T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 45. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO :2025/1675 KARAR NO :2026/292 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:BAKIRKÖY 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ:23/10/2025 NUMARASI :2025/952 Esas 2025/950 Karar DAVANIN KONUSU:Konkordato (Adi Konkordatodan Kaynaklanan (İİK 285 İla 308/h)) KARAR TARİHİ:25/02/2026 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. Maddesi uyarınca dosya incelendi ; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:DAVA:…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 45. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO :2025/1675 KARAR NO :2026/292 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:BAKIRKÖY 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ:23/10/2025 NUMARASI :2025/952 Esas 2025/950 Karar DAVANIN KONUSU:Konkordato (Adi Konkordatodan Kaynaklanan (İİK 285 İla 308/h)) KARAR TARİHİ:25/02/2026 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. Maddesi uyarınca dosya incelendi ; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:DAVA:Davacılar vekili dava dilekçesi ile; müvekkilinin ödeme güçlüğüne düştüğünden bahisle, İİK 285 ve TTK 286 maddeleri hükümleri gereği müvekkili hakkında alacaklarıyla konkordato akdetmesini sağlamak amacı ile konkordato mühleti verilmesini ve konkordatonun tasdikini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:Mahkemece, "Davacıların, konkordato talep eden şirketlerin (asıl dosyada Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2025/644 Esas) yetkilisi ve hissedarı oldukları anlaşılmaktadır. Borçlu gerçek kişiler tarafından sunulan ön projede konkordatonun başarısının borçlu şirketlerin konkordatosunun başarısına bağlanmakta olup kendilerine özgü konkordato tedbiri ve hedefi içermediği, konkordato kaynaklarının konkordatonun uygulanmasına yeterli olmadığı, bu açıdan da ön projenin uygulanabilir olmasının mümkün gözükmediği, gerçek kişi borçluların, sadece alacaklıların icra tehdidinden kurtulmak amacı ile konkordato talep etmesinin bu müessesenin amacına uygun düşmediği" gerekçesiyle gerçek kişi davacıların konkordato isteminin reddine karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ Davacılar vekili yasal süresi içinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde; Davacıların ortağı olduğu şirketler, içinde bulunduğu finansal darboğazdan kaynaklı sebeplerle konkordato sürecine başvurduğunu, davacı müvekkillerin hissedarı olduğu şirketlere kefaleti bulunmakta olup kefaleten borçlar da konkordato projesi kapsamında şirketler tarafından ödeneceğini, dolayısıyla davacı şirket ortaklarının borçluluğu, kefil olduğu şirketin ödemelerine bağlı olduğunu, şirketlerin konkordatosu başarılı olduğunda ve borçlar ödendiğinde, davacıların da borçları sona ereceğini, davacı müvekkiller için kesin mühlet kararı verilmemesi nedeni ile müvekkillere ait mal varlığı icra aracılığı ile satılacağını, müvekkillere ait malların cebri icra yolu ile satılması halinde malların bedelinin gerçek değeri ile satılma ihtimalinin bulunmadığını, malların nerede ise yarısı bir bedel karşılığı satılacağı izahtan vareste olup müvekkillerin mal varlığının gerçek değerinin altında satılması alacaklarının da büyük zarar görmesine neden olacağını, davacı müvekkillere ait mal varlığının gerçek değerinin altında satılması, haklarında kesin mühlet kararı verilen şirketlerin projesini de olumsuz yönde etkileyeceğini beyanla ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabul edilerek davacılar ..., ..., ... ve ... hakkında kesin mühlet kararı verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE GEREKÇE:Dava, İİK.nun 285 ve devamı maddelerince açılan konkordato talebine ilişkindir.Dosya kapsamına göre borçlu şirketler ... A.Ş., ...A.Ş,, ... A.Ş., ...A.Ş,, ...A.Ş,, ile birlikte şirket ortakları ..., ..., ..., ... konkordato talebinde bulunmuş, tüm borçlu şirketler ile şirket ortakları gerçek şahıslar hakkında verilen geçici mühlet kararı akabinde mahkemece şirket ortakları gerçek şahıslar yönünden dosya tefrik edildikten sora sonra borçlu gerçek kişilerin, asıl borçlu şirketlerden bağımsız bir konkordato projesinin bulunmadığı, projenin kendine özgü hiçbir konkordato tedbiri ve hedefi içermediği, tamamen borçlu şirketin ön projesi üzerine temellendirildiği, şirketin başarısına bağlı bırakıldığı gerekçesiyle konkordato taleplerin reddine karar verilmiş, karara yörelik davacı gerçek kişiler istinaf talebinde bulunmuştur. İİK 287. Maddesinde borçlunun iyileşmesi ve konkordatonun tasdiki ihtimalinin “konkordatonun başarı şansı “kavramı altında ifade edildiğine yer verilmiştir. Başarı olasılığı kavramından anlaşılan husus, konkordato projesinin gerçekleşme şansına sahip görülmesidir. Bu sonuca, borçlunun durumu, malvarlığı gelirleri ve taahhütlerini yerine getirmesine engel olan nedenler gözetilerek, objektif verilere göre konkordato başarı olasılığı yargıç tarafından belirlenecektir. (Konkordato ve Yeniden Yapılanma Hukuku -Av.Sümer Altay, sayfa 112, 1. Cilt).