TÜRK MİLLETİ ADINA KARAR İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ : ANKARA 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ KARAR TARİHİ : 10/01/2023 NUMARASI : 2021/363 Esas 2023/5 Karar DAVA : Alacak DAVA TARİHİ : 22/06/2021 KARAR TARİHİ : 28/11/2025 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 28/11/2025 Taraflar arasındaki alacak istemine ilişkin davanın yapılan yargılaması sonunda, ilamda yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne yönelik verilen hükme tarafların süresinde istinaf kanun yoluna başvurması üzerine…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21. HUKUK DAİRESİ 2023/489 Esas 2025/1365 Karar T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2023/489 KARAR NO : 2025/1365 TÜRK MİLLETİ ADINA KARAR İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ : ANKARA 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ KARAR TARİHİ : 10/01/2023 NUMARASI : 2021/363 Esas 2023/5 Karar DAVA : Alacak DAVA TARİHİ : 22/06/2021 KARAR TARİHİ : 28/11/2025 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 28/11/2025 Taraflar arasındaki alacak istemine ilişkin davanın yapılan yargılaması sonunda, ilamda yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne yönelik verilen hükme tarafların süresinde istinaf kanun yoluna başvurması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. DAVA Davacı; dava dışı ... Sistem Bil. Tekn. Sav. San. ve Tic. A.Ş.'nin ... Bankası'ndan çektiği krediye, ..., davalı ..., dava dışı ... İnşaat Yatırım Turizm İşletme ve Tic. A.Ş. ve ...'ın müşterek ve müteselsil kefil olup borçtan eşit miktarda sorumlu olduğunu, söz konusu kredinin ödenmemesi üzerine alacaklı banka tarafından önce Ankara 7. İcra Müdürlüğü'nün 2017/755 sayılı dosyasından 11/01/2017 tarihinde ... A.Ş ... ve ... A.Ş aleyhine icra takibi başlatıldığını, akabinde ise tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla 10/01/2017 tarihinde Ankara 23. İcra Müdürlüğü'nün 2017/13066 sayılı dosyasından 10/11/2017 tarihinde ... ve ... aleyhine icra takibi başlatıldığını, davalının kefalet sorumluluğundan kaçmak için 16/03/2018 tarihli temlikname ile 51.500,00-TL ödeyerek dosyayı temlik aldığını, temliknameye istinaden 2017/13066 sayılı dosyaya kendisini alacaklı olarak eklettiğini ve alacaklı olduğu İstanbul 19. İcra Müd.'nün 2018/37809 sayılı dosyasına haciz koyup dosyadan 154.479,44-TL tahsil ettiğini, neticede ... A.Ş'nin borcunun 51.500,00-TL'ye kapatılmış olduğunu, kredi borcunun 4 adet kefilinin bulunduğunu, davalının da bu kefillerden biri olduğunu, kefillerin sorumluluklarının eşit olduğunu, davacının kefil olarak sorumlu olduğu miktarın çok üstünde bir meblağı davalıya icrai yoldan ödemek zorunda kaldığını belirterek davalıdan şimdilik 5.000,00-TL alacağının yasal faizi ile tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davacı vekili ıslah dilekçesi kapsamında 138.769,59-TL'nin davalıdan yasal faiziyle tahsilini talep etmiştir. CEVAP Davalı; açılan davayı kabul etmediğini, davanın istirdat davası olup zamanaşımından reddi gerektiğini, banka ile imzalamış olduğu temlik sözleşmesinin, bankanın temlik tarihi itibarıyla ayakta olan alacak hakkını devralma niteliğinde olduğunu, bu alacak hakkının da bankanın alacak doğuran sözleşme hükümleri, kredi ana parası, birikmiş faizi, faiz uygulama modeli (adi, temerrüt vb.), icra dosyaları gibi her türlü