T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2025/527 KARAR NO : 2026/48 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 05/12/2017 NUMARASI : 2013/143 Esas - 2017/821 Karar BİRLEŞEN 42. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ 2013/155 E. SAYILI DOSYA DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Acentelik Sözleşmesinden Kaynaklanan)| Taraflar arasındaki asıl ve birleşen davaların ilk derece mahkemesi…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2025/527 KARAR NO : 2026/48 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 05/12/2017 NUMARASI : 2013/143 Esas - 2017/821 Karar BİRLEŞEN 42. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ 2013/155 E. SAYILI DOSYA DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Acentelik Sözleşmesinden Kaynaklanan)| Taraflar arasındaki asıl ve birleşen davaların ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle asıl ve birleşen davaların kısmen kabulüne dair verilen hükme karşı, asıl ve birleşen davada davalılar vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalının müvekkili şirketin münfesih acentesi olduğunu, İstanbul 12. Noterliğinin 12,06,2003 tarihi, ... yevmiye numarası ve İzmir 27. Noterliğinin 19.06.2003 tarih, ... yevmiye numarasıyla tasdikli ' Sözleşme Yapma Ve Prim Tahsiline Yetkili Sigorta Acenteliği Sözleşmesi' ile davalı acentenin sözleşme yapmaya ve prim tahsil etmeye yetkili kılındığını, davalı acentenin iş bu sözleşmeye ve akabinde düzenlenen muhtelif ek sözleşmelere dayanarak müvekkili şirket adına poliçe primlerini tahsil ettiğini, sigorta acenteliği sözleşmesinin 16. Maddesi gereği acentenin, prim tahsilatlarını en geç tahsil tarihinden ertesi haftanın son iş gününün bitimine kadar müvekkili şirkete göndermesi gerektiğini, acentenin sözleşmeye aykırı davranarak, uhdesinde tuttuğu poliçe prim tahsilatlarını müvekkili şirkete göndermemesi üzerine müvekkili şirketçe davalı acenteye İzmir 15. Noterliği'nin 20.06.2011 tarih, 09645 yevmiye nolu ihtarname gönderilerek 123.931,99-TL borcun 5 gün içerisinde % 16 avans faizi ile birlikte ödenmesinin ihtar edildiğini, davalı ... ... vekili Av. ...tarafından İzmir 27. Noterliğinin 30 Haziran 2011 tarih ... yevmiye numarası ile ihtarname tebliğ edilmiş olduğunu, İş bu ihtarname yazısına cevap olarak, İzmir 15. Noterliğinin 07.07.2011 tarihli ... yevmiye numarası ile ihtara cevap verildiğini, ancak acentenin tüm çaba ve taleplere rağmen uhdesinde tuttuğu prim tahsilatlarını müvekkili şirkete göndermediğini. acentenin haksız ve kötü niyetli tavrı nedeniyle acentelik sözleşmesinin fesih edildiğini, bu feshinde davalı acenteye ihtar edildiğini, davalı acente ile akdedilen İstanbul 12. Noterliğinin 12.06,2003 tarihi, ... yevmiye numarası ve İzmir 27. Noterliğinin 19.06,2003 tarih, ... yevmiye numarasıyla Tasdikli Sözleşme Yapma Ve Prim Tahsiline Yetkili Sigorta Acenteliği sözleşmesinini 25. maddesinde yetki sözleşmesi düzenlendiğini, müvekkili şirketin iş bu yetki sözleşmesine istinaden İstanbul icra dairesinde takibe başlamış olduğunu, davalının müvekkili şirketin münfesih acentesi olduğunu, uhdesinde tuttuğu prim tahsilatlarını müvekkili şirkete göndermemesi sebebiyle borçlu duruma düştüğünü, müvekkili şirkete ait kayıt ve defterler incelendiğinde davalı borçlunun borcunun açıkça ortaya çıkacağını, davalının borca ilişkin itirazının dayanıksız olduğunu, davalı ... ... acenteliği tarafından, şirketin ... AŞ adına verilmiş bulunan 30,12.2009 tarihli yevmiye numaralı 65.000,00 TL tutarındaki 1, Derece ipotek belgesinin bulunduğunu, şirket tarafından İstanbul 10. İcra müdürlüğünün ... E. sayılı dosyasında 65,000,00 TL, asıl alacak, ipotek belgesinde yer alan %50 işlemiş faiz üzerinden 14.958,90 TL, faiz olmak üzere toplam 79.958,90 TL üzerinden icra takibine geçilmiş olduğunu, borçlu tarafından takibe itiraz edildiğini, davalı acente ile müvekkili