T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2022/1451 KARAR NO : 2026/261 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 08/02/2022 NUMARASI : 2020/536 E. - 2022/86 K. DAVANIN KONUSU: Çek İstirdadı ve Menfi Tespit Taraflar arasındaki çek istirdadı ve menfi tespit talepli davanın ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle esas davanın ve a…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2022/1451 KARAR NO : 2026/261 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 08/02/2022 NUMARASI : 2020/536 E. - 2022/86 K. DAVANIN KONUSU: Çek İstirdadı ve Menfi Tespit Taraflar arasındaki çek istirdadı ve menfi tespit talepli davanın ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle esas davanın ve asli müdahil tarafından açılan davanın reddine dair verilen karara karşı, davacı vekili ve asli müdahil vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; dava konusu 30/03/2020 tarihli, ... ... şubesine ait 30/06/2020 vadeli, ... no'lu, 16.000,00-TL bedelli dava konusu çekin keşidecisinin ....Ltd.Şti.olduğunu, müvekkili davacının 14/01/2020, 29/01/2020,05/02/2020,03/03/2020,19/03/2020 tarihli faturalara konu malların satışını keşideciye yaptıktan sonra dava konusu çeki aldığını, davacının faturaları ticari defterlerine işlediğini, çekin keşideciden tahsilat makbuzu ile alındığını, davacının muhasebe kayıtlarına işlendiğini, çeki teslim alan davacının çekin yetkili ve meşru hamili konumuna geldiğini, davacının dava dışı ... .AŞ'den çeşitli tarihlerde mal alışverişi yaptığını, ... ... AŞ'ye olan borcuna mahsuben bu çeki cirolayarak 16/04/2020 tarihinde çekin muhasebe kayıtlarında da ... ... AŞ adına çıkışını yaparak ve çeki "..." ibaresini yazarak ciroladığını, aynı tarihte kargoya verdiğini, çekin muhasebe kayılarından çıkışı yapıldığı 16/04/2020 tarihinde ... Kargo vasıtası ile ... ... AŞ'ye gönderildiğini, ancak kargonun teslim edilmemesi üzerine yapılan araştırmada çekin kargo dağıtımı sırasında çalındığının anlaşıldığını, bu hususta kargo firması ile yapılan görüşmede bu olay nedeni ile karakola şikayette bulunulduğunu, ifade tutanağında kargo görevlisi tarafından çalındığı bildirilen dosyaların tek tek açıklandığını, kargo görevlisinin çalındığını ifadesinde bildirdiği dosyalar arasında bulunan ... nolu dosyanın davacının ... ... AŞ'ye gönderilmek üzere kargoya verdiği içinde dava konusu çekin bulunduğu dosya olduğunu, sundukları kargo gönderisinin üzerinde açıklama kısmında gönderilen evrakın açıkça ... olduğunun belirtildiğini, çekin karşı tarafa teslim edilemeden ve müvekkilinin yetkili hamil olduğu esnada çalındığını, kargo dağıtım aracının camı kırılmak sureti ile kargo dosyalarının çalındığını, yetkili hamil olan davacının elinden rızası dışında çıktığını, bunun üzerine İzmir 2.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/233 Esas sayılı dosyası ile çekin iptali ve ödeme yasağı istemi ile dava açıldığını, ödeme yasağı kararı verildiğini, verilen ara karar uyarınca çekin yetkili hamili olduğunu iddia eden davalıya eldeki istirdat davası açmak zarureti doğduğunu, dava açma aşamasında iken çek ile ilgili davalı tarafından davacıya, keşideciye ve diğer cirantalar aleyhine Küçükçekmece 4.İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığının haricen öğrenildiğini, davacının yetkili hamil olduğu dava konusu çekin çalındığını, davacının kendisinden sonra çekte cirosu bulunan cirantaları ve davalıyı hiçbir şekilde tanımadığını, kendileri ile hiçbir hukuki ilişkisi bulunmadığını, davacının dava konusu çek nedeni ile borçlu olmasının mümkün olmadığını,davacıdan hemen sonraki ciranta olarak görünen ... AŞ'nin çeki davacıdan hukuka uygun şekilde ele geçirmediğini, davacı ile hiçbir hukuki ilişkisi ve tanışıklığı olmadığını, bu şirketin iktisabının hukuka aykırı ve kötüniyetli olduğunu, açıkça davacı tarafından "..."ibaresi ile ciro edilen ve çalındığı sabit olan çeki kötüniyetli iktisap ettiğinin açık olduğunu, hukuka uygun bir ciro silsilesi oluşmadığını, ... ... AŞ'ye gönderildiği açık olan ve bu şirket tarafından ciro edilmeyen bu çeke sonrasında atılan tüm ciroların geçersiz olduğunu, davacının yetkili hamili olduğu dava konusu çekin çalınmasından sonra davalı ve diğer cirantalar tarafından iktisap edilmesi ve tacir olan taraflar arasında hiçbir ticari ilişkinin olmamasının davalının çeki iktisapta ağır kusurlu olduğunu gösterdiğini, davacının kendisinden sonraki cirantalarla hiçbir ilişkisi bulunmadığını, icra takibi başlatılması sebebiyle İİK'nın 72/3 maddesi gereğince ihtiyati tedbir kararı verilmesi gerektiğini ileri sürerek, çekin istirdadına, Küçükçekmece 4.İcra Müdürlüğünün ... sayılı takibine konu edilen çalıntı çekle ilgili olarak davacının davalıya ve diğer cirantalara borçlu olmadığının tespitine, takibin ve çekin iptaline, %20 kötüniyet tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, savunmasında özetle; söz konusu iş bu davada dava şartı olarak zorunlu arabulucuk başvurusu yapılmadığını, davacının iddialarının aksine dava konusu çekin çalındığını ve kargoya teslim edildiğini ispatlayamadığını, çekin kargoda çalınması suretiyle zayi edildiği iddiasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, davacının kusurlu eylemiyle zarar oluşumuna tek başına sebebiyet vermediğini, bu sebeple davacının, oluşan zararın tamamından tek başına sorumlu olduğunu, iyi niyetli meşru hamil olan davalıya karşı iş bu davanın dinlenemeyeceğini, davalının kötü niyeti veya ağır kusuru bulunmadığını, davacının, çekin kötü niyetle iktisab edildiğini kesin delillerle ispat yükü altında olduğunu, çek iptali davasının takip alacaklısının takip hakkını engellemeyeceğini savunarak, davanın reddine ve % 20 oranında tazminata hükmedilmesini istemiştir. Asli müdahil vekili müdahale dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin ticari çalışmasından dolayı dava konusu çeki keşide ederek davacı şirkete verdiğini, davacının da ... ibaresini yazarak cirolamak suretiyle bu firmaya teslim edilmek üzere çeki kargoya verdiğini, ancak çekin kargoda çalındığını, davacının çek iptali davası açtığını, keşideci müvekkilinin ödeme ve ibraz gününde banka hesabının ödeme yapmaya da müsait olduğunu, ancak ödeme yasağı kararı nedeniyle banka tarafından işlem yapılamadığını, davalının takip yapıp haciz kararı aldığını, çek keşidecisi olan müvekkilinin yasal yükümlülüğünü yerine getirdiğini, çek bedelini bankada hazır bulundurduğunu, çek bedelinin -kötüniyetli- hamili olan davalıya bankaca ödenmemesinin sebebinin, keşideci müvekkilininin tamamen dışında, lehtar ciranta davacının açtığı zayi nedeniyle iptal davasındaki ödeme yasağından kaynaklandığını, bu konuda keşideci müvekkilinin herhangi bir kusur ve sorumluluğu veya yasal bir yükümlülüğü bulunmadığını, hamil-davalı- alacaklının çeki bankaya ibraz ettiğinde çek bedelinin hazır bulunduğunu bildiğini, davalının kötüniyetli hamil olduğunu, çek ibraz edildiğinde çalıntı çek yaprağı için ödemeden men kararını