T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2023/1995 KARAR NO : 2025/2235 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R BAŞKAN : ... ... ÜYE : ... ... ÜYE : ... ... KATİP : ... ... İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 5. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 31/05/2023 NUMARASI : 2022/150 E. - 2023/278 K. DAVANIN KONUSU : İtirazın İptali Taraflar arasında görülen davada Ankara 5. Fikri ve Sınai Hakla…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2023/1995 KARAR NO : 2025/2235 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R BAŞKAN : ... ... ÜYE : ... ... ÜYE : ... ... KATİP : ... ... İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 5. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 31/05/2023 NUMARASI : 2022/150 E. - 2023/278 K. DAVANIN KONUSU : İtirazın İptali Taraflar arasında görülen davada Ankara 5. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 31/05/2023 tarih ve 2022/150 Esas - 2023/278 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı ve katılma yoluyla davalı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı, 50.212,98-TL telif alacağı için davalı şirket aleyhine Ankara 27. İcra Dairesinin 2022/5420 sayılı dosyasında genel haciz yolu ile takip başlattığını, davalının itirazı üzerine takibin durduğunu, oysa, müvekkilinin daha önce davalı şirket aleyhine Ankara 29. İcra Dairesi nezdinde 2019/10434 Esas numarası ile takip yaptığını, davalının itirazı üzerine takibin durduğunu, müteakiben Ankara 1. İcra Hukuk Mahkemesinin 2019/815 Esas sayılı dosyasında açtığı itirazın kaldırılması davasının kısmen kabul edildiğini, bu karara karşı davalı tarafça istinaf başvurusu yapılması üzerine, alacağın dayanağı sözleşmelerin İİK'nın 68/1. maddesi kapsamında olmadığı gerekçesiyle İcra Hukuk Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddedildiğini, bunun üzerinde davalı şirketin yaptığı ödemenin iadesini talep ettiğini, haciz yoluna başvurup, tahsilat yaptığını, müvekkilinin yine davalı şirket aleyhine Ankara 22. İcra Dairesi nezdinde 2019/14758 Esas numarası ile takip yaptığını, davalının itirazı üzerine takibin durduğunu, müteakiben Ankara 7. İcra Hukuk Mahkemesinin 2019/1115 Esas sayılı dosyasındaki itirazın kaldırılması talebinin dayanak telif sözleşmesinin İİK'nın 68/1. maddesi kapsamında bir belge niteliğinde olmadığı ve alacağın varlığı yargılamayı gerektirdiği gerekçesiyle reddedildiğini, istinaf başvurusunun ise miktar bakımından reddedilerek takibin sonuçsuz kaldığını, böylece alacağının tahsil edilemediğini, her iki icra dosyasında da itirazın iptali davası açılması için 1 yıllık hak düşürücü süre geçtiği için ve dava ticari nitelikte bir dava sayıldığından arabulucuya başvurma şartı arandığından yeni bir takip başlatmak mecburiyeti hasıl olduğunu, yeni açılan takip her iki icra takip dosyasını da kapsadığından mükerrerlik itirazının geçersiz olduğunu, takibe konu telif sözleşmelerinde yazar olarak şahsına ödenecek telif miktarının ne olduğu ve ne zaman muaccel olacağının açıkça belirtildiğini, nitekim Ankara 1. İcra Hukuk Mahkemesince alınan bilirkişi raporunda alacak hesaplaması yapıldığını, fakat temerrüt faizinin hesaplanmadığını, borçlu şirketin kendisine takip tarihi itibariyle faiziyle birlikte 50.212,98-TL'lik borcu olduğunun kendi imzasını taşıyan sözleşmeler ve yaptığı banka ödemeleriyle sabit bulunduğunu ileri sürerek, borçlunun itirazının iptaline, takibin devamına, %20 icra inkâr tazminatına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili, davacının itirazın iptalini istediği icra takibinde bahsedilen alacaklar yönünden muhtelif defalar icra takibi