T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2023/1211 Esas KARAR NO: 2026/370 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İSTANBUL 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ NUMARASI : 2021/709 Esas- 2023/165 Karar TARİH : 27/02/2023 DAVA: ALACAK (Ticari Satımdan Kaynaklanan) KARAR TARİHİ : 02/03/2026 İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna ba…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2023/1211 Esas KARAR NO: 2026/370 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İSTANBUL 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ NUMARASI : 2021/709 Esas- 2023/165 Karar TARİH : 27/02/2023 DAVA: ALACAK (Ticari Satımdan Kaynaklanan) KARAR TARİHİ : 02/03/2026 İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili tarafından, davalı aleyhine; ''Keşideci-borçlusu.... Şti. olan, ... A.Ş. .../İstanbul Şubesi tarafından, ... numaralı hesaptan düzenlenen, ... çek numaralı, 31.01.2019 keşide tarihli, 13.100,00 USD bedelli'' çekten kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla, -davalı tarafından takipten önce ilgili çeke mahsuben yapılan kısmi ödeme düşülerek- 11.100,00 USD asıl alacak üzerinden .... İcra Dairesi'nin ... E.sayılı dosyası ile kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla takip başlatıldığını, bunun üzerine davalı şirket tarafından çekteki imzaya itiraz edilerek .... İcra Mahkemesi'nin 2019/439 Esas sayılı dosyasında şikayette bulunduğunu, mahkemece imzanın borçlu şirket yetkilisine ait olmadığı gerekçesi ile takibin durdurulmasına, icra inkâr tazminatına ve para cezasının ödenmesine karar verildiğini, oysa takip öncesi hiçbir ihtirazi kayıt ileri sürülmeksizin, davalı şirkete ait .......IBAN numaralı hesaptan müvekkil şirkete ait hesaba ''... nolu çek ödemesi'' açıklaması ile ödeme yapıldığını, böylece davalının borcu ve çekin varlığını açıkça kabul ettiğini, Yargıtay; ''Takibe konu çekin seri numarası da belirtilmek suretiyle alacaklı hesabına borçlu tarafından yapılan ödemenin, çeke mahsuben yapıldığının ve İİK.'nun 169/a maddesi kapsamında bir belge olduğunun kabulü gerektiğine" ilişkin karar verdiğini, davaya konu çekin 05/02/2019 tarihinde muhatap .......A.Ş'ye ibraz edildiğinde arkasının "karşılığı bulunmadığı" gerekçesi ile yazıldığını, muhatap bankanın çekteki keşideci imzasını kontrol etme yükümlülüğü bulunduğunu, kaldı ki çekte imzası bulunan kişinin ticari temsilci sayılması gerektiğini, açıkça ya da örtülü olarak yetki verdiği kişi konumunda sayılacağını, davalı şirketin bu zamana kadar çeklerin ellerinden nasıl çıktığını izah etmediği gibi çekin rızası hilafına elinden çıktığına ilişkin bir iddiada veya başvuruda da bulunmadığını, dolayısıyla dava konusu çekin davalı şirketten sadır olduğunun açıkça ortada olduğunu, davalı şirket tarafından dava konusu çek ile, aynı banka tarafından, aynı hesaptan aynı imza ile (sonraki seri numaralı) başkaca çekler de düzenlendiğini, şirket hesabından buna ilişkin ödemeler yapıldığını, öte yandan söz konusu çekten dolayı İstanbul İcra Ceza Mahkemeleri nezdinde karşılıksız çek şikayetinde bulunulduğunu, İstanbul 5. İcra Ceza Mahkemesi'nin 14/01/2020 tarih, 2019/368 E. ve 2021/91 K. Sayılı ile davalı şirket yetkilisi hakkında karşılıksızdır işlemi yapılmasına sebebiyet vermek suçundan mahkumiyet kararı verildiğini, arabuluculuk görüşmelerden anlaşmazlık ile sonuçlandığını belirterek, dava konusu çekten kaynaklanan 11.100,00.