T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 23. HUKUK DAİRESİ T.C. A N K A R A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ 23. H U K U K D A İ R E S İ (D Ü Z E L T E R E K Y E N İ D E N E S A S H A K K I N D A K A R A R) ESAS NO : 2021/549 KARAR NO : 2026/303 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I BAŞKAN : ... ... ÜYE : ... ... ÜYE : ... ... KATİP : ... ... İNCELENEN KARARIN: MAHKEMESİ : Ankara 8. Asliye Ticaret Mahkemesi TARİHİ : 23/12/2020 ES…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 23. HUKUK DAİRESİ T.C. A N K A R A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ 23. H U K U K D A İ R E S İ (D Ü Z E L T E R E K Y E N İ D E N E S A S H A K K I N D A K A R A R) ESAS NO : 2021/549 KARAR NO : 2026/303 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I BAŞKAN : ... ... ÜYE : ... ... ÜYE : ... ... KATİP : ... ... İNCELENEN KARARIN: MAHKEMESİ : Ankara 8. Asliye Ticaret Mahkemesi TARİHİ : 23/12/2020 ESAS-KARAR NUMARASI : 2019/551E., 2020/720K. DAVA : İtirazın İptali KARAR TARİHİ : 11/02/2026 YAZIM TARİHİ : 11/02/2026 Davalı vekili tarafından istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla, istinaf incelemesinin dosya üzerinde yapılmasına karar verilerek dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : Davacı vekili özetle: Davacının, davalı kooperatif üyesi iken 23/01/2018 tarihli istifaname istifa ettiğini, istifanın davalı kooperatife 02/02/2018 tarihinde tebliğ edildiğini, davacının istifa ettiği yılın bilançosunun görüşüldüğü 2018 yılı olağan genel kurulunun 30/06/2019 tarihinde yapıldığını, 31/07/2019 tarihinde çıkma alacağı ödenmesi gerekirken ödenmediğini, bunun üzerine icra takibine geçildiğini, kooperatifin genel kurulda almış olduğu erteleme kararının K.K.nun 17/2.maddesine aykırı olduğunu ileri sürerek, itirazın iptali ile %20 den az olmamak üzere icra inkar tazminatının tahsilini talep etmiştir. Davalı vekili özetle: 30/06/2019 tarihli genel kurulda alınan 5 numaralı gündem maddesinde mahsuplaşma talebi olmayan üyelerin geri ödemelerinin 30/03/2020 ve 30/03/2021 tarihlerinde olmak üzere iki eşit taksite bölünerek ödenmesinin kabul edildiğini, alınan kararın hukuka ve hakkaniyete uygun olduğunu, kararın uygulanmaması halinde ödemelerin kooperatifin mevcudiyetini tehlikeye sokacak nitelikte olduğunu savunarak, davanın reddi ile kötüniyet tazminatının tahsilini istemiştir. İlk derece mahkemesince; "...davacının davalı kooperatif üyesi iken Ankara 28.Noterliğinden keşide ettiği 31/01/2018 tarihli ihtarname ile kooperatif üyeliğinden istifa ettiği, istifa ettiği yılın bilançosunun görüşüldüğü 2018 yılı olağan genel kurulunun 30/06/2019 tarihinde yapıldığı, gündemin 5.maddesinde boşalan üyeliklerin denkleştirme alacağının geri ödemelerinin görüşülecek karara bağlanmasına geçildiği.... 2018 yılında istifa eden üyelerin mahsuplaşma talebi olanların talebinin kabulü, mahsuplaşma talebi olmayan üyelerin geri ödemelerinin Kooperatifler Kanununun 17.maddesine dayanılarak kooperatifin mevcudiyetini tehlikeye düşürecek nitelikte olup, geri ödemelerinin 30/03/2020 ve 30/032021 tarihlerinde olmak üzere iki eşit taksite bölünerek ödenmesi, 2016 yılında istifa eden üyelerin ödemesini derhal yapılması önerilmiş ve oylama sonucu oy çokluğuyla kabul edildiği anlaşılmıştır. Kooperatifler Kanununun 17.maddesinde "Kooperatiften çıkan veya çıkarılan ortakların kendilerinin yahut mirasçılarının kooperatif varlığı üzerinde hakları olup olmadığı ve bu hakların nelerden ibaret bulunduğu anasözleşmede gösterilir. Bu haklar, yedek akçeler hariç olmak üzere, ortağın ayrıldığı yıl bilançosuna göre hesaplanır. Kooperatifin mevcudiyetini tehlikeye düşürecek nitelikteki iade ve ödemeler, anasözleşmede daha kısa bir süre tespit edilmiş olsa bile genel kurulca üç yılı aşmamak üzere geciktirilebilir. Bu durumda kooperatifin muhik bir tazminat isteme hakkı saklıdır. Çıkan veya çıkarılan ortaklar ile mirasçılarının alacak ve hakları bunları isteyebilecekleri günden başlayarak beş yıl geçmekle zamanaşımına uğrar. Çıkan veya çıkarılan ortağın sermaye veya mevduatından kısmen veya tamamen yoksun kalacağı hakkındaki şartlar hükümsüzdür." hükmü düzenlenmiştir. Yine ana sözleşmenin 15.maddesinde "Devir dışında bir nedenle