hakları ile bir bütün olduğunu, dolayısıyla ödediği bedelin temlikname (alacak ve bağlı hakların tamamının) bedeli olduğunu, bankaya yapılan ödemenin, kredi borçlusu ... Sistem adına kefaleten yapılmadığını, temlik eden bankanın da bunu kefaleten ödeme karşılığında değil 3. şahıs niteliğinde, TBK 183 ve devamı maddeleri uyarınca yapılan temlike karşılık aldığını, Ankara 23. icra müdürlüğü'nün 2017/13066 sayılı dosyasında hiçbir zaman borçlu sıfatının olmadığını belirterek davanın istirdat davası olması dolayısıyla zamanaşımı sebebiyle reddine aksi durumda esastan reddine karar verilmesini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece; somut olayda kefilin kefile rücuunda sözleşmede aksine hüküm bulunmadığından kefillerin eşit oranda sorumlu olacaklarından, öncelikle davacının hissesine düşen miktar hesaplanarak bunu aşan ödeme miktarının davalının hissesi oranında rücu edebileceği gözetilmek suretiyle değerlendirme yapılması gerektiği, davacının, 153.759,44-TL ödemeden kefil sayısına göre hissesine düşen miktarın 38.439,86-TL kadar olduğu, bunu aşan miktardan davalının hissesine düşen 38.439,86 TL'nin tahsilini davalından talep etmekte davacının haklı olduğu, davacı tarafından, dava belirsiz alacak davası olarak nitelendirilmiş ise de dava konusu alacağın miktarının dava tarihinde belirlenebilir olduğu değerlendirilmekle koşulları oluştuğundan kısmi dava olarak görüldüğü (Emsal: Yargıtay HGK'nın 16/05/2019 tarih ve 2016/22-1166 E., 2019/576 K. sayılı ilamı) ve davadan önce davalının usulüne uygun temerrüte düşürüldüğünün kanıtlanamadığı gerekçesiyle; " Davanın kısmen kabulü ile; 5.000,00 tl'nin dava, 33.439,86-TL'nin 21/12/2022 ıslah tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, fazlaya dair istemin reddine " ilişkin karar verilmiş, karara karşı taraflarca istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı istinaf dilekçesinde özetle; davalı kefilin, hakkında bankaca yapılan takibe kendini temlik alacaklısı olarak eklettiğini ve icraen kendisinden 153.759,44-TL tahsil ettiğini, oysa ki temlik alacaklısı davalının, bankaya yaptığı ödemenin 51.500,00-TL olduğunu, bu tutardan ise sorumluluğu 12.875,00-TL olup kendisinden işlemiş faizle en fazla 14.998,85-TL istenebileceğini, bu durumda 153.759,44-TL - 12.875,00-TL=138.760,59-TL kendisinden fazla tahsilat yapıldığını, mahkemece, eksik alacağa hükmedildiğini ileri sürmüştür. Davalı istinaf dilekçesinde özetle; ıslah ile arttırılan kısma karşı zamanaşımı itirazı bulunduğunu, davanın en fazla 5000,00-TL üzerinden kabulüne karar verilebileceğini ileri sürmüştür. HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ Dava, genel kredi sözleşmesi kapsamında müteselsil kefillerden biri olan davacıdan, davalı diğer kefil tarafından fazla alınan tutarın tahsili istemine ilişkindir. 6100 Sayılı HMK'nın 355.maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede; Davacı; dava dışı ... Sistem ... A.Ş.'nin ... Bankası'ndan çektiği krediye, kendisiyle birlikte davalı ... ve dava dışı ... İnşaat Yatırım Turizm İşletme ve Tic. A.Ş. ve ...'ın müşterek ve müteselsilen kefil olup tüm kefillerin borçtan eşit miktarda sorumlu olduğunu, asıl borçlunun söz konusu krediyi ödememesi üzerine alacaklı banka tarafından önce Ankara 7. İcra Müdürlüğü'nün 2017/755 sayılı dosyasından ... ... A.Ş, ... ve ... A.