TÜRK MİLLETİ ADINA KARAR BAŞKAN : ... ... ÜYE : ... ... ÜYE : ... ... KATİP : ... ... İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ :ANKARA BATI ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 10/01/2023 NUMARASI :2013/94 Esas 2023/15 Karar DAVA : Tazminat (Kasko Poliçesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 20/02/2013 KARAR TARİHİ : 30/12/2025 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 30/12/2025 Taraflar arasındaki tazminat istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçelerle davanın reddine yöneli…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21. HUKUK DAİRESİ 2024/204 Esas 2025/1923 Karar T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2024/204 KARAR NO : 2025/1923 TÜRK MİLLETİ ADINA KARAR BAŞKAN : ... ... ÜYE : ... ... ÜYE : ... ... KATİP : ... ... İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ :ANKARA BATI ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 10/01/2023 NUMARASI :2013/94 Esas 2023/15 Karar DAVA : Tazminat (Kasko Poliçesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 20/02/2013 KARAR TARİHİ : 30/12/2025 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 30/12/2025 Taraflar arasındaki tazminat istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçelerle davanın reddine yönelik olarak verilen hükme karşı taraf vekillerince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili adına kayıtlı olup da davalı sigorta şirketine kasko sigorta poliçesi ile sigortalanan ... plaka sayılı aracının 18/01/2012 günü çalındığını, 18/01/2012 günü aracı satın almak isteyen iki kişiyle ... Bulvarı üzerindeki ... Pastanesi önünde buluşan müvekkilinin, kişilerle birlikte satım konusunu konuşmak üzere pastaneye yürüdüğü sırada, kişilerden birinin aracı daha uygun bir şekilde park etmek bahanesiyle müvekkilinden aracın anahtarını istediğini, ancak müvekkilinin vermek istememesi üzerine elinde bulunan aracın anahtarını zorla çekip aldığını, diğer kişinin ise mukavemet etmek isteyen müvekkilini iterek yere düşürdüğünü, müvekkilinin düşmesini fırsat bilen ve toparlanmasına kadar geçen süreyi değerlendiren kişilerin çaldıkları araçla olay yerinden kaçtıklarını, davacının rizikonun gerçekleşmesinden sonra sigorta şirketine bildirimde bulunduğunu, ancak davalı sigorta şirketinin zararlarını karşılamadığını bildirerek fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla 1.000 TL tazminatın temerrüt tarihi olan 12.03.2012'den itibaren işleyecek temerrüt faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının aktif husumet ehliyeti olmadığını, zira poliçede ve ruhsatname de kayıtlandırıldığı gibi poliçenin menfaatdarı ve dain-i mürtehin hakkı sahibinin ... A.Ş olduğunu, dava konusu olayda ... plakalı aracın davacı tarafından rıza-irade ile teslim edildiğini, davacının rızası ile aracı teslim etmesi akabinde aracı teslim alan kişi nezdindeki aracın ortadan kaybolduğunu, bu durumun emniyeti suistimal eylemini oluşturduğunu, davacının 18/01/2012 tarihli karakol ifade tutanağında araç anahtarlarını elden verdiğini ifade ettiğini, emniyeti suistimal veya dolandırıcılık eylemlerinde, malik veya zilyetin rıza ile isteği ile malı başkasına verdikten sonra kendisine iade edilmemesi sonucu zararın doğduğunu, dava konusu olayda sigortalı tarafından şirket yetkilisine aracın rıza ile teslim edildiğini ve kendisine iade edilmeyerek aracın ortadan kaybolduğunu, eyleminin kasko sigortası poliçe teminatı kapsamında olmadığını beyan ederek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece; Davalı sigorta şirketi ile davacı arasında akdedilen ve olay tarihini kapsadığı anlaşılan kasko poliçesinin 'Araç Çalınmasında Uygulanacak İstisnalar' başlıklı bölümünde araç anahtarının ele geçirilmesi suretiyle aracın çalınması ve/veya çalınmaya teşebbüsü sonucu meydana gelecek ziya ve hasarlar teminat kapsamı dışındadır düzenlemesi bulunmakta olup, araç anahtarlarının gasp sonucu ele geçirilmesi yoluyla aracın çalınması ya da çalınmaya teşebbüs edilmesi halinin bunun istisnasını oluşturduğu ancak bu istisnanın dava konusu olayda gerçekleşmediği, kesinleşen ceza