede olmadığı halde sanki bizzat şubeye gelerek para çekmiş gibi işlem yaptığının çok net bir biçimde kanıtlandığını, bu delillere göre açılan davanın kabul edilmesi gerekirken reddedilmesinin yasaya aykırı olduğunu belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ Dava; banka hesabından bilgisi ve rızası dışında çekilen paranın tahsili talebi ile başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. 6100 Sayılı HMK'nın 355.maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede; Davacının banka hesap hareketleri, Ankara 7. İcra Müdürlüğünün 2011/4011 sayılı icra takip dosyası, davacı tarafından davalıya gönderilen ihtarname sureti, Ankara 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 2012/128 Esas 2013/323 Karar sayılı dosya sureti, ceza dosyasında görüntü ve belge inceleme uzmanı bilirkişiden alınan bila tarihli rapor ile fizik ihtisas dairesinden alınan 19/02/2013 tarihli adli tıp raporu, banka dekontu, davacı şirket yetkilisi ... tarafından davalıya gönderilen ihtarname sureti, davalı banka teftiş kurulu başkanlığının 20/06/2011 tarihli inceleme raporu, davacı tarafından davalı aleyhine başlatılan Ankara 7. İcra Müdürlüğünün 2011/4016, 2011/4012, 2011/4015, 2011/4014, 2011/4013 sayılı takip dosyaları ile davacı tarafından dava dışı ... Gıda San. ve Tic. A.Ş aleyhine başlatılan Ankara 7. İcra Müdürlüğünün 2011/3715, 2011/3712, 2011/3713 sayılı takip dosyaları dosya içerisinde yer almaktadır. Dava konusu Ankara 7. İcra Müdürlüğünün 2011/4011 sayılı icra takip dosyası incelendiğinde; davacı tarafından davalı borçlu aleyhine toplam 66.800,00 TL alacağın tahsili talebi ile banka dekontuna dayanarak ilamsız icra takibi başlatıldığı, ödeme emrinin davalıya 18/04/2011 tarihinde tebliğ edildiği, davalı borçlunun 19/04/2011 tarihinde takibe konu borca itiraz ettiği, itirazın 7 günlük hak düşürücü süre içerisinde yapıldığı, davacı alacaklı vekiline itirazın tebliğ edilmediği, iş bu itirazın iptali davasının itiraz dilekçesinin alacaklı yana tebliğ tarihinden itibaren başlayacak olan 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde, 20/04/2011 tarihinde açıldığı dosya içeriği ile sabittir. Anılan icra takip dayanağı banka dekontundan, davacının davalı bankada bulunan hesabından 24/03/2011 tarihinde 66.262,08 TL'nin çekildiği, hesaptan parayı çeken olarak da davacı şirket yetkilisi olan ...'ın isim ve imzasının bulunduğu anlaşılmıştır. Davacı şirket yetkilisi ... tarafından işbu davada ileri sürülen iddialarla dava dışı ... Gıda San. ve Tic. A.Ş yetkilisi ... ve davalı banka çalışanı ... ... hakkında yaptığı şikayet üzerine açılan Ankara 7. Ağır Ceza Mahkemesinin 2012/11 Esas sayılı ceza davasında atılı suçun banka zimmet suçunu oluşturduğu, Ankara 2. Ağır Ceza Mahkemesinin görevli olduğu gerekçesiyle 2012/64 Karar sayılı karar ile görevsizlik kararı verilmiştir. Dosyanın gönderildiği Ankara 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 2012/128 Esas sayılı dosyasında yapılan yargılama sırasında görüntü ve belge inceleme uzmanı bilirkişiden alınan bila tarihli raporda, banka güvenlik kamerasının arka planında kalan odalarda işlem yaptıkları değerlendirilen 3 erkek şahıs görüntüleriyle ... Gıda ... Ltd. Şti yetkilisi ...'ın mukayese fotoğrafları arasında müspet veya menfi bir kanaat beyanında bulunulabilmesinin mümkün olamadığı yönünde kanaat bildirilmiş, fizik ihtisas dairesinden alınan 19/02/2013 tarihli adli tıp raporunda da, işbu dava konusu dekontunda içinde yer aldığı 6 adet banka dekontundaki yazı ve imzaların ...'ın eli ürünü olduğu tespit edilmiştir. Ceza soruşturması sırasında kollukta beyanı alınan davalı banka çalışanı ... 