bildiğini, çekin arkasına ödemeden men kararını veren mahkeme ve dosya bilgilerinin de verilmiş olduğunu, davalının meşru son hamil olmadığını, çalınmak suretiyle ödemeden men yasağı konulduğunu bildiği çeki ihtiyati haciz yoluyla tahsile kalkanın kötüniyetli alacaklı davalı olduğunu, müvekkilinin meşru hamil olmayan davalı alacaklıya cebri icra tehdidi altında bir ödeme yapması halinde ve çekin iptali halinde ikinci kez bu sefer meşru son hamil olan davacıya bir ödeme yapmak zorunda kalmasının sözkonusu olacağını, bu nedenle menfi tespit ve çek istirdatı talep eden davacının en son meşru hamil davacı yanında asli müdahil davacı olarak katılmak yolunda hukuki faydaları doğduğunu, davalının müvekkilinin iş yerinde zaten fazla fazla kaydi haciz işlemi yaptığını, müvekkilinin icra dosyasına ihtiyati haciz masraflarını ve çek miktarını ödemek zorunda kaldığını, dosya davacısı tarafından icra dosya borcunun zaten yatırıldığını, teminat da sunulduğunu, icra dosyasına yatırılan bedelin alacaklıya ödenmemesi yönünden dosyada var olan teminat da dikkate alınarak takdiren teminatsız olarak takibin durdurulması ve paranın ödenmemesi yönünden ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep ettiklerini ileri sürerek, davacı yanında asli müdahil olma taleplerinin kabulüne, Küçükçekmece 4. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takibinde ve bu takip dayanağı çalıntı çek ile ilgili olarak müvekkili şirketin meşru hamil olmayan davalıya borçlu olmadığının tespitine, müvekkili tarafından icra tehdidi ile alacaklıya ödeme yapılması halinde ödeme tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte ödenen bedelin istirdadına ve %20'den az olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "... Esas dava ve asli müdahil tarafından açılan dava, kargoda kaybolan çekin istirdatı ve çek nedeni ile borçlu olunmadığının tespiti davalarıdır. Esas dosya davacısı ve asli müdahil imzalarını inkar etmemektedir. Rıza hilafına elden çıktığı ileri sürülen çeklerin istirdatına karar verilebilmesi için davacının dava konusu yaptığı çeklerin yetkili hamili olduğunu, keşideci konumunda olan asli müdahilin ise dava konusu çekte yer alan imzanın kendisine ait olmadığını kanıtlaması yanında, çeki elinde bulunduran yeni hamilin çeki kötü niyetle iktisap ettiğini ya da iktisapta ağır kusuru bulunduğunu ispat etmesi gereklidir. Bu durum karşısında davada ispat yükü çekin istirdatına karar verilmesini talep eden davacıya ve asli müdahile ait olup aksinin kabulü kıymetli evrakın mücerretlik ilkesini ortadan kaldırır. Somut olayda dava konusu çeklerin kargoya verilmesinin ardından kaybolduğu, davacının elinden rızası hilafına çıktığı hususunda ihtilaf bulunmamakta olup uyuşmazlık, çekin yeni hamili olan davalının çekin iktisabı sırasında kötü niyetli veya ağır kusurlu olup olmadığı noktasında toplanmaktadır. Dava konusu çekin çalınması sebebiyle İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2020/76872 soruşturma sayılı dosyasında yürütülen soruşturmada müştekisinin kargo çalışanı olduğu, faili meçhul şüpheli yönünden soruşturmanın devam ettiği ve daimi arama kararı verildiği anlaşılmasına göre çekin davalı tarafından çalındığına ilişkin bir iddia bulunmadığı gibi söz konusu soruşturma dosyasında davalının veya diğer cirantaların şüpheli konumunda olmadığı, davalı tarafın kötüniyetli olduğunu gösterir nitelikte dosya kapsamında delil bulunmadığı, bu itibarla iyiniyetli 3. kişi konumundaki davalıya karşı menfi tespit