-USD alacaklarının keşide tarihinden itibaren işletilecek avans faizi ile birlikte, fiili ödeme günündeki Merkez Bankası Efektif Satış Kuru üzerinden Türk Lirası olarak davalıdan tahsiline, .... İcra Hukuk Mahkemesi'nin 02.06.2021 tarih,2019/439 E. ve ... K.sayılı kararında hüküm altına alınan hususların (tazminat, para cezası, yargılama gideri ve vekalet ücreti ve diğer hususların) ortadan kaldırılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin davacıya hiçbir borcu bulunmadığını, aksine sahte olarak düzenlenen ve imza taklidi yoluyla bankaya ibraz edilen çek sebebiyle müvekkili şirketin büyük zarara uğradığını, bir dizi dava ve icra takibiyle karşı karşıya kaldığını, dava konusu çekin bankaya ibraz edildiğinde 'hesap sahibi tarafından yetkili imzaları taşımadığı'' nedeniyle işlem yapılmadığını, .... İcra Dairesi ... Esas sayılı dosyası tahtında icra takibine konulduğunu, haciz uygulandığını, çekteki imza sahteliği nedeniyle .... İcra Hukuk Mahkemesi 2019/439 Esas sayılı dosyasında dava açıçtıklarını, bilirkişi vasıtasıyla imza incelemesi yaptırıldığını ve alınan kapsamlı rapor akabinde çek üzerindeki imzanın müvekkili şirket yetkilisine ait olmadığının anlaşıldığını ve mahkemenin 02/06/2021 tarih ve ... Karar sayılı kararı ile takibin durdurularak davalının (huzurdaki davada davacı alacaklının) icra inkar ve para cezasına mahkum edildiğini, kararın istinaf kanun yoluna başvurulmaksızın kesinleştiğini, davacı tarafından 29/08/2018 tarihli bir tahsilat makbuzu sunulduğunu, tahsilat makbuzunun her zaman düzenlenebilir bir belge olduğunu, kaldı ki işbu makbuz üzerinde müvekkili şirket adına hiçbir imza da bulunmadığını, davacının müvekkili üzerinde haciz baskısı ve tehdit oluşturmaya çalıştığını, elimizde çekiniz var, banka hesaplarına bloke koyacağız, icraya vereceğiz, hacze göndereceğiz gibi bir dizi söylemle müvekkil şirket üzerinde baskı oluşturduğunu ve müvekkili şirket yetkilisi......'nin de belirtilen tarihte İstanbul'da olmaması üzerine panik halinde olan muhasebe elemanının davacının tehdit ve baskısı neticesinde hacze engel olma düşüncesiyle davacı hesabına para havalesi yaptığını, halbuki şirket yetkilisinin bilgisi olmuş olsaydı bu ödemeye de onay vermeyeceğinin açık olduğunu, davacının tanık dinletme talebine muvafakat etmediklerini belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 27/02/2023 tarih ve 2021/709 Esas- 2023/165 Karar sayılı kararında; "....Çekteki imzanın şirket yetkilisine ait olmadığı tespit edilerek .... İcra Dairesi'nin ... E.sayılı dosyasında 08.05.2019 tarihinde başlatılan icra takibi, .... İcra Mahkemesi'nin 02.06.2021 tarih ve 2019/439 E. ... K. sayılı kararıyla kaldırılmıştır. Bu karar maddi anlamda kesin delil teşkil eden bir sonuç doğurmamaktadır.Taraflar arasında ticari bir ilişkinin olduğu bilirkişi raporu ile de sabittir. Davalı taraf, dava konusu çekteki imzanın şirket temsilcisinden başka birinin imzası ile nasıl piyasaya sürüldüğü, üstelik de ticari ilişkisinin bulunduğu davacının eline nasıl geçtiği, diğer bir anlatımla elinden rızası dışında nasıl çıktığı (kaybolduğu, çalındığı, şirket çalışanın güvenlerini kötüye kullandığı vb) konusunda hiç bir açıklamada bulunmamaktadır. Sadece imzanın davalı şirket yetkilisine ait olmadığı noktasında yoğunlaştıkları gözlenmektedir. Bütün bunlara rağmen üstelik, çek nedeniyle yukarıda açıklanan banka havalesi ile 2.000,00.