TÜRK MİLLETİ ADINA KARAR BAŞKAN : ... ... ÜYE : ... ... ÜYE : ... ... KATİP : ... ... MAHKEMESİ : ANKARA 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 03/07/2023 NUMARASI : 2016/825 Esas 2023/522 Karar DAVA : İtirazın İptali (Bankacılık İşlemlerinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 27/10/2016 KARAR TARİHİ : 08/04/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 24/04/2026 Taraflar arasındaki itirazın iptali istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulü…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21. HUKUK DAİRESİ 2023/1704 Esas 2026/408 Karar T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2023/1704 KARAR NO : 2026/408 TÜRK MİLLETİ ADINA KARAR BAŞKAN : ... ... ÜYE : ... ... ÜYE : ... ... KATİP : ... ... MAHKEMESİ : ANKARA 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 03/07/2023 NUMARASI : 2016/825 Esas 2023/522 Karar DAVA : İtirazın İptali (Bankacılık İşlemlerinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 27/10/2016 KARAR TARİHİ : 08/04/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 24/04/2026 Taraflar arasındaki itirazın iptali istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı davacı vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili banka ile dava dışı asıl borçlu ... Gıda San. ve Tic. A.Ş. arasında genel nakdi ve gayrinakdi kredi sözleşmeleri ile bankacılık hizmetleri sözleşmeleri imzalandığını, borçluların sözleşmeden kaynaklanan borçlarını ödememeleri üzerine asıl borçlu ve kefillere ihtarname keşide edildiğini, ihtarnameye rağmen borcun ödenmemesi üzerine davalılar aleyhine Ankara 17. İcra Müdürlüğünün 2016/2731 Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalıların itirazı üzerine takibin durduğunu, itirazın haklı nedenlere dayanmadığını iddia ederek itirazın iptaline, takibin devamına %20' den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu kredi sözleşmesinin müvekkili ... için şekil şartlarına haiz olmadığından geçersiz olduğunu, davalı ...'ın eşinin muvafakat söz konusu olmadığını, kefaletine dair açıklamaların TBK.nun 583 ve 584 maddelerinde yer alan kefalet sözleşmesinin geçerlilik şartlarını taşımadığını, borca konu rehin altına alınan taşınmazların takip tarihi itibariyle paraya çevrilmediğinden müvekkilin bakiyesi risk limit bedelli olmadan takip işlemlerine geçildiğini, takip tarihinden önce müvekkili tarafından alacaklı bankaya 80.000,00 TL ödeme yaptığını, takip sırasında ve sonrasında tüm ödemelerin de göze ardı edilerek söz konusu takip tutarından düşülmeden takip hazırlandığını, müvekkiller için açılan takibe belli olmayan risk nedeniyle söz konusu azılan takip ve takibe dayanak açılan davanın reddi gerektiğini bildirerek davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece, davacı bankanın takip tarihi itibariyle davalı ...'dan 493.195,80 TL asıl alacak, 23.756,75 TL işlemiş temerrüt faizi, 1.187,84 TL BSMV olmak üzere toplam 518.140,39 TL alacaklı olduğu ancak davalı kefil ... tarafından verilen 200.000 TL ipotek bedeli (ipoteğin kefilin borcunu da teminat altına aldığı ipotek senedinde kararlaştırıldığı nazara alınarak) banka alacağından mahsup edildikten sonra davacı bankanın davalı ...'dan takip tarihi itibariyle 318.140,39 TL alacaklı olduğu, alacağın likit olduğu, genel kredi sözleşmesinde eş rızası beyanı bölümünde davalı ...'nın eşi ...'a atfen atılı imzanın ...'