iddiasının ileri sürülemeyeceği anlaşılmakla esas davanın ve asli müdahil tarafından açılan davanın reddine karar vermek gerektiği kanaatine varılmıştır. gerekçesiyle, esas davanın ve asli müdahil tarafından açılan davanın reddine, ek kararla davalı vekilinin kötü niyet tazminat talebinin yasal şartları oluşmadığından reddine karar verilmiştir. Bu karara karşı, davacı vekilince ve asli müdahil vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; dava dilekçesini tekrarlamış ve çeki elinde bulunduran davalının kötüniyetli ve ağır kusurlu olduğunu, davacının cirantalarla arasında herhangi bir ticari ilişki bulunmadığını, davalının cirantalarla ticari ilişkisi bulunduğunu ispatla yükümlü olmasına rağmen bunu ispat edemediğini, bu durumda kötüniyetli hamil olduğunu, davacının çekin arkasına "..."ibaresi yazarak ciroladığını, ciro silsilesinde kopukluk olduğunu, davacının çeki ciro ederken cirosundan önce yazdığı "..."ibaresi ile iradesinin çeki .... AŞ'ye ciro etmek olduğu ortadayken çekin çalınması suretiyle çekin yetkisiz kişilerce, müvekkilinin iradesinin aksine ... AŞ'ye ciro edilmiş gibi gösterilmesinin ciro silsilesinde kopukluğa neden olduğunu, hukuka uygun bir ciro silsilesi oluştuğundan da söz edilemeyeceğini, ... ... AŞ'ye gönderildiği açık olan ve bu şirket tarafından ciro edilmeyen bu çeke sonrasında atılan tüm ciroların geçersiz olduğunu, ciro silsilesinde kopukluk bulunan çeki iktisap eden şahısların ve davalının yetkili hamil olarak kabulünün mümkün olmadığını, davacıdan sonraki cirantaların ve davalının iyiniyetli oluğundan da söz edilemeyeceğini, davalının kötüniyetli ve ağır kusurlu olduğunun tartışmasız olduğunu, dava konusu çek ile alakalı sürmekte olan bir ceza soruşturması bulunduğunu, ceza soruşturması olmasına rağmen mahkemece karar verilmesinin hatalı olduğunu, çekin çalınması ile ilgili halihazırda İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığının 2020/76872 Soruşturma numaralı dosyasından soruşturmasının yürütüldüğünü, soruşturma ve buna bağlı olan kovuşturma aşamaları bitmeden davanın reddine karar verilmesinin açıkça usule aykırı olduğunu, davalının kendisinden önceki cirantalarla hiçbir ticari ilişkisi bulunmadığını, davacının yetkili hamili olduğu dava konusu çekin çalınmasından sonra davalı ve diğer cirantalar tarafından iktisap edilmesi ve tacir olan taraflar arasında hiçbir ticari ilişki bulunmamasının ve ciro silsilesindeki kopukluğun davalının çeki iktisapta ağır kusurlu olduğunu gösterdiğini, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. Asli müdahil vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; çeki elinde bulunduran davalının kötüniyetli ve ağır kusurlu olduğunu, önceki cirantalarla arasında herhangi bir ticari ilişki bulunmayan ve bu ticari ilişkiyi de ispatlayamayan davalının kötüniyetli hamil olduğunu, ek ibraz edildiğinde çalıntı çek yaprağı için ödemeden men kararını bilmekte olup çekin arkasına ödemeden men kararını veren mahkeme ve dosya bilgileride verilmesine rağmen bu andan sonra basiretli ve hukuka uygun davranmak yerine alacaklıdan mal kaçırma iddiası ile ihtiyati haciz kararı aldığını, bunun iyiniyetli hamil davranışı olmadığını, çekin son meşru hamil davacının rızası dışında elinden çıktığını, çekin kargo dan çalındığı tarih olan 16/04/2020 tarihi itibari ile ... ... AŞ ve ... ... Ltd Şti.'nin yetkililerinin imzalarının gerçek olup olmadığının tespiti gerektiğini, bu şirketlerin yetkililerinin imza sirkülerleri talep edilip