İSTİNAF KARAR TARİHİ: 30/12/2025 Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı ... Gıda'nın 02.03.1994 tarihinde davacı ...'ın eşi diğer davacıların babası ... ... ve ortağı ... ... tarafından 10.000.000-TL(6 sıfır atılmadan önce) ser…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 43. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2024/667 KARAR NO : 2025/2048 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 19/10/2023 NUMARASI : 2019/509 Esas - 2023/825 Karar DAVA: Alacak (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) İSTİNAF KARAR TARİHİ: 30/12/2025 Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı ... Gıda'nın 02.03.1994 tarihinde davacı ...'ın eşi diğer davacıların babası ... ... ve ortağı ... ... tarafından 10.000.000-TL(6 sıfır atılmadan önce) sermaye ile kurulduğunu, 01.06.1996'da ortak ...'nin ayrıldığını, o zamanki TTK uyarıca 2 ortak gerektiğinden ...'in kardeşi ...'in tehditle kendini ortak yaptırdığını, 31.10.2002'de ...'in vefatı ile şirket hissesinin miras olarak davacılara kaldığını, ticaret sicilde gerekli işlemlerin yapıldığını, davalı ...'in davacı ...'a (...'in eşi) 5 yıl için ...'in şirket müdürlüğünü gelirin yarısını göndereceği vaadi ile kabul ettirdiğini, davacı ...'ın diğer davacılar olan çocukları küçük olduğu için şirket işleri ile ilgilenemeyeceğinden kabul ettiğini, davalı ...'in müdürlük yetkisini kullanarak iş yeri kira kontratı ve çalışma ruhsatını kendi adına yaptırdığını, çoğu zaman hiç para yollamadığından davacı ...'ın işinin başına geçmek için İstanbul'a taşındığını, davalı ...'in şirket gelirlerini yıllarca eksik gösterdiği ve davacıları mağdur ettiği ortaya çıktığını ve 2017 Temmuz'unda davacı ...'a hakaret ve şiddet uyguladığından İstanbul 51. Asliye Ceza Mahkemesi 2018/674 Esas sayılı dosyası ile yargılamasının devam ettiğini, ayrıca davalının 05.12.2008'de sahte bir şirket toplantısı yaparak ve davacı çocukları adına imza atarak 10 yıl kendini müdür atadığını, bu konuda da İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı 2017/130418 Esas sayılı dosyası ile suç duyurusunda bulunulduğunu ancak dolandırıcılık suçu oluşmadığından KYOK kararı verildiğini, itirazda reddedilince bunun üzerine Anayasa Mahkemesi'ne bireysel başvuru yapıldığını, davalı ...'in İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi 2018/455 Esas sayılı dosyası ile şirket feshi için dava açtığını, 0davacıların ise İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesi 2017/829 Esas sayılı dosyasında davalının ortaklıktan çıkarılması için dava açtığını ve dosyanın temyiz aşamasında olduğunu, dava açıldıktan sonra mal sahibi değiştiğinden bahisle tahliye ihtarnamesi alındığını, mal sahibi davacılara hesap no bildirmeyince kiranın ödenmesi için İstanbul 8.Asliye Hukuk Mahkemesi 2017/150 D.İş sayılı dosyası ile tevdi mahalli tayin edildiği, mal sahibi vekili ile kira sözleşmesi tarafının davacılar olmadığından şirket tasfiyesi ve kayyım atanması için İst 7.Asliye Ticaret Mahkemesi 2018/455 Esasla dava açtığını, davacıların şirket tasfiyesine muvafakatleri olmadığını, 31.10.2014 tarih ve 2014/1 Karar sayılı genel kurul katrarının butlanla sakat olduğundan yokluğunun tespitini, davacı ...'