T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ OSYA NO: 2022/1135 KARAR NO : 2026/169 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 18/01/2022 NUMARASI : 2019/251 E. - 2022/61 K. DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Taşıma Sözleşmesinden Kaynaklanan) Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın …
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ OSYA NO: 2022/1135 KARAR NO : 2026/169 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 18/01/2022 NUMARASI : 2019/251 E. - 2022/61 K. DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Taşıma Sözleşmesinden Kaynaklanan) Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı, davacı ve davalı ...AŞ vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; davacının dava dışı sigortalısı ... . AŞ ile arasında ... numaralı blok emtia nakliyat abonman poliçesi düzenlendiğini, sigortalıya ait demonte vaziyette yaşam konteyneri emtiasının sigortalandığını, emtianın Ankara/Türkiye'den Erbil/lrak'a nakliyesi işleminin davalı ... ... AŞ'nin alt taşıyıcısı olan diğer davalı ... r. Ltd. Şti. tarafından üstlenildiğini, davalı ... ... AŞ'nin nakliye faturasını düzenlediğini, bu sıfatla taşıma işleri komisyoncusu (...) sıfatı taşıdığını, diğer davalı ... ... Ltd. Şti.'nin alt taşıyıcı olduğunu, söz konusu emtiaların davalı ana taşıyıcı tarafından davalı ... ... Ltd.Şti.'ne teslim edildiğini, taşıma işleminin ... çekici ile ... (y.römork) nakliye aracı ile yapıldığını, aracın 28.06.2014 tarihinde Gaziantep-Şanlıurfa otoyol gişeleri çıkışından sonra tek taraflı trafik kazası yaptığını, jandarma komutanlığı tarafından düzenlenen tutanakta emtianın araç üzerinden kayarak düşmesi sonucu hasar meydana geldiğinin belirtildiğini, ... çekici ile ... (...) plakalı tırın ruhsat sahibinin ....Ltd. Şti.olduğunu, söz konusu hasarlı emtiaların 30.06.2014 tarihinde Şanlıurfa Gümrük Müdürlüğü'ne girişinin gerçekleştiğini, 30.06.2014 tarihli Şanlıurfa Gümrük Müdürlüğü hasar tespit tutanağına göre nakliye aracının yoldan çıkması sonucunda 6 kap emtianın hasar görmüş olduğunun tespit edildiğini, ekspertiz raporunda hasarın oluş şeklinin belirtildiğini, tespitler gereğince 61.199,01 USD (139.925,41 TL) sigortalı zararının davacı yanca ödendiğini ve davacının sigortalıya halef olduğunu, İstanbul Anadolu 7.İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile rücu alacağının tahsili için 02.10.2014 tarihinde takip başlatıldığını, davalıların takibe haksız olarak itiraz ettiğini ileri sürerek, itirazın iptaline ve %20 'den az olmayan oranda icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir. . Davalı ... . Ltd. Şti vekili, savunmasında özetle; tazminat talebinin araç sahibi .... Ltd. Şti.'ne de yöneltilmesi gerektiğini, davacının hukuki yararı bulunmadığını, taşımanın ... Konvansiyonuna tabi olduğunu, ...'nin 32.maddesi ve TTK'nın 855/3 maddesine göre eşya taşımalarından kaynaklanan davalarda zamanaşımının 1 yıl olduğunu, aynı maddenin 3.fıkrası uyarınca rücu alacaklısına, rücu davası açabilmek için 3 aylık sürede bildirimde bulunma zorunluluğu getirildiğini, davacının, her halukarda 3 aylık bildirim şartını yerine getirmediğini, dolayısıyla 1 yıllık zamanaşımı süresini de kaçırdığını, ... belgesi uyarınca teslim tarihi, 28.06.2014 tarihi olduğundan ve davalıya TTK'nın 885/3 maddesi uyarınca kaza tarihinden itibaren 3 ay içerisinde ulaşmış bir yazılı talep de bulunmadığına göre, davanın öncelikl 1 yıllık zamanaşımının geçirilmiş olması sebebiyle süre yönünden reddi gerektiğini, müvekkilinin fiili taşıyan konumunda olmayıp üst taşıyıcı da olmadığını, yükü fiilen hiç teslim almadığını, bu sebeple husumeti bulunmadığını, müvekkilinin taşıyıcı olan dava dışı ... Ltd. Şti.ile ilgili gerekli araştırmaları yaptığını, Irak’a yapılacak taşıma konusunda gidiş yollarını ve bölgeyi en iyi bilen şirketlerden birini fiili taşıyıcı olarak görevlendirdiğini, buna rağmen, yükün dava dışı ve davacı sigortalısı ... tarafından hatalı yüklenmiş olması sebebiyle, dava dışı ... Tic. Ltd. Şti.firmasının şöförünün de gerekli özen ve hassasiyeti göstermesine rağmen, araç üzerinden bazı parçaların düşmesine engel olunamadığını, bu sebeple olayda kusuru bulunmayan fiili taşıyıcı dava dışı ... . Ltd. Şti.'nin ve dolayısıyla müvekkilinin sorumluluğuna gidilemeyeceğini, kabul anlamına gelmemekle birlikte, davanın, dava dışı ... . Ltd. Şti’nin sigorta şirketi olan ...'a da ihbarı gerektiğini, herhangi bir ödeme yapılıp yapılmadığnın da araştırılması gerektiğini, 28.06.2014 tarihli ve ''tutanaktır'' başlıklı, jandarma görevlileri ile aracı teslim alan sürücünün imzaları bulunan belgeye göre kazanın 28.06.2014 günü saat 18.35 sıralarında Şanlıurfa-Gaziantep otoyolunda sürücülüğünü ...un yaptığı ... çekici / ... . plakalı araç tarafından yapıldığını, kazanın meydana gelmesinde aracın sürücüsünün kusurunun varlığını bir an için kabul edilse bile KTK'nın 85/son maddesi hükmü gereğince sorumlu işleten durumundaki dava dışı ... Ltd. Şti.'nin sorumlu olduğunu, kaza konusu emtianın araç üzerinden kayarak düşmesi sonucu hasarlandığını, müvekkkilinin kusursuz olduğunu, taşıma sözleşmelerinde standart olarak, yükleme ve boşaltmanın satıcı ve alıcıya ait olduğunu, kaza sırasında tır üzerinde bulunan bir-iki levhanın kayarak düştüğünü, demir-çelikten mamul demonte prefabrik yapıların ve montaj aksam ve parçalarının tamamen hasar görmüş ve yok olmuşçasına 60.71 USD asıl alacak üzerinden icra takibi açılmasının haklı ve yasal olmadığını, gerçek hasar bedelinin tespiti gerektiğini, alacağın likit de olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. Davalı.. Ltd. Şti. (Yeni unvanı: ...AŞ) vekili, savunmasında özetle; davaya konu edilen taşımanın, Türkiye-Irak arası kara yolu ile uluslararası eşya taşıması olduğundan ... Konvansiyonu hükümleri uyarınca çözümlenmesi gerektiğini, tıra yükleme-istifleme işlemlerinin bilfiil gönderen firma yani davacının sigortalısı tarafından yapıldığını, bu nedenle müvekkiline kusur atfedilemeyeceğini, taşımaya konu 6 adet-16.620 brüt kg. X 6.5 mt. ebatlarında malların bilfiil/fiziken tek başına şoför tarafından yüklenip istiflenemeyeceğini, ...'nin 17/c maddesine göre yükleme, istifleme ve boşlatma işlemlerinin gönderen/gönderilence veya bunlar adına hareket eden üçüncü kişilerce yapılmış olmasının, taşıyıcının sorumluluktan kurtulması için dayanabileceği özel sebeplerden olduğunu, taşımada, hiçbir başkaca araçla çarpışma gibi bir vakıa olmaksızın, tek taraflı olarak, yoldan çıkmasıyla malların devrildiğini, iddia edilen hasarın meydana gelme asli sebebinin ancak, yükleme-istifleme edimlerinin kötü yapılmış olması olabileceğini, bütün malların, tır üzerinden devrildiği ve tamamının beyan edildiği gibi bir vakıa sonucu hasarlandığı iddia edildiğine göre, hasarın en büyük etkeninin kötü ve emniyetsiz yükleme-istifleme olabileceğini, sorumluluğun kabulü anlamında olmamak kaydıyla, bu durumda, sigortalının da kusurlu olduğu ve ortada müterafik kusur olduğunun kabulü gerektiğini, ... m. 17 çerçevesinde davanın reddedilmesi, aksi halde müterafik kusur itirazının kabul edilmesi gerektiğini, sorumluluğun kabulü anlamına gelmemek kaydı ile davacı talebinin her halukarda fahiş olduğunu, ... m.23'e göre sınırlı sorumluluk hükmünün geçerli olduğunu, taşıyıcının ödeyeceği tazminatın, kilo başına 8,33 hesap birimini aşamayacağını, faiz talebinin de fahiş ve yasaya aykırı olduğunu, ... m.27 hükmü uyarınca, yıllık %5 üzerinden hesaplanması gereken faizin, yazılı talebin taşıyıcıya gönderildiği tarihten, böyle bir talep yoksa, davanın açıldığı tarihten itibaren işlemeye başlayacağını, davacı yanca davalı müvekkiline yöneltilen 15/09/2014 tarihli rücu talep yazısı ile işbu davaya konu bedelin ödenmesinin ihtar edildiğini, şu halde, ... Konvansiyonu m.27 uyarınca, talep etmeleri gereken faizin, 05/09/2014 tarihinden itibaren yıllık %5 iken, yasal faiz talep edilmesinin kanuna aykırı olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "... Dava konusu olan temel uyuşmazlıklar emtianın kaçının hasar gördüğü, hasarın aracın yoldan çıkması(sürücü kusuru) ile mi yoksa emtiaların araca hatalı yüklenmesi sonucu mu meydana geldiği ve zararın miktarı konularında toplandığı açıktır. Mahkememizce istinaf ilamı öncesi alınan her iki raporda da kazalara sebebiyet veren sorunlar konusunda tespit yapabilecek kusur konusunda uzman makine mühendisi bilirkişinin bulunmadığı anlaşılmıştır. Yine emtiaların tamamının hasar görüp görmediğine ilişkin de sektör bilirkişisi bulunmadığı görülmüştür. Hal böyle olunca istinaf ilamı öncesi alınan raporlarda bilirkişilerin "aracın yoldan çıkması ile yükün devrildiği" yönündeki görüşüne ve hasarın miktarına ilişkin görüşlerine, bilirkişilerin uzmanlık alanı dışında olduğundan itibar edilememiştir. Bu durumda istinaf kararı öncesi alınan raporlar tek başına hüküm kurmaya elverişsiz olduğundan hükme esas alınamamıştır. İstinaf kararı sonrası kusur konusunda uzman makine mühendisi de ilk raporda aynı görüşe dayanmış, ancak itirazların karşılanması amacıyla alınan diğer raporlarda bu görüşten dönmüştür. Her ne kadar teknik bilirkişi kendi görüşünde çelişmiş ise de; Mahkememizce bu çelişkinin açıklanması istenildiğinde bilirkişi heyetinin 15/10/2021 tarihli 2. Ek raporunda 07/05/2020 tarihli rapor hazırlanırken bazı belgelerin gözden kaçırılması nedeniyle ayıplı istiflemenin farkına varılamadığı ve kusur yönünden hatalı değerlendirilmelerin yapıldığı belirtilmiştir. Dosyada mübrez 28/06/2014 tarihli jandarma