T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2023/1247 Esas KARAR NO: 2026/371 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İSTANBUL 21. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ NUMARASI: 2020/102 Esas- 2022/112 Karar TARİH: 15/02/2022 DAVA: İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ: 02/03/2026 İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen kara…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2023/1247 Esas KARAR NO: 2026/371 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İSTANBUL 21. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ NUMARASI: 2020/102 Esas- 2022/112 Karar TARİH: 15/02/2022 DAVA: İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ: 02/03/2026 İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı şirketin kargo hizmeti vermekte olduğunu, davalı taraftan cari hesap alacağının bulunmakta olduğunu, davacı şirket ile davalı arasındaki ticari ilişkiden dolayı ve taraflar arasındaki cari hesap ekstresine göre, davalı tarafın, davacı şirkete toplam borcunun 9.501,25 TL olduğunu, işbu alacağın tahsili amacıyla, icra takibine girişildiğini, ancak borçlu şirketin takibe haksız olarak itiraz ettiğini, davacının alacağının likit olduğunu, şirket kayıtlarında da mevcut olduğunu, davacı şirketin alacağının şirket defterleri incelendiğinde ispat edileceğini belirterek itirazın iptalini, takibin devamını, alacak likit olmasına rağmen, aleyhine başlatılan takibe haksız ve kötü niyetli itiraz eden davalı aleyhine takip miktarının %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini, yargılama harç ve giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalıya usulüne uygun tebligat yapılmasına rağmen herhangi bir cevap dilekçesi sunmamıştır. İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 15/02/2022 tarih ve 2020/102 Esas- 2022/112 Karar sayılı kararında;".....Tüm dosya kapsamı, toplanan deliller, davacı tarafın ticari defterleri ve aldırılan bilirkişi raporundan tarafların ticari defterlerinin sahipleri lehine delil vasfında olduğu, taraflar arasında ticari ilişki olduğu, taraflar arasında kargo acenteliğine dair ilişki bulunduğu, davalının davacının acentesi olduğu, 15/04/2019 tarihli dilekçeyle davalının acentelik ilişkisini sonlandırmak istediğini davacıya bildirdiği, 25/04/2019 tarihinde davacının da sözleşme ilişkisinin sonlandırılmasını uygun bulduğuna dair beyanda bulunduğu anlaşılmaktadır. Dava konusu alacağın taraflar arasındaki cari hesap bedelinden kaynaklandığı görülmüştür. TTK'nın 10. Maddesine göre "Aksine sözleşme yoksa, ticari bir borcun faizi, vadenin bitiminden ve belli bir vade yoksa ihtar gününden itibaren işlemeye başlar." Aynı kanunun 20. ve 21. Maddesine göre "Tacir olan veya olmayan bir kişiye, ticari işletmesiyle ilgili bir iş veya hizmet görmüş olan tacir, uygun bir ücret isteyebilir. Ayrıca, tacir, verdiği avanslar ve yaptığı giderler için, ödeme tarihinden itibaren faize hak kazanır. Ticari işletmesi bağlamında bir mal satmış, üretmiş, bir iş görmüş veya bir menfaat sağlamış olan tacirden, diğer taraf, kendisine bir fatura verilmesini ve bedeli ödenmiş ise bunun da faturada gösterilmesini isteyebilir. Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır." denilmektedir.Davalı tarafça dava konusu alacağın bulunmadığı savunulmaktadır. Aldırılan her iki bilirkişi raporunda da dava konusu alacağın yalnızca davacı taraf defterlerinde yer aldığı, davalı tarafın ticari defterlerinde dava konusu alacağın yer almadığı ifade edilmektedir. Davacı taraf sözleşmenin 7. Maddesi gereği davalının tahsil ettiği taşıma ücretlerini kendisine ödemediği iddiasındadır. Esasen davanın konusunu da bu ücretler oluşturmaktadır. Ne var ki davacı tarafça, davalı tarafın kargo taşımacılığına dair bu ücretleri tahsil ettiği ispatlanamamıştır. Öte yandan her ne kadar davacı tarafça davalı tarafa dava konusu faturaların davalı tarafa tebliğ edildiğine dair tesellüm belgeleri sunulmuş ise de sunulan belgelerin herhangi bir imza içermediği, bilgisayar çıktısından ibaret olduğu, belgenin davalı tarafa teslim edildiğine dair bir ibare bulunmadığı görülmektedir."Davacı defterleri üzerinde yapılan bilirkişi incelemesi neticesinde, davacı kayıtlarına göre davacının alacaklı olduğu miktar saptanarak hüküm altına alınmış ise de yalnızca davacı ticari defterlerine dayanılarak karar verilmesi doğru olmayıp, davacının ticari defter ve kayıtlarını usulüne uygun dayanak belgelerle doğrulaması, kanıtlaması gerekir. " 19HD 2016/19076 : 2018/4348Son tahlilde dava konusu alacağın davacı ticari defterlerinde yer alsa da davalı ticari defterlerinde yer almadığı, yalnızca davacı ticari defterlerine dayanılarak karar verilmesinin mümkün olmadığı, davacının ticari defter ve kayıtlarını usulüne uygun dayanak belgelerle doğrulaması, kanıtlaması gerektiği, davacıya bu imkanın tanındığı ancak sunulan belgelerin herhangi bir imza içermediği, bilgisayar çıktısından ibaret olduğu, belgenin davalı tarafa teslim edildiğine dair bir ibare bulunmadığı, öte yandan davacı tarafından davacı tarafça, davalı tarafın kargo taşımacılığına dair bu ücretleri tahsil ettiği ispatlanama dığı anlaşılmakla davanın reddi yönünde kanaat hasıl olmuş ve davanın reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir..."gerekçesi ile,''1-Davacının davasının REDDİNE,'' karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacı şirket, ilgili tarihte kargo hizmeti vermekte olup, davalı taraf acentesi durumunda olduğunu, ticari ilişki ve acentelik anlaşması gereği, kargo işlemleri (kargonun teslimi) neticesinde tahsil ettiği bedeli, müvekkil şirkete ödemek zorunda olduğunu, taraflar arasında imzalanan acentelik sözleşmesinin özel hükümler başlıklı 7. maddesinde"...Acente kargo ücretlerini ... adına tahsil etmekle görevli ve yetkilidir. Tahsil edilen ücret, aynı gün ... banka hesap numarasına havale eder. Banka muamele masrafları acenteye aittir. Acente ...'nun onayı dışında tahsilatları geciktiremez. Acente, gecikme halinde günlük olarak gecikme tutarının %0,2'si kadar gecikme bedeli ve geciken tutarın %15'ini cezai şart olarak ödemeyi kabul ve taahhüt eder..." hükmünün açık olduğunu, ancak davalı taraf müvekkil şirket adına, sorumlu olduğu bölgedeki tahsil etmesi gereken kargo ücretlerini tahsil etmiş olmasına rağmen müvekkil şirketin banka hesabına yatırmadığını, bu nedenle müvekkil şirket davalı acentenin kasasının açıkta bekleyen cari kart bakiyelerini davalı acente hesabına virmanlayarak borç olarak kaydettiğini, davacı alacağının bilirkişi kök raporunda tespit edildiğini ve davalı tarafından ticari defterlerin bilirkişi incelemesine süresinde ibraz edilmediğini, bilirkişi ek raporunda davalı tarafın ticari defterlerinde birebir kayıt olmadığından, müvekkil şirket defterleri ile karşılaştırılmasında 214 adet cari virman işlemi olduğu bu sebeple cari hesap farkının tespit edilemediğinin belirtildiğini raporun sonuç bölümünde ise, "faturaların davalı ticari defterlerinde kayıtlı olmamasından kaynaklanmış olduğu, davacı yanın işbu faturaları ve bu faturaları E-Arşiv