-USD ödeme yapılmıştır. Bunun nedeni olarak da yukarıda açıklandığı gibi davacının haciz tehdit ve baskıları gösterilmektedir. Bu tehdit ve baskılar "başka türlü hareket etme imkanını ortadan kaldıran tehdit" olarak kabul edilemez. İcraya vermek, banka hesaplarına bloke koymak, haciz baskısı yasal haklardır. İcra hukuku zaten bir baskı aracıdır ve amacı da budur. Yani borcun bir takım yasal baskılarla ödemesini sağlamaktır. Bir şirket çalışanının da bu tehdit ve baskıların etkisi altında kalarak, panik halinde ve davalı şirket yetkilisi Nazeneen Mohammed Hameed Jabari'nin de o sırada İstanbul'da olmaması üzerine hacze engel olma düşüncesiyle havale yapmış olması Yüksek Mahkememizin pek çok içtihadında da işaret ettiği gibi hayatın olağan akışına ve günlük yaşam tecrübelerine uymamaktadır. İletişim çağında şirket yetkilisine günlerce ulaşamamak ve ondan talimatları alamamak mümkün ve kabul edilebilir değildir. Bir çalışanın bu kadar büyük bir sorumluluğu üzerine alarak insiyatif kullanması mantıklı da değildir. Üstelik yapılan kısmi ödeme ihtirazi kayıt konulmadan yapılan bir ödemedir. Ortada henüz başlamış bir icra takibi yoktur. Dolayısıyla haciz baskısı da yoktur. Davalı bu aşamada hemen hukuki yolları işleterek bir Menfi Tespit davası açma imkanı varken bunu da kullanmamıştır.Ne var ki davaya konu çekteki imzanın davalıya ait olmadığı maddi anlamda kesin delil teşkil etmese de mahkeme kararıyla sabittir. Çekin artık kambiyo senedi vasfı kalmamıştır. Adi yazılı belge niteliğindedir. Bu belge yukarıda açıklanan nedenlerle davacının alacağını kanıtlayan bir belge niteliğindedir. Bu nedenle çek keşide tarihi temerrüt tarihi olarak esas alınamaz. Davalı taraf yazılı bir belge ile temerrüde de düşürülmemiştir. Bu nedenle faiz başlangıç tarihi dava tarihi olarak kabul edilmiştir... İcra Hukuk Mahkemesi'nin 02.06.2021 tarih,2019/439 E. ve ... K.sayılı kararında hüküm altına alınan hususların (tazminat, para cezası, yargılama gideri ve vekalet ücreti ve diğer hususların) ortadan kaldırılmasına yönelik taleplerin ise, ilgili mahkeme kararının masıl kaldırılabileceği yasanın emredici düzenlemeleri ile belirlenmiştir. Bu da ancak ilgili mahkeme kararının istinaf, temyiz gibi kanun yolları ile mümkündür. Mahkememizin böyle bir görevi ve yetkisi bulunmadığından, bu husustaki talebinin kabulü mümkün olmadığından reddi gerekmiş olup, aşağıdaki hüküm kurulmuştur..."gerekçesi ile, "'Davanın KABULÜNE, 1-11.100,00-USD alacağın davalıdan alınarak DAVACIYA VERİLMESİNE, Alacak miktarına dava tarihi olan 27/10/2021 tarihinden itibaren 3095 sayılı Yasanın 4/A maddesi gereğince devlet bankalarının yabancı para ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına değişken oranlarda ödediği en yüksek faizin UYGULANMASINA, .....İcra Hukuk Mahkemesinin 02/06/2021 tarih ... Esas ve ... Karar sayılı kararında hüküm altına alınan hususların (tazminat, para cezası, yargılama gideri ve vekalet ücreti ile diğer hususların) ortadan kaldırılmasına yönelik taleplerin REDDİNE, ''karar verilmiş ve karara karşı taraf vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Yerel mahkemece alacağa işletilecek faizin dava tarihi olan 27/10/2021 başlatılmasına ve ....İcra Hukuk Mahkemesinin 02/06/2021 tarih ... Esas ve ... Karar sayılı kararında hüküm altına alınan hususların (tazminat, para cezası, yargılama gideri ve vekalet ücreti ile diğer hususların) ortadan kaldırılmasına yönelik taleplerin reddine ilişkin kararı, gerekçeleri usul ve yasaya , dosyanın somut özelliklerine aykırı olup istinaf incelemesi neticesinde kaldırılmasını talep etmiştir. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; çekte davalıya atfen atılan imzanın davalı şirket yetkilisine ait olmadığını, sahte olduğunu, bu hususun bankanın çeke düştüğü şerh ve .... İcra Mahkemesi'nin 02.06.2021 tarih ve 2019/439 E. ... K. Sayılı ilamı ile sabit olduğunu, ancak, davacı elinde bulundurduğunu iddia ettiği çekten kaynaklı olarak alacak isteminde bulunduğundan bu noktada temel ilişki noktasında itirazlarını bildirmek zaruretinin hasıl olduğunu, çünkü davacının elinde bulundurduğu imzası müvekkil şirket yetkilisine ait olmayan keşideci hanesinde müvekkil, lehtar hanesinde ise davalının bulunduğu çek ile müvekkilden huzurdaki davada alacak isteminde bulunduğunu, çek incelendiğinde görüleceği üzere müvekkil keşideci, davalı ise lehtar durumunda olduğunu, bu nedenle davacı temel ilişkiyi ispat etmeli olduğunu, davacının dava konusu ettiği ve imzası ve yazıları müvekkil şirket yetkilisine ait olmayan çek aynı zamanda tahrifata uğradığını ve çekin bedel kısmında karalama ve çizilerek oluşturulan iptal olmasına rağmen imza ve/veya paraf olmadığını, bu nedenle çek zaten bu haliyle tahrifata uğramış olup kambiyo senedi vasfı bulunmadığından davacının sahtelik yanında kambiyo senedi vasfı taşımayan çekten dolayı alacak isteminde bulunabilmesi ve huzurdaki davayı ikame etmesi mümkün değilken, ilk derece mahkemesi tarafından davanın kabulüne karar verilmesinin hatalı olduğunu, her iki tarafın ticari defterlerinin birbiri ile uyuşmamakta olup; davacı tarafın ticari defterlerinin ancak aleyhine delil teşkil edebileceğini, davacı ticari defterlerine göre alacağı tespit edilmemişken Mahkemece davanın kabulüne karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep etmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava; dava konusu çeke dayalı alacağın bakiye kısmının davalıdan tahsili talebine ilişkin olup, Mahkemece yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiş, karara karşı taraf vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Somut uyuşmazlıkta davacı vekili, dava konusu keşidecisi.... Şti., lehtarı kendisi olan, ... çek numaralı 31.01.2019 keşide tarihli, 13.100,00 USD bedelli çekin 2.000 USD'lik kısmının davalı tarafından ödendiğini, ancak bakiye kısmının ödenmediğini ileri sürerek alacağın tahsiline karar verilmesini talep etmiş, davalı vekili, dava konusu çekteki keşideci adına atfen atılan imzanın davalı şirket yetkilisine ait olmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Dava konusu çekin davacı tarafından 05/02/2019 tarihinde bankaya ibrazında karşılıksız işlemi yapıldığı, ayrınca muhatap banka tarafından 08/05/2019 tarihinde çekin üzerine "İş bu çek 05/02/2019 tarihinde TEB A.Ş.tarafından karşılıksız olarak nitelendirilmiş ise de yasal yükümlülük tutarı için fiziken Bankamıza sunulduğunda Bankamızda yapılan inceleme sonucunda ibraz tarihi itibariyle hesap sahibi adına yetkili imza/ları taşımadığı görüldüğünden yasal yükümlülük tutarı ödenmemiştir." şeklinde şerh düşüldüğü, bunun üzerine davacı tarafından dava konusu çek bedelinin bakiye kısmı için .... İcra Dairesi'nin ... E.sayılı dosyası ile kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla takip başlatıldığı, takip üzerine davalı şirket tarafından çekteki imzaya itiraz edilerek .... İcra Mahkemesi'nin 2019/439 Esas sayılı dosyasında şikayette bulunduğunu, mahkemece yapılan yargılama sonucunda alınan rapora göre imzanın borçlu şirket yetkilisine ait olmadığı gerekçesi ile takibin durdurulmasına, icra inkâr tazminatına ve para cezasının ödenmesine karar verildiği ve kararın istinaf edilmeksizin kesinleştiği görülmüştür. Davalı tarafından çekteki imzaya itiraz edilmiş ve .... İcra Mahkemesi'nin 2019/439 esas sayılı ilam ile çekteki imzanın davalı şirket yetkilisine ait olmadığı tespit edilmiş ise de, İcra Mahkemesi kararları maddi anlamda kesin hüküm niteliği taşımadığı, davalı tarafından dava konusu çek bedelinin itiraz edilmeksizin davacıya kısmen ödeme yapıldığı, tarafların ticari defter ve kayıtlarına göre taraflar