mahkumiyetine istinaden yani yağma(gasp) suçundan değil teminat dışı tutulan araç anahtarının ele geçirilmesi suretiyle aracın çalınmasını kapsayan TCK 142/2-d maddesinden mahkumiyet kararı verildiği , bu nedenle dava konusu olayın poliçe teminat dahilinde olmadığı kanaatine varılarak davanın reddine , davalı vekilinin 05/02/2018 tarihinde vekillikten istifa ettiği ve davalı adına yeniden vekalet sunulmadığı gözetilerek davalı lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığında karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; zarara yol açan hırsızlık fiili, “Araç, gereç veya bedeni çeviklik sayesinde tırmanma veya aşma suretiyle girilerek, zor ve şiddet kullanma suretiyle” gerçekleştiği ve meydana gelen maddi kayıp ve zararlar sigorta poliçesi kapsamında bulunmasına ve hasarın teminat kapsamında olmasına ve davanın kabulüne karar verilmesi gerekmesine rağmen , ilk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, bu nedenlerle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak talepleri doğrultusunda karar verilmesini istemiştir. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davaya ilişkin cevap dilekçesi sunulduğunu, davanın esastan reddedilmiş olmasına rağmen müvekkili şirket lehine herhangi bir vekalet ücretine hükmedilmediğini, dava değeri üzerinden nispi vekalet ücretine hükmedilmesini gerektiğini bildirerek ilk derece mahkemesi kararının vekalet ücreti yönünden kaldırılarak talepleri doğrultusunda karar verilmesini istemiştir. HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ Dava;kasko sigorta poliçesinden kaynaklanan tazminat talebine ilişkindir. 6100 Sayılı HMK'nın 355.maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede; Dosya kapsamında yer alan ... Ticari Sigorta poliçesi incelendiğinde; davacıya ait ... plaka sayılı aracın hırsızlık olay tarihini de kapsar şekilde 21/04/2011 ila 21/04/2012 tarihleri arasında davalı sigorta şirketi tarafından kasko sigorta poliçesi düzenlenmek suretiyle kasko sigortasının yapıldığı, sigorta şirketince davacıya herhangi bir ödemenin yapılmadığı hasar dosyası ile sabittir. Dosya kapsamında ayrı ayrı alınan 05/12/2013 tarihli ve 20/11/2022 tarihli bilirkişi raporlarında özetle; davalı sigorta şirketi ile davacı arasında aktedilen kasko poliçesinin "Araç Çalınmasında Uygulanacak İstisnalar" başlıklı bölümününde düzenlenen, araç anahtarlarının gasp sonucu ele geçirilmesi yoluyla aracın çalınması yada çalınmaya teşebbüs edilmesi halinin dava konusu olayda gerçekleşmediği, davalı Sigorta Şirketine Kasko Sigortalı bulunan ...'e ait ... plakalı aracın anahtarı ile çalınması hadisesinin, poliçe genel ve özel şartları dahilinde bulunmadığı, poliçe teminatının kapsamı dışında olduğu görüşünün bildirildiği görülmüştür. Ankara Batı 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 28/12/2016 tarih, 2013/279 E, 2018/77 K Sayılı kararı incelendiğinde; müştekinin (ceza dosyasındaki müştekilerden birinin) davacı ... olduğu, Olay 7'de ... plakalı aracı ...'ın çaldığı, aracı parçalama işleminin ise sanıklar ... ve ... tarafından gerçekleştirildiğinin belirtildiği, Olay 7'de ... plakalı aracın ...'den çalınması olayında, müştekinin ...'ı teşhis etmesi karşısında, bu hırsızlık fiilinin sanık ... tarafından gerçekleştirildiğinin anlaşıldığının belirtildiği, olay 7 ile ilgili olarak, sanık ...'ın katılan ...'den ... plakalı aracı çalması nedeniyle TCK'nın 142/2-d maddesi uyarınca cezalandırılmasına karar verildiği, ilgili kararın Yargıtay denetiminden geçerek 09/03/2021 tarihinde kesinleştiği görülmüştür. Davacı yan kasko sigortalı aracın çalınması sonucu zarara uğradığını, hasardan davalı sigorta şirketinin sorumlu bulunduğunu iddia etmiş, davalı yan ise hasarın teminat kapsamında bulunmadığını savunmuştur. Mahkemece yapılan yargılama sonunda yukarıda özetlenen gerekçe ile davanın reddine karar verilmiştir. Taraflar arasında davacının davalı tarafından kasko sigorta poliçesi ile teminat altına alınan aracın çalınması sonucu tam hasara uğradığı, hasar/araç bedelinin davalı tarafından ödenmediği hususlarında herhangi bir ihtilaf bulunmamaktadır. Davacı tarafın