İSTİNAF KARAR TARİHİ: 11/12/2025 Taraflar arasındaki İtirazın İptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya içerisindeki tüm belgeler okunup, incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili firma tarafından davalıya yapıl…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 43. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2022/748 KARAR NO : 2025/1869 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: TEKİRDAĞ ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 27/01/2022 NUMARASI : 2021/1128 Esas - 2022/78 Karar DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) İSTİNAF KARAR TARİHİ: 11/12/2025 Taraflar arasındaki İtirazın İptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya içerisindeki tüm belgeler okunup, incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili firma tarafından davalıya yapılan ticari satımlar sonucunda davalının müvekkili firmaya 13.480,28 TL cari hesap bakiye borcu kaldığını, bakiye alacak miktarının ödenmemesi üzerine İstanbul 24. İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyası ile davalı borçluya karşı yasal takip başlatıldığını, davalının yetki itirazında bulunması sonrasında Muratlı İcra Müdürlüğünün... esas sayılı dosyası ile takibe devam edildiğini, davalının takibe itiraz ettiğini ve icra müdürlüğünce takibin durdurulmasına karar verildiğini, davalının takibe vaki itirazının hukuki dayanaktan yoksun, haksız ve kötüniyetli olduğunu, müvekkili ile davalı arasında yapılan ticari satımlar dolayısıyla müvekkilinin alacağının doğduğunu, müvekkilinin ödenmeyen bakiye alacağı için davalı ile mutabakat imzalandığını, müvekkilinin alacağının bulunduğunun davalının kabulünde olduğunu, ayrıca müvekkilinin alacağının varlığının fatura, irsaliye ve ticari defterler kayıtları ile de sabit olduğunu beyan ederek öncelikle dava konusu alacak miktarı ile ilgili mutabakat bulunması, itirazın haksız ve kötüniyetli olması ve müvekkilinin alacağının güvence altına alınması maksadıyla takip miktarı kadar davalının menkul ve gayrimenkul malları ile üçüncü kişilerdeki hak ve alacaklarının muhafazası için uygun görülecek teminat karşılığı ihtiyati haciz kararı verilmesi, borçlunun yapmış olduğu itirazının iptali ile takibin kaldığı yerden devamına, haksız itiraz nedeniyle davalı aleyhine %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ettiği görülmüştür. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;davacı ile müvekkili arasında ticari alışverişin söz konusu olduğunu, davacının sözleşme ile müvekkiline karşı yüklenmiş olduğu edimleri tam olarak yerine getirmediğini, müvekkilince buna ilişkin tespitlerin akabinde öncelikle sözlü akabinde mail yolu ile davacı ile defalarca iletişime geçildiğini, ayıp ihbarında bulunulduğunu, ancak davacının bunu kabul etmediğini, davacının müvekkilinin mağdur ettiğini, süresi içerisinde ayıp ihbarına rağmen davalı ürünlerdeki ayıpları ve zararı gidermeyi kabul etmediğini, ayıplı olduğu için müvekkilince kullanılamayan ürünlerin bedelinin ödenmesinin gerekmediği ve bedelden indirilmesi gerekliliğinin açık olduğunu beyan ederek davacının haksız, mesnetsiz davasının reddine, yargılama giderlerinin davacı tarafa tahmiline karar verilmesini talep ettiği görülmüştür. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "...tarafların davaya ilişkin tüm kayıt ve belgeleri, dayandıkları delilleri toplanmış, bilirkişiden davaya konu alacak bakımından rapor tanzimi istenmiş, bilirkişi dosyaya sunmuş olduğu raporu ile davaya ve takibe konu miktarda davacının alacaklı olduğunu tespit etmek ve belirlemekle dosya kapsamına, somut duruma uygun gerekçeli ve denetime elverişli bilirkişi raporunda belirlenmek ve sabit görülmekle, 21/06/2021 havale tarihli bilirkişi raporunda ticari defterlerin incelenmesi sonucu davacı ve davalı şirketlerin ticari defterlerin birbirleri ile örtüştüğü, davacı şirketin davalı şirketten icra takibine konu miktar kadar alacağının olduğu belirtildiğinden, davalının borcunun olduğu anlaşılmakla, borcun ödendiğine ilişkin ispat külfetinin davalı tarafa geçtiği ancak davalı yanın bu hususta dosyaya bir delil sunmadığı anlaşılmakla; davalının yapmış olduğu itirazın bilirkişi raporunda belirtilen alacak miktarı gözetilerek iptaline, takibin kaldığı yerden devamına, alacak likit bir alacak olarak kabul edildiğinden İİK md.67 gereğince icra inkar tazminatına dair davanın kabulüne; davalının Muratlı İcra Müdürlüğünün... Esas sayılı takip dosyasına yaptığı itirazın iptaline, takibin 13.480,28 TL üzerinden devamına, kabul edilen alacağın %20'si oranı olan 2.696,05 TL icra inkar tazminatına hükmedilmesine, davalıdan alınarak davacıya verilmesine" karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle;mahkemece eksik inceleme ile deliller toplanmadan hatalı rapor esas alınarak karar verildiğini, taraflarınca bilirkişi raporuna yönelik itirazlar dahi değerlendirilmeden tek bir rapor ile yetinildiğini, dosya kapsamında alınan raporda bilirkişi tarafından tarafların defterleri üzerinde yapılan inceleme neticesinde müvekkilinin davalıya 13.480,00 TL borcu olduğunun belirtildiğini, yapılan incelemenin salt defterlere dayandığını, taraflarınca belirtilen ayıp iddiasının incelenmediğini, davacı sözleşme ile müvekkiline karşı yüklenmiş olduğu edimleri tam olarak yerine getirmediğini, kendi edimlerini yerine getirmemiş olan davacının müvekkilinden herhangi bir talep hakkı olamayacağını, müvekkilince buna ilişkin tespitlerin akabinde öncelikle sözlü akabinde mail yolu ile davacı ile defalarca iletişime geçilip, ayıp ihbarında bulunulmuş ise de davacının bunu kabul etmediğini, müvekkilini mağdur ettiğini, süresi içerisinde ayıp ihbarına rağmen ürünlerdeki ayıpları ve zararı gidermeyi kabul etmediğini, ayıplı olduğu için müvekkilince kullanılamayan ürünlerin bedelinin ödenmesinin gerekmediği ve bedelden indirilmesi gerekliliğinin açık olduğunu, mahkemece taraflarınca bildirilmiş olan tanıkların da dinlenmediğini, yine icra inkar tazminatına hükmedilmesinin de hatalı olduğunu beyanla istinaf taleplerinin kabulüne, Tekirdağ Asliye Ticaret Mahkemesinin 2021/1128 esas, 2022/78 karar sayılı kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini, yargılama gideri ile vekillik ücretinin karşı tarafa yüklenmesini talep ve istinaf etmiştir. GEREKÇE: Dava, ticari satım sözleşmesine dayalı cari(açık) hesaptan kaynaklanan alacağın tahsili istemiyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalı vekilince istinaf yasa yoluna başvurulmuştur. İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, davacının açık hesaba dayalı alacağının bulunup bulunmadığı, davalının ayıp savunmasının değerlendirilmesi gerekip gerekmediği noktasındadır.Davacı takip alacaklısı tarafından, davalı takip borçlusu hakkında İstanbul 24. İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı takip dosyasında başlatılan takibin yetkisizlik kararı ile gönderilmesi üzerine Muratlı İcra Müdürlüğünün... Esas sayılı dosyasında "cari hesap bakiyesi" sebebine dayalı olarak 13.480,28 TL alacağın tahsili istemiyle 13.11.2019 tarihinde ilamsız icra takibi başlatılmış, itiraz üzerine takip durmuştur.Davacı tarafça, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu(İİK)'nun 67. maddesi uyarınca itirazın iptaline karar verilmesi istemiyle 31.01.2020 tarihinde eldeki dava açılmıştır.Mahkemece uyuşmazlığın çözümü için tarafların ticari defterlerinin incelenmesine karar verilmiştir.Ticari davalarda da deliller ile bunların sunulması 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu hükümlerine tabidir (Türk Ticaret Kanunu m. 4/2).6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu(HMK)'nun 222. Maddesine göre, Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. Ayrıca usulüne uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz.Bilirkişi aracılığıyla incelenen taraf ticari defterlerine göre taraf defterlerinin usulüne uygun tutulduğu, tarafların 2017 ve 2018 yıllarına ait ticari defter kayıtlarında tarafların birbirlerine gerçekleştirdikleri alım-satımın davalı defterlerinde 2017 yılındaki dönem sonu kapanış işleminde muhasebesel hata sonucu 0,54 kuruşa sebebiyet veren işlem hariç karşılıklı olarak örtüştüğü, davalının takip tarihi itibariyle davacıya 13.480,28 TL borçlu göründüğü, davalının 20.02.2020 tarihinde icra müdürlüğü dosyasına ... aracılığıyla 13.480,28 TL ödeme yaptığı tespit edilmiştir.6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu(TTK)'nun 21/2. maddesinde, bir fatura alan kişinin aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılacağı düzenlenmiştir. Faturaya sekiz günlük süre içinde itiraz edilmemişse, TTK. m 21/2'ye göre, itiraz etmeyen kimse, fatura içeriğini kabul etmiş sayılır. Adına fatura düzenlenen, bu faturayı ticari defterlerine itirazsız olarak kaydetmişse, bu kayıt, fatura konusu sözleşmenin ve bu sözleşmedeki işin yapıldığı anlamına gelir. Bu durumda borçlu taraf, faturaları ticari defterine işlemişse, borcun doğmadığını veya borcu ödediğini ispatlamak zorundadır .Zira, davalının kendi ticari defterlerindeki kayıtlar aleyhine delil teşkil eder(Yargıtay 19. HD'nin 09/11/2016 tarih ve 2016/3391 Esas - 2016/14472 Karar sayılı ilamı, Yargıtay 11. HD'nin 19/12/2018 tarih ve 2017/2642 Esasa - 2018/8096 Karar sayılı kararı) Somut olayda davalı davacının faturalarını benimseyerek ticari defterine kaydettiğine göre kendi ticari defterindeki borç kaydından sorumludur.Davalı satılanın ayıplı olduğunu ileri sürmüştür. Öğretide ayıp satılanda, hasarın geçtiği anda, vaad edilen nitelikleri bir diğer ifade ile bulunması gereken bir özelliğin bulunmaması ya da bulunmaması gereken bir kusurun ya da eksikliğin bulunması ya da dürüstlük kuralı gereğince ondan beklenen lüzumlu vasıfları taşımaması hali olarak tanımlanmakta ve maddi, hukuki ya da ekonomik ayıp şeklinde sınıflandırılmaktadır. Maddi ayıp bir malda madden hata bulunmasıdır (örneğin malın yırtık, kırık, bozuk, lekeli olması gibi). Hukuki ayıp malın kullanımının hukuken sınırlandırılmış olmasıdır (malın üzerinde rehin, haciz, intifa hakkı gibi kısıtlamalar bulunması gibi). Ekonomik ayıp ise malın iktisadi vasıflarında eksiklik olmasıdır(Yargıtay HGK'nın 24.05.2017 tarih, 2017/19-1633 E.- 2017/1013 K. Sayılı kararı). 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu(TTK)'nun 23/1-c maddesi; "Malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcı iki gün içinde durumu satıcıya ihbar etmelidir. Açıkça belli değilse alıcı malı teslim aldıktan sonra sekiz gün içinde incelemek veya incelettirmekle ve bu inceleme sonucunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa, haklarını korumak için durumu bu süre içinde satıcıya ihbarla yükümlüdür. Diğer durumlarda, Türk Borçlar Kanununun 223 üncü maddesinin ikinci fıkrası uygulanır." şeklinde düzenlenmiştir.6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu(TBK)'nun 223/2. Maddesine göre ise, alıcı gözden geçirmeyi ve bildirimde bulunmayı ihmal ederse, satılanı kabul etmiş sayılır. Ancak, satılanda olağan bir gözden geçirmeyle ortaya çıkarılamayacak bir ayıp bulunması hâlinde, bu hüküm uygulanmaz. Bu tür bir ayıbın bulunduğu sonradan anlaşılırsa, hemen satıcıya bildirilmelidir; bildirilmezse satılan bu ayıpla birlikte kabul edilmiş sayılır.Alıcının ayıba karşı tekeffül hükümlerinden yararlanabilmesi