arasında ticari ilişki bulunduğu ve çekin davalının ticari defterlerinde kayıtlı olduğu dikkate alındığında davalı tarafından davacıya verildiği sabit olan çekteki imzanın davalı şirket yetkilisine ait olmadığının ve tahrifata uğradığının ileri sürülmesinin TMK'nın 2. maddesi uyarınca dürüstlük kuralına aykırı olduğu, çekteki imzanın davalı şirket yetkilisine ait olmadığının kabul edilmesi halinde dahi imzanın kendi bilgisi dahilinde atıldığının, buna rıza gösterdiğinin, çeki kabul ettiğinin ve bununla bağlı olduğunun anlaşıldığı, davacının ticari defterlerinde davalıdan alacağı "0" olarak gözüküyor ise de bu durumun davacı tarafından dava konusu çekin ödeme olarak girilmesinden kaynaklandığı, dava konusu çeke ilişkin 29/08/2018 tarihli tahsilat makbuzunda çekin TL karşılığının belirtildiği ve ödeme türünün çek olarak işaretlendiği, yani tahsilat makbuzunda gösterilen çek bedelinin nakit olarak ödenmediği, ayrıca davalı tarafından çek bedelinin ödendiğine dair bir savunma ileri sürülmediği gibi çekin karşılıksız çıktığı ve davalı tarafından çek bedeline mahsuben 2.000 USD ödendiğinin banka kaydı ve tarafların kabulü ile sabit olduğundan davalı vekilinin çekteki imzanın davalıya ait olmadığına, çekte tahrifat yapıldığına ve davacının defterlerine göre alacaklı olmadığına dair istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. Davacı vekili tarafından ....İcra Hukuk Mahkemesinin 02/06/2021 tarih ... Esas ve ... Karar sayılı kararında hüküm altına alınan hususların (tazminat, para cezası, yargılama gideri ve vekalet ücreti ile diğer hususların) ortadan kaldırılması talep edilmiş ve buna gerekçe olarak İİK'nın 170/4 maddesi gösterilmiş ise de, İİK'nın 170/4 maddesinde "İcra mahkemesi, itirazın kabulüne karar vermesi halinde, senedi takibe koymada kötü niyeti veya ağır kusuru bulunduğu takdirde alacaklıyı senede dayanan takip konusu alacağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere tazminata ve alacağın yüzde onu oranında para cezasına mahkum eder. Alacaklı genel mahkemede dava açarsa, para cezasının tahsili dava sonuna kadar tehir olunur ve bu davayı kazanırsa hakkında verilmiş olan para cezası kalkar." hükmünün düzenlendiği, söz konusu hükümde genel mahkemede alacaklı lehine karar verilmesi halinde İcra Mahkemesi tarafından hüküm altına alınan tazminat, yargılama gideri ve vekalet ücreti ile diğer hususların kalkacağına dair bir düzenleme bulunmadığı, söz konusu talep hakkında ancak kanun yolu incelemesi sonucunda olumlu/olumsuz bir karar verilmesinin mümkün olduğu, ancak İcra Mahkemesince verilen karara karşı taraflarca yargı yoluna başvuruda bulunulmadığı ve kararın kesinleştiği, ilk derece mahkemesinin başka bir mahkeme kararına ilişkin kanun yolu denetimi yapma yetkisinin bulunmadığı gibi İİK'nın 170/4 maddesinin son cümlesindeki alacaklının genel mahkemede dava açması halinde İcra Mahkemesince verilen para cezasının tahsilinin dava sonuna kadar tehir olunacağı ve bu davayı kazanırsa hakkında verilmiş olan para cezasının kalkacağı düzenlemesine göre, davacı tarafından iş bu davanın açılması ile para cezasının tahsilinin dava sonucuna kadar kendiliğinden durduğu ve kararın kesinleşmesi halinde ise kendiliğinden kalkacağı, bu hususta Mahkemece herhangi bir karar verilmesinin gerekmediği anlaşılmakla davacı vekilinin aksi yöndeki istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. Yukarıda da detaylı bir şekilde açıklandığı üzere İcra Mahkemesi kararları maddi anlamda kesin hüküm niteliği taşımadığından ve dava konusu çek davalının kabulünde olup, çekin kambiyo vasfını kaybettiğinin söylenmesi mümkün