tutanağında:"...sürücülüğünü ...'un yaptığı yaptığı ... çekici plakalı kamyonun Ankara Gölbaşından aldığı.. Konteynırların gişelere 5-6 km mesafede kayması ile düşerek hasar gördüğü, araçta herhangi bir hasar olmadığı.." belirtilmiştir. Görüldüğü üzere jandarma erlerinin ve araç sürücüsünün imzasını içerir tutanakta aracın yoldan çıkması sonucu yükün devrildiğine ilişkin hiçbir ifade bulunmamakta, sadece yükün düşerek hasar gördüğü belirtilmektedir. Yine muayene memurunun tuttuğu tutanakta aracın yoldan çıktığı fakat yürür vaziyette olduğu yükünün ise yarısının aracın arkasında yarısının da yan tarafta yerde olduğu belirtilmiş, aracın neden yoldan çıktığı, yoldan çıkmaya araç sürücüsünün kusurunun mu/yükün hatalı istiflenmesinin mi sebebiyet verdiği belirtilmemiştir. Bu konuda dosya kapsamında ihtilaf mevcut olup, bilirkişi ek raporunda kendi görüşünü değiştirerek (dosyadaki belgelerin gözden kaçırması sebebiyle) yükün tek parça halinde istiflenmemesi sebebiyle yolda dengesinin bozulduğu tespit edilmiştir. Görüldüğü üzere dosya kapsamında taşıyıcının kusuru neticesinde kazanın meydana geldiğine, aracın hatalı kullanımı sebebiyle yoldan çıktığına ilişkin hiçbir delil bulunmamakta, bilirkişi de hükme esas alınan iki ek raporunda ayrıntılı olarak hasarın ayıplı istifleme sebebiyle meydana geldiğini ayrıntılı ve denetime elverişli olarak belirlemiştir. Her ne kadar bilirkişinin kök raporu ile ek raporu çelişmekte ise de; neden çeliştiği de bilirkişice açıklandığından yine kök raporda teknik anlamdaki görüşün dayanağının bulunmadığı, denetime elverişsiz olduğu ve ek raporların denetime elverişli olduğu anlaşıldığından bilirkişinin ek raporlardaki görüşü Mahkememize de tanık ifadesi de gözetilerek aynen benimsenmiş olup, istiflemenin ayıplı yapılması sebebiyle yükün devrildiği kanaatine varılmıştır. Davaya konu uyuşmazlığın uluslararası karayolu ile taşımadan kaynaklandığı ve uyuşmazlığa ... Konvansiyonu hükümlerinin uygulanacağı kuşkusuzdur. ... Konvansiyonun 17/2 maddesi uyarınca, eğer kayıp, hasar ya da gecikme istek sahibinin hatası veya ihmalinden, taşımacının hatasından değil de, istek sahibinin verdiği talimattan, yüke has bir kusurdan yahut da taşımacının önlemesine olanak bulunmayan durumlardan ileri gelmişse taşımacı sorumlu tutulamaz. Yine hasar, aynı Konvansiyonun 17/4 maddesinde belirtilen koşullardan bir veya bir kaçının doğal sonucu olan özel risklerden doğmuş ise taşımacı sorumlu tutulmayacaktır. Anılan maddede hasarın, ambalajlamadan ve eğer gönderene aitse istiflemeden kaynaklanan hasarlarda taşıyıcının sorumlu olmadığı belirtilmiştir. İlke olarak, yükün sağlıklı taşınabilmesi ve hasara uğramaması için taşıyıcının yükleme ve istiflemeyi gözetmesi, hatalı bir yükleme varsa buna karşı çıkması ve yükün güvenli taşınabilmesi için gereken her türlü tedbiri alması gerekip bu nedenle meydana gelecek hasarlarda müterafik kusurlu olduğunun kabulü gerekmektedir. Bilirkişi raporlarında istiflemenin gönderici sorumluluğunda olduğu, ancak davalıların nezaret görevi kapsamında %25 oranında kusurlu olduğu tespit edilmiştir. Yükleme ve istiflemenin ayrıca üstlenilmediği sürece taşıyıcının görevi kapsamında olmadığı yerleşik içtihatlarla sabittir. Davacı özel yük taşıma izin belgesi bulunması sebebiyle davalı taşıyıcıların sorumlu olduğunu belirtmiş ise de; ek raporda da değinildiği üzere istifleme davacının sigortalısına ait olduğundan davalının yalnızca müterafik kusuru söz konusu olabilir. Davacı itirazı müterafik kusur indirimi yapılacaksa da yerleşik içtihatlar gereği %50 oranında yapılması gerektiğine ilişkin olup, Yargıtay 11.HD'nin 2018/1170 E. 2019/6712 K. Sayılı ilamı, 2015/15633 E. 2016/5718 K. Sayılı ilamı, 2019/1826 E. 2020/2961 K. Sayılı ilamı, 2013/4764 E. 2013/20145 K. Sayılı ilamları gözetildiğinde müterafik kusurda farklı oranlarda kusur takdiri yapılabileceği(%50 dışında), yine kusur konusunda bilirkişi raporu alınması gerektiği açık olup, mahkememizce de hükme esas alınan ek bilirkişi raporlarındaki müterafik kusur oranları benimsenmiş, dava konusu hasarda davacının sigortalısına önce %10 ilave bedel sonra muafiyet tenzili yaptığı ardından sovtaj düşülerek hasarın 60.710,55-USD olarak bulunduğu, davacının iddia ettiği gibi ödenen bedelin içinde nakliye bedelinin de olmadığı anlaşıldığından; poliçe gereği %10 ilave bedelin davalılara yansıtılamayacağı, davalıların yalnızca gerçek zarardan sorumlu olduğu gözetilerek bilirkişi raporunda yapılan hesaplama mahkememizce benimsenmiş, yine emtiaların tamamının hasar gördüğü bilirkişice tespit edildiğinden davalıların bu yöndeki itirazları yerinde görülmemiş, kusur oranlarını gözetilerek takibin 13.752,00-USD asıl alacak üzerinden devamına karar vermek gerekmiştir. Davacının sigortalısına