başlattığını, dosyaların halen derdest olması nedeniyle hukuka aykırı mükerrer tahsilat yapmaya çalıştığını, davacının Ankara 29. İcra Dairesinin 2019/10434 Esas ve Ankara 22. İcra Dairesinin 2019/14758 Esas sayılı dosyalarında itirazın iptalini istemesi gerekirken mükerrer takip başlatarak Ankara 27. İcra Müdürlüğünün 2022/5420 esas sayılı dosyası üzerinden itirazın iptalini istemesinde hukuki yarar bulunmadığını, derdestlik itirazında bulunduklarını, yine Ankara 2. Fikri Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2022/117 sayılı Esasında kayıtlı davacı tarafından açılan tecavüzün refi ve tazminat davasının derdest olduğunu, bu davada da davacının bu sözleşmelerden kaynaklı maddi tazminat talep ettiğini, bu yönden de derdestlik itirazında bulunduklarını, Ankara 29. İcra Dairesinin 2019/10434 Esas sayılı dosyasına 23/11/2020 tarihinde taraflarınca 43.000,44-TL yatırıldığını, BAM kararı sebebiyle bu bedelin iadesinin istenildiğini, ancak şu ana kadar 14.351,61-TL'nin geri alınabildiğini, halen 28.648,83-TL'nin (faiz hariç) davacının uhdesinde olduğunu, kabul anlamına gelmemekle birlikte ödenmiş olan ve davacı uhdesinde kalan 28.648,83-TL (faiz hariç) bedel geri ödenmeksizin aynı alacak için yeni bir icra takibi yapılmasında ve itirazın iptalinin istenilmesinde hukuki bir yarar bulunmadığını, bu tutarın takas ve mahsubunun gerektiğini; taraflar arasında imzalanmış bulunan telif sözleşmelerine istinaden eksik ödemenin söz konusu olmadığını, davacıyla öncelikle 22/06/2015 tarihinde "..." isimli esere ilişkin sözleşme yapıldığını, bu sözleşmeye göre alınan bandrollerin matbaa tarafından kaybedildiğini, buna ilişkin 22/08/2015 tarihli tutanak tutulduğunu, ... Gazetesi Ankara Seri İlanlar ekinde ilan edildiğini, bandrol kaybı sebebiyle baskının tamamlanmadığını ve piyasaya sürülmediğini, dolayısıyla sözleşmenin 4. maddesine göre telif ücreti tahakkukunun da söz konusu olmadığını, bandrol kaybı sebebiyle müvekkilinin durumu yazara bildirerek yeni sözleşme ile yeniden bandrol alınması gerektiğini bildirdiğini ve 28/08/2015 tarihli sözleşme imzalanarak baskı yapıldığını, piyasaya sürüldüğünü, kitabın 2 defa basım ve 2 defa piyasaya sürülmesinin söz konusu olmadığını, davacıya durum zamanında izah edilerek 2. sözleşme yapılmış ise de aradan geçen zaman zarfında oluşan husumet ve diğer davalar sebebi ile davacının haksız iddialarla sebepsiz zenginleşmeye yönelik olarak icra takibi başlattığını ve davalar açtığını savunarak, davanın reddini ve davacı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, icra takip tarihi itibariyle, davacının, davalı yandan, akdettiği telif sözleşmelerine istinaden toplamda; 3.000,00-TL + 3.000,00-TL + 16.496,08-TL + 6.600-TL = 29.096,08 -TL asıl alacağı bulunduğunun tespit edildiği, davalı vekili her ne kadar 05/04/2023 tarihli dilekçesi ile Ankara 23. İcra Dairesi'nin 2023/24 Esas sayılı icra takip dosyasına konu alacağın iş bu davada ileri sürülen alacak isteminden mahsubu isteminde bulunmuşsa da Yargıtay 11.Hukuk Dairesi'nin 29/11/2022 tarih 2021/3395 E 2022/8469 K sayılı kararında da belirtildiği üzere; takas def'inin dilekçe teati aşamasından sonra ileri sürülmesinin savunmanın genişletilmesi yasağı kapsamında olduğu; davalı yanın dilekçe teati aşamasından sonra ileri sürdüğü bu def'iye davacı yan açıkça muvafakat etmediğinden söz konusu def'iye itibar edilmeksizin yargılamanın yürütüldüğü gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile; Ankara 27. İcra Dairesinin 2022/5420 Esas sayılı takip dosyasına yapılan itirazın 29.096,08-TL asıl alacak üzerinden iptali ile bu tutar üzerinden takibin devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine, icra