karşılaştırma yapılması taleplerinin dikkate alınmadığını, ... ... AŞ'ye gönderildiği açık olan ve bu şirket tarafından ciro edilmeyen bu çeke sonrasında atılan tüm ciroların geçersiz olduğunu, ciro silsilesinde kopukluk bulunan çeki iktisap eden şahısların ve davalının yetkili hamil olarak kabulünün öncelikle bu nedenle mümkün olmadığını, müvekkilinden sonraki cirantaların ve davalının iyiniyetli olduğundan söz edilemeyeceğini, İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığının 2020/76872 S.numaralı dosyasından soruşturma sonucu beklenmeden karar verilmesinin usule aykırı olduğunu, davacının ne davalı ile ne de diğer cirantalar ile ticari ilişkisi bulunmadığını, menfi tespit istemlerine dair delillerinin toplanmadığını, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. İNCELEME VE GEREKÇE Dava, davacının elinden rızası dışında çıktığı ileri sürülen çek nedeniyle davacının davalıya borçlu olmadığının tespiti ve çekin TTK'nın 792. maddesi uyarınca istirdadı istemlerine ilişkindir.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davacı tarafından açılan davanın ve asli müdahil tarafından açılan davanın reddine karar verilmiş; bu karara karşı, davacı ve asli müdahil vekillerince, yasal süreleri içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Davacı vekili; davacının dava konusu 30/03/2020 tarihli, ... ... şubesine ait 30/06/2020 vadeli, ... no'lu, 16.000,00-TL bedelli çekin lehtarı olduğunu, keşidecisi ... ... Ltd.Şti.ile arasındaki ticari ilişki sebebiyle çeki aldığını, çek üzerine ''...'' ibaresi yazarak bu şirkete borcuna karşılık ciro edip kargoya verdiğini, ancak çekin kargoda çalındığını, çekin davalının eline geçtiğini, ciro silsilesinde kopukluk olduğunu, davalının kötüniyetli olduğu ileri sürülerek, davacının davalıya borçlu olmadığının tespiti ile çekin istirdadına karar verilmesi talep etmiştir. Davalı vekili, müvekkilinin iyi niyetli yetkili hamil olduğunu, davacının kusurlu olduğunu savunmuştur. Asli müdahil vekili ise sunduğu talep dilekçesiyle; müvekkili şirketin ticari çalışmasından dolayı dava konusu çeki keşide ederek davacı şirkete verdiğini, davacının meşru hamil olduğunu, çek ibraz tarihinde çekin karşılığı bulunduğunu, müvekkilinin bir kusuru bulunmadığını, davalının kötüniyetli olduğunu ileri sürerek, davacı yanında asli müdahil olma taleplerinin kabulüne, müvekkilinin takip ve ve çek sebebiyle davalıya borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir. Davacı vekilinin istinaf başvurusu yönünden yapılan incelemede: TTK'nın 792. maddesine göre; "Çek herhangi bir suretle hamilin elinden çıkmış bulunursa, ister hamile yazılı, ister ciro yoluyla devredilen bir çek söz konusu olup da hamil hakkını 790.maddesine göre ispat etsin, çek eline geçmiş bulunan yeni hamil ancak çeki kötüniyetle iktisap etmiş olduğu veya iktisapta ağır bir kusuru bulunduğu takdirde o çeki geri vermekle hükümlüdür." aynı Kanunun 790. maddesinde ise "Cirosu kabil bir çeki elinde bulunduran kişi, son ciro beyaz ciro olsa bile, kendi hakkı müteselsil ve bir birine bağlı cirolardan anlaşıldığı takdirde yetkili hamil sayılır. Çizilmiş cirolar yazılmamış hükmündedir. Bir beyaz ciroyu diğer bir beyaz ciro izlerse, bu son ciroyu imzalayan kişi çeki beyaz ciro ile iktisap etmiş sayılır" düzenlemesi bulunmaktadır. TTK'nın 790. maddesine göre, iktisap anında ciro silsilesinde görünüş itibari ile kopukluk olup olmadığını inceleme yükümlülüğü bulunmaktadır. Çeki iktisap edene bunun dışında