yaptığı ödeme sonrası alacağı temlik aldığı, aktif husumetinin bulunduğu anlaşılmıştır. Davalı zamanaşımı itirazında bulunmuş ise de; hasarın 28/06/2014 tarihinde meydana geldiği, ... konvansiyonu gereği teslimden itibaren 1 yıllık zamanaşımının olduğu, icra takibinin 02/10/2014 tarihinde davanın 10/12/2014 tarihinde açıldığı, zamanaşımı sürelerinin dolmadığı tespit edilmiştir. Davalı 3 aylık hak düşürücü süre bulunduğu yönünde itiraz etmiş ise de; Yargıtay 11 HD'nin 2014/19169 E. 2015/4681 K. Sayılı ilamında belirtildiği gibi 6102 sayılı TTK 855/3. maddesi taşıyıcının bir diğer taşıyıcıya rücusu ile ilgili olup sigorta şirketinin açtığı rücu davasına uygulanmayacağı açıktır. Hak sahibine ödenecek tazminat ... konvansiyonunun 27.maddesi gereğince ödeme isteğinin yazılı olarak taşımacıya gönderildiği tarihten itibaren başlamakta olup, hasarın taşımacı tarafından bilinmesi faizin bu tarihten itibaren başlayacağı anlamına gelmemektedir. Dosya kapsamında davalı ... .Ltd.Şti'nin ret cevabı bulunduğundan davacının bu davalı yönünden takip tarihine kadar %5 oranında faiz ile 26,37-USD işlemiş faiz talep edilebileceği, davalı ... ...Ltd. Şti'ye ise ödeme isteğinin yazılı olarak taşımacıya gönderildiği, tebliğ edildiği tarihin bulunmadığı anlaşıldığından takip tarihinden itibaren faiz işletilmesi gerektiği anlaşılmış, alacağın varlığı ve miktarı bilirkişice tespit edildiğinden icra inkar tazminatı istemi yerinde görülmemiş neticeten davanın kısmen kabulüne yıllık %5 oranında faiz yürütülmek suretiyle takibin kısmen devamına dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur." gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, İstanbul Anadolu 7. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı icra takibine davalı taraflarca yapılan itirazın kısmen iptali ile takibin ... .Ltd.Şti yönünden 13.752,00-USD asıl alacak, 26,37-USD işlemiş faiz olmak üzere toplam 13.778,37-USD üzerinden diğer davalı ... Ltd.Şti yönünden ise yalnızca 13.752,00-USD asıl alacak üzerinden asıl alacağa takip tarihinden tahsil tarihine kadar yıllık %5 oranından faiz yürütülmek sureti ile devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine, alacağın varlığı ve miktarı yargılamayı gerektirdiğinden icra inkâr tazminatı isteminin reddine, karar verilmiştir. Bu karara karşı, davacı ve davalı ...AŞ vekillerince istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; mahkemece söz konusu taşıma için alınan özel yük belgesinin hiç dikkate almadığını, Karayolları Trafik Kanunu m. 33 ve Karayolları Trafik Yönetmeliği m. 128'e aykırı hüküm kurulduğunu taşıyıcıların bu belgeyi alırken, bu belge doğrultusunda taşıma yapacakları yönünde taahhütte bulunduğunu, bu belge ve buna bağlı izni alan davalı ... şirketinin yükü hangi güzergahta taşıyacağının dahi belgede belirtildiğini, artık bu belgeye rağmen, yükün göndereninin sorumlu tutulmaya çalışılmasının kanun ve yönetmeliklere aykırı olduğunu, dava konusu hasarın tamamen taşıyıcının risk alanında meydana geldiğini, belgede belirlenen güzergaha göre özel olarak yük taşıma taahhüdü altına giren taşıyıcının bu yükümlülüğünün dikkate alınmadığını, güzergahın Ankara'da başladığını, Gölbaşı - Ş.Koçhisar - Aksaray - Ulukışla - Pozantı - Adana - Toprakkale - Osmaniye - Nurdağı - Türkoğlu - Pazarcık - Gölbaşı - Bozova'yı sorunsuz geçtikten sonra Şanlıurfa'da kaza yaptığını, söz konusu mesafenin tam 848 km olduğunu, hiç durmadan 9 saatte tamamlanabilen bir yol olduğunu mahkemenin "yükleme hatası" sebebiyle müvekkili sigortalısına kusur izafe ettiği taşımanın '' Özel Yük Taşıma Belgesi'nde yazılı şehirleri geçerek ve bu güzergahı takip ederek tam 848 km yol kat ettiğini, hatalı yükleme iddiası tamamen yanlış bir tespit olduğunu, mahkemenin yükleme ve taşımanın "..." yapıldığını ve bundan doğan sonuçları göz önünde tutmadığını, bu ölçü ve boyutlara uyulmamış olması halinde taşıyıcının trafik güvenliğini tehlikeye düşürmemek adına tüm önlemleri alması gerektiğini, davalıların bu önlemleri almayarak kazaya sebebiyet verdiğini, kazanın tamamen davalıların risk alanında meydana geldiğini, bu hususlar göz önünde tutulmaksızın sigortalıya kusur izafe edilmesinin hukuka aykırı olduğunu, %75 olarak belirlenen kusur oranının hiçbir gerekçesi olmadığını, yükü taşıyacak aracın seçiminde araçların ölçü ve boyutlara uygunluğunun sağlanması gerektiğini, yol güvenliğini tehlikeye sokan ve ... yükleme sebebi ile kaza yapan davalıların Karayolları Trafik Kanunu'nun 65.maddesi ve Karayolları Trafik Yönetmeliği'nin 128.maddesi gereği, araçların yüklenmesinde, belirlenen kurallara uymayan araç işleteni (taşımacı) sıfatı ile sorumlu olduğu, aracın öngörülen ölçü ve boyutlara uygunluğunun sağlanmamış olmasının basiretli bir taşıyıcının dikkat