İsv.İİK'da da konkordato mühletinin amaçlarından biri olarak açıkça," borçlunun iyileşmesi "kavramına yer verildiği, buna göre, geçici mühletin, açıkça iyileşme ümidi görülmüyorsa, yani konkordatonun tasdikine gerek kalmaksızın iyileşme yahut konkordato ihtimali yoksa kaldırılacağı ifade edilmiştir. Ancak burada iyileşmeden söz edebilmesi için bilançosal bir iyileşme yeterli olmayıp başarılı bir iyileşme için yapısal (gerçek) bir iyileşmenin varlığı aranmalıdır. Bu sebeple konkordato talebi, sadece zaman kazanmaya yönelik bir talep olmayıp sürekli ve kalıcı bir iyileşme olasılığını konkordato projesi yardımıyla inanılır kılmalıdır. Bu nedenle ön proje sadece dilek ve temenniler içeren soyut bir belge olarak anlaşılmamalı, mahkeme tarafından kesin mühlet verilebilmesi için ön projenin nasıl başarılı olacağı açıklanmalıdır. ( Selçuk Öztek / Ali Cem Budak, Müjgan Tunç Yücel, Serdar Kale, Bilgehan Yeşilova, Yeni konkordato Hukuku, 2. Baskı, Ankara 2019 s. 187 )İİK'nın 286/1-a maddesinde " borçlunun talebiyle birlikte borçlarını hangi oranda veya vadede ödeyeceğini, bu kapsamda, alacaklıların alacaklarından hangi oranda vazgeçmiş olacaklarını, ödemelerin yapılması için borçlunun mevcut mallarını satıp satmayacağını, borçlunun faaliyetine devam edebilmesi ve alacaklılara ödemelerini yapabilmesi için gerekli mali kaynağın sermaye artırımı veya kredi temini yoluyla yahut başka yöntem kullanılarak sağlanacağını gösteren ön proje ibraz etmesi" gerektiği ifade edilmiştir. Bu şekilde borçlunun faaliyetine devam edebilmesi ve alacaklılara ödemelerini yapabilmesi için mali kaynağın nasıl sağlanacağı net bir şekilde açıklanmalı ki projenin başarıya ulaşıp ulaşmayacağı ve kayıtlarla uygun olup olmadığı değerlendirebilmelidir. Dolayısıyla 286/1- a bendinde, borçlunun faaliyetine devam edebilmesi ve ödemelerini yapabilmesi ifadesi ile konkordatonun amacının da bir anlamda ifade bulduğunun kabülü doğru olacaktır. Mali kaynağın nasıl temin edileceği kapsamında, Selçuk Öztek / Ali Cem Budak, Müjgan Tunç Yücel, Serdar Kale, Bilgehan Yeşilova, Yeni konkordato Hukuku, 2. Baskı, Ankara 2019 s. 184-185 de ifade edildiği gibi "ortakların yeni sermaye getirmeleri, kişisel malvarlıklarını paraya çevirerek şirkete getirmeleri, sermaye artırımı yaparak yeni ortak almaları, işletmenin bir bankadan kredi bulması ilk akla gelenlerdir." Bu nedenle ön proje, maddenin 1. fıkranın a bendinde sözü edilen bütün unsurları içermelidir.Belirtilen yasal düzenlemeler ve açıklamalar doğrultusunda somut olayı değerlendirildiğinde, tüzel kişi ve kefillerinin konkordato taleplerini aynı dilekçede birleştirilmesi mümkün olmakla birlikte, konkordatonun tasdiki için gerekli koşulların her bir borçlunun şahsında gerçekleşmesi gerekir (Yargıtay 19 HD'nin 2006/7121 Esas, 2006/10981 Karar sayılı kararı). Ancak davacı gerçek şahıslar, birlikte konkordato talep eden şirketin borçlarına kefil olunması nedeniyle konkordatoya başvurulmuş olup müstakil bir konkordato projeleri bulunmadığı, kendine özgü hiçbir konkordato tedbiri ve hedefi içermediği, tamamen borçlu şirketin ön projesi üzerine temellendirildiği, şirketin ticari başarısına bağlandığı, şirket tarafından borçlar ödendiği takdirde ve ödendiği sürece kendilerinin de borçtan kurtulmalarının öngörüldüğü, bu nedenle alacaklılara sunulan bir proje bulunmadığı görülmektedir. Sırf alacaklıların icra takibine maruz kalmamak için konkordato talep edilmesi de müessesenin amacına uygun düşmeyecektir. Buna göre ilk derece mahkemesince davacı gerçek kişiler yönünden geçici mühletin kaldırılarak konkordato talebinin reddine dair verilen karar yerindedir. Açıklanan nedenlerle; dosya kapsamına göre ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu ulaşılan maddi olay ve hukuki değerlendirme usul ve yasaya uygun olup kamu düzenine aykırı herhangi bir husus tespit edilmediği ve davacılar vekilinin istinaf dilekçesinde yer verdiği itirazların yerinde olmadığı anlaşılmakla HMK 353/1.b.1 bendi uyarınca davacılar vekilinin istinaf başvusunun esastan reddine karar verilmiş aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M:Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1.Davacılar vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince davacılar tarafından ayrı ayrı yatırılan istinaf başvuru harçlarının hazineye gelir kaydına, her bir davacı yönünden alınması gerekli olan 732,00 TL istinaf harcından, davacılarca ayrı ayrı yatırılan 615,40 TL'nin mahsubu ile bakiye kalan 116,60 TL harcının davacılardan ayrı ayrı tahsili ile hazineye irat kaydına, 3-İstinaf yargılama giderlerinin davacılar üzerinde bırakılmasına, 4-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı HMK'nin 361/1. Maddesi, 7499 sayılı Yasa'nın 37/1.d maddesi ile değişik 2004 sayılı İİK'nın 308/a maddesi uyarınca, kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde Yargıtay nezdinde temyiz yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi.25/02/2026