16/06/2011 tarihli beyanında, 24/03/2011 tarihli işlemde bulunduğunu, 2009 yılındaki 5 işlem ile ilgisinin olmadığını, dava dışı ... Gıda San. ve Tic. A.Ş'nin yetkilisi olan ...'ın 24/03/2011 günü şirket hesabından ... şirketi hesabına 66.262,08 TL'nin virman yapılmasını istediğini, bu işlemin yapılmasından sonra bu tutarın ... hesabından çekilmesine dair üzerinde ... adına yetkilisi ...'ın imzası bulunan dekontu ibraz ettiğini, işlemi yaptıklarını, ... ile ... arasındaki ticari ilişkinin detayını bilmediğini, banka çalışanı ... Bey'in belirttiğine göre ... adına şubedeki hesabın açılışı sırasında ...'ın bu hesaptan her türlü işlem yapmaya yetkili olduğunu beyan ettiğini, ancak bankaca bu sözlü beyan ile işlem yapılamayacağından her zaman dekontlara imza alındığını, ...'ın şubeye daha önce geldiğinde dekontu imzaladığını, dekonttaki imzayla ... yetkilisi ...'ın banka sistemindeki imzasının aynı olması ve geçmişten bu yana benzer şekilde ... yetkilisini bilgisi dahilinde benzer işlemler yapıldığında ve ... tarafından dekont imzalandığından işlemin gerçekleştirildiğini, ...'ın şikayetine konu 6 işlemin 5 adedinin 2009 yılına ait olmasına rağmen 2009 yılından önce de 2007 yılında benzer işlemlerin yapıldığını, ...'ın bu işlemlere bir itirazının bulunmadığını beyan ettiği görülmüştür. Ankara 2. Ağır Ceza Mahkemesince yapılan yargılama sonunda şikayete konu işlemlerin 2007-2009 yılları arasında gerçekleştiği, buna karşılık şikayetin 03/05/2011 tarihinde yapıldığı, katılan hesabından çekilen bu paralarla ilgili önceden bilgisi olmadığını iddia etmiş ise de, kendisinin imzasının bulunduğu dekontlarla yapılan para çekimlerinin bizzat hesap defterine işlendiği, bu işlemlerden sonra da başka işlemlerin yine deftere işlendiğinin banka müfettiş raporundaki tespitlerden anlaşıldığı, dava konusu işlemlerle ilgili katılanın bilgi sahibi olmadığı veya daha sonradan öğrendiği konusundaki iddiasının samimi bulunmadığı, sanıkların katılana yönelik hileli davranışlarla onu hataya düşürüp dava konusu paraların onun hesabından bu yolla çekmedikleri, katılan ve sanık ...'ın aralarındaki ticari ilişkiye istinaden katılan tarafından daha önceden imzalanıp sanığa verilen dekontlarla bu paraların çekildiği, olayda nitelikli dolandırıcılık suçunun yasal unsurlarının bulunmadığı, hukuki ihtilaf niteliğinde olduğu, sanıkların üzerlerine atılı banka zimmeti suçunu da işlemedikleri gerekçesiyle 2013/323 Karar sayılı karar ile sanıkların atılı suçlardan ayrı ayrı beraatlerine karar verilmiştir. Anılan ceza mahkemesi kararına karşı katılan ... vekili tarafından temyiz kanun yoluna başvurulduğu, Yargıtay 7. Ceza Dairesinin 2020/5416 Esas 2020/19983 Karar sayılı kararıyla katılanın davaya katılmasına karar verilmesinin hukuken geçersiz olduğu, bu kararın hükmü temyize hak vermeyeceği gerekçesiyle katılan vekilinin temyiz isteminin reddine hükmedilmiştir. Davacı tarafından davalıya gönderilen 11/04/2011 tarihli ihtarname ile, şirket hesabından yapılan bir takım asılsız para girişleri ve çıkışları olduğunun tespit edildiği, 6 kalem işlem belirtilmek suretiyle para giriş çıkışlarının tamamının gerçek dışı olduğu, şirket yetkilisi ...'ın kendisine ödenmiş gibi gösterilen bu paraları almadığı, hattı bu paraların bir kısmı sözde kendisine ödenirken ...'ın yurt dışında bulunduğu, dekontlarda görülen ödemelerin fiilen kendisine yapılmış olmasının imkansız bulunduğu, ödeme dekontlarındaki yazı ve imzanın ...'a ait olmadığı belirtilerek 1.146.262,08 TL usulsüz ödeme bedelinin 3 iş günü içinde ödenmesi ihtar olunmuştur. Davacı şirket yetkilisi ... tarafından davalıya gönderilen 01/03/2012 tarihli ihtarname ile de, banka hesabından bilgi ve talimatı dışında para çekildiği belirtilerek çekilen paraların 2 iş günü içinde ödenmesi istenilmiştir. Davalı banka Teftiş Kurulu Başkanlığının 20/06/2011 tarihli inceleme raporunda, grafolojik inceleme sonucu işlemlerdeki imzanın davacı yetkilisi ... diğer işlemlerdeki imzalarıyla uyumlu olduğu sonucu çıktığı, itiraza konu 6 adet işlemde (dava konusu işlem dahil) hesaptan çıkan tutarların dava dışı ... Gıda San. ve Tic. A.