etmesi gereken hususlar olduğunu, taşıyıcının, ... yükleme yaparak yola çıktığını, yol güvenliğini ve köprülerin durumunu da gözetmeyerek kazaya sebebiyet verdiğini, davalı taşıyıcının TTK m.886’da tanımı yapılan “pervasızca hareketi” ile zarara sebebiyet verdiğini, dava dışı sigortalıya herhangi bir sorumluluk yüklenemeyeceğini, tüm bu hususlar göz önünde tutulmaksızın sigortalıya kusur izafe edilmesinin hukuka uyar nitelikte olmadığını, üstelik %75 olarak belirlenen kusur oranının hiçbir gerekçesi olmadığını, tamamen keyfi bir saptama olduğunu, kazanın "aracın yoldan çıkması" neticesi meydana geldiğinin 30.06.2014 tarihli tutanak ile de çok açık olduğunu, muayene memuru...ve memur ... tarafından düzenlenene belgenin resmi bir belge olduğunu, mahkemenin bu belge yerine şoförün tek taraflı beyanına dayalı hüküm kurduğunu, 848 km gittikten sonra yükün kayması sebebi ile kazanın olduğu, kendini haklı çıkarmaya çalışan araç şoförünün tek taraflı beyanı odluğunu, kamyonun yoldan çıkmış vaziyetteki fotoğraftaki halinin, hem şoförü hem de bilirkişi raporundaki tespitleri tamamı ile çürüttüğünü, mahkemece objektif esaslara göre hazırlanmayan ve hükme esas alınamayacak nitelikte bilirkişi raporuna göre ve eksik incelemeye dayalı olarak hüküm kurulduğunu, hükme esas alınan bilirkişi raporunda: "Önemli olan dorse üzerindeki bütün kapların birbirine bağlanarak tekpare tek bir kap haline geldikten sonra dorseye sabitlenmesidir." şeklinde kanaatini belirtilmekle birlikte bu sabitlemeyi yapması gerekenin taşıyıcı olması gerektiğinin nedense belirtilmediğini, bilirkişinin objektifliğini yitirdiğini, aracın yoldan çıkma neticesi hasarın oluştuğunu özellikle göz ardı etmeye çalıştığını, bilirkişinin iddia ettiği gibi yükleme hatasında dahi sorumlu olanın taşıyıcı olduğunu, bunun kanıtının, özel yük belgesi ve taahhütte bulunan taşıyıcı olduğunu, mahkeme bu rapor esas alınırken çok önemli bir konunun incelenmediğini, taşımadaki özel yük belgesine göre taşıma ve yükleme sorumluluğunun kimde olduğunun hiç irdelenmediğini, eksper raporunda kazanın ve hasarın oluş şeklininin çok açık ifade edildiğini, "Jandarma tarafından düzenlenen tutanakta (Ek-10) emtianın araç üzerinden kayarak düşmüş olduğu belirtilse de, bunun nedeni bu belge üzerinde belirtilmemiştir. İbraz edilen fotoğraflar incelendiğinde sevkiyat aracının yoldan su kanalına düşerek toprak zemine çıktığı yani tek taraflı trafik kazası yaptığı anlaşılmaktadır." denildiğini, bilirkişi raporu ve önceki raporlarda ''taşıyıcının, malın emniyetle taşınmasını sağlamak üzere her türlü tedbiri alması gerektiği, hatalı yükleme olsa bile buna karşı çıkması gerektiği, davalıların basiretli bir taşıyıcıdan beklenen davranışta bulunmaması nedeniyle sorumluluklarının bulunması gerektiği'' yönünde tespitlerde bulunduğunu, taşıyıcı tarafın bu olayda tam kusurlu olduğunu, davalıların kaza yaptıktan sonra Urfa'da kaza yapan aracı gönderenden hiç bir talimat almadan, kendi iradeleri ile Ankara'ya geri getirmeleri, bu getirme esnasında 848 km yolun tekrar katedildiğini, tekrar araca yüklemenin taşıyıcı tarafından yapıldığı bu esnada tamamen taşıyıcının sorumluluğunda bir yükleme olduğunı, bu taşıma esansında oluşmuş zararlardan tamamen taşıyıcı davalıların sorumlu oldukları, davalının ... 12 ve devamı hükümlerince gönderenden bir talimat almadan bu eylemi yaptıkları göz önünde tutulmadığını, hasarın büyük bir kısmının dönüş yolunda, taşıyan tarafından yapılan özensiz ve acele yükleme ile ve kaza yapan araç hiçbir kontrol olmaksızın taşıma yapma hususlarının değerlendirilmediğini, mahkemenin 28.09.2021 tarihli ara kararına uyulmadan burada belirlenen gerekçeler göz önünde tutulmadan, bilirkişi heyeti ek raporu verildiğini, çelişkiler giderilmeksizin hazırlanan raporun hükme esas alındığını, 15.10.2021 tarihli bilirkişi ek 2.raporu bilirkişinin kendi çelişkili raporunun nedenini aydınlatmadığı gibi, hangi sebeple görüş değiştirdiğini de açıklamadığını, itiraz dilekçelerinde belirttikleri kanuni kaynaklara ve Yargıtay kararlarına dayalı itirazlarının da hiç göz önünde tutulmadığını, bu itirazlar hiç yokmuş gibi bir önceki raporun birebir tekrarı şeklinde bir rapor hazırlandığını, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. Davalı ...AŞ vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; ... 