Ş aleyhine, akabinde ise tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla Ankara 23. İcra Müdürlüğü'nün 2017/13066 sayılı dosyasından 10/11/2017 tarihinde kendisi ile ... aleyhine icra takibi başlatıldığını, davalı kefil ...'un, kefalet sorumluluğundan kaçmak için 16/03/2018 tarihli temlikname ile 51.500,00-TL ödeyerek dosyayı bankadan temlik alarak 2017/13066 sayılı hakkındaki takip dosyasına kendisini alacaklı olarak eklettiğini ve kendisinin alacaklı olduğu İstanbul 19. İcra Müdürlüğü'nün 2018/37809 sayılı dosyasına haciz koyarak bu dosyadan 154.479,44-TL para tahsil ettiğini, davalı kefilin, ... A.Ş'nin borcunu 51.500,00-TL'ye kapattığı halde, kendisinden kefil olarak sorumlu olduğu miktarın çok üstünde bir meblağı icraen tahsil ettiğini belirterek davalıdan, fazla tahsil ettiği tutardan dava dilekçesi kapsamında şimdilik 5.000,00-TL alacağının, ıslah dilekçesi ile 138.760,59-TL'nin yasal faizi ile tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı kefil; istirdat davası yönünden davanın zamanaşımına uğradığını, takip borcunun tüm ferileriyle birlikte temlik alarak temlik alan sıfatıyla bankaya ödeme yaptığını savunmuş, Mahkemece; yazılı olduğu üzere davanın kısmen kabul kısmen reddine yönelik karar verilmiştir. Mahkemece tüm deliller toplanıp genel kredi sözleşmesi ve ekleri dosyaya kazandırılmış, davaya konu Ankara 23. İcra Müdürlüğü'nün 2017/13066 sayılı, Ankara 7. icra Müdürlüğü'nün 2017/755 sayılı, İstanbul 19. İcra Müdürlüğü'nün 2018/38009 sayılı takip dosya örnekleri celp edilmiş, bankacılık uzmanı bilirkişiler marifetiyle davaya konu uyuşmazlık noktaları bakımından bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.Bankacı ve nitelikli hesaplamalar uzmanı bilirkişilerce düzenlenen 04/07/2022 tarihli bilirkişi raporunda özetle; "Her ne kadar taraflar arasında ihtilaf konusu edilmemiş ise de GKS'nin aslı ya da tüm sayfalarını içerir onaylı bir suretinin dava dışı ...'ın Genel Müdürlüğü'nden sağlanması, davalı ...'un dava dışı asıl borçlu ... Sistem Bilişim Tek. Ve Sav. San. Tic. A.Ş'nin dava dışı bankaya olan borcunu 51.500,00-TL ödemekle sona erdirdiği, rücu edebileceği miktarın bu miktar üzerinden hesaplanması gerektiği, dava dışı asıl borçlu ... Sistem Bilişim Tek. Ve Sav. San. Tic. A.Ş'nin müşterek borçlu ve müteselsil kefillerinin ... ile davalı ..., ..., ... İnşaat Yatırım Turizm İşletme ve Ticaret A.Ş olduğunun taraflarca kabul edildiği, kefalet hükümlerinin uygulanmasının karar verilmesi halinde, her bir kefilin borçtan eşit oranda sorumluluğunun bulunduğu, bu nedenle davalının davacıdan faizi ile birlikte 14.998,85 TL talep edebileceği, davalının 153.759,44 TL tahsil ettiği, davacının bakiye 138.760,59 TL iadesine talep edebileceği, davacının kanuni faiz talep edebileceği" yönünde kanaat bildirilmiştir. Aynı bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen 14/12/2022 tarihli ek bilirkişi raporunda ise özetle; " dosya kapsamında yeni kazandırılan belgeler üzerinde de ayrıca yapılan inceleme ve değerlendirme neticesinde, gerek davalının itirazlarının gerek celp edilen belgelerin kök raporu değiştirecek mahiyette bulunmadığı" yönünde kanaat bildirilmiştir. Dosya kapsamında toplanan delillerden; davacı ile davalının, dava dışı asıl borçlu ... Sist. ... A.Ş. ile ... A.Ş. arasındaki 29/06/2016 tarihli, 2.000.000,00-TL limitli genel kredi sözleşmesinde dava dışı ... İnş. ... A.