ın eli ürünü olmadığı gerekçeleriyle davacı banka tarafından davalının itirazının 200.000,00 TL üzerinden iptaline karar verilmesinin istendiği nazara alınarak, taleple bağlılık ilkesi gereğince davalı ... aleyhine açılan davanın kabulüne, davalının itirazının iptaline takibin takipte koşullarla devamına, itirazın iptaline karar verilen tutarın % 20 si oranında inkar tazminatının davalı ...'dan alınarak davacıya verilmesine, davalı ... aleyhine açılan davanın reddine karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalı ...'nın eş rızasının bulunmadığının 2 yıl sonra ileri sürülmesinin Medeni Kanunun 2.maddesine aykırı olduğu, davalının borca itiraz dilekçesinde kefaletin geçersizliğini ileri sürmediğini, asıl borçlu şirketin davalıların akrabasına ait olması nedeniyle kefalet sözleşmesinin geçersizliğinin ileri sürülmesinin hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğu, hükme esas alınan Adli Tıp Raporunun eksik ve hatalı olduğunu, bu nedenlerle davalı ... yönünden de davanın kabulü gerektiğini bildirerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir. HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ Dava; genel nakdi ve gayridakdi kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. 6100 Sayılı HMK'nın 355.maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede; Genel nakdi ve gayrinakdi kredi sözleşmesi örneği, taksitli ticari kredi sözleşmeleri örneği, ihtarname örneği, Ankara 17. İcra Müdürlüğünün 2016/2731 sayılı takip dosyası örneği, Adli Tıp Kurumu raporu, bilirkişi raporu vs deliller dosya arasında mevcuttur. Ankara 17. İcra Müdürlüğünün 2016/2731 Esas sayılı dosyasının incelenmesinde; ... Bankası A.Ş. tarafından, borçlular ... Gıda San. ve Tic. A.Ş., ..., ..., ... aleyhine genel nakdi ve gayrinakdi kredi sözleşmeleri, bankacılık hizmetleri sözleşmesi ve ihtarnameye dayalı olarak 497.074,85 TL asıl alacak, 43.756,75 TL işlemiş faiz, 1.187,84 BSM olmak üzere toplam 522.019,44 TL 'nin tahsili için başlatılan ilamsız icra takibinin davalıların ödeme emrine süresinde itirazları üzerine durduğu, eldeki itirazın iptali davasının İİK'nun 67.maddesinde öngörülen 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açıldığı görülmüştür. İstanbul Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesinin 08.09.2021 tarihli raporun incelemesinde; gönderilen sözleşme aslı ile yapılan incelemede; inceleme konusu sözleşmenin 33. sayfasında eş rızası beyanı bölümünde ...'a atfen atılı imza ile ...'ın mukayese imzaları arasında; tersim biçimi, işleklik derecesi, alışkanlıklar, istif, eğim, doğrultu, seyir, hız ve baskı derecesi bakımından farklılıklar saptandığından söz konusu imzanın mevcut mukayese imzalarına kıyasla ...'ın eli ürünü olmadığı görüşü bildirilmiştir. 22/03/2022 tarihli bilirkişi raporunda özetle; davalılar vekilinin cevap dilekçesinde tahsilat sağlanmadığını beyan ettikleri 09/06/2015 tarihinde 71.000,00 TL, 10/06/2015 tarihinde 8.982,80 TL tahsilat sağlandıktan sonra kalan anapara borç bakiyesi üzerinden takip hesaplarına aktarıldığı, davacı bankanın 11/12/2015 icra takip tarihi itibariyle toplam alacağının; 494.160,16 TL asıl alacak, 12.003,97 TL işlemiş faiz, 600,20 TL BSMV, 506.764,33 TL toplam olduğu, davacı banka tarafından konu icra takibinde, ... ile ...'dan, her biri ayrı ayrı 200.000 TL ipotek vermiş olduklarından, kefalet limitleri olan 400.000 TL den ipotek limiti olan 200.000 TL düşüldükten sonra kalan 200.000 TL için talepte bulunulduğu, raporumun Sözleşme İncelemesi başlıklı bölümünde detaylı olarak yer verildiği üzere davalılar ... ve ...’