17/4.c uyarınca yükleme, istifleme edimlerinin gönderen sigortalı tarafından ifa edilmiş olması sebebiyle, taşıyanın sorumluluktan kurtulacağı özel sayılı halin mevcudiyeti sebebiyle müvekkili yönünden davanın tümden reddi gerektiğini, dosyada mübrez eksper fotoğraflarına bakıldığında, 6 kap emtianın tamamının hasarlı olduğu yönünde yapılan değerlendirmeye itiraz ettiklerini, müterafik kusur olgusunun, emtianın tamamı sanki hasarlıymış gibi değerlendirmeye alınan değer üzerinden uygulanmasını kabul etmediklerini, olay anında olay mahallinde gümrük memurlarınca tutulan tutanakta araç üstünde olan 3 kap emtiada hasar ve/veya ezilme olduğuna dair bir ifade ve tespit bulunmadığını, kaza sonrası düzenlenen tutanakta ise davaya konu aracın yanlarının açık olduğu, olay neticesinde aracın zarar dahi görmediği, aracın su kanalına geçerek asfalt yoldan çıktığı yönündeki iddianın/vakıanın, bir kaza olarak dahi tanımlanamayacağın, ancak olağan dahi kabul edilebilecek bu rizikonun vuku halinde bile direnç ve emniyet gösteremeyecek şekilde kifayetsiz bir yükleme istifin söz konusu olduğunu ve bu şekilde emtianın yarısının araçtan savrulduğu,nu, emtianın kurulmamış ve paket halinde bulunduğunu, bu kadar küçük bir olayda aracın en ufak zarar görmemişken emtianın tamamının olay nedeniyle zarar görmesinin mümkün olmadığının anlaşıldığını, hatta dosyada daha önce alınan 25.12.2015 tarihli bilirkişi raporu’nun açıklama kısmında, yükün yarısının araçta olduğu ve yarısının devrilmiş olduğu açıkça belirtildiğini, buradan, toplamda 6 (altı) adet olan emtianın 3 adedinin sağlam ve hasarsız olduğu dahi açıkça anlaşıldığını, ancak gümrük memurlarınca olay mahallinde ve anında tutulan tutanak ve içeriğine rağmen, haftalar sonra yaptırılan özel ekspertiz raporunun dikkate alındığı kararda, malların tamamı hasarlıymış gibi hüküm ittihaz edilmesinin hatalı olduğunu, ... gereği yasal ihbar sürelerini oldukça aşan davacı tarafın, bu suretle ispat külfetini tersine (kendilerine) çevirdiğini, tam zarar varmış gibi dava ve talep edilen iddialarını da bu suretle ispat külfeti altında olduğunu, ortada gümrük memurlarınca anında olay mahallinde tutulan bir tutanak varken buna karşın haftalar sonra haricen yaptırdıkları özel ekspertiz raporu ile bunu ispat etmeye çalışmaları ve yerel mahkeme kararının dayanağı raporlarda, bu ekspertizin esas alınmasının geçerli ve yeterli kabul edilememesi gerektiğini, mahkemece, davanın külliyen karar verilmesi veyahut müterafik kusur olgusu üzerinden hüküm ittihaz edilecekse de, emtianın tamamının değil yarısının hasarlı kabul edilip, araçtan kurtulup yere savrulan 3 kap emtia değeri üzerinden müterafik kusurun tatbik edilmesi gerektiğini, mahkemece, "Davalılar kendisini vekille temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi 13/3.maddesine göre hesaplanan 5.100,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine" dair ittihaz edilen karar ve vekalet ücreti yönünden de kararı istinaf ettiklerini, davada %22,51 kabul, %77,49 ret yönünde karar verildiğin, davanın kabul ve ret oranına göre hesaplanan ve karar tarihinde geçerli AAÜT'ne göre, reddedilen kısım üzerinden hesaplanan nispi vekalet ücretine karar verilmesi gerekirken, huzurdaki davada 13/3 maddesinin tatbik edilmesinin hatalı olduğunu, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir. İNCELEME VE GEREKÇE Dava, nakliyat emtia sigorta poliçesi kapsamında davacı sigorta şirketi tarafından sigortalısına ödenen hasar bedelinin, davalı akdî taşıyan ve alt taşıyandan rücuen tahsili için başlatılan ilamsız icra takibine vaki itirazın İİK'nın 67. maddesi uyarınca iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekili ile davalı ... AŞ vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Dava 10.12.2014 tarihinde açılmış olup ilk derece mahkemesince 16.11.2017 tarihli ve 2014/1772 Esas, 2017/857 Karar sayılı kararı ile davanın kabulüne karar verilmiş, davalılarca kararın istinaf edilmesi üzerine Dairemizin 02.04.2019 tarihli ve 2018/839 Esas, 2019/426 Karar sayılı kararı ile ilk derece mahkemesi hükmünün, kararın gerekçesiz olması ve sözlü yargılama prosedürüne uyulmamış olması sebebiyle HMK'nın 353/1.a 4-6 maddeleri uyarınca kaldırılmıştır. İlk derece mahkemesince Dairemiz kaldırma kararı üzerine yeniden yapılan yargılama sonucunda istinafa konu eldeki karar verilmiş olup bu karar karşı davacı vekili ve davalı ... AŞ tarafından istinaf isteminde bulunulmuştur. Dosya kapsamında bulunan İstanbul Anadolu 7. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı icra dosyasının incelenmesinde; davacı takip alacaklısı tarafından davalı takip borçlusu aleyhine 60.710,00 USD asıl alacak, 489,01 USD işlemiş faiz olmak üzere toplam 61.199,01 USD = 139.925,41 TL alacak yönünden 02.10.2014 tarihinde icra takibi başlatıldığı, takip dayanağı olarak asıl alacağın gösterildiği, ödeme emrinin davalı ... ... Ltd. Şti.'ne 20.11.2014 tarihinde, davalı ... ... AŞ'ye 21.10.2014 tarihinde tebliğ edildiği, davalı ... ... Ltd. Şti. tarafından 24.10.2014 tarihinde, davalı ... ...AŞ tarafından 30.10.2014 tarihinde süresinde verilen itiraz dilekçesi ile borcun tamamına ve ferilerine itiraz edildiği, itiraz üzerine takibin durduğu ve davanın bir yıllık yasal hak düşürücü sürede açıldığı anlaşılmıştır. Davacı sigorta şirketi tarafından dava dışı ....AŞ'ye ait Türkiye'den Irak'a gönderilen muhtelif malzemelerin davacı yanca karayolu ile taşınmasının 14.08.2014 tarihli nakliyat sigortası blok abonman bağlı sertifikası ile sigortalandığı, emtianın ...plakalı araçlarla taşınacağının kararlaştırıldığı, davalı ... tarafından dava dışı sigortalıya, davalı ... şirketi tarafından diğer davalıya kesilen faturalara göre davalıların akdi ve alt taşıyan oldukları, sigortalı tarafından kesilen faturaya göre gönderilen emtiaların 6 adet demonte yaşam konteynerleri olduğu, 27.06.2014 tarihli ve 6225 sayılı ... belgesine göre dava konusu emtianın Ankara/Türkiye'den Erbil /Irak'a ... plakalı araçlarla gönderileceğini yazılı olduğu, Ankaradan yola çıkan aracın Şanlıurfa yakınlarında 28.06.2014 tarihinde tek taraflı kaza yaptığı, olay yerinde araç sürücüsü ve Jandarma görevlilerince tutulan 28.06.2014 tarihli tutanakta, aracın kaydığı, araçta herhangi bir hasarın olmadığının belirtildiği, Şanlıurfa Gümrük Müdürlüğü memurlarınca tutulan 01.08.2014 tarihli tutanağa göre aracın yoldan çıktığı, ancak yürür vaziyette olduğu, arkasındaki yükün yarısının yerde yarısının araçta olduğunun belirtildiği, davacı sigorta şirketince yaptırılan ekspertiz incelemesi sonucunda dava dışı sigortalıya 60.701,00 USD ödeme yapıldığı, sigortalıdan alınan ibraname ile davacının sigortalının haklarına halef olduğu anlaşılmaktadır. Taşımanın Türkiye'den Irak'a yapılması nedeniyle, ... hükümlerinin uygulanması gerekmekte olup emtianın taşınması sırasında meydana gelen hasarlardan ...'nin 17/1. maddesi kapsamında akdî ve fiili taşıyan sorumludur. ... Konvansiyonu'nun 17/1. maddesine göre taşımacı, yükü teslim aldığı andan, teslim edinceye kadar bunların kısmen veya tamamen kaybından ve doğacak hasardan sorumludur. 17/2.madde ise "Eğer kayıp, hasar veya gecikme istek sahibinin hatası veya ihmalinden, taşımacının hatasından değil de istek sahibinin verdiği talimattan, yüke has bir kusurdan yahut da taşımacının önlenmesine olanak bulunmayan durumlardan ileri gelmiş ise, taşımacı sorumlu tutulamaz." şeklindedir. Bu durumda kural olarak, taşıyıcı kendi kusurundan kaynaklanmayan bir sebepten ileri geldiğini ispat edemedikçe eşyaya gelen hasarı tazmin borcu altındadır. Bir başka deyişle, taşıyıcının kusurlu olduğu karine olarak kabul edilir. Sorumluluktan kurtulabilmesi için taşıyıcının kusurlu olmadığını ispat etmesi zorunludur. Diğer yandan ...'nin 8.maddesinde yükün teslimi sırasında taşımacının kontrol edeceği hususlar düzenlenmiş olup, yükün ve bunların ambalajlarının görünürdeki durumu yükleme sırasında taşımacı tarafından kontrol edilecektir. Ambalaj yetersizliği bulunması halinde bu durumda çekince yazılması gerekmektedir. Diğer yandan yüklemenin gönderen tarafından yapılması hallerinde de taşımacının basiretli bir taşımacı olarak ambalaj, yükleme, istifleme ve sabitlemenin yüke ve yola uygun olup olmadığının kontrol yükümlülüğü bulunmaktadır. Dosya kapsamındaki belgelerden, emtianın usulüne uygun şekilde muhafazaya alınarak araca sabitlenmemesi nedeniyle yoldaki sürüş manevraları nedeniyle hasara uğradığı, emtianın güzergaha göre araç dorsesine sabitlenmediği ve bu nedenle hasarın oluştuğu tespit edilmiştir. Bu durumda asli kusur gönderen de olmak üzere, akdi ve alt taşıyıcının da yüke nezaret görevini yerine getirmemesi nedeniyle müterafik kusurlu olarak kabul edilmesi yerindedir. Tarafların müterafik kusurlu olduğu hallerde her bir somut olay özelliğine göre kusur durumlarının belirlenmesi gerekmektedir. Taraf vekillerinin mahkemece belirlenen kusur oranlarının yerinde olmadığını ileri sürmüşlerdir. Ancak her bir tarafın, bu somut olayın özelliklerini dikkate almadan farklı olaylar nedeniyle verilen Yargıtay kararlarını sunarak tayin edilen kusurun hatalı olduğunu ileri sürdükleri görülmektedir. Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi ek raporlarında somut olayın özellikleri de değerlendirilerek kusur durumu tespit edilmiştir. Mahkemece bu rapor değerlendirilerek somut olaya uygun kusur oranı belirlenmiştir. Belirlenen kusur oranı somut olaya uygun olduğundan taraf vekillerinin kusur oranına ilişkin istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir. Öte yandan, davalı akdi taşıyıcı bu taşımayı bizzat yapmayarak alt ve fiili taşımacıya yaptırdığı, ... hükümlerine göre akdi ve fiili taşımacının, yükleme ve istiflemesi sigortalı gönderene ait olan emtianın yüklenmesi ve istiflenmesine nezaret yükümlülüğü bulunduğu, taşımacının bu yükümlülüğünü yerine getirdiğini usulüne uygun delillerle kanıtlayamadığı, bu nedenle tarafların müterafik kusurlu olduğunun kabul edilmelerinin