Ş. ve ... ile birlikte 2.000.000,00-TL limitle müteselsil kefil sıfatıyla taraf oldukları, kefaletlerinin TBK hükümleri uyarınca gerekli şartları ihtiva ederek geçerli olduğu, bilahare davalı ...'un dava dışı Banka ile imzaladığı Ankara 18. Noterliği'nin 8582 yev. nolu Temlik Sözleşmesi ile kredi alacağını, 51.500,00-TL karşılığında temlik aldığı sabittir. Dava dışı ... A.Ş.'nin başlattığı Ankara 7. İcra Müdürlüğü'nün 2017/755 sayılı dosyasının incelenmesinde; davalı, asıl borçlu ... Sist.... A.Ş. ve diğer kefil ... İnş. ... A.Ş. aleyhine takip başlatıldığı, davacının taraf olduğu Ankara 23. İcra Müdürlüğü'nün 2017/13066 sayılı takip dosyasının yapılan incelemesinde ise, davacı ile dava dışı kefil ... aleyhine tahsilde tekerrür olmamak üzere 25.000,00-TL asıl alacak, 8.493,15-TL işlemiş faiz, 424,66-TL BSMV, 22.946,18-TL asıl alacak, 2.357,33-TL işlemiş faiz, 117,87-TL BSMV, 391,31-TL kat öncesi işlemiş faiz, 19,57-TL kat öncesi işlemiş faiz olmak üzere toplam 59.750,06-TL üzerinden ilamsız takip başlatıldığı ve takibin dava dışı ...'ın itirazı üzerine adı geçen yönünden durduğu, davalının, Ankara 18. Noterliği'nin 8582 yev. nolu Temlik Sözleşmesi ile kredi alacağını, 51.500,00-TL karşılığında temlik aldığını takip dosyasına bildirdiği ve bu dosyada alacaklı sıfatını kazandığı, davacıdan, haciz yoluyla 153.759,44-TL tahsil edildiği ve böylece dosya alacağının ödendiği görülmüştür. Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; aynı zamanda aynı dayanak sözleşme nedeniyle kefaleti de bulunan diğer kefil davalının, takibe konu banka alacağını temlik alarak temlik alacaklısı sıfatıyla davacı kefilden payına düşen tutardan fazla tahsilat yapıp yapmadığı, iadesi gereken bir tutar bulunup bulunmadığı, davanın istirdat davası niteliğinde olup olmadığı hususlarında toplanmaktadır. Hemen belirtmek gerekirse istirdat davası, bir borçlunun icra tehdidi altında ödemek zorunda kaldığı ancak gerçekte borçlu olmadığı bir parayı geri almak için açtığı davadır. Bunun için borcun icra takibi sırasında ödenmiş olması, cebri icra tehdidi altında ödeme yapılması, maddi hukuk bakımından borcun mevcut olmaması gerekli olup bu dava yönünden yasada ( İİK'nın 72. Maddesi) belirlenen dava açma süresi 1 yıllık hak düşürücü olarak öngörülmüştür. Bu süre paranın, icraya ödenmesi tarihinden başlayacaktır. Davalı taraf, davanın istirdat davası olup yasal 1 yıllık hak düşürücü sürenin geçmesi nedeniyle davanın, hak düşürücü süreden reddi gerektiğini savunmaktadır. Ne var ki somut olayda dava, niteliği itibariyle alacak davası olup davalı tarafından başlatılan yeni bir takip sırasında takip dosyasına, davacı kefilce yapılmış bir ödeme bulunmamaktadır. Hal böyle olunca, davacının davası alacak davası olup somut uyuşmazlıkta taraflar arasında TBK 146. Maddede düzenlenen 10 yıllık alacak zamanaşımı hükümleri uygulanacak olup dava tarihi 22/06/2021 itibariyle ise, 27/12/2019 tarihinde davalı tarafça tahsil edildiği anlaşılan 153.759,44-TL yönündan alacak zamanaşımı henüz dolmamıştır. Bu nedenlerle davalı tarafın bu hususa ilişkin istinaf istemleri yerinde bulunmamış reddi gerekmiştir. 