için muayene ve ihbar külfetini yerine getirmesi gerekir.TTK'nın 18/3. Maddesine göre, tacirler arasında, diğer tarafı temerrüde düşürmeye, sözleşmeyi feshe, sözleşmeden dönmeye ilişkin ihbarlar veya ihtarlar noter aracılığıyla, taahhütlü mektupla, telgrafla veya güvenli elektronik imza kullanılarak kayıtlı elektronik posta sistemi ile yapılmalıdır. Elbetteki bu düzenleme bir geçerlilik şartı getirmemekle birlikte bir ispat kuralı getirmektedir. Buna göre ayıp ihbarının yapıldığı hususunun tanıkla ispatı mümkün değildir.Satıcının ayıba karşı tekeffül borcunun doğabilmesi için ayıbın sözleşmenin kurulduğu anda mevcut olması, ayıbın önemli olması, alıcının sözleşmenin kurulduğu anda ayıbın varlığından haberdar olmaması ve en nihayetinden alıcının kendisine düşen muayene ve ihbar yükümlülüklerini yerine getirmiş olması gerekir. Aksi halde satılan, alıcı tarafından mevcut haliyle kabul edilmiş sayılır.Türk Medeni Kanunu’nun 6. Maddesi; “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür” hükmünü içermektedir. Yine HMK’nın 190/1. maddesine göre ise, ispat yükü, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Öte yandan ispat yüküyle ilgili kanunda açık bir hüküm bulunması halinde öncelikle ona bakılmalıdır. Davalı tarafça dosya kapsamına ayıp ihbarında bulunulduğuna ilişkin mail yazışmaları sunulmuş ise de anılan mail yazışmalarında davacının ayıp iddiasını kabul etmediği görülmüştür. Davalı tarafça bu yönde herhangi bir iade faturası düzenlenmediği gibi takibe konu açık hesap alacağına dayalı son faturanın 05.04.2018 tarihinde tanzim edilmesine karşılık davalı tarafça dosyaya sunulan ve davalının yetkili servisi olduğu anlaşılmayan dava dışı firmaya ait teknik servis formlarının 06.08.2019-09.12.2019 ve 08.09.2020 tarihli olduğu gözetildiğinde bu formlar, tek başına, ayıbın varlığını ispata elverişli değildir. Buna göre davalı tarafça ayıbın varlığına ilişkin başkaca bir delil sunulmadığından davalının cevap dilekçesinde ayıp nedenine dayalı olarak ileri sürdüğü takas mahsup savunması yerinde görülmemiştir. Bu durumda malların ayıplı olup olmadığı konusunda bilirkişi incelemesi yapılmasının ve tanık dinlenmemesinin sonuca bir etkisi olmayıp, davacının davalıdan 13.480,28 TL alacaklı olduğu anlaşılmakla mahkemece davanın kabulüne karar verilmesinde isabetsizlik yoktur.Ayrıca, icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için takibe konu alacağın likit olması zorunludur. Her uyuşmazlığın kendine özgü özelliklerine göre değişmekle birlikte, bir uyuşmazlıkta alacağın likit olup olmadığı belirlenirken alacak ve onun borçlusu birlikte değerlendirilmelidir. Buna göre, likit bir alacaktan söz edilebilmesi için ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması; böylece, borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması; başka bir ifadeyle, borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir. Gerek borç ve gerekse borçlu bakımından, bu koşullar mevcut olduğunda ortada likit bir alacak bulunduğu kabul edilmelidir. Eldeki davada, dava konusu açık hesaba dayalı alacak likit (belirlenebilir) olup, davalı ticari defterlerinde de kayıtlı olmakla davalının itirazında haksız olmasına göre mahkemece davacı yararına icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesinde bir isabetsizlik yoktur. Bu nedenle davalı vekilinin aksi yöndeki istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle: 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Davalı tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 230,25 TL harcın, alınması gerekli olan 920,84 TL harçtan mahsubu ile bakiye 690,59 TL istinaf karar harcının davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,3-Davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 11/12/2025