ın yetkili müdür olarak atanmasını, şirket süresinin uzatılması için tedbir kararı verilmesini, davacı uygun görülmezse kayyım atanmasını, yeni müdürün seçimi gündemi ile toplanması için izin verilmesini, şimdilik 1.000,00-TL şirket zararının davalı ...'den alınarak davalı ...'a ödenmesine, son 10 yıl için şimdilik 5.000,00-TL kar payının davalı ...'dan alınarak davacılara ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; davalının şirket yönetimini devraldığı günden itibaren her ay düzenli olarak şirket kazancından davalılara düşen kar paylarını banka üzerinden ...'ın ... Bankası ... İban numaralı hesabına gönderdiğini, ayrıca yine görüştükçe nakit olarak da ödemeler yaptığını, şirket kurulurken 20 yıllığına kurulduğunu, süresi dolduğu için de kanunen ve fiili olarak şirket sona erdiğini, dolayısıyla davacı tarafın taleplerinin dikkate alınması mümkün olmadığını, halihazırda davalı tarafından açılmış İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesinde 2018/455 Esas sayılı şirketin tasfiye işlemleri için kayyım ataması talep edilen davası derdest olduğunu, davacıların davalı ...'e karşı sürekli dava açarak ve aslı olmayan şikayetlerde bulunarak hem maddi hem manevi olarak zor durumda bıraktıklarını, açtıkları davalardan İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesi 2017/829 Esas sayılı dosyasında görülen 'ortaklıktan çıkarma' davası mahkemece reddedildiğini, ... kendisi davalıdan habersiz olarak 2018 ortalarına doğru Bostancı'da ...isimli börek ve pide salonu açmış, o dönemde ... Ltd. Şti. bünyesinde çalışan 3 kişiyi de kendi açtığı bu kafede çalışmaları için şirketten kimseye bilgi vermeden ayrılmalarına neden olduğunu, şirketle ilgili bütün işlemlerden en başından beri haberdar olduklarını, davalının müdür atanması işlemlerinde davacının vekili imza attığını, davalının müdürlük görevini yürüttüğü dönemlerde ... taşınmaz (yazlık) almak istediği için kredi çekmek üzere davalı ...'tan şirketin gelir durumunu gösteren evrak istediğini ve de bu evrakı şirket müdürü olarak davalının imzalamış ve ...'a verdiğini, davanın reddini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI : İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "İşlem tarihinde yürürlükte olan E TTK 536/2 maddesine göre ortak sayısı 20'den az olan limited şirketlerde genel kurul kararları, ortakların yazılı reyleriyle alınabilir. Toplantı yapılmaksızın ortakların yazılı reyleriyle karar alınması durumunda karar yeter sayısı ise, esas sermayenin yarısından fazlasını temsil eden ortakların müzakere edilen husus lehine oy vermiş olmasıdır (ETTK m. 536/2). Doktrinde ETTK m. 536/3'de belirtilen karar yeter sayısına uyulmadan alınan kararlar yoklukla sakat olup ticaret sicil kayıtlarına göre de, ... esas sermaye paylarının %50'sinin davalı ortak ...'a, diğer kalan toplam %50'sinin ise davacı ortaklar ..., ... ... 'a ait olduğu anlaşılmakla ...'nin 31/10/2004 tarihli 2044/01 nolu ve 05/12/2008 tarihli 2008/01 nolu Ortaklar Genel Kurulu Kararlarında sadece 9650 sermaye payına sahip davacı ortakların geçerli imzalarının olmaması sebebiyle, söz konusu kararların ETTK m. 536/3'deki karar yeter sayısı sağlanamadığından yok hükmünde olduğu anlaşılmıştır. Her ne kadar davalı yan davacı ...'ın kredi işlemlerine esas olmak üzere bu karar ve seçimden, atılan imzadan haberdar olduğunu ileri sürse de davacı ...'ın ve adlarına velayeten hareket ettiği diğer ortakların muris eski ortak olan eşinin/babanın 2002 yılında vefatı üzerine hissedarlığa sahip oldukları, 2008 karar tarihi ve kredinin çekildiği 2012 yılına kadar da Ankara ilinde yaşadıkları, davacı ...'