ın 400.000,00 TL müteselsil kefil sıfatıyla imza attıkları, kefalet tutarlarının her biri için 400.000,00 TL olduğu, talebe bağlı kalınarak davalılar ... ve ...’ın icra takip tarihi itibariyle sorumluluklarının 200.000,00 TL olduğu, davalı ...’ın eşi ...’dan eş muvafakatı alındığının uzmanlık alanım kapsamında şeklen görüldüğü, dosya içeriğinde T.C. Adalet Bakanlığı Adli Tıp Kurumu 27695*** *** ****21/68682/5010/3800 numarası ile rapor düzenlediği, söz konusu raporda; sayfa 33 Eş Rızası Beyanı Bölümünde “..... eşi ...’ın el ürünü olmadığı..” hususunda kanaat bildirildiği, kefaletin geçerliliği hususunda takdirin mahkemeye ait olduğu, dava konusu icra takibine konu BCH Kredisi alacağına icra takip tarihinden sonra dava tarihinden önce toplam 360.757,85 TL, dava tarihinden sonra toplam 4.636,74 TL tahsilat sağlandığı hususunun dava dosyası muhteviyatına tarafımca kazandırılan takip hesabı ekstrelerinden tespit edildiği, davacı bankanın, takip tarihinden tahsil tarihine kadar geçen günler için 400.000,00 TL asıl alacağa yıllık %33,00 temerrüt faizi ve faizin % 5 gider vergisi ile hesaplanacak tutarı talep Edebileceği bildirilmiştir. Dosya kapsamından, davacı banka ile dava dışı ... Gıda San. ve Tic. A.Ş. (eski unvanı ... San. ve Tic. A.Ş.) arasında 21.03.2011 tarihli ve 1.500.000,00 TL limitli Genel Nakdi ve Gayrinakdi Kredi Sözleşmesi imzalandığı, davalıların bu sözleşmede kefalet imzalarının bulunmadığı,19.12.2013 tarihli ve 2.000.000,00 TL limitli Genel Nakdi ve Gayrinakdi Kredi Sözleşmesi imzalandığı, 24.12.2014 tarihli ek sözleşme ile sözleşme limitinin 3.000.000,00 TL’ye yükseltildiği, bu sözleşme kapsamında davalılar ... ve ... Yılmaz’ın 21.01.2015 tarihinde, her biri ayrı ayrı 400.000,00 TL’lik kefalet limiti dahilinde müteselsil kefil oldukları, mahkemece alınan bilirkişi raporu ile davalı ...'ın sorumlu olduğu miktarın tespit edildiği, tarafların ...'ın sorumluluğu yönünden istinaf itirazları ileri sürmedikleri, davacının istinaf itirazının davalı ... hakkındaki davanın reddine karar verilmesinin hatalı olduğuna ilişkin olduğu anlaşılmıştır. Davalı ...'ın nüfus kaydının incelenmesinde; kefalet tarihinde dava dışı ... ile evli olduğu anlaşılmıştır. 6098 sayılı TBK'nın "Eş Rızası" başlıklı 584/1.maddesinde; "Eşlerden biri mahkemece verilmiş bir ayrılık kararı bulunmadıkça yasal olmayan ayrı yaşama hakkı doğmadıkça ancak diğerinin yazılı rızasına kefil olan olabilir, bu rızanın sözleşmenin kurulmasından önce ya da en geç kurulması anında verilmiş olması şarttır" hükmü düzenlenmiştir. Aynı maddeye 28/03/2013 tarihli 6455 sayılı yasanın 77.maddesi ile eklenen 3.fıkrasında ise "ticaret siciline kayıtlı ticari işletmenin sahibi veya ticaret şirketinin ortak yada yöneticisi tarafından işletme veya şirketle ilgili olarak verilecek kefaletler, mesleki faaliyetleri ile ilgili olarak esnaf ve sanatkarlar siciline kayıtlı esnaf veya sanatkarlar tarafından verilecek kefaletler, 27/12/2006 tarihli ve 5570 sayılı Kamu Sermayeli Bankalar Tarafından Yürütülen Faiz Destekli Kredi Kullandırılmasına Dair Kanun kapsamında kullanılacak kredilerde verilecek kefaletler ile tarım kredi, tarım satış ve esnaf ve sanatkarlar kredi ve kefalet kooperatifleri ile kamu kurum ve kuruluşlarınca kooperatif ortaklarına kullandırılacak kredilerde verilecek kefaletler için eşin rızası aranmaz", hükmü