olmadığından Mahkemece aksinin kabulü ve faizin dava tarihinden itibaren başlatılması yerinde olmamış, davacı vekilinin bu yöndeki istinaf sebebi yerinde görülmüştür. Sonuç olarak, davalının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b1 maddesi uyarınca esastan reddi, davacının istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile mahkemece deliller toplanılmış olup, yeniden yargılama yapılmasını gerektirir bir husus bulunmadığından HMK'nın 353/1-b-2 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, Dairemizce esas hakkında yeniden hüküm kurulmasına karar verilmiştir. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Davacının istinaf başvurusunun KISMEN KABULÜ İLE, -İSTANBUL ... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin ..../02/2023 tarih ve 2021/... Esas-2023/... Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-b2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, Dairemizce esas hakkında yeniden hüküm kurulmak suretiyle; 3-Davanın KABULÜ İLE, -11.100,00-USD alacağın keşide tarihi olan 31/01/2019 tarihinden itibaren işleyecek 3095 sayılı Yasanın 4/A maddesi gereğince devlet bankalarınca USD cinsinden açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına değişken oranlarda ödediği en yüksek faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, -.... İcra Hukuk Mahkemesinin ..../06/2021 tarih ... Esas ve ... Karar sayılı kararında hüküm altına alınan hususların (tazminat, para cezası, yargılama gideri ve vekalet ücreti ile diğer hususların) ortadan kaldırılmasına yönelik taleplerin reddine, İLK DERECE MAHKEMESİ YÖNÜNDEN: 4-Harçlar Kanunu gereğince kabul edilen miktar üzerinden alınması gereken 7.212,84 TL karar ve ilam harcından peşin ve tamamlama harcı olarak alınan toplam 1.803,21 TL harcın mahsubu ile bakiye 5.409,63 TL'nin davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 5-Davacı tarafından 1.803,21 TL peşin ve tamamlama harcı ile 59,30 TL başvurma harcı olmak üzere toplam 1.862,51 TL harcın davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 6-Davacı tarafından yapılan 1.515,50 TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 7-Davalı tarafından yapılan yargılama giderinin davalı üzerinde bırakılmasına, 8-Suçüstü ödeneğinden karşılanan 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 9-Davacı yargılama sırasında kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ye göre hesaplanan 16.838,48 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 10-Kullanılmayan gider avansı bulunması halinde karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine, İSTİNAF YÖNÜNDEN: 11-Harçlar Kanunu gereğince istinaf edenler tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harçlarının hazineye gelir kaydına, 12-Davacı tarafından yatırılan 179,90 TL istinaf karar harcının talep halinde davacıya iadesine, 13-Davacı tarafından yatırılan 492,00 TL istinaf başvuru harcı ile 135,00 TL istinaf yargılama gideri toplamı olan 627,00 TL nin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 14-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 7.212,84 istinaf karar harcından istinaf eden davalı tarafından peşin olarak yatırılan 1.803,21TL harcın mahsubu ile bakiye 5.409,63TL'nin davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 15-Davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 16-Kullanılmayan gider avansı bulunması halinde karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361/1. maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde Yargıtay temyiz yasa yolu açık olmak üzere 02/03/20026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.