ın çektiği kredi kapsamında bankaya belge sunması ile mevcut gelirine esas kayıtlarının bildirilmesini amaçladığı, imzası inkar edilen kararın bu belgelerden olmadığı, belgelerin davalı yanca gönderildiği, gelir durumu ile ilgisi bulunmayan bir belgenin tüketici kredisine esas olmak üzere bankaya sunulması için diğer belgeler arasına konulmakla davacı ...'ın bu kararı bildiği ve haberdar olduğundan, üzerinden zaman geçtikten sonra kötüniyetli olarak yokluğunu ileri sürmesinden bahsedilemeyeceğine kanaat edilmiştir. Davacı taraf, şirket müdürünün yaptığı tüm işlemlerin tespiti ile bunların da yokluğuna karar verilmesini talep etmiş ise de; dava dilekçesinde vakıanın somutlaştırılarak ortaya konması gerektiği, dava konu olmayan hususlarda karar verilmesinin mümkün olmadığı, atanması yok sayılan şirket müdürünün bu dönemde yaptığı işler davacı tarafından tespit edilir ise iş bu müdür olarak atanmasına dair genel kurul kararının yokluğuna ilişkin kararımız gerekçe gösterilerek her bir somutlaştırılan işlem için dava açma hakkını kullanarak bir sonuca gidebilir. Davanın kısmen kabulüyle Davalı şirketin; Şirket süresinin uzatılması ve müdürün seçilmesi için TTK. 410. Maddesi uyarınca genel kurulu toplantıya çağırma, genel kurula çağrı işlemleri ve ilan işlemlerini yapmak, genel kurul toplantısını yapmak üzere davacı ortağın seçilmesine, ..." karar verilmiştir. Bu karara karşı taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; İş yerinin eski mal sahibinin çocukları olan yeni mal sahipleri tarafından ihtarnamede özetle kira sözleşmesinin tarafının ... olduğu, ancak ... şirketi tarafından iş yerinin kullanıldığı, ilgili şirketin tüzel kişiliğini kaybettiği, ticaret odası kayıtlarından kaydının silindiği, muhatabın kalmadığı, iş yerinin 7 gün içinde boşaltılarak teslim edilmesi talep edilmiş, bu ihtarname dava dilekçesinde belirtilen hususların gerçek olduğunu açıkça ortaya koymuş, kiralanan yerde şirket olarak faaliyet devam ederken ortak ...’ın davacılara haber vermeden mal sahipleri ile kendi adına kira sözleşmesi imzaladığı, şirket süresi uzatılmasına muvafakat da etmeyerek şirketi dolayısıyla davacıları bu yerden uzaklaştırıp, kendi adına bu yerde şirketin yerine kendisinin börekçi işletmeye devam ettiği açıkça ortaya çıktığını, ihtarname ile; davalı ...’ın iyi niyetli olmadığı, şirketin ve dolayısıyla davacıların haberi olmadan işler yaptığı, davacıların kazanç sağlayan bu işyerinden uzaklaştırmaya çalıştığı ve bunu başardığı belgelenmiş, ... kendi adına şahıs şirketi kurarak açtığı börekçi ile ilgili kira sözleşmesi dosyaya sunulduğunu, işletme ruhsatının adres bilgileri de yazılarak Beşiktaş Belediye Başkanlığından ve vergi kayıtlarının Vergi Dairesinden ve kurduğu şahıs şirketi ile ilgili evrakların İTO 'dan istenerek bu konuda ek rapor alınması gerektiğini, bilirkişi raporunda İstanbul 8. Sulh Hukuk Mahkemesinde tevdi mahalline yönelik 17.11.2017 tarih ve 2017/150 D.İş E ve 2017/149 K sayılı dosyanın incelendiği yönünde bir bilgi yer almadığını, öncelikle bu dosyanın da getirtilmesi ve ek raporda bu delilin de dikkate alınması gerektiğini, mahkemece dikkate alınmayarak ek bilirkişi raporu dahi alınmadan karar verildiğini, Davalı ortak ...'