takibinde temerrüt faizi talep edilmediğinden alacağın fer'i istemleri bakımından karar verilmesine yer olmadığına, asıl alacağın %20'si olan 5.819,22-TL icra-inkâr tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı istinaf başvuru dilekçesinde, icra takibinde asıl alacak ile işlemiş temerrüt faizi talep edildiğini, Uyap üzerinde görülen takip belgesinde alacak kalemlerinin ayrı ayrı yazılmamasının bu yönde talep yapılmadığı anlamına gelmediğini, reddedilen miktara göre vekalet ücreti takdiri gerektiğini, davalı taraf lehine hükmedilen vekalet ücretinin kaldırılması gerektiğini ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. Katılma yoluyla davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, derdestlik ve hukuki yarar yokluğu itirazlarının değerlendirilmediğini, itirazın iptali davası açma süresinin borca itirazın tebliği ile başlayacağını, alacaklının icra işlemleri yapmasının tebliğ anlamına gelmediğini, mükerrer takip başlatılmasında hukuki yararın bulunmadığını, müvekkilince ödenmiş olup davacının uhdesinde kalan 28.648,83-TL geri ödenmeksizin yeni takip yapılmasının haksız ve kötüniyetli olduğunu, bu tutarın takas ve mahsubunun gerektiğini ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir. GEREKÇE : Dava, telif hakkı alacağının tahsili için başlatılan takibe vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Yukarıda yapılan özetten de anlaşılacağı üzere, davacı, davalıdan bakiye telif ücreti alacağının bulunduğu iddiasıyla, davalıya karşı Ankara 22. İcra Müdürlüğünün 2019/14858 ve Ankara 29. İcra Müdürlüğünün 2019/10434 sayılı dosyalarında genel haciz yoluyla takip başlatmış, söz konusu takip dosyalarında davalının borca itirazının iptali için dava açma süresinin dolduğundan bahisle bu kez, eldeki davaya konu Ankara 27. İcra Müdürlüğünün 2022/5420 sayılı dosyasında yeni bir takip talebinde bulunmuştur. Somut olaya uygulanması gereken İİK'nın 67/1. maddesine göre takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir. Hükümde öngörülen bir yıllık süre, hak düşürücü süre niteliğinde olup, hükmün açık lafzı gereği itirazın alacaklıya tebliğ edilmesi ile başlar. Diğer bir ifade ile itiraz alacaklıya Tebligat Kanunu hükümlerine göre usulüne uygun olarak tebliğ edilmemiş ise bir yıllık süre başlamaz. Ne var ki, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 28.02.2019 tarih ve 2018/13-602 E. - 2019/218 K. sayılı kararında belirtildiği üzere, bu yönde tebligat kendisine yapılmamış olsa bile alacaklı, ödeme emrine itirazın hükümden düşürülmesi için öngörülen kanuni yollara başvurabilir ve bu hâlde salt ödeme emrine itiraz alacaklıya henüz tebliğ edilmediği gerekçesiyle erken dava açıldığından bahsedilemeyeceği açıktır. Alacaklı, bu şekilde itirazın kaldırılması yönünde icra hukuk mahkemesine başvurduğunda, başka bir anlatımla, ödeme emrine itirazın tüm hukuki anlam ve sonuçlarına vakıf olduğunu ve hükümden düşürülmesi gerektiğini mahkemeye verdiği dava dilekçesiyle bildirdiğinde, tebliğ ile aranan öğrenme ve belgelendirme unsurları aynı anda tümüyle gerçekleşmiş olacağından, itirazın kaldırılması dilekçesinin verilmesi, ödeme emrine itirazın tebliği hükmünde sayılmalı ve hak düşürücü sürenin de bu tarihten itibaren işleyeceği kabul edilmelidir. Somut uyuşmazlıkta da, davacı, önceki tarihli takiplere ilişkin olarak itirazın iptali davası açmak yerine itirazın kaldırılması davası açmayı tercih etmiştir. Bu bağlamda, davacının Ankara 22. İcra Müdürlüğünün 2019/14858 sayılı dosyasında davalı aleyhine başlattığı takibe vaki itirazın kaldırılması için Ankara 7. İcra Hukuk Mahkemesinin 2019/1115 sayılı esasında açtığı davanın tarihi 