ve nezaret yükümlülüğü bulunan taşımacının daha az kusurlu sayılmasının dosya kapsamındaki delillere ve uygulanan mevzuata uygun olduğu, kusur oranının ve sorumluluğun mahkemece delillere uygun şekilde değerlendirilerek takdir edildiği, toplanması gereken eksik delil bulunmadığı anlaşılmaktadır. Her ne kadar 07.05.2020 tarihli kök raporda bilirkişi makine mühendisi tarafından istiflemenin ve yüklemenin hatalı olmadığı belirtilmiş ise de, tarafların itirazı üzerine alınan ek raporlarda, bilirkişi tarafından bazı belgelerin gözden kaçırılması sebebiyle hatalı rapor düzenlediği belirtilerek ek raporlar düzenlenmiştir. Alınan birinci ve ikinci ek raporda, yükün sigortalı tarafından yüklenirken tek parça halinde istiflenmemesi sebebiyle yolda dengesinin bozulduğu tespit edilmiştir. Buna göre somut olayda, taşıyıcının kusuru neticesinde kazanın meydana geldiğine, aracın hatalı kullanımı sebebiyle yoldan çıktığına ilişkin bir delil bulunmamaktadır. Denetim ve hüküm kurmaya elverişli ikinci ek rapor uyarınca mahkemece karar verilmesi usul ve yasaya uygun olmuştur. Her ne kadar davalı ... ... AŞ vekilince, üç kap emtianın hasarlanmadığı ileri sürülmüş ise de, gerek olaydan sonra yükün sigortalı deposundaki incelemesi ile düzenlenen eksper raporunda gerekse mahkemece hükme esas alınan ek bilirkişi raporu uyarınca, aracın araksına sağ ve sol tarafa üçerli olarak yerleştirilen yükün bir birine bağlanıp yekpare olarak dorseye sabitlenmemesi sebebiyle sola devrilmede yer düşen 3 kap dışındaki diğer yandaki yani sağdaki üç kabın da birbirleri üzerine sola doğru kaydığı ve hasarlandığı tespit edilmiştir. Bu nedenle bilirkişi ek raporundaki tüm 6 kap emtianın hasar gördüğü yönündeki tespiti ile hesaplaması yerinde görülmüştür. Davacı vekilince aracın KTK ve Yönetmeliği uyarınca gabari sınırlarına uymadığını, özel yük taşıma belgesi bulunduğunu ve bu sorumluluğuna uygun taşıma yapmadığı ileri sürmekteyse de, somut olayda aracın gabari sınırlarına uymadığına dair bir tespit bulunmadığı gibi yükün araca ve birbirine sabitlenmemesinden hasarın kaynaklandığı, özel yük taşıma belgesi bulunmasının da taşımacılık yapılması kapsamında alınan bir belge olduğu, somut olaya bir etkisinin bulunmadığı anlaşıldığından bu yöndeki istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. Davalı vekilince kaldırma kararından önce alınan 25.12.2015 tarihli raporun dikkate alınmadığı ileri sürülmüş ise de, söz konusu rapor mahkeme gerekçesinde de işaret edildiği üzere gerekli uzmanlık alanlarındaki bilirkişilerin bulunmaması sebebiyle hüküm kurmaya elverişli olmadığından, kaldırma sonrası alınan ve çelişkinin giderildiği ek rapora göre hüküm kurulması doğru olup aksi yöndeki istinaf sebebi de yerinde görülmemiştir. Davalı ... ... AŞ vekilince vekilince davalı lehine hükmedilen vekalet ücreti hesaplanırken AAÜT'nin 13/3 maddesi hükmüne göre hesaplama yapılmasının hatalı olduğunu ileri sürmüştür. İlk derece mahkemesinin karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'nin 13/3.maddesine göre maddi tazminat istemli davanın kısmen reddi durumunda, karşı taraf vekili yararına bu Tarifenin üçüncü kısmına göre hükmedilecek ücret, davacı vekili lehine belirlenen ücreti geçemez. Somut olayda da davacı sigorta şirketi sigortalısının taşıma sırasında zarar gören emtiaları için sigortalısına yaptığı ödeme ile onun haklarına halef olarak zarar sorumlularına karşı eldeki tazminat davasını açmaktadır. Bu durumda Tarifede belirtildiği üzere maddi tazminat talepli eldeki davada Tarifenin anılı hükmünün uygulanması yerinde olup aksi yöndeki istinaf sebebi de yerinde görülmemiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararı usul ve yasaya uygun olup davacı ve davalı ... AŞ vekillerinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden, davacı vekili ve davalı ... AŞ vekilinin istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca, davacı ve davalı ...AŞ vekillerinin istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine, 2-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına, bakiye 651,30 TL istinaf karar harcının davacıdan tahsiline, 2-Davalı ...AŞ tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına, bakiye 1.599,99 TL istinaf karar harcının bu davalıdan tahsiline, 3-Taraflarca yapılan kanun yolu giderlerinin kendilerinin üzerinde bırakılmasına, 4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine, 5-Dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair; HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, oybirliğiyle ve temyiz yolu açık olarak karar verildi.05.02.2026 KANUN YOLU: HMK'nın 361.maddesi uyarınca, iş bu gerekçeli kararın taraf vekillerine tebliğ tarihlerinden itibaren ikişer haftalık süreler içinde temyiz yolu açıktır.