şirket arasında düzenlenen İstanbul 12. Noterliği 12.06.2003tarihli, ... yevmiye numaralı ve İzmir 27. Noterliğinin 19,06.2003 tarih, ... yevmiye numarasıyla Tasdikli Sözleşme Yapma ve Prim Tahsiline Yetkili Sigorta Acenteliği Sözleşmesinin 18. Maddesi (j) bendinde delil sözleşmesi akdedildiğini, acente ile müvekkili şirket arasında çıkacak ihtilaflarda herhangi bir borç ikrarına veya hesap mutabakatına yahut sair herhangi bir delil ve belge ibrazına gerek olmaksızın sadece müvekkili şirket kayıtlarının delil teşkil edeceğinin kabul edilmiş olduğunu. bu itibarla karşı tarafın mutabakat yapılmadığına ilişkin itirazlarının dayanıksız olduğunu, ayrıca davalının delil sunmasına muvafakatlerinin olmadığını, borçlunun tahsil ettiği primleri uhdesinde tutarak müvekkili şirkete intikal ettirmediğini, ipotek veren borçluya, borcunun ödenmesi hususunda, İzmir 15, Noterliğinin 20.06.2011 tarih ve 09645 yevmiye no.lu ihtarname gönderildiğini, takibi itirazın haksız olduğunu iddia ederek, takibe yapılan itirazın iptali ile takibin devamına, takip konusu alacağın % 20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili savunmasında özetle; davaya konu alacağın taraflar arasındaki acentelik sözleşmesinden kaynaklanan prim alacağı olduğunu, müvekkilinin acente şirketinini bulunduğu yer ile sözleşmenin akdedildiği yerin İzmir olduğunu, işbu davanın İzmir mahkemelerinde açılmasının gerektiğini, bu sebeple yetkisizlik kararı verilmesi gerektiği kanaatinde olduklarını, davacının İstanbul 10. İcra Müdürlüğünün ... E. sayılı dosyası ile takip yaptığını ve takip borçlularının ... ve ... olduğunu, her iki borçlunun da itiraz ettiğini, iptal davasının sadece ... adına açılmış olduğunu, ...'nın teminat veren üçüncü kişi olduğunu, teminat konusu gayrimenkulün maliki olduğunu, açılan davanın hukuka aykırı olduğunu, üçüncü kişiye dava açılmadan borcun muaccel hale gelmeyeceğini, dava koşulu yerine getirilmediğinden esasa girilmeden davanın reddinin gerektiğini, davacı tarafın iddia ettiği alacağın tahsili amacıyla müvekkili aleyhine İstanbul 10. İcra müdürlüğünün ... E, sayılı dosyaları ile icra takibi başlatıldığını ve söz konusu takiplere itiraz ettiklerini, davacının iddia ettiği alacağın tahsili amacıyla başvurduğu bir hukuki yolun neticelenmesini beklemeksizin yersiz ve hukuka aykırı olarak bir başka yola başvurmakta olduğunu, bu şekilde müvekkilinin mağduriyetine sebep olduğunu. alacağından fazla iki adet takip açtığını, işbu takiplerin mükerrer olduğunu. yine davacı tarafın, İstanbul 32 A.T.M.'nin 2013/127 E. Sayılı dosyada itirazın iptali davası açmak suretiyle ihtarda iddia ettiği alacaktan fazla itirazın iptali davası açarak kötü niyetli davranmış olduğunu, işbu iki davanın birleştirilmesini talep ettiklerini, müvekkili, davalı sigorta şirketinin B acenteliğini yürütmüş olduğundan müvekkilinin davacı şirkete borcunun olamayacağını, davacı tarafın dava dilekçesinde bahsettiği ihtarnameye İzmir 27. Noterliği'nin 30.06.2011 tarih ve ... Yevm. numaralı ihtarnamesi ile taraflarınca cevap verildiğini ve her türlü itirazların belirtildiğini, ancak davacı tarafın haksız ve hukuka aykırı olarak işbu davayı açmış olduğunu, İhtarnameye cevaplarında ve borca itiraz dilekçesinde de belirttikleri üzere müvekkilinin davalıya borcu bulunmadığını, dava dilekçesinde bahsi geçen ihtarnamede doğduğu iddia edilen borcun kaynağı ve zamanının belirtilmeyip farazi bir borçtan bahsedildiğini, ayrıca emrinde de borcun kaynağının açıkça belirtilmemiş olduğunu savunarak, davanın reddine, % 40'dan aşağı olmamak üzere tazminata karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Taraflar arasında acentelik sözlşemesinin teminatı olarak, davalı asıl borçlunun borcunun temini için, davalı 3.kişi tarafından üst sınır ipoteği tesis edildiği, ipotek limitinin ipotek akit tablosuna göre en son artırılmış bedel olarak 65.000 TL olarak belirlendiği, davalı