02.12.2019; Ankara 29. İcra Müdürlüğünün 2019/10434 sayılı dosyasında başlattığı takibe vaki itirazın kaldırılması talebiyle Ankara 1. İcra Hukuk Mahkemesinin 2019/815 sayılı esasında açtığı davanın tarihi ise 15.08.2019'dur. Buna göre, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun yukarıda belirtilen içtihadı nazara alındığında; eldeki davanın 28.04.2022 açılış tarihi itibariyle, Ankara 22. ve 29. İcra Müdürlüklerinde başlatılan icra takipleri yönünden, itirazın iptali davası açılması için öngörülen 1 yıllık hak düşürücü süre dolmuştur. Açıklanan nedenle, davalı vekilinin anılan takipler yönünden itirazın iptali davası açma süresinin dolmadığı yöndeki istinaf itirazı yerinde görülmemiştir. Davalı vekili, derdest icra takibi yapıldığı savunmasında da bulunmuştur. Gerçekten de, eldeki davaya konu telif alacağı, davacının Ankara 22. ve 29. İcra Müdürlüklerinde başlattığı takiplere konu telif alacaklarının toplamından oluşmaktadır. Aynı alacak için, Ankara 27. İcra Müdürlüğünün 2022/5420 sayılı dosyasında yeni bir takibini başlatmıştır. Ancak, İİK'nın 68/1. maddesinin itirazın kaldırılması davası açılması için öngörülen 6 aylık hak düşürücü süreye ilişkin "Bu süre içerisinde itirazın kaldırılması istenilmediği takdirde yeniden ilâmsız takip yapılamaz." şeklindeki son cümlesi itirazın iptali davaları için de kıyasen uygulanır. Bu durumda, alacaklı itirazın tebliğinden itibaren ne altı ay içinde icra mahkemesinden itirazın kaldırılmasını ve ne de bir yıl içinde mahkemeden itirazın iptalini istemezse, artık bundan sonra aynı alacak için yeni bir ilamsız takip yapamaz. Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin 18.12.2019 tarih ve 2016/8239 E.-2019/5403 K. sayılı kararı da bu yöndedir. Açıklanan nedenle, davalı vekilinin, derdest takip bulunduğu ve davacının eldeki davaya konusu takibi başlatmakta hukuki yararının bulunmadığına ilişkin istinaf itirazları yerindedir. O halde İlk Derece Mahkemesince, yukarıda yapılan açıklamalar göz önüne alınarak, davacının eldeki davayı açmakta hukuki yararının bulunmaması nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerekirken, hatalı değerlendirme ile yazılı şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiştir. Yukarıda açıklanan gerekçelerle, HMK'nın 114/1-h maddesinde dava şartı olarak öngörülen hukuki yarar yokluğundan davanın reddine karar verilmesi gerektiğinden HMK'nın 353/1-a-4 maddesi gereğince işin esası incelenmeden kararın kaldırılması ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın mahkemesine gönderilmesine, kararın niteliğine göre, davalı vekilinin sair ve davacının tüm istinaf itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-a-4 maddesi gereğince KABULÜ ile Ankara 5. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi 31/05/2023 gün ve 2022/150 Esas - 2023/278 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 2-Dosyanın, davanın yeniden görülmesi için mahkemesine İADESİNE, 3-Davalı vekilinin sair ve davacının tüm istinaf itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, 4-Davalı tarafça istinaf başvurusunda peşin olarak yatırılan 496,75-TL maktu istinaf karar ve ilam harcının istek halinde davalıya iadesine, 5-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 6-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yapılacak yargılamada değerlendirilmesine, 7-Kararın tebliği ve harç işlemlerinin yerel mahkeme tarafından yaptırılmasına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 21/11/2025 tarihinde HMK 353/1-a maddesi uyarınca miktar itibariyle KESİN olmak üzere karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH: 20/12/2025 Başkan ... Üye ... Üye ... Katip ...