6098 sayılı TBK'nın 587. maddesine göre, aksine anlaşmalar saklı kalmak kaydıyla, borcu ödeyen kefil, kendi paylarını daha önce ödememiş olmaları ölçüsünde, diğer kefillere karşı rücu hakkına sahip olup TBK'nın 167. maddesi gereğince de aksi kararlaştırılmadıkça veya borçlular arasındaki hukuki ilişkinin niteliğinden anlaşılmadıkça, borçlulardan her biri, alacaklıya yapılan ifadan, birbirine karşı eşit paylarda sorumludur. Bir başka ifadeyle davaya konu 29/06/2016 tarihli GKS'de kefalet limitleri birbirine eşit 4 kefil bulunduğundan, kefillerin iç ilişkideki sorumluluklarının da 1/4 oranında olacağının kabulü gerekmektedir. Bunun yanı sıra somut olayda, müteselsil kefillerden biri olan davalının, dava dışı bankadan kredi alacağını temlik alması ile davalının şahsında alacaklı ve borçlu sıfatları da birleşmiştir. Alacağı devralan borçlunun şahsında alacaklı ve borçlu sıfatlarının birleşmesi halinde diğer borçluların alacağı devralan borçluya iç ilişkide rücu hakları devam etmektedir. Somut olarak, iç ilişkide davalının, davacıya geri vereceği miktarı davacının ödeyeceği borçtan düşmesi mümkün olup davacı, bu oran nispetinde fazla ödediği miktarı da isteyebilecektir. Dosya kapsamında toplanan delillere, tarafların açık kabul ve beyanları kapsamından, dava dışı banka tarafından, GKS'den kaynaklanan alacağın tahsili için asıl borçlu ve kefiller( dört kefil) aleyhine başlatılan takipler sırasında ( Ankara 7. İcra Müdürlüğü'nün 2017/755 sayılı ve Ankara 23. İcra Müdürlüğü'nün 2017/13066 sayılı takip dosyası), bu takiplerden davacı kefilin de borçlu olarak yer aldığı Ankara 23. İcra Müdürlüğü'nün 2017/13066 sayılı takip dosyasında; davalı kefil ...'un 16/03/2018 tarihli temlikname ile 51.500,00-TL ödemek suretiyle takiplere dayanak alacağı bankadan temlik alarak kendisini bu takibe alacaklı olarak ekleterek davacı kefilin alacaklı olarak yer aldığı İstanbul 19. İcra Müdürlüğü'nün 2018/37809 sayılı dosyasında ki alacağını haciz yoluyla 154.479,44-TL olarak tahsil ettiği ve Ankara 23. İcra Müdürlüğü'nün 2017/13066 sayılı takip dosyasını ödeme ile sonlandırdığı açıkça anlaşılmaktadır. Davalı kefil, dava dışı bankadan, 16/03/2018 tarihli temlikname ile 51.500,00-TL ödemek suretiyle takiplere dayanak alacağı temlik almış ise de; davalı kefilin, bu suretle 6098 sayılı TBK'nın 581. ve devamı maddelerinde düzenlenen ve emredici nitelikte bulunan kefalet hükümlerini aşmak suretiyle tüm borcu davacı kefilden tahsil etmesi açıkça TMK'nın 2. Maddesinde düzenlenen ve tüm hukuk alanlarında uygulama yeri bulunan temel prensiplerden olan " Herkes haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kurallarına uymak zorundadır. Bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumaz." hükmüne aykırı olmuştur. Hal böyle olunca somut olayda kefilin, kefile rücusunda sözleşmede aksine hüküm bulunmadığından kefiller eşit oranda sorumlu olacaklarından, öncelikle davacının hissesine düşen miktar hesaplanarak bunu aşan ödeme miktarının davacıya iadesi gerekmekte olup Dairemizce yapılan değerlendirmelere göre davacıdan haciz yoluyla tahsil edilen 153.759,44-TL ödemeden kefil sayısına göre hissesine düşen miktar olan 38.439,86-TL'nin mahsubu ile bulunan tutar olan 115.319,58-TL kadar davacı kefilin fazla ödeme yaptığının ve bu tutarın davalı kefil tarafından, davacıya iadesi gerektiğinin kabulü gerekir. Mahkemece, yanılgılı değerlendirme ile davalıya rücu edilebilecek miktarın 38.439,86-TL kadar olduğunun kabulüyle alacağın eksik tayin edilmesi isabetsiz bulunmuştur. Tüm bu açıklanan nedenlerle davacı tarafın istinaf başvurusunun kabulüne, davalı tarafın istinaf başvurusunun ise esastan