faturası olsa dahi, davalı yana teslim ettiğini gösteren mail veya kargo teslim fişi vs belgeleri sayın Mahkeme'ye sunması gerektiği.." belirtildiğini, ancak ortada bir fatura ilişkisi olmayıp davalının yaptığı tahsilatlar neticesinde müvekkile yapması gereken ödemeyi yapmamasından dolayı ortaya çıkan bir ücret alacağının mevcut olduğunu, bilirkişinin de belirttiği üzere yıllar içerisinde oluşan 214 adet cari virman işlemi olması sebebiyle cari hesap farkının tespit edilemediği ve bu işlemler yapılırken davalıya teslime ilişkin bir belge sunulması gerektiğinden bahsedildiğini, öncelikle bilirkişi ek raporunda yanılgıya düşüldüğünü, müvekkil şirket tarafından cari virman işlemi yapılmasının sebebi, davalının tahsil ettiği ancak müvekkile ödemediği kargoculuk işlemlerine ilişkin olduğunu, davalı, iş yerinde müvekkilin kurduğu sistem ve program marifetiyle yaptığı tahsilatların girişini yaptığını, davalı, kendisinin doldurduğu kargo ve teslim eylemleri ile işin tamamlandığı kaydını girerek kargo ücretlerini de aldığını, herhalde "teslim edildi" bilgisi girip kargo bedelinin ücretini almadan bu kaydı girmediğini, dolayısıyla davalı tahsilatı gerçekleştirdiğini sistem üzerinden kendisinin beyan ettiğini, 18.11.2021 tarihli dilekçesinin ekinde örnek olarak sundukları ekran görüntülerinde net şekilde görüldüğünü, ancak söz konusu teslimlere ilişkin ödemelerin davacıya yapılmadığını, ayrıca davalının bilirkişi raporuna ilişkin beyan dilekçesinde kabul ettiği üzere alacak-borç ilişkisi tahsil ettiği ancak ödemesini yapmadığı kargo ücretlerine ilişkin olduğunu, davalının acenteliği bırakmadan önceki dönemi de dahil olmak üzere, cari hesaplarda görüleceği üzere kasa açığına istinaden denetimden geçtiği tarihlerin görüleceğini, Cari Hesap Ekstresinde 15.01.2019, 08.02.2019, 15.03.2019, 15.04.2019, 15.05.2019, 19.06.2019 tarihlerine bakıldığında o ay için yapılmış kasa kontrollerinde tahsilat bedellerine ilişkin müvekkil şirkete ödeme yapılmadığının tespit edildiğini, Nisan ayından sonra yapılan kasa kontrolleri neticesinde yada başka bir değişle davalının acenteliği bıraktığı dönem sonrasında, müvekkil kendisine ödenen bedelleri düşmüş ve sonra olarak bakiye olarak 9.501,25-TL kaldığını, Mahkeme kararında yukarıda belirttikleri cari hesap ve kasa kontrolleri bakımından değerlendirmesinde yanılgıya düşüldüğünü, davanın bir fatura alacağı olmadığı, kasa açığına istinaden yapılan denetimlerde, ödenmeyen tahsilatlara ilişkin muhasebesel olarak kayıt altına alınması olduğunu, bu sebeple Mahkemece yapılan değerlendirmenin isabetsiz olduğunu ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep etmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava; taraflar arasında akdedilen 01/02/2014 tarihli Acentelik Sözleşmesi ve Ek Protokolü kapsamında açık cari hesap alacağının tahsili talebine ilişkindir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Somut uyuşmazlıkta taraflar arasında 01/02/2014 tarihli Acentelik Sözleşmesi ve Ek Protokolü akdedildiği, davacının 25/04/2019 tarihli dilekçe ile acenteliği bırakmak istediğine dair dilekçe vermesi üzerine bu dilekçenin davalı tarafından uygun bulunduğu ve sözleşme ilişkisinin sona erdirildiği, davacı tarafından davalının tahsil ettiği kargo ücretlerinin davacıya ödenmediği iddiasıyla iş bu davanın açıldığı, davalı tarafından süresinde cevap dilekçesi sunulmadığı ve davacı iddialarının inkar edildiği, davalının bilirkişi kök raporuna vermiş olduğu itiraz dilekçesinde acentelik sözleşmesinin sona erdirilmesinden sonra