asıl borçul ... (...'nın) tahsil ettiği prim borçlarını ödememesi üzerine, usulüne uygun oraka mecburi dava ve takip arkadaşı olan asıl borçlu ve ipotek borçlusu 3.kişi ... hakkında, 65.000 TL asıl borç, 14.958,90 TL işlemiş faiz ve ayrıca 6.335 TL vekalet ücreti, 3.190,70 TL harç ve 211,17 TL masraf olmak üzere toplam 89.495,07 TL üzerinden ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla İstanbul 10. İcra Müdürlüğünün ... E.sayılı dosyası üzerinden ilamsız icra takibi yapıldığı, davalı borçluların yasal 7 gün süre içerisinde borcun tamamına itirazları üzerine duran takibin devamı için, önce asıl borçlu Şenay hakkında İİK 67.maddesi gereği asıl dava olan itirazın iptali davasının, daha sonrada mahkememiz dosyası ile birleştirilen ipotek borçlusu ... hakkındaki yine aynı nitelikteki itirazın iptali davalarının yasal 1 yıllık süre içerisinde açıldığı, davalı ... (...)'nın defterleri üzerinde talimat ile alınan bilirikişi raporunda da irdelendiği ve mahkememizce davacı defter ve kayıtları, talimat raporu ve tüm dosya kapsamı irdelenerek bilirkişiler sigorta hukukçusu Nuray Dinçmen ve mali müşavir ... tarafından alınan rapor ve ek rapora göre davacının takip tarihi itibariyle davalı asıl borçlu ... (...) 123.728,47 TL alacağının bulunduğunun saptandığı, usulüne uygun tutulan ve HMK 193.maddesi gereği delil sözleşmesi niteliğindeki davacı taraf defter ve kayıtları ile de davacının davalı asıl borçludan yukarıda belirlendiği gibi 123.728,47 TL alacağının bulunduğunun ispatlandığı, yukarıda alıntılınan Yargıtay içtihatları gereği üst sınır ipoteğinde belirlenen 65.000 TL ile davalıların sorumlu olduğu, zira dava konusu takip ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla ilamsız icra takibi olup, davalıların itirazlarının üst sınır ipoteğinden belirlenen 65.000 TL asıl alacak bakımından iptal edilmesi gerekeceği, ileride vücut bulacak ana borç ile buna eklenecek faiz, icra takip giderleri ve yanlarca kararlaştırılan diğer ferilerin, tarafların ipotek tesir edilirken rızaları ile tespit edilen 65.000 TL'yi aşmasını mümkün olmadığı anlaşıldığından bu miktarda sınırlı olarak davacının asıl ve birleşen davasının kısmen kabulü ile belirtilen miktar kadar davalıların haksız itirazlarının iptaline ve ipotek akit tablosundaki alacak likit olduğundan takip tarihi itibariyle geçerli olan %40 oranındaki icra inkar tazminatının davalılardan alınarak davacıya verilmesine yönelik aşağıdaki gibi karar vermek gerekmiştir..." gerekçesiyle asıl ve birleşen davaların kısmen kabulüne, davalıların İstanbul 10. İcra Müdürlüğünün ... E. sayılı dosyasındaki itirazlarının 65.000 TL asıl alacak bakımından iptaline, takibin bu miktar bakımından devamına, işlemiş faiz, işleyecek faiz ve takip talebinden belirtilen diğer feri taleplere yönelik fazlaya ilişkin talebin reddine, kabul edilen miktarın takip tarihi itibariyle %40 na tekabül eden 26.000 TL icra inkar tazminatının davalılardan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. Bu karara karşı, asıl ve birleşen davalarda davalılar vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Asıl ve birleşen davalarda davalılar vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Kararın hatalı olduğunu, Türkiye genelinde birçok B sınıf acentenin acentelik sözleşmelerinin fesh edilerek hem suç duyurusu hem de alacak davası açılarak birçok acentenin mağdur edildiğini, acentelerin beraat ettikleri gibi acentelerin alacaklı çıktığını, mahkemenin taraflar arasındaki mutabakatları, yazışmaları, ödeme dekontlarını hiçbir surette incelemediğini, davalının sunmuş olduğu deliller ve kayıtlar üzerinde inceleme yapılmış ise de dikkate alınmadığını, incelemenin gereği gibi yapılmış olsa ve müvekkilinin defter ve kayıt tutma yükümlülüğü bilirkişiler tarafından anlaşılmış olsa idi sonucun daha farklı olacağını, davanın reddine karar verilmesini gerekeceğini, müvekkili