Ş firması ve ortaklarının hesaplarına aktarıldığı, iki firma arasında 2007 yılındaki işlemlerde de dava dışı ... Gıda San. ve Tic. A.Ş firmasından gönderilen tutarlar sonrasında dava dışı ... Gıda San. ve Tic. A.Ş firmasına para gönderilen işlemler bulunduğu, iki firma arasında buna benzer işlemlerin daha önce de gerçekleştirildiğinin belirlendiği, gerçekleştirilen işlemler sonucunda itiraza konu 4 işlemin deftere yazdırıldığı, ... yazdırma işlemlerini farklı şubelerden gerçekleştirdiği işlemler sırasında yaptığının belirlendiği, defter yazdırma işlemlerinde, ilgili işlemlerden hemen önceki işlemlerin itiraza konu işlemler olması sebebiyle ...'ın 2009 yılında gerçekleştirilen 4 adet işlemi hesap cüzdanına yazdığının belirlendiğini, davacının 2009 yılında çeklerini ödeyemediği, bankalar nezdindeki kredilerin zarar niteliğine geçtiği, bu kadar zor durumdaki firmanın iddia edildiği gibi 2008 yıl sonu itibarıyla dava dışı ... Gıda San. ve Tic. A.Ş'den 2.000.000,00 TL, 2009 sonu itibarıyla ise 2.500.000,00 TL alacağı olması halinde bu süre zarfında hiçbir takibe geçmediği, hatta 2010 yılında kendisine ait fabrika üzerine 450.000,00 TL ipotek verdiğinin görüldüğü, bankadan 2010 yılında emekli olan ... ...'nun gerçekleştirdiği 2009 yılındaki 1.080.000,00 TL tutarlı 5 adet işlemin ...'ın işlem öncesi verdiği sözlü onay ve imzaladığı dekontlara istinaden gerçekleştirildiğinin görüldüğü, dava dışı ... Gıda San. ve Tic. A.Ş firmasının yaklaşık 40 senedir ... şubesinin müşterisi olduğu, firmanın ve ortaklarının şube nezdinde 12.000.000,00 TL'nin üzerinde mevduatı bulunduğu, uzun yıllardır firmanın tek bankası olarak çalışıldığı, firma ve ortaklarına uzun yıllara dayanak güven sonucunda ve işlemlerde ...'ın kendisinin imzasını atması ve sözlü onay vermesiyle işlemlerin gerçekleştirildiğinin anlaşıldığı, ... ...'nun şubede yaklaşık 20 yıldır çalışması nedeniyle tüm işlemlerin bu personel tarafından gerçekleştirildiği, işlemler hakkında diğer personellerin 2011 yılına kadar bilgi sahibi olmadığı, 24/03/2011 tarihli işlemden önce iki firma arasında bir görüşme yapıldığı, bu görüşme sonrasında dava dışı ... Gıda San. ve Tic. A.Ş'nin 66.262,08 TL tutarlı para çekme işlemini gerçekleştirdiği kanaatinin oluştuğu tespit edilmiştir. Davacı tarafından davalı aleyhine diğer banka dekontlarına dayanılarak Ankara 7. İcra Müdürlüğünün 2011/4016 sayılı takip dosyası ile, toplam 133.000,00 TL, 2011/4012 sayılı takip dosyası ile toplam 120.000,00 TL, 2011/4015 sayılı takip dosyası ile toplam 392.600,00 TL, 2011/4014 sayılı takip dosyası ile toplam 323.500,00 TL, 2011/4013 sayılı takip dosyası ile toplam 423.400,00 TL alacağın tahsilinin talep edildiği görülmüştür. Davacı tarafından dava dışı ... Gıda San. ve Tic. A.Ş aleyhine faturalara dayalı olarak Ankara 7. İcra Müdürlüğünün 2011/3715, 2011/3712, 2011/3713 sayılı takip dosyaları başlatılmıştır. Davacı yan davalı bankada bulunan hesabından bilgisi ve talimatı olmadan 24/03/2011 tarihinde para çekme işlemi yapıldığını, alacağın tahsili için başlatılan icra takibine davalının haksız olarak itiraz ettiğini iddia etmiş, davalı yan ise davanın reddini savunmuştur. Mahkemece yapılan yargılama sonunda yukarıda özetlenen gerekçe ile davanın reddine karar verilmiştir. Taraflar arasında davacının davalı bankada mevduat hesabı bulunduğu, davacının hesabından 24/03/2011 tarihinde 66.262,03 TL çekildiği, banka dekontu üzerinde davacı şirket yetkilisi ...'