reddine, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın 115.319,58-TL alacak üzerinden kısmen kabulüne, fazla istemin reddine yönelik karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Yukarıda Açıklanan Nedenlerle; A)1-Davalı tarafın istinaf başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Davalıdan alınması gerekli olan 7.877,48-TL harçtan peşin alınan 656,46-TL harcın mahsubu ile bakiye 7.221,02-TL harcın davalıdan alınarak Hazineye gelir kaydına, 3-Davalı tarafça yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, B)1-Davacı tarafın istinaf başvurusunun KABULÜNE, 2-Ankara 13. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 10/01/2023 tarih ve 2021/363 Esas 2023/5 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/(1).b-2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, B)1-Davanın 115.319,58-TL üzerinden KISMEN KABUL KISMEN REDDİNE, 5.000,00-TL'nin dava tarihinden, 110.319,58-TL'nin ıslah tarihi olan 21/12/2022'den itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 3-Fazlaya ilişkin istemin reddine, 4-Alınması gereken 7.877,48-TL nispi karar ve ilam harcından peşin alınan 85,39-TL harcın mahsubu ile bakiye 7.792,09-TL harcın davalıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına, 5-Davacı tarafça başlangıçta yatırılan 85,39-TL peşin harç, ile 59,30-TL başvuru harcı olmak üzere toplam 64,69-TL harcın davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 6-Davacı tarafından yapılan 84,75-TL tebligat ve posta, 2.000,00-TL bilirkişi gideri olmak üzere toplam 2.084,75-TL yargılama giderinin davanın red/kabul oranına göre 1.736,58-TL'lik kısmının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 7-Davalı tarafından yapılan tebligat ve posta gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 8-Davanın kabul edilen kısmı yönünden, istinaf karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T.'ne göre takdir ve tayin olunan 45.000,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 9-Davanın reddedilen kısmı yönünden, istinaf karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T.'ne göre takdir ve tayin olunan 23.441,01-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 10-6325 sayılı yasanın 18/A maddesi gereği Adalet Bakanlığı tarafından karşılanan ve yargılama giderinden sayılan Arabuluculuk Ücret Tarifesinde belirtilen arabuluculuk ücreti karşılığı olan 1.320,00-TL arabulucu ücretinin kabul ret oranına göre 1.056,00- TL'sinin davalıdan, 264,00- TL'sinin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 11-Taraflarca yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmın karar kesinleştiğinde ve istekleri halinde yatırana iadesine, C)1-Davacı taraftan istinaf karar harcı olarak alınan 179,90-TL harcın talep halinde davacıya iadesine, 2-Davacı tarafça istinaf aşamasında yapılan 492,00-TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile dosyanın istinafa gönderim giderinin 30,00-TL yargılama giderinin davadaki haklılık durumu gözetilerek hesaplanan 24,99-TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin kısmın davacı üzerinde bırakılmasına, 3-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından taraflar yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361. maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay'da temyiz kanun yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 28/11/2025 Başkan - Üye - Üye - Zabıt Katibi -