ın müdür sıfatıyla görev yaptığı dönemde kendi adına şahıs şirketi kurarak aynı yerde aynı adla (... ...) şirketin kira sözleşmesinin devam ettiği dönemde Mahkemenin tasfiye talebinin reddi kararına rağmen fiilen tasfiye ederek şirketin yerine adına işlettiği sabit olduğunu, halen işletmeye de devam ettiğini, sahte toplantı ve imza ile müdürlük yetkisi alan, Ortağın güvenini kötüye kullanarak şirket gelirlerini kendisine aktaran, mal sahipleri ile şirketin kira sözleşmesi devam ettiği halde kendi adına kira sözleşmesi yapan ve şirketin tahliyesi ve dolayısıyla müvekkilleri uzaklaştırmak ve gelirden mahrum bırakmak için hukuku zorlayan, bunlardan sonuç alamayınca da şirketin tasfiyesi için üstüne üstlük kendisinin de kayyım atanması için dava açan, şirketin işleyişi, gelir gider durumu hakkında diğer ortağı/ortakları bilgilendirmeyen, diğer ortakların şirket kayıtlarını incelemesine engel olan, davranışları şirket faaliyetlerine sekte vuracak ve karşılıklı güveni ortadan kaldıracak nitelikte olan, şirketin süresinin uzamaması için kasıtlı olarak İTO’ya başvurmayan, müvekkilleri iş yerinden uzaklaştırmak için hakaret ve şiddette bulunan, bunlardan sonuç alamayınca şirketin tasfiyesi için dava açan, bu dava reddedilince de bu hukuki süreçten sonuç alamayacağını anlayınca fiilen iş yerini müvekkillerin izni ve onayı olmadan boşaltan ve kendi şahıs şirketi adına aynı iş yerinde aynı adla börekçi açan ve yıllardır işleten davacının TTK m. 626 uyarınca rekabet yasağına aykırı davrandığı sabit olup bu durumda şirkete verdiği zararı tazmin etmesi gerektiğini, davacı ... kısa bir süre (davacı tarafından iş yerine gelmesi baskı ve tehditlerle engellene kadar) işletmenin başında durarak gelir giderleri bizzat not almış, şirketin ayda yaklaşık 10.000-15.000 TL gelir elde ettiğini gözlemlemiş bu notlar 7. Asliye Ticaret Mahkemesindeki dosyaya sunulduğunu, bu dosyanın incelendiği bilirkişi raporunda yer almasına rağmen dosyaya sunduğu bu belgelerle ilgili bir değerlendirme olmadığını, belgelerin incelenerek ek rapor alınması talebinin Mahkemece karşılanmadığını, davada son duruşmada bilirkişi raporuna itirazlarının değerlendirilmemiş, yeniden rapor alınması talebine ilişkin bir karar verilmediğini beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.Davalılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacı ortak ...'ın şirketle ilgili bütün işlemlerden en başından beri haberdar olduğunu, davacının müdürlük görevini yürüttüğü dönemlerde ... taşınmaz almak için kredi çekmek üzere davalı ...'tan şirketin gelir durumunu gösteren evrak alarak ...'a verdiğini, bu evrak dosyaya gelen 03.03.2023 tarihli ... müzekkere cevabı 21. Sayfasında yer aldığını, dolayısıyla açıkça anlaşıldığı üzere davacı ortak en baştan beri her şeyden haberdar olup şirketin birçok belgesini de şahsi işlemlerinde kullandığını, dolayısıyla davacıların hali hazırda bildikleri, kendi rızalarına uygun oluşturdukları ve kullandıkları belgelere dava açmalarının mümkün olmadığını, diğer taraftan şirketin süresinin dolmasından itibaren faaliyetleri son bulmuş halihazırda ise şirket tamamen sonlanmış olup ayıca şirketin uzatılması yönünde talepte bulunan davacı ortak şirketten ayrılıp başkaca benzer bir işletme kurduğunu bu durumda şirketin süresinin uzatılması ve müdür seçilmesi hususunda hiçbir hukuki menfaat bulunmadığını beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir. GEREKÇE : Dava, limited şirket ortaklar kurulu kararının yok hükmünde olduğunun tespiti, şirket zararının tazmini ve kar payı ödenmesi davasıdır.