ortaklığı sona erenlerin sermaye ve diğer alacakları, o yılın bilançosuna göre hesaplanarak, bilanço tarihinden itibaren bir ay içinde geri verilir. Ancak ortaklığı sona erenlerin yerine yeni ortak alınması halinde eski ortağın 21.'inci madde uyarınca ödediği gider taksitleri derhal geri verilir. Ayrılan ortaklar kooperatifin yedek akçeleri üzerinde bir hak iddia edemezler. Ortaklığı sona erenlerin alacak ve hakları, bunları isteyebilecekleri günden itibaren beş yıl geçmekle zamanaşımına uğrar." hükmü düzenlenmiştir. Ana sözleşmenin 13.maddesinde her ortağın, hesap senesi sonundan en az bir ay önce yönetim kuruluna yazı ile başvurmak suretiyle ortaklıktan çıkabileceği, yönetim kurulunun bu hükme uygun olarak yapılacak isteğe rağmen, yazılı başvurunun kooperatif kayıtlarına girişinden itibaren bir ay içinde kabulden kaçınırsa, ortak, çıkma dileğini noter aracılığı ile yönetim kuruluna bildireceği, bildiri tarihinden itibaren çıkmanın gerçekleşeceği hükmü düzenlenmiştir. Davacının noterlikten gönderdiği istifa dilekçesinin kooperatife ulaştığı 02/02/2018 tarihi itibariyle ortaklık sıfatının sona erdiği, ana sözleşmenin 15.maddesi uyarınca bilanço tarihinden itibaren bir ay içerisinde geri verileceği hükmünün yer aldığı, bilançonun 30/06/2019 tarihli genel kurulda onaylandığı, kooperatifler kanununun 17.maddesinde kooperatifin mevcudiyetini tehlikeye düşürecek nitelikteki iade ve ödemelerin ana sözleşmede daha kısa bir süre tespit edilmiş olsa bile genel kurulca 3 yılı aşmamak üzere geciktirilebileceği, davalı kooperatifin 30/06/2019 tarihli genel kurulunda gündemin 5.maddesi ile ödentilerin iadesinin kooperatifin mevcudiyetini tehlikeye düşürecek nitelikte olup, mahsuplaşma talebi olmayan üyeler için iki eşit taksitte ödenme kararı alındığı, davacının mahsuplaşma talebinin bulunmadığı, geçerli bu kararın kooperatifin mevcudiyetini tehlikeye düşürücü nitelikte olup olmadığının irdelenmesi gerektiği, denetime elverişli bilirkişi raporunda da açıklandığı üzerine kooperatifin mevcudiyetini tehlikeye düşürücü nitelikte olduğu, ertelemenin ilk tarihi 30/03/2020 tarihi olup takip ve dava tarihinden sonraya ilişkin olduğu, bu şekliyle takip tarihi itibariyle kooperatifin mevcudiyetini tehlikeye düşürecek nitelikteki genel kurul kararı karşısında muaccel bir alacağın olmadığı kanaatine varılmakla erken açılan davanın reddine karar vermek gerekmiştir. Verilen ret kararı içeriği de nazara alınarak dava tarihinden sonraki ödemelerin ret gerekçesi karşısında sonuca etkili olamayacağı anlaşılmıştır. Davacı tarafça ve bilirkişi raporunda 30/06/2019 tarihli genel kurul toplantısında gündemin 5.maddesinde alınan kararda mahsuplaşma talebinde bulunanların talebinin kabulü, diğerleri için erteleme ve iki eşit taksitte ödenme kararının eşitlik ilkesine aykırı olduğu belirtilmiş ise de, mahsuplaşma talebi olanlar yönünden mahsup talebi ile istifa eden üyenin çıkma alacağı ödenmeyip, mahsuba tabi tutulduğu, nakdi bir ödeme ve çıkış olmadığı, bu durumda eşitlik ilkesine aykırı sayılamayacağı gibi genel kurul kararının iptale tabi kararlardan olup, iptaline yönelik bir durumun olmadığı, geçerli ve ayakta olduğu anlaşılmakla, davacı tarafın bu yöndeki itirazı kabulü şayan görülmemiş, bilirkişi raporundaki bu yöndeki görüşe de katılınmayarak, takip ve dava tarihi itibariyle muacceliyet koşulu oluşmadığından davanın reddine..." karar verilmiştir. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle: Davalı kooperatifin 30/06/2019 tarihli genel kurulunda alınan (5) nolu kararın eşitlik ilkesine açıkça aykırı olduğunu, üyeler arasında farklı uygulama yapıldığını, genel kurulda alınan kararın, emredici nitelikteki "eşitlik" ilkesine aykırı olduğundan iptal edilmese dahi, "mutlak butlanla malûl" olacağını, anılan genel kurul kararının "geçerli ve ayakta" kabul edilebilmesi mümkün olmadığını, bilirkişi raporu'nda erteleme kararının yerinde olduğu sonucuna hatalı bir yöntemle ulaşıldığını beyan ederek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEP VE GEREKÇE: Dava, çıkma payı alacağının tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali taleplidir. 