istinafı doğrultusunda uyuşmazlık, kasko sigortalı aracın çalınması/davacının hakimiyetinden çıkma hadisesin teminat kapsamında kalıp kalmadığı , aracın gasp edilip edilmediğinin tespiti noktasında toplanmaktadır. Kara Araçları Kasko Sigortası Genel Şartlarının A.l.e maddesi uyarınca, aracın veya araç parçalarının çalınması veya çalınmaya teşebbüs edilmesi halinde sigortalının doğrudan uğrayacağı maddi zararlar teminat altına alınmıştır. Yine Kara Araçları Kasko Sigortası Genel Şartlarının A.4. maddesinde ise , ek sözleşme ile teminat kapsamına dahil edilebilecek zararlar belirtilmiş olup, A.4.11. madde de, araç anahtarının ek sözleşmede belirtilen haller sonucunda ele geçirilmesi suretiyle aracın çalınması ve çalınmaya teşebbüsü sonucu meydana gelecek ziya ve hasarların teminata dahil edilebileceği belirtilmiştir. Buradaki ek sözleşmeden kastın poliçede mevcut özel şartlar olduğu tartışmasızdır. Taraflar arasında akdedilen poliçenin "Araç Çalınmasında Uygulanacak İstisnalar" başlıklı bölümde ; "Araç anahtarının ele geçirilmesi suretiyle aracın çalınması ve/veya çalınmaya teşebbüsü sonucu meydana gelecek ziya ve hasarlar teminat kapsamı dışındadır. Ancak, 1.Araç anahtarlarının gasp sonucu ele geçirilmesi yoluyla aracın çalınması yada çalınmaya teşebbüs edilmesi 2.Araç anahtarlarının, sigortalının veya aracı kullanan kişinin kendi ev veya işyeri niteliğindeki kapalı ve kilitli bir mekanda bulunması sırasında, bu mekana; kırma, delme,yıkma,devirme zorlama, öldürme, yaralama, zor ve şiddet kullanarak veya tehditle ya da araç gereç veya bedeni çeviklik yoluyla tırmanmak suretiyle ele geçirilerek aracın çalınması veya çalınmaya teşebbüs edilmesi, teminat kapsamına alınmıştır. Ayrıca, kanunen geçerli bir belge karşılığında otopark, servis/tamirhane, oto yıkama vb. İşletmeye teslim edildiği ispatlanan aracın çalınması veya çalınmaya teşebbüs edilmesi sonucu meydana gelecek hasarlar sigortalı tarafından mevzuata uygun işlemlerin yerine getirilmesi ve yasal tahkikatın başlatılması şartı ile teminat kapsamındadır" şeklinde düzenlemeye yer verilmiştir. Davacı ... 18/01/2012 tarihinde kollukta verdiği ifadede ; ''Üzerime kayıtlı bulunan ... plaka sayılı ... marka gri renkli 2011 model ... kapalı kasa kamyonetimi satmak maksadıyla internete ilan verdim, bugün yani 18/01/2012 günü kullanmış olduğum cep telefonumu *** *** **** no lu telefondan arayan bir şahıs "birader işten gelecek, gelsin de arabaya baksın, beğenirse alalım, zaten biradere alacağım, ben Sincan'dayım dedi, aradan 10 dakika geçti ve şahıs aynı numaradan arayarak, birader senin evin önünde arabaya bakıyor dedi. Ben de evin önüne gittiğimde 35 yaşlarında, kısa boylu sarışın bir şahıs arabanın etrafında bakınıyordu, bana ağabeyim bekliyor gidip bakalım, ... Pastanesi bizim dedi, şahısla birlikte aracıma binerek ... Bulvarı üzerindeki ... Pastanesinin önüne gittik, arabayı ben kullanıyordum, aracı yanaştırdım, şahıs, ağabeyim pastanenin içerisinde aracı ben yanaştırayım dedi, ben de ben zaten yanaştırdım, gerek yok dedim, bu esnada aracı stop edip kapılarını kilitleyerek indim. Bu esnada arkadan bir araç geldi ve geçmek için korna yaptı, şahıs dur arabayı ben kenara çekeyim dedi, ben anahtarı verdim, şahıs araca binerek kaçıp gitti, arkadan gelen araç pastanenin sahibiymiş, şahıslarla ilgisi yokmuş, ben hemen polisi arayıp bilgi verdim .... " şeklinde beyanda bulunarak araç anahtarını üçüncü kişilere kendisinin verdiğini ikrar etmiştir. Yine , Ankara Batı 2.Ağır Ceza Mahkemesinin 2013/279 esas, 2018/77 karar sayılı Yargıtay denetiminden geçerek kesinleşen ilamında ile dava konusu olay TCK 142/2-d maddesinde belirtilen ''Haksız yere elde bulundurulan veya taklit anahtarla ya da diğer bir aletle kilit açmak veya kilitlenmesini engellemek suretiyle hırsızlık'' olarak tanımlanmış ve karar kesinleşmiştir. Hal böyle olunca, ceza mahkemesince belirlenen maddi vakıanın hukuk mahkmesin, bağlayacağı, dava konusu maddi vakıanın haksız yere elde bulundurulan veya taklit anahtarla ya da diğer bir aletle kilit açmak veya kilitlenmesini engellemek suretiyle hırsızlık suretiyle gerçekleştiğinin