davalının davacı adına tahsilat yapamadığını, tahsil edilemeyen söz konusu kargo ücretlerinin davacı tarafından tahsil edilmesi gerektiğini savunduğu anlaşılmıştır. Davacının ticari defterlerine göre davacının davalıdan takip tarihi itibariyle 9.501,25 TL alacaklı olduğunun, davalının ticari defterlerine göre davalının davacıya borcu olmadığının, tarafların ticari defterleri arasındaki uyuşmazlığın davacı tarafından düzenlenen toplam 4.834,12 TL bedelli toptan satış faturası ve Mayıs ayı acente yansıtma faturası olmak üzere altı adet faturanın davalının ticari defterlerinde kayıtlı olmamasından, bakiye 4.667,13 TL'nin davacı defterlerinde kayıtlı cari virman fişlerinin davalının defterlerinde kayıtlı olmamasından kaynaklandığını, ancak söz konusu bedelin hangi virman fişleri ve hangi nedenle kaynaklandığının tespit edilemediğini, tüm hareketlerin davalı ticari defterlerinde birebir kayıt edilmediğini, davacı ticari defterlerinde de 214 Adet cari virman fişine ait belgeler davalı tarafından kabul edilmediğinden davacı tarafından ispata muhtaç olduğunu, 4.667,13 TL cari hesap farklılığı tespit etmenin mümkün olmadığını, tarafların tüm çalışılan yıllar incelense dahi bu şekilde taraflar arasında onaylı imzalı dekontlar olmadan yapılan virman fişleri ile davacı alacağının tespitinin mümkün olmadığını, tüm belgeler sunulmuş olsa dahi, tarafların çalışması 2014 yılından itibaren devam ettiği için, her yıl 2019 yılında olduğu gibi en az 214 Adet belgesi ispatlanacak virman fişi olacağından, gerçek borç alacağın tespitinin haftalar süren çalışma gerektireceği ve tarafından tespitinin mümkün olmadığı belirtilmiştir. Davacı tarafından alacağın dayanağı olarak davalı tarafından tahsil edilen ve davacıya gönderilmeyen kargo ücretleri ve buna ilişkin cari virman fişleri gösterilmiş ise de, bilirkişi incelemesinde cari hesaptaki söz konusu alacağın davacı tarafından düzenlenen toplam 4.834,12 TL bedelli toptan satış faturası ve Mayıs ayı acente yansıtma faturası olmak üzere altı adet fatura ile 4.667,13 TL davacı defterlerinde kayıtlı cari virman fişlerinden oluştuğunun tespit edildiği, davacı tarafından söz konusu faturaların ve virman fişlerinin dayanaklarına ilişkin belgelerin birbirleri ile ilişkilendirilmek suretiyle dosyaya sunulmadığı, 18/11/2021 tarihli dilekçe ekinde sunulan belgelerin faturaların tebliğine ilişkin belge olduğunun belirtildiği ve bilgisayar ekran görüntüsü olduğu, sözleşmenin 7/37. maddesine göre denetçiler tarafından yapılacağı belirtilen kasa açığına ilişkin denetim belgelerinin dosyaya sunulmadığı, mevcut delil durumu itibariyle davacı alacağının yazılı deliller ile ispat edilemediği, davalının covid-19 testinin pozitif çıkması sebebiyle defterlerini incelemeye sunamadığı ve Mahkemece mazeretinin kabul edilerek tekrar inceleme günü verilmesinin usul ve yasaya uygun olduğu anlaşılmakla davacı vekilinin aksi yöndeki istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. Sonuç olarak, dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere göre, mahkeme kararının gerekçesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davacının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Davacı 690 sayılı KHK'nin 73/6 maddesi uyarınca harçtan muaf olduğundan harç tahsiline yer olmadığına, 3-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, 4-Artan gider avansı bulunması halinde yatıran tarafa iadesine, 5-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 02/03/2026 tarihinde HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.