aleyhine açılan İzmir 18. Asliye Ceza Mahkemesinin 2012/730 Esas, 2013/775 Karar sayılı dosyasında müvekkili kayıtları üzerinde yapılan incelemede davalının alacaklı çıktığını ve berat ettiğini, mahkemenin bunu değerlendirmediğini, davacının yönetimden kaynaklı bütün hesapların birbirine girdiğini, hesapların ve kayıtların usulüne uygun tutulmadığını ve durumun acentelere yansıtıldığını, bir çok acenteye karşı güveni kötüye kullanma suçu olduğu iddiası ile yapılan suç duyurularında acentelerin herhangi bir suçunun olmadığı gibi birçok davanın aleyhe sonuçlandığını, davacının kendi iç raporuna göre müvekkilini kusurlu çıkartma gayesi ile hareket ettiğini, davalının tüm raporlara itiraz ettiğini, Yargıtay tek tip sözleşmelerde karşı tarafın tartışmasına izin verilmeksizin yapılan anlaşmaları geçersiz kabul ettiğini, HMK 193.maddenin 2.fıkrası gereğince taraflardan birinin ispat hakkının kullanımını imkansız kılan veya fevkalade güçleştiren delil sözleşmelerinin geçersiz olduğunu, mahkeme ile bilirkişilerin gözünden kaçan bir diğer hususun ise müvekkilinin davacıdan teklif olarak istemiş olduğu poliçelere dahi sanki kesilmişçesine cariye kaydederek davalıya borç olarak yansıttığını, bu yansıtmalar neticesinde müvekkilinin olmayan borcunun kabardığını ancak yapılan incelemede bu hususlara dikkat edilmeyerek bilirkişilerin hakkaniyete aykırı raporlar düzenlediğini, müvekkilini defter tutma yükümlülüğü varmışçasına yorum yapılarak değerlendirme yapmalarının hukuka aykırı bir durum ortaya çıkardığını, davalı müvekkillerinin davacıya vermiş oldukları ipoteği değiştirmek istediklerini beyan ettiklerini, davacının bu durumu kabul ettiğini, ikinci taşınmazı incelemeleri sonucunda ipoteğin 2.taşınmaz üzerinde tesisi ile ilk konulan ipoteğin fek edileceği konusunda hem fikir olduklarını, davacının kötü niyetli tutumu ile ikinci taşınmaza da ipotek koyarak her iki taşınmaz açısından müvekkilinin ipotekli taşınmazları icrai yolla satma tehdidi altına bıraktıklarını, faiz miktarlarının oldukça fahiş olduğunu, bu konuda hiçbir değerlendirme yapılmadığını, itirazların dikkate alınmadığını, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına ve her iki davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İNCELEME VE GEREKÇE Asıl ve birleşen davalar, acentelik sözleşmesi uyarınca tesis edilen ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile başlatılan ilamsız icra takibine karşı yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda asıl ve birleşen davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, asıl ve birleşen davada davalılar vekili yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Dosya kapsamından, davacı ile davalılardan ... arasında prim tahsiline yetkili sigorta acenteliği sözleşmesinin 12.06.2003 tarihinde imzalanmış olduğu ayrıca yetki değişikliğine dair ek sözleşmenin Kasım 2003 yılında imzalandığı, davacı ile davalılardan ... arasında 06.06.2006 tarihinde davalıya ait İzmir Buca ilçesindeki 7 nolu parselde bulunan taşınmazla ilgili olarak ipotek tesis edildiği, ipotek resmi senedinde 4.kat 19 nolu meskenin tamamı üzerinde 10.06.2003 tarihli davacı şirket lehine 15 milyar bedelle 1.derece yıllık %120 faizle fekki bildirilinceye kadar müddetle ipotekli olacağı, davalı adına kayıtlı olup birinci derecedeki ipoteğin şartları baki kalmak kaydıyla ipotek miktarının 35.000,00 YTL ilave edilerek ipotek miktarının 50.000,00 YTL'ye çıkarılarak ipotek tesis edildiği, 30.12.2009 tarihli ipotek resmi senedi ile ise davalı ... adına kayıtlı olan 19 nolu meskenin tamamı üzerinde 10.06.2003 tarihli 1.derecede 120 faiz, FBK süre ile 15 milyar bedelle şirket lehine tesis edilmiş olan ipoteğin bütün şartları aynen saklı kalmak üzere 15.000,00 TL ilave ile toplam 65.000.00 TL'ye çıkarılmasına karar verildiği, davalı ... ile davacı şirket arasındaki acentelik sözleşmesinin 1.maddesinde; acenteliğin