kesinleşen ceza hükmü ile sabit olması karşısında , mahkemece davalı sigorta şirketi ile davacı arasında akdedilen ve olay tarihini kapsadığı anlaşılan kasko poliçesinin 'Araç Çalınmasında Uygulanacak İstisnalar' başlıklı bölümünde araç anahtarının ele geçirilmesi suretiyle aracın çalınması ve/veya çalınmaya teşebbüsü sonucu meydana gelecek ziya ve hasarlar teminat kapsamı dışındadır düzenlemesi bulunmakta olup, araç anahtarlarının gasp sonucu ele geçirilmesi yoluyla aracın çalınması ya da çalınmaya teşebbüs edilmesi halinin bunun istisnasını oluşturduğu ancak bu istisnanın dava konusu olayda gerçekleşmediği, bu nedenle dava konusu olayın poliçe teminat dahilinde olmadığı yönündeki kanaatinde bir isabetsizlik görülmemiş olup, davacı vekilinin istinaf itirazının reddine karar vermek gerekmiştir. Davalı vekilinin istinaf itirazı lehine vekalet ücretine ilişkindir. Somut olayda , davalı taraf kendisini vekille temsil ettirmiş , 06/02/2018 tarihinde vekili , vekillikten çekilme dilekçesi vermiş, mahkemece hüküm tesis edildikten sonra da yeni vekili dosyaya vekaletname sunmuştur. Mahkemece her ne kadar hüküm tarihinde davalı tarafın vekili olmadığından bahisle davalı lehine vekalet ücreti hükmedilmemiş ise de , davalının yargılama sırasında bir kez vekille temsil edilmesi lehine vekalet ücreti hükmedilmesi için yeterli olup, hüküm tarihinde vekilinin görevine devam ediyor olması şart ve gerek değildir. 6100 sayılı HMK'nun 326 maddesi uyarınca; Kanunda yazılı hâller dışında, yargılama giderlerinin, aleyhine hüküm verilen taraftan alınmasına karar verilir. Aynı Yasa'nın 323/(ğ) maddesinde; Vekille takip edilen davalarda kanun gereğince takdir olunacak vekâlet ücreti yargılama giderlerinden sayılmıştır. Yine aynı 6100 sayılı HMK'nun 330 maddesi uyarınca; Vekil ile takip edilen davalarda mahkemece, kanuna göre takdir olunacak vekâlet ücreti, taraf lehine hükmedilir. Hal böyle olunca ,açıklanan yasal düzenleme dikkate alındığında , mahkemece davalı lehine dava değeri olan 1.000,00 TL üzerinden AAÜT 13/(2) madde uyarınca 1.000,00 TL vekalet ücreti hükmedilmesi gerekirken, davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmemesi usul ve yasaya aykırıdır. Tüm bu nedenlerle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının vekalet ücreti yönünden kısmen kaldırılmasına ve davacının davasının reddine,AAÜT 13/(2) madde uyarınca 1.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle; A)1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Davacıdan alınması gerekli olan 615,40 TL harçtan peşin alınan 427,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 187,80 TL harcın davacıdan alınarak Hazineye gelir kaydına, 3-Davacı tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, B)1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE, 2- Ankara Batı Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 10/01/2023 tarih ve 2013/94 Esas 20223/15 Karar sayılı kararının vekalet ücreti yönünden KALDIRILMASINA, B)1-Davacının davasının REDDİNE, 2-Alınması gereken 179,90 TL harçtan peşin alınan 24,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 155,60 TL harcın davacıdan alınarak Hazineye gelir kaydına, 3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden istinaf karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT 13/2 maddesi uyarınca takdir ve tayin olunan 1.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı tarafa ödemesine, C)1-İstinafa başvuran davalı tarafından yatırılan 427,60 TL istinaf maktu karar harcının kararın kesinleşmesi ve talep halinde davalı tarafa iadesine, 2-İstinafa başvuran davalı tarafından yapılan 1.169,40 TL istinaf başvuru gideri ve 82,00 TL dosya gönderme ve 20,00 TL posta ücreti olmak üzere toplam 1.271,40 TL istinaf yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 3-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından taraflar yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361. maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay'da temyiz kanun yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. Başkan - ... Üye - ... Üye - ... Zabıt Katibi - ... ... ... ... ...