daha fazla yükümlülük yükleyen bir mevzuat hükmü bulunmamaktadır. Bu kapsamda bir kimsenin muntazam bir ciro zinciriyle çeki iktisabı, kendisine ancak şeklî anlamda meşru hamil sıfatını kazandıracak olup maddi hukuk anlamında hak sahipliğinin mevcudiyeti için devralanın çeki iktisabında kötü niyetinin yahut ağır kusurunun bulunmaması gerekmektedir. Aksi takdirde TTK’nın 792. maddesi uyarınca açılacak istirdat davası sonucu çeki iadeye mecbur kalır. Bu davada, davacının çekin rızası hilafına elinden çıktığını ve çeki elinde bulunduran şahsın kötü niyetli veya iktisabında ağır kusurlu olduğunu ispat etmesi gerekir. TTK'nın 792. maddesinde belirtilen kötü niyetten maksat, senedin önceki hamilin elinden rızası hilafına çıktığını bilmek veya bilebilecek durumda bulunmaktır. Ağır kusur ise senedin iktisabında olağan özenin gösterilmemesini ifade eder. Yine, TTK’nın 792. maddesindeki “Çek, herhangi bir suretle hamilin elinden çıkmış bulunursa...” ibaresi, çekin önceki hamilin elinden rızası hilafına çıkmış olmasını, yani çalınmasını, tehdit ya da hile ile alınmasını, kaybedilmesini veya rıza ile fakat devri sakatlayan hukuki olgularla elden çıkmasını ifade etmektedir. Ancak çeki çalan veya hile ile hamilinden alan ya da bulan kişinin senedi ciro ile devretmesi hâlinde, bunu bilmeyen ve bilebilecek durumda da olmayan, başka bir deyişle kötü niyetli ve ağır kusurlu bulunmayan yeni hâmil korunur. Bu tür davalarda, yukarıda da belirtildiği gibi çekin önceki hâmilin elinden rızası hilafına çıkarak yeni hâmil tarafından kötü niyet veya ağır kusur ile iktisap edildiği iddiasını ispat külfeti davacıya ait olup anılan olgular tanık dâhil her türlü delille kanıtlanabilir (Yargıtay HGK'nın 06/04/2021, E. 2017/11-159, K. 2021/417 tarih ve sayılı kararı). Dava konusu ... ... şubesine ait 30/06/2020 vadeli, ... no'lu, 16.000,00-TL bedelli çekin lehtarının davacı, keşidecisinin ....Ltd.Şti.olduğu, lehtarın cirosundan sonra sırasıyla ... ....AŞ, ... ... Ltd. Şti.'ne ciro edildiği, en son davalı imzası ile ... AŞ'ye temlik cirosu ile cirolandığı, bu cironun daha sonra iptal edildiği, 30.06.2020 tarihinde ibraz edilen çekin ödeme yasağı kararı sebebiyle ödenmediği anlaşılmaktadır. Bu bilgilere göre somut olayda davacı, dava konusu edilen çekin hamili iken rızası dışında elinden çıktığını ve davalıların çeki iktisabında kötüniyetli veya ağır kusurlu bulunduğunu manıtlayamamıştır. Çekin ciro silsilesinde kopukluk olmadığı gibi davalının çekin iktisabında kötü niyetli veya ağır kusurlu olduğunu gösteren herhangi bir delil de mevcut değildir. Davacının imza ve kaşesinin üzerinde yer alan ''...'' ibaresi ciroyu tam ciro yapmaya yeterli değildir. Zira bu ibareden, çekin bu kişiye cirolandığı sonucu çıkarılamamaktadır. Tüm cirolar beyaz ciro niteliğinde olduğundan, ciro silsilesinde bozutluk yoktur. Bu nedenle mahkemece çek istirdadı talebinin reddi yerinde olup, aksi yöndeki davacı istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. Davacı taraf çekin kargo ile gönderildiği sırada kaybolduğunu ileri sürmüştür. Kargo çalışanı tarafından aracındaki hırsızlık sebebiyle şikâyetçi olunmuştur. İstanbul Anadolu CBS'nin 2020/76872 soruşturma sayılı dosyası ile yürütülen soruşturmada daimi arama kararı verildiği görülmektedir. Bu soruşturma kapsamında cirantalar hakkında bir şikâyetin bulunmadığı anlaşılmakta olup somut olayda söz konusu soruşturmanın beklenmesinin sonuca bir etkisi olmayacağından, aksi yöndeki istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. Öte yandan, kambiyo senetlerinde kural olarak bedelsizlik iddiasının yazılı belge ile kanıtlanması gerekir. Bedelsizlik iddiası, TTK’nın 687. maddesi anlamında bir kişisel defidir. Bedelsizlik bir kişisel defi olduğundan, düzenleyen tarafından kural olarak ancak senet lehtarına karşı ileri sürülebilir. Çek, sebepten mücerret kıymetli evrak olup davalı cirantalar temel borç ilişkisinin tarafı olmadığından, TTK'nın 818/1.e maddesi atfıyla, aynı kanunun 687. maddesi uyarınca, temel ilişkideki defiler hamile karşı ileri sürülemez. Meğerki hamil, senedi iktisap ederken bile bile borçlunun zararına hareket etmiş olsun. Bu durumda hamilin, yani somut olayda davalıların kötü niyetini ispat yükü, davacılara aittir. Ancak somut olayda, ispat yükü üzerinde olan davacının borçlu olmadığını ve davalının kötüniyetini ispata yarar delil sunamadığı anlaşıldığından, menfi tespit talebinin de reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. Açıklanan bu sebeplerle davacı vekilinin tüm istinaf sebeplerinin reddi gerekmiştir. Asli müdahilin istinaf başvurusu yönünden resen yapılan istinaf incelemede: HMK'nın 65. maddesine göre bir yargılamanın konusu olan hak veya şey üzerinde kısmen ya da tamamen hak iddia eden üçüncü kişi, hüküm verilinceye kadar bu durumu ileri sürerek, yargılamanın taraflarına karşı aynı mahkemede dava açabilir. Asli müdahale davası ile asıl yargılama birlikte yürütülür ve karara bağlanır. Buna göre asli müdahale davasının ilk davanın taraflarına yani davacısı ve davalısına karşı birlikte açılması zorunludur. Çünkü mahkeme ancak bu hâlde asli müdahilin talebini haklı görürse onun lehinde bir karar verebilir. Bu hâlde ilk davanın davacısı ve davalısı asli müdahale davasının davalı tarafında şekli mecburi dava arkadaşı durumunda olurlar. Asli müdahale davası bir dava dilekçesi ile açılır, mahkemece bu talebin ayrıca kabul için bir karar verilmesine gerek olmayıp yeni bir dava olarak ve harcı ödenmek suretiyle açılır. Asli müdahilin davası, asıl yargılama ile birlikte yürütülür ve asli müdahale davası hakkında da bir karar verilir. Asli müdahil hakkında verilen bu hükmü, kendisi yalnız başına istinaf edebilir. Asli müdahale davasında verilen kesinleşmiş mahkeme kararı, asli müdahil ile ilk davanın tarafları (davacısı ve davalısı) arasında kesin hüküm teşkil eder. HMK'nın 66 ve devamı maddelerinde ise feri müdahillik kurumu düzenlenmiş olup, üçüncü kişi davayı kazanmasında hukuki yararı bulunan taraf yanında ve ona yardımcı olmak amacıyla, tahkikat sona erinceye kadar, feri müdahil olarak davada yer alabilir. Mahkeme, feri müdahale şartlarının bulunması durumunda, müdahale talebinin kabulüne karar verir. Feri müdahil, sadece lehine müdahale talep ettiği tarafın yardımcısıdır. Yani feri müdahil, lehine katıldığı tarafla birlikte hareket eder. Hüküm ise yalnızca taraflar hakkında verilir, feri müdahil hakkında bir hüküm kurulmaz. Bu açıklamalar göre feri ve asli müdahale kurumlarının, şartlarının, hüküm ve sonuçlarının birbirinden farklı olduğu görülmektedir. Somut olayda, müdahale eden .... Ltd. Şti. vekili, müdahale dilekçesinde taleplerinin asli müdahale olduğunu belirterek ve nispi karar harcı yatırarak talepte bulunmuş ise de dilekçesinde ve aşamalardaki beyanlarında, davanın taraflarından sadece davalı yönünden müvekkilinin borçlu olmadığının tespitini talep etmiş, davacıya karşı bir talepte bulunmamıştır. Bu hâliyle müdahil talebinin asli müdahale