İzmir ili hudutları içinde şirketin önceden yazılı onayı alınmak şartıyla bölge sınırları dışında faaliyette bulunmak üzere İzmir ve havalisinin sigorta acentesi olarak tayin edildiğinin belirtildiği, acentenin görev ve yükümlülüklerinin 3.maddede düzenlendiği, sigorta ücreti ve tahsilatının 5.maddede yer aldığı, sigorta ücretinin şirkete ödenmesinin ise 16.maddede düzenlendiği, söz konusu maddede; acentenin bir hafta süresince tahsil ettiği sigorta primlerinden komisyon düştükten sonra kalan kısmını en geç ertesi haftanın iş gününün bitimine kadar şirkete ödeyeceği veya şirkete havale veya şirket adına açılmış banka hesabına yatırmış olacağı ve bu tahsilatı bu süre içerisinde bir bordro ile şirkete bildireceği, komisyonun tamamının tahsil edilen primden karşılanmaması halinde kalan komisyon tutarının takip eden prim tahsilatından karşılanacağı, 17.maddede; yapılan tahsilatın şirkete ait emanet para olduğu, acentenin yaptığı sigorta primleri tahsilatının emanet para hükmünde olduğu ve sözleşmenin 15 ile 16.maddeleri uyarınca şirkete ödenmesi gerektiği, acentenin şirkete ait emanet para hükmünde olan tahsilatı bu sözleşme ile yükümlü olduğu süre içinde şirkete ödememesi halinde 7397 sayılı Kanun hükümlerine ve TCK'nın 510.maddesine göre işlem yapılacağının belirtildiği, sözleşme süresinin 23.maddede; 12.06.2003 tarihinden geçerli olmak üzere süresiz olarak akdedildiği ifadeleri ile belirtildiği, sözleşmenin feshinin 24.maddede yer aldığı, anlaşmazlıkların halli ile ilgili düzenlemeye 25.maddede yer verildiği söz konusu maddede sözleşmenin uygulanmasından dolayı şirket ile acente arasında çıkabilecek bütün anlaşmazlıkların hallinde İstanbul Mahkemeleri ile İcra Dairelerinin yetkili bulunduğunun kabul edildiği, sözleşmenin 6.maddesinde acentelik teminatının 250.000,00 TL olduğu, acentenin faaliyete başlamadan önce şirketin bildireceği acentelik teminatı tesis etmek zorunda olduğu hususlarına yer verildiği, 23.11.2010 tarihinde ... Bankası AŞ Teftiş Kurulu Başkanlığı tarafından davacı şirketin Ege Bölge Müdürlüğüne bağlı acenteler lehine usulsüz tahsilat yapılması ve bölge müdürlüğü bünyesinde diğer usulsüz işlemler ilgili olarak idari soruşturma raporunun düzenlendiği, soruşturmanın ...AŞ Bölge Müdürlüğü olduğu, oluşan ve tespit edilen zararlara ilişkin olarak şirket yöneticilerine dair sorumluluklarının ve alacak miktarlarının belirlendiği, Hak Sigorta AŞ tarafından davalı ... adına İzmir 15. Noterliğinde düzenlenen 17.06.2011 tarihli ihtarnamenin keşide edildiği, ihtarname içeriğinde, acentelik sözleşmesi gereğince acente olarak faaliyet gösterdiği, acentelik faaliyetlerinden dolayı 16.06.2011 tarihi itibariyle 123.931,99 TL borç olduğunun tespit edildiği ancak firmanın acentelik sözleşmesinden doğan edimlerini yerine getirmediğini ve prim borçlarının ikazlarına rağmen ödenmemesi nedeniyle imzalanmış olan acentelik sözleşmesinin ilgili maddeleri uyarınca belirtilen alacağın tebliği tarihinden 5 gün içerisinde %16 avans faizi ile birlikte hesaba yatırılarak borcun tasfiye edilmesi aksi takdirde şirket lehine acentelik borçlarına karşılık verilen ipoteklerin paraya çevrilmesi dahil her türlü yasal ve cezai işlemlere başlanacağının belirtildiği, davalı ... tarafından ihtarnameye cevaben İzmir 27. Noterliğinde düzenlenen 30.06.2011 tarihli ihtarname ile tüm dava ve suç duyurusunda bulunma haklarının saklı kaldığı belirtilerek acentelik faaliyetinden doğmuş ve doğacak olan hiçbir borcun bulunmadığı bu nedenle ihtarı kabul etmediklerini, borcu kabul etmediklerini, borçla ilgili mutabakatlarının bulunmadığını, acentelik faaliyetlerinden doğan borçlar için verilmiş olan ipoteklerin paraya çevrilmesine itiraz ettiklerini belirttikleri, davacı şirket tarafından davalılar hakkında, İstanbul 10. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında 12.06.2012 tarihinde 65.000,00 TL asıl alacak ile 14.958,90 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 79.958,90 TL tutarındaki alacağın tahsili amacı ile acentelik sözleşmesinden kaynaklanan prim alacaklarından dolayı ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile icra takibi başlatıldığı, borçlu ve ipotekli taşınmaz malikinin takip talebinde gösterildiği, davalıların İstanbul 15. İcra Hukuk Mahkemesinin 2012/1096 Esas sayılı dosyasında takibin taliki veya iptali istemi ile 19.06.2012 tarihinde dava açtıkları, mahkemenin 20.09.2012 tarihli kararı ile açılan davanın reddedildiği, davalılar tarafından borca ve ferilerine itiraz edildiği ayrıca icra dairesinin yetkisine itiraz edildiği davacı şirket tarafından itiraz üzerine İİK'nın 67. maddesi gereğince bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde asıl davada davalı ... ... hakkında, birleşen davada ise diğer davalı hakkında aynı icra takibi nedeniyle itirazın iptali davasını açmış olduğu anlaşılmıştır. Uyuşmazlık, davacının davalılardan dava ve takip konusu alacağının olup olmadığı, mahkemece yapılan inceleme ve araştırmanın yeterli olup olmadığı, takibe konu edilen alacakla ilgili olarak kabul edilen faiz oranının ve miktarının yerinde olup olmadığına ilişkindir. Tarafların delillerini dosyaya bildirmesi ve ilgili delillerin celbi sonrasında bilirkişi raporları alınmıştır. 05.03.2015 tarihli talimat yolu ile alınan bilirkişi raporunda; davalılardan ... ...'nın iş yeri adresinde incelemenin yapıldığı, davalının faaliyet gösterdiği dönemlerde işletme defteri tuttuğu, 2003 - 2008 yıllarına ait işletme defterlerinin zamanaşımına uğraması nedeniyle imha edildiğine dair tutanak ibraz edildiği, 2009 - 2013 yıllarındaki işletme defterlerinin incelendiği, 2003-2013 yıllarında düzenlenen poliçeler ve iptal poliçeleri ile davalıya verilen komisyon belgelerinin davalının davacı şirkete nakit, çek, kredi kartı ile yaptığı ödemelerin davalının davacı şirketten aldığı teşvik tutarları göz önüne alınarak yapılan hesaplama sonucunda davalının 2009 yılı başı itibariyle kapalı ekrana geçtiği, kapalı ekrana geçtikten sonra davacı şirkete 59.738,76 TL çek ile 3.070,16 TL nakit olmak üzere 63.438,92 TL daha ödeme yaptığının tespit edildiği, davalının 2009 -2010 ve 2011 yıllarında kapalı ekran olarak çalıştığı, kapalı ekran çalışmaktan maksadın ise düzenlenen poliçenin düzenlendiği anda tutarlarının peşin olarak ödenmesi olduğu, davacının 31.08.2011 tarihi itibariyle davalının sözleşmesini fesih ettiğinden, bu tarihten sonra poliçe üretilmediğinden davalının bu tarihten sonra davacıya borcunun bulunmasının mümkün olmadığı belirtilmiştir. Davacı şirket tarafından dosyaya 01.01.2009 - 07.04.2015 tarihleri arası cari hesap ekstre örneği ibraz edilmiştir. Söz konusu cari hesap ekstresinde, toplam bakiyenin 123.523,58 TL olarak belirtildiği ve 31.08.2011 tarihinde kanuni takipteki alacaklar olarak takibe aktarılan miktarın 124.112,78 TL olduğu görülmüştür. Taraflar arasındaki sözleşmenin fesih tarihi 31.08.2011 dir.Davacı vekili bilirkişi raporuna yapmış olduğu itirazında; acentelik sözleşmesinin 18/J bendinde; delil sözleşmesinin düzenlendiğini, sözleşme gereği acente ile müvekkili şirket arasında çıkacak hukuki ihtilaflarda müvekkili şirketin defterleri ve muhasebe kayıtlarının delil olarak esas alınacağının kabul edildiğini, şirketleri tarafından tutulan defterlerin TTK çerçevesinde uygun tutulduğunu ve delil niteliğine haiz olduğunu, davacı acentenin şirkete 16.06.2011 yılı sonu itibariyle 123.931,99 TL borçlu olduğunun tespit edildiğini, davalının müvekkiline borçlu olduğunun sabit olduğunu, müvekkili şirket defterleri esas alınmak suretiyle davalı acentenin borç miktarının hesaplanmasını talep ettiklerini ,düzenlenen raporu kabul etmediklerini beyan etmiştir. 