İlk derece mahkemesince dosyaya toplanan deliller ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, karara karşı taraf vekilleri tarafından yukarıda yazılı sebepler ile istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, ortaklar kurulu kararının yok hükmünde olup olmadığı, davacıların kar payı talep edip edemeyeceği, davalı ...'ın şirketi zarara uğratıp uğratmadığı noktalarındadır.Davacılar 10 yıllık kar payı ödenmesini talep etmişlerdir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanun’un 408/2-d. fıkrasında finansal tablolara, yönetim kurulunun yıllık raporuna, yıllık kâr üzerinde tasarrufa, kâr payları ile kazanç paylarının belirlenmesine, yedek akçenin sermayeye veya dağıtılacak kâra katılması dâhil kullanılmasına dair kararların alınmasının genel kurulun devredilemez yetkilerinden olduğu düzenlenmiştir. Şirket genel kurulu, şirket kar payının belirlenmesi ve dağıtımı konusunda tek yetkili organ olup, bu yetkisini yönetim kuruluna devretmesi de mümkün değildir. Genel kurul şirket karının ne zaman, ne kadar ve nasıl dağıtılacağına karar vermeye yetkili tek organdır. Bu yönde alınmış bir genel kurul kararı bulunmadığı müddetçe kar payı alacağından bahsetme imkanı yoktur. Genel kurulca karın dağıtımı konusunda bir karar verildiği takdirde ortağın oluşan bu kar payı alacağı için talep ve dava hakkı bulunacaktır. Zira Genel kurul kararı ile ortakların muaccel bir alacak hakkı doğmuş olmaktadır. Somut uyuşmazlıkta Genel kurulun kar payı dağıtımına ilişkin almış olduğu bir karar bulunmadığından mahkemece genel kurulun yerine geçilerek bu yönde karar tesis edilemeyeceğinden kâr payı dağıtılmasına ilişkin talebin reddine dair verilen kararda bir isabetsizlik yoktur. ( Emsal yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2019/4742 E. 2021/4466 K. Ve 2016/12123 E. 2018/4246 K. Sayılı ilamları)Davalı şirketi, 05.12.2008 tarih ve 2008/1 sayılı ortaklar kurulu kararı ile davalı ortak ... 10 yıl süre ile şirketi münferit imza ile temsile yetkili kılınmıştır. Davacılar, şirket ortaklar kurulu kararında adlarına atfen atılan imzanın kendilerine ait olmadığı iddiasıyla söz konusu kararın yok hükmünde olduğunun tespitine karar verilmesi, davalı şirket müdürü ...'ın özen ve bağlılık yükümlülüğü ve rekabet yasağını ihlal ederek şirketi zararı uğrattığınından zararın tazmini ve 10 yıllık kar payının ödenmesi istemiyle eldeki davayı açmışlardır.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu(HMK)'nun 208/1. Maddesine göre, taraflardan biri, kendisi tarafından düzenlendiği iddia edilen bir belgedeki yazı veya imzayı inkâr etmek isterse, sahtelik iddiasında bulunmalıdır; aksi hâlde belge, aleyhine delil olarak kullanılır. Maddenin üçüncü fıkrasına göre de, bir belgenin sahteliğini iddia eden kimse, bunu aynı mahkemede ön sorun şeklinde ileri sürebileceği gibi, bu konuda ayrı bir dava da açabilir. Adi bir senetteki yazı veya imza inkâr edildiğinde, bu konuda bir karar verilinceye kadar, o senet herhangi bir işleme esas alınamaz. Bir belgenin sahteliğinin iddia edilmesi durumunda, bu hususta karşı tarafın açıklamaları da dikkate alınarak, mahkemece HMK'nın 211. Maddesinde düzenlenen usulde inceleme yapılmalıdır.İlk derece mahkemesince, alınan bilirkişi raporunda, Beşiktaş 5. Noterliği'nin 05.12.2008 tarih ve ... yevmiye numaralı belgesinde ..., ... ve ...'a atfen atılmış imzaların, Ortaklar Genel Kurulu Kararındaki % 50 payları temsil eden davacı ortaklara ait imzaların söz konusu ortakları velayeten temsil eden ...'