talebi olduğundan bahsedilemez. Davanın konusu ve çekin keşidecisi olması sebebiyle de keşidecinin lehtarın açtığı çek istirdadı ve menfi tespit davasında asli müdahil olması, davanın niteliği gereği de mümkün değildir. Müdahilin talep dilekçesinde feri müdahale talebinde de bulunmadığı görülmektedir. Hâl böyle olunca, müdahale talep eden .... Ltd. Şti.'nin müdahale talebinin HMK'nın 66. maddesinde yer alan feri müdahale talebi içermemediği, HMK'nın 65. maddesindeki asli müdahale şartlarını da taşımadığı anlaşıldığından, .... Ltd. Şti.'nin istinaf sebepleri yerinde görülmemekle birlikte, hakkında kurulan hükmün Dairemizce HMK'nın 33 ve 353/1.b.2 maddeleri uyarınca resen kaldırılarak onun yönünden asli müdahale talebinin usulden reddine karar vermek gerekmiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 33, 355 ve 353/1.b.2 maddeleri uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, davacı vekili ve asli müdahil vekilince ileri sürülen istinaf başvuru nedenleri yerinde görülmemekle birlikte, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının resen düzeltilmesi gerektiğinden, kararın kaldırılmasına ve davanın esası hakkında yeniden karar verilmesine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur. Dairemizce resen gözetilen sebeplerle karar düzeltildiğinden, ilk derece mahkemesince esas davada davalı lehine hükmedilen vekalet ücreti miktarı aynen muhafaza edilmiştir. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçelerle; Davacı vekili ve asli müdahil vekilince ileri sürülen istinaf nedenleri yerinde görülmemekle birlikte, HMK'nın 33, 355 ve 353/1.b.2 maddeleri uyarınca ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının resen düzeltilmek üzere kaldırılmasına, davanın esası hakkında Dairemizce yeniden karar verilmesine, bu doğrultuda; 1-Davanın reddine, 2-Asli müdahalenin yasal koşulları bulunmadığından, asli müdahale davasının usulden reddine, 3-Davalı vekilinin kötü niyet tazminat talebinin, yasal şartları oluşmadığından reddine, 4-Esas davada alınması gereken 732,00 TL harçtan peşin alınan 273,24 TL harçtan mahsubu ile bakiye 458,76 TL harcın davacıdan tahsiline, hazineye gelir kaydına, 5-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gerekli 732,00 TL harçtan, peşin alınan 273,24 TL harcın mahsubu ile bakiye 458,76 TL'nin asli müdahilden tahsili ile Hazineye kaydına, 6-Davacı tarafça ve asli müdahil tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerlerinde bırakılmasına, 7-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, davalı yararına AAÜT gereğince takdir edilen 5.100,00 TL ücreti vekaletin davacı ve asli müdahilden alınarak davalıya verilmesine, 8-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan bakiye gider avanslarının, yatıran taraflara iadesine, 9-İstinaf aşamasındaki harç ve yargılama giderleri yönünden: a-Davacı ve asli müdahil tarafından yatırılan istinaf başvuru harçlarının Hazineye gelir kaydına; davacı ve asli müdahil tarafından yatırılmış olan istinaf peşin karar harçlarının ise, talepleri hâlinde, ilk derece mahkemesince kendilerine iadesine, b-Davacı ve asli müdahil tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendilerinin üzerinde bırakılmasına, 10-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine, 11-Dosyanın, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair; HMK'nın 353/1.b.2 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi.19.02.2026 KANUN YOLU: HMK'nın 362/1.a maddesi uyarınca karar kesindir.