06.09.2016 tarihli bilirkişi raporunda; davacı şirketin defterlerinin HMK 222.maddesi kapsamında lehine delil vasfına haiz olduğu, davalı acenteye ilişkin hesap dökümlerinin sunulduğu, döküm ve icmal tablolarının incelenmesi neticesinde, davacı tarafından 2003 - 2013 yıllarını kapsayan yıl içinde alacak senetleri, çek tahsilatları, üretim komisyon, kredi kartları, senetler, protesto masrafları vs hesaplarında borç alacak tutarlarına ilişkin bakiye tutarları gösteren icmal tablosuna göre şirketin 2003 - 2010 yıllarında kayıtlanan acente işlemlerine prim, komisyon ödemeleri ve diğer kayıtlar incelendiğinde 2010 yılı sonu itibariyle hesaplarda toplam 92.302,62 TL acente borç tutarının mevcut olduğu, 2008 ve 2011 yılına ilişkin yapılan incelemede teftiş kurulu başkanlığı tarafından düzenlenen 23.11.2010 tarihli soruşturma raporu incelendiğinde acente hesaplarına ilişkin şirket kayıtlarında tutulan 3094 ve 30021 hesaplarda belirtilen tarihlerde yapılan tahsilat kayıtlarına ilişkin usulsüz işlemler olduğu hususlarının bildirildiği, teftiş kurulu raporlarında mevcut tutarlar kapsamında teftiş kurulunun düzeltme ve düzeltme kayıtları açıklaması ile kayıtlar yapıldığının görüldüğü, şirket kayıtları kapsamında iki hesapta toplam 50.593,22 TL tutarında düzeltme kaydının yapılmış olduğu, 23.03.2011 tarihli rapor kapsamında 2010 yıl sonu bakiye tutarın toplam 92.302,62 TL olduğu, şirket tarafından davalı hesabı ve yıl içi işlemlerin bakiyelerine ilişkin icmal tablolarının sunulmuş olduğu, hesap icmalleri ve hesap dökümleri uyarınca acenteler hesabında görülen 124.112,78 TL tutarlarının kanuni takip hesaplarını aktarımın yapıldığı, 12.06.2012 takip tarihinde bu hesapta 123.523,58 TL tutarında acentenin borcu görüldüğü, derdest davada her ne kadar davalı taraflarca davacının sigorta kuruluşunun iki adet mükerrer takip dolayısıyla alacağından fazla dava açtığı beyan olunmuş ise de 30.12.2013 tarihli 2 nolu celse tutanağı kapsamında İstanbul 32 A.T.M.'nin 2013/127 Esas sayılı dosyası ile açılan itirazın iptali davasından bahsedilmiş ise de anılan davanın reddedildiğinin belirtildiği, davacı sigorta şirketinin davalı acentesi ... ...' dan taraflar arasında münakit Acentelik Sözleşmesin uyarınca düzenlenen 30021 ve 3021 hesap numarası ile takip edilen ve poliçe bazında açık borç listesi kayıtları uyarınca alacaklı olduğu belirtilmiştir. Davacı vekili rapora karşı beyan dilekçesinde; müvekkili şirket kayıtlarında takip tarihinde 123.728,47 TL davalının borçlu olduğunun tespit edildiğini, bu sebeple davalı borçlunun takibe itirazının yersiz olduğunu belirterek, itirazın iptaline karar verilmesini talep etmiştir. Davalılar vekili bilirkişi raporuna karşı itiraz dilekçesinde; ipoteğin teminat ipoteği olduğunu, işlemiş faiz istenmesinin mümkün olmadığını, borcu kabul etmemekle birlikte davacının alacağa faiz işletmesini kabul etmediklerini, soruşturma raporunun esas alındığını, müvekkilinin haberi olmaksızın düzenlenen raporun müvekkiline borç altına sokmasının kabulünün mümkün olmadığını belirterek, raporların çelişkili olduğunu iddia etmek suretiyle yeni bir rapor alınmasını talep etmiştir. 21.06.2017 tarihli ek bilirkişi raporunda; taraflarınca kayıtlar kapsamında yapılan tespitler içeriğine göre çelişki bulunmadığı, kök rapordaki tespitlerini değiştirecek mahiyette itiraz sunulmadığı belirtilmiştir. Mahkemece, ipoteğin üst sınır ipoteği olduğu gerekçesiyle davanın 65.000,00 TL asıl alacak miktarı üzerinden kısmen kabulüne dair hüküm tesis edilmiştir. Taraflar arasındaki acentelik sözleşmesi kapsamında davacı prim alacağının tahsili amacıyla ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile icra takibi başlatmıştır. Sözleşmede taraflar davacı şirketin ticari defter ve kayıtlarını münhasır delil olarak kabul etmiştir. Sözleşme tarihinde yürürlükte bulunan HMUK'un 287. maddede delil sözleşmesi düzenlenmiştir. Delil sözleşmesi yapıldığı tarih itibariyle geçerlidir. Davalı acenteye ait ticari defter ve kayıtlar inceleme konusu yapılmıştır. Her iki