eklenmiştir. Buna göre eşin kefalet akdine vereceği rızada kefalet akdi gibi yazılı olmalı, sorumlu olunacak azami miktar ve tarihi de içermelidir. Rızanın kefalet sözleşmesinin kurulmasından önce ya da en geç sözleşmenin kurulması sırasında alınması gerekir. Sözleşme kurulduktan sonra diğer eş tarafından sözleşmeye icazet verilmesi imkanı tanınmamıştır. İsviçre Federal Mahkeme kararlarında istikrarla belirtildiği üzere şekil noksanı ile sözleşmenin butlanını ileri süren taraf hakkını kötüye kullanmış olmaz. Butlanı ileri süren tarafın böyle bir ithamdan kurtulabilmesi, sözleşmeyi yerine getirmeden kaçınmada korunmaya değre bir menfaati bulunduğunu ispata bağlı değildir. Aksine somut olayda butlanı ileri sürme hakkının kullanılmasını dürüstlük kaidelerine açıkça aykırı bir hale koyan durumların varlığını butlanın ileri sürülmesine kabul etmeyen diğer tarafın ispatlaması gerekir. Hakkın kötüye kullanılmasından söz edebilmek için şekil noksanı ile sakatlanmış bir muamalenin muteberliğine taraflardan birinin itirazda bulunması yeterli değildir; ayrıca özel durumlar sebebi ile onun itirazının dürüstlük kaidelerine açıkça aykırı görünmesi gerekir. (Medeni Hukukun Genel Teorisi ve Şahıslar Hukuku ile ilgili İsviçre Federal Mahkeme Karraları 1961-1965, Prof. Dr. Aytekin Ataay) Kanunun aradığı geçerlilik şekil sakatlığının sonradan ileri sürülmesi başlı başına kötüniyet olarak kabul edilemez. Ancak her somut olayın ayrı ayrı irdelenmesi gerekir. Bir hakkın kullanılması bu hakkın gayesine (amacına) aykırı düştüğü taktirde açıkça kötüye kullanma mevcuttur. Somut olayda, yukarıda açıklandığı üzere davalı ...'ın dava konusu genel kredi sözleşmesinde kefaleti yönünden eş rızası şeklen görülmekte ise de mahkemece alınan ayrıntılı, gerekçeli ve denetime elverişli Adli Tıp Raporunda tespit edildiği üzere davalı ...'ın eşi ... adına atfen atılı eş rızası imzasının ... eli ürünü olmadığı tespit edilmiş olmakla davalı ...'ın kefaletinin kanunun aradığı yasal şartları taşımadığından geçersiz olduğu anlaşılmakta olup, dosyadaki bilgilere göre kredinin açılmasının salt davalı kefilin kefaletinin güçlülüğünden kaynaklandığı, anılan kefalet taahhütü olmaması halinde kredinin açılamayacağı ve kredinin kullandırılmasının salt kefilin davranışları ile uyandırdığı kefalete dayalı bulunduğu ispatlanamamıştır. Bu durumda davalı kefil ...'ın şekil noksanlığını ileri sürmesinin hakkın kötüye kullanılmak vasfında olduğu davacı bankaca açıkça ortaya konulamadığından kefaletin geçersizliğinin kabul gerektiğinden ilk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmediğinden davacı vekilinin davalı ... hakkında açılan davanın reddine dair kararın hatalı olduğuna dair istinaf itirazlarının reddi gerekmiştir. Tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin davanın kısmen kabulü yönündeki kararında herhangi bir isabetsizlik görülmediğinden davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Davacıdan alınması gerekli olan 732,00-TL harçtan peşin alınan 269,85-TL harcın mahsubu ile bakiye 462,15- TL harcın davacıdan alınarak Hazineye gelir kaydına, 3-Davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından taraflar yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361. maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay'da temyiz kanun yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 08/04/2026 Başkan- ... Üye - ... Üye - ... Zabıt Katibi -... ... ... ... ...