ın isim ve imzasının yer aldığı hususlarında herhangi bir ihtilaf bulunmamaktadır. Uyuşmazlık, davacının mevduat hesabından 24/03/2011 tarihinde para çekilmesine ilişkin banka dekontundaki imzanın davacı eli ürünü olup olmadığı, para çekme işlemi sırasında davacının bankada bulunup bulunmadığı, dekonttaki imzanın para çekme işleminden önce alınıp alınmadığı, imza önceden alınmış ise, işlem tarihinde hesabından para çekilme işleminde davacının bilgisi ve rızası bulunup bulunmadığı, davacının yapılan işlemlere icazet verip vermediği, alacağın tahsili için başlatılan icra takibine davalı itirazının haksız olup olmadığı hususlarından kaynaklanmaktadır. Davacı vekilinin istinaf itirazları incelendiğinde; davacı yan dava dilekçesinde ve aşamalarda davalı bankada bulunan hesabından usulsüz para çekildiğini ileri sürerek 24/03/2011 tarihli dekontla hesabından çekilen 66.262,08 TL'nin tahsili için başlatılan icra takibine davalının itirazının haksız olduğunu ileri sürerek işbu itirazın iptali davasını açmıştır. Davacının itiraz ettiği ve dava konusu takip dayanağı olan 24/03/2011 tarihli banka dekontunun da yer aldığı 6 adet banka dekontundaki imzanın ve yazının davacı şirket yetkilisi ...'ın eli ürünü olduğu, ceza yargılaması sırasında alınan adli tıp raporundan anlaşıldığı gibi davacı şirket yetkilisi ... ceza soruşturması sırasında alınan ifadesinde de, dekontların daha önceden boş olarak imzalatılarak kendisinden alındığını belirtmiştir. Yapılan açıklama karşısında dava konusu takip dayanağı banka dekontundaki imzanın davacı şirket yetkilisi eli ürünü olduğu sabit hale gelmiştir. Davacı yan dava dilekçesinde ve aşamalarda hesabından para çekilmesine ilişkin bilgisi bulunmadığını ileri sürmüş ise de, davalı bankanın teftiş kurulu başkanlığı tarafında düzenlenen inceleme raporundan, davacının ceza soruşturmasına da konu olan, işbu dava konusu banka dekontu ile birlikte bilgisi ve rızası olmadığını ileri sürdüğü dekontlardan, davalı banka hesabından 2009 yılında para çekme işlemlerine ilişkin 4 adet banka dekontuna ilişkin işlem gerçekleştirildikten sonra, her bir işlemin devamında davacı şirket yetkilisi ... tarafından davalı bankanın başka bir şubesindeki banka hesabından hesap cüzdanını yazdırdığının anlaşıldığı, bu şekilde yapılan iş ve işlemlerden haberdar olduğu, gelinen aşamada davalı banka tarafından yapılan işlemlerin hukuka aykırı olduğunu ileri süremeyeceği, davalı banka tarafından hukuka aykırı bir işlem yapılmadığı anlaşılmıştır. Hal böyle olunca, mahkemece dava konusu banka dekontundaki yazı ve imzanın davacı şirket yetkilisi eli ürünü olduğu, davacının şirket hesabından para çekme işlemleri yapıldıktan sonra davacı şirket yetkilisinin hesap cüzdanına işlemleri yazdırdığı, davalı bankanın hukuka aykırı iş ve işlemi bulunmadığı, davalının icra takibine itirazının haksız olmadığı gözetilerek yazılı şekilde hüküm kurulmasında bir isabetsizlik görülmemiştir. Tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin davanın reddi yönündeki kararında herhangi bir isabetsizlik görülmediğinden davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Alınması gerekli olan 615,40 TL istinaf karar harcından peşin alınan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 534,70 TL harcın davacıdan alınarak Hazineye gelir kaydına, 3-Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından davalı yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361. maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay'da temyiz kanun yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 07/10/2025 Başkan - ... Üye - ... Üye - ... Zabıt Katibi - ... ... ... ... ...