taraf defterleri incelenerek sonuca gidildiğinden, inceleme tarihinde yürürlükte olan HMK'nın 193. maddesinin 2. fıkrası gereğince, taraflardan birinin ispat hakkının kullanımını imkansız kılan veya fevkalade güçleştiren bir durum söz konusu değildir. Davacı şirkete ait inceleme konusu yapılan ticari defter ve kayıtların usulüne uygun şekilde tutulduğu tespit edilmiştir. HMK'nın 222. maddesi gereğince delil niteliğindedir. Dosyaya ibraz edilen cari hesap ekstrelerinden, davalı acente ile acentelik sözleşmesinin fesih edildiği tarih itibari ile devredilen davacı şirket alacağının takibe konu edilen alacak tutarıyla yakınlık arz ettiği tespit edilmiştir.0.09.2016 tarihli bilirkişi heyet raporunda,2010 yılı itibarıyla acentenin 92.302.62 TL borçlu olduğu belirtilmiştir. Soruşturma rapor tarihi 23.11.2010 olup tespitler öncelikle davacı şirketin delil niteliğine haiz ticari defter ve kayıtları üzerinde yapılan inceleme ile bulunmuştur. Davalıların teftiş raporuna dair iddia ve istinaf nedenleri sonucu değiştirir nitelikte kabul edilmemiştir. Diğer taraftan, davalı tarafça her ne kadar sözleşmenin fesihinden sonra davacının prim alacağının olamayacağı savunulmuş ise de söz konusu alacak sözleşmenin feshinden önceki yıldan devredilen alacak olduğu anlaşılmaktadır. Davalıların aksine iddiaları yerinde görülmemiştir. Bilirkişi heyet raporunda acentelik sözleşmesi uyarınca icra takibine konu edilen alacak yönünden davacının poliçe bazında ve açık borç listesi kayıtları uyarınca alacaklı olduğu tespit edilmiştir. İpotek senedinde faiz oranı taraflarca belirlenmiştir. Kaldı ki işlemiş faiz talebi kabul edilmediğinden faize dair istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir. Davacı ve davalı arasında acentelik sözleşmesi 12.06.2003 tarihinde akdedilmiş ve davacı şirketin fesih tarihi 31.08.2011 yılına kadar yaklaşık 8,5 yıl devam etmiştir. Her iki taraf da tacirdir. Sözleşme hükümlerinin genel işlem şartlarına uygun olmadığı iddiaları, sözleşme hükümlerinin açık ve ayrıntılı olması ve ayrıca sözleşme kapsamında ticari ilişkinin sorunsuz şekilde yıllarca devam ettirilmiş olması da dikkate alındığında yerinde görülmemiştir. Davalı, ceza yargılaması neticesinde beraat ettiğini ve bu konunun tartışılıp değerlendirilmediğini istinaf konusu yapmıştır. Olay tarihinde yürürlükte bulunan mülga 818 sayılı BK'nın 53. madde ile karşılığı 6098 sayılı TBK'nın 74. maddesi gereğince, hâkim, ceza hâkimi tarafından verilen beraat kararı ile bağlı değildir. Dosya içerinde yer alan İzmir 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 2011/424 Esas, 2013/248 Karar sayılı dosyasında sanık dava dışı İzmir bölge müdürüdür ve zimmet suçundan delil yetersizliği gerekçesi ile beraat kararı verilmiştir. Bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre yalnızca ipotek bedeli ile sınırlı olarak verilen kararda bir isabetsizlik görülmemiştir. Davalılar tarafından bilirkişi raporundaki davacı alacağının tespitine yönelik olarak itirazlarının yerinde olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.1 hükmü uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, asıl ve birleşen davalarda davalılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca, asıl ve birleşen davalarda davalılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-Davalılar tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına, bakiye 116,60 TL'şer istinaf karar harcının asıl ve birleşen davalarda davalılardan ayrı ayrı tahsili ile Hazineye gelir kaydına, 3-Davalılar tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendilerinin üzerinde bırakılmasına, 4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine, 5-Dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair; HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi. 15.01.2026 KANUN YOLU: HMK'nın 362/1.a. maddesi uyarınca, dava konusunun miktarına göre karar kesindir.