ın eli ürünü olmadığı, takliden atılmış imzalar olduğu kanaatine varıldığı bildiirlmiştir. Dosya içinde bulunan İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı 2017/130418 soruşturma dosyasında alınan 06.07.2018 tarihli raporda da, söz konusu imzaların mukayese imza örneklerine kıyasla ...'ın eli ürünü olmadığı tespit edilmiştir.6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu(TTK)'nun 447 Maddesinde, genel kurulun, özellikle; Pay sahibinin, genel kurula katılma, asgari oy, dava ve kanundan kaynaklanan vazgeçilemez nitelikteki haklarını sınırlandıran veya ortadan kaldıran, pay sahibinin bilgi alma, inceleme ve denetleme haklarını, kanunen izin verilen ölçü dışında sınırlandıran, Anonim şirketin temel yapısını bozan veya sermayenin korunması hükümlerine aykırı olan kararların kararlarının batıl olduğu hüküm altına alınmıştır. İptal davasından farklı olarak genel kurul kararlarının butlanı TTK'nın 447'nci maddesinde düzenlenmiş ve herhangi bir süre ile sınırlandırılmamıştır.Genel kurul kararlarının butlanı tespiti istem kural olarak herhangi bir süreye tabi değilse de bu hak hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olmayacak şekilde dürüstlük kuralı çerçevesinde kullanılmaldır. Ögretide ve Yargıtay uygulamalarında bu hususun ileri sürülmesi bir kararın uygulanmasını ve bu uygulamanın sonuçlarına yıllarca itiraz etmeden rıza ve tahammül gösterilip de sonradan butlanın ileri sürülmesi ve bir kimsenin kararlarının butlanı eskiden beri bilmesine rağmen buna menfaati icabı ses çıkarmayıp da ancak hesaplamayadığı sonuçlarını gördükten sonra kararın butlanı tespiti dava etmesi hakkın kötüye kullanılması niteliğinde sayılmıştır.Somut olayda, 05.12.2008 tarih ve 2008/1 sayılı ortaklar kurulu kararı ile davalı ortak ... 10 yıl süre ile şirketi münferit imza ile temsile yetkili kılınmış olup, Mahkemece yapılan bilirkişi incelemesinde, davacıların kendi ve velayeten davacılar adına atılan imzaların sahte olduğu tespit edilmiştir. Bu karardan sonra davacı ..., 2012 yılında ... tan kredi kullanımı için, ... 10 yıl süre ile şirketi münferit imza ile temsile yetkili kılındığı, 05.12.2008 tarih ve 2008/1 sayılı ortaklar kurulu kararı ile ...'ın temsilci olduğu Beşiktaş 5. Noterliği 12.12.2008 tarihli ... numaralı imza sirkülerini bankaya sunmuştur. Söz konusu ortaklar kurulu kararından yaklaşık 11 yıl sonra, davalı ... ile aralarındaki ihtilaf dolayısıyla bu davayı açması artık hakkın kötüye kullanılması olduğundan Mahkemenin aksi yöndeki tespiti ile 2008/1 karar nolu 05.12.2008 tarihli kararının yoklukla malul olduğunun tespitine karar verilmesi isabetsiz görülmüştür.TTK'nın 626/2.maddesinde limited şirketlerde kural olarak, sadece müdürlerin rekabet yasağına tâbi olduğu düzenlenmiştir. Bu hükme göre limited şirket ortakları, müdür sıfatını haiz değiller ise rekabet yasağına tâbi olmazlar. Ancak TTK 613/2.maddesi uyarınca şirket sözleşmesine konulacak bir hükümle limited şirket ortaklarına, şirketle rekabet eden işlem ve davranışlardan kaçınma yükümlülüğü yüklenebilir.Limited şirketin bağlılık yükümü 613/2 maddesinin gerekçesinde, "bağlılık yükümü ile ilgili olarak “çıkarlarını zedeleyecek davranışlar” ibaresine yer verilmesinin sebebi yüküme geniş bir kapsam kazandırmaktır. Bu ibare dolayısıyle, şirkete karşı, onu engelleyecek, kötüleyecek, güç duruma düşürecek, gelişmesini köstekleyecek, yatırımlarına etki yapacak her çeşit davranış kapsamdadır. Tasarı, ortağın kendisine