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu’nun 17. ve Yapı Kooperatifleri Tip Anasözleşmesinin 15. maddesi hükümlerine göre, ayrılan ortağın hakları, ortaklıktan çıktığı veya çıkarıldığı yılın bilançosu çerçevesinde iade edilir. Hakların geri ödenmesi ise, bu bilançonun kesinleşmesinden, başka bir anlatımla bilançonun genel kurulca kabulünden itibaren bir ay içinde yapılabilir. Dolayısıyla alacak, bilançonun genel kurulca kabulünden itibaren bir ay sonra muaccel hale gelir. Yine, Kooperatifler Kanunu’nun 17/2 maddesi uyarınca, kooperatifin mevcudiyetini tehlikeye düşürecek nitelikteki iade ve ödemeler, anasözleşmede daha kısa bir süre tespit edilmiş olsa bile, genel kurulca üç yılı aşmamak üzere geciktirilebilir. Somut olayda, davacının 23.01.2018 tarihinde kooperatif ortaklığından istifa ettiği, 30.06.2019 tarihli genel kurulda, 2018 yılında istifa eden üyelerin mahsuplaşma talebi olanların talebinin kabulü, mahsuplaşma talebi olmayan üyelerin geri ödemelerinin Kooperatifler Kanununun 17.maddesine dayanılarak kooperatifin mevcudiyetini tehlikeye düşürecek nitelikte olması nedeniyle 30/03/2020 ve 30/032021 tarihlerinde iki eşit taksite bölünerek ödenmesi kararlaştırılmıştır. Alınan karar, ödeme yapılmamasına veya ödemenin ertelenmesine ilişkin değil, ödeme yapılmasına yönelik olup, Kooperatifler Kanunu`nun 17/2. maddesine uygun bir erteleme kararı değildir. Bu durumda mahkemece, davacının çıkma payı alacağının 01.08.2019 tarihinde muaccel olduğunun kabulü, takibin 07/08/2019 tarihinde başlatıldığı da gözetilerek değerlendirme yapılması gerekirken aksi yönde davanın reddine karar verilmesi doğru olmamıştır. Dairemizce, davacı vekilinin istinaf itirazlarının kabulü ile HMK 353/1,b,2 uyarınca dosyada alınan 08/10/2020 tarihli bilirkişi raporunun erteleme kararının usulüne uygun olmadığının kabulü halindeki seçenek hesaplamasına göre yeniden hüküm kurulmasına, takip sonrası yapılan ödemelerin infaz aşamasında gözetileceğine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere: I-) Davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile: HMK m. 353/1.b.2 gereğince, Ankara 8. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/551E., 2020/720K. sayılı, 23/12/2020 tarihli KARARINI DÜZELTEREK YENİDEN ESAS HAKKINDA KARAR VERİLMESİNE, Buna göre: "1-Davanın kabulü ile; davalının, Ankara 6. İcra Müdürlüğü'nün 2019/10683 E sayılı takip dosyasına vaki itirazının iptali ile takibin devamına, 2-Harçlandırılan takip konusu 805.115,00 TL alacak üzerinden hesaplanacak %20 icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline, 3-Davalı tarafından takip sonrasında yapılan ödemelerin infazda aşamasında dikkate alınmasına, 4-Harçlar kanunu gereği alınması gereken 54.997,41 TL harçtan peşin olarak yatırılan 9.738,17 TL ile icra veznesine peşin yatırılıp mahsup ettirilen 4.031,53 TL toplamı 13.769,70 TL nin mahsubu ile 41.227,71 TL harcın davalıdan alınarak Hazineye irat kaydına, 5-Arabuluculuk Kanununun 18/A(13). maddesi uyarınca karar tarihinde yürürlükte bulunan Arabuluculuk Ücret Tarifesi uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 1.320,00 TL arabuluculuk giderinin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 6-Davacı tarafından yapılan yargılama giderleri 2.119,00 TL posta ve bilirkişi masrafı, 9.788,97 TL harç ve başvuru masrafı, 162,10 TL istinaf yoluna başvuru harcı olmak üzere toplam 12.070,70 TL nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 7- Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden 126.767,25 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 8-Kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde taraflara iadesine" II-) Peşin alınan istinaf karar harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine. III-)HMK m. 359/4 gereğince kararın taraflara resen tebliğine; tebliğ, harç tahsil müzekkeresi yazılması ve gider avansı iadesi işlemlerinin Dairemiz tarafından yapılmasına, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK m. 361 gereğince tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde, kararı veren bölge adliye mahkemesi hukuk dairesine yahut temyiz edenin bulunduğu yer bölge adliye mahkemesi hukuk dairesine veya ilk derece mahkemesine verilebilecek bir dilekçe ile Yargıtay nezdinde TEMYİZ YOLU AÇIK olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. 11/02/2026 Başkan ... Üye ... Üye ... Katip ...