özel menfaat sağlayan ve şirketin amacına zarar veren davranışlarını bağlılık yükümünü ihlâl eden ayrı bir kategori olarak kabul etmiştir. Bağlılık yükümünün sınırı rekabet yasağıdır. Sınırlı sorumluluk ilkesiyle, ortaklık haklarının sermayeye bağlanmış olması limited şirkette ortağın kanunen rekabet yasağı altına konulmasını, kural olarak haklı gösteremez. Bu sebeple şirket sözleşmesinde öngörülmemişse ortağa yönelik rekabet yasağı yoktur. Sözleşmede açık hüküm bulunmuyorsa bağlılık yükümünden hareketle yasağa varılamaz. Burada “özel menfaat sağlanması” ile “şirketin amacına zarar verilmesi” birbirini tamamlayan şartlardır." şeklinde açıklanmıştır.Limited şirket ortaklarının, ana sözleşmede aksine düzenleme olmadıkça şirkete karşı rekabet yasağı söz konusu değildir. Davacı şirketin de ana sözleşmesinde ortağın rekabet yasağına ilişkin bir düzenleme bulunmamaktadır. Bu halde davalı ortağın şirket ile aynı faaliyet alanında ve ona rakip olarak iş yapmasına bir engel bulunmamaktadır. TTK'nın 613/2. Maddesinde geçen “özel menfaat sağlanması” ile “şirketin amacına zarar verilmesi” birbirini tamamlayan şartlar olup bunlar bağlılık yükümünü ihlâl eden ayrı bir kategori olarak kabul edilmiştir. Bu yükümün sınırı da madde gerekçesinde rekabet yasağı olarak belirtilmiş ve sözleşmede açık hüküm bulunmuyorsa bağlılık yükümünden hareketle yasağa varılamayacağı belirtilmiştir. Buna göre, rekabet yasağının söz konusu olmadığı durumlarda ortağın şirketle rekabet etmesi bağlılık yükümüne aykırılık teşkil etmez. Aksi halde, ortağın rekabet yasağı bulunmadığı durumda bağlılık yükümü ile fiili olarak rekabet yasağı söz konusu olacak olup, bu durum Kanunun amacına aykırıdır.Somut olayda, davacılar davalı ortak ...'ın, davalı şirketin işyerinin kira kontratını kendi üzerine yaptığı sonra şirketin tasfiyesini isteyerek, söz konusu adreste kendisinin börekçi dükkanı açtığını iddia etmişlerse de, davalının söz konusu adreste börekçi açtığına ilişkin dosyada herhangi bir delil de bulunmadığı, davalının ortak olarak şirkete karşı rekabet yasağından sorumlu olmadığı, yönetici olarak da dosya kapsamından rekabet yasağına aykırı davrandığı ispatlanamamıştır. Mahkemece, hukuki nitelendirme mahkemeye ait olup, davacının tüm iddianın öne sürülüşüne göre, zararın şirkete ödenmesinin de talep edilmemiş olmasına göre yöneticinin sorumluluğunun da değerlendirilerek sonucuna göre hüküm kurulması gerekirken, eksik inceleme ile hüküm kurulması isabetsiz görülmüştür.HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda, Mahkemece eksik inceleme ile davanın sonuçlandırılması isabetli görülmemiş ve bu nedenle taraf vekillerinin istinaf başvurularının ayrı ayrı kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar verilmiştir. KARAR :Yukarıda açıklanan nedenlerle: 1-Davacı vekili ile davalılar vekilinin istinaf başvurusunun ayrı ayrı KABULÜ İLE, istinaf incelemesine konu İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353(1)a-6 maddesi uyarınca USULDEN KALDIRILMASINA, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine, 2-Davacı ve davalılar tarafından yatırılan istinaf karar harçlarının istem halinde kendilerine iadesine, 3-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin İlk Derece Mahkemesince yapılacak yargılama sırasında değerlendirilmesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 362(1)g maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 30/12/2025