7. Hukuk Dairesi 2024/1755 E. , 2024/3416 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/1839 E., 2023/1400 K. DAVA TARİHİ : 20.09.2019 KARAR : Davacılardan ..., ... ve ... yönünden açılan davanın feragat nedeniyle reddine, diğer davacılar yönünden davanın reddine İLK DERECE MAHKEMESİ : Keban Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2019/38 E., 2020/30 K. Taraflar arasındaki suya el atmanın önlenmesi, ikinci kademede su rejimi kurulması davasından dolayı y
**7. Hukuk Dairesi 2024/1755 E. , 2024/3416 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/1839 E., 2023/1400 K. DAVA TARİHİ : 20.09.2019 KARAR : Davacılardan ..., ... ve ... yönünden açılan davanın feragat nedeniyle reddine, diğer davacılar yönünden davanın reddine İLK DERECE MAHKEMESİ : Keban Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2019/38 E., 2020/30 K. Taraflar arasındaki suya el atmanın önlenmesi, ikinci kademede su rejimi kurulması davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın davacılardan ..., ... ve ... yönünden açılan davanın feragat nedeniyle reddine, diğer davacılar yönünden davanın reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. Davacılar vekili dava dilekçesinde; ... Köyü'nde konutlarının, arazilerinin ve bahçelerinin bulunduğunu, ... Köyü, ... (...) mevkiinde bulunan su kaynağında davacıların kadimden beri su haklarının bulunduğunu, ancak davalıların döşedikleri borularla suyu kendi bahçelerine aldıklarını, bu nedenle davacıların kadimden beri yararlanma hakları bulunan suyun azaldığını ve kullanım hakkından mahrum kaldıklarını, davacıların içme sularının dahi olmadığını, köyün camisi, okulu, sağlık ocağının da su haklarından mahrum kaldıklarını ileri sürerek, davalıların suya yaptıkları müdahalenin men'i ve kâl'ine, bu taleplerinin kabul görmemesi halinde suyun yeniden taraflar arasında kullanımının sağlanması amacıyla suyun taksim edilmesine karar verilmesini talep etmiştir. 2. Davacılar ..., ... ve ... ayrı ayrı mahkemeye sundukları 11.10.2019 tarihli dilekçelerinde; davadan feragat ettiklerini beyan etmişlerdir. II. CEVAP Davalılar vekili cevap dilekçesinde; davacıların yaz mevsimleri de dahil olmak üzere köye gitmediklerini, sağlık ocağı ve okulun 30-35 yılı aşkın bir zamandır aktif olmadığını, caminin ise sadece yaz aylarında cuma günleri ve cuma namazı için aktif halde ve kendi çeşmesinin olduğunu, davacıların içme ve sulama suyu olarak kullanabilecekleri başkaca suları da bulunmakta olup keşif yapılması durumunda bu durumun ... kavuşacağını, davacıların murislerinin anılan davaya konu su ile ilgili olarak murisleri aleyhine taksim yapılması için Keban Asliye Hukuk Mahkemesinin 1955/30 Esasına kayıtlı dava açtığını, 1955/37 Karar sayılı ilam ile açıkça su taksimatı yapıldığından davanın kesin hüküm nedeniyle reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bilirkişi raporu ile suların genel su olduğu, davacıların taşınmazlarının su ihtiyacının 87.630,00 m3 olduğu, dava konusu kaynak suyunda biriken su miktarının ise 2.436,48 m3 olup yetersiz olduğu, davacıların krokide mavi renkli gösterilen 155 ada 3 parsel sayılı taşınmaza ihtiyaçlarının olmadığı, yapılan keşifte dinlenen mahalli bilirkişilerin davalı tanıkları ile uyumlu beyanda bulanarak dava konusu kaynak suyunun kadimden beri davalılar tarafından kullanıldığını belirttiği, suyun kullanılmasına ilişkin kadim veya öncelik haklarının olduğu kanaatine varıldığı, davacıların ve tüm köyün içme suyu ihtiyaçlarının krokide yeşil renkle ve sarı renkle 152 ada 17 parsel sayılı taşınmazda kalan çeşme tarafından karşılandığı, içme suyu ihtiyaçlarının İnsani ... Amaçlı Sular Hakkındaki Yönetmelik hükümlerine uygun olduğu ve su davalarında verilen kararlar kesin hüküm teşkil etmeyeceğinden davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacılar vekili istinaf dilekçesinde; 1. Bilirkişi raporlarında sarı ve yeşil renk olarak adlandırılan kendilerinin içme suyunun karşılandığı iddia edilen su kaynaklarının dönem dönem kuruduğunu, buna ilişkin yeniden keşif yapılması taleplerinin dikkate alınmadan eksik inceleme ile hukuka aykırı karar verildiğini, 2. Davalıların kadim hakkı bulunmadığını, dava konusu suyun davalılara ait olmadığını, 3. Tanıkların davalılar lehine gerçeğe aykırı beyanda bulunduklarını, 4. Taleplerinin içme suyunun karşılanmasına yönelik olduğunu, sulama suyuna ilişkin yapılan değerlendirmenin dava konusu dışında olduğunu, öncelikle içme suyu ihtiyacının karşılanacağını, artan su olursa diğer sulama ve benzeri diğer ihtiyaçlar için kullanılacağını, dolayısıyla dava konusu genel sudan öncelikle kendilerinin içme sularının karşılanması gerektiğini, 5. Bilirkişinin debisinin 0.1 lt/sn olduğunu beyan ettiği su ile köy içindeki 0.01 debilik suyun içme suyu olmayıp insan sağlığına zararlı olduğunu, test yapılmasını talep ettikleri halde bunun mahkemece kabul edilmediğini ileri sürerek, kararın kaldırılmasını istemiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile suyun, genel su niteliğinde olduğu, içme suyunun yeterli olduğu, davacıların ve köyde yaşayan diğer kişilerin toplam günlük su ihtiyacının 3.6 ton olduğu, su kaynaklarının toplamının ise günlük 9.504 ton olduğu, buna göre davacıların herhangi bir su ihtiyaçlarının ve kadim haklarının bulunmadığı, bu hali ile sudan yararlanma şekil ve şartlarını belirlemeye gerek olmadığı, 02.01.2020 havale tarihli ... Valiliği İl Sağlık Müdürlüğünün cevabi yazısında 24.12.2019 tarihinde davacıların yararlandığı su kaynağından alınan numunenin uygun olduğunun belirtildiği gözetilerek, yazılı şekilde davanın reddine karar verilmiş olmasında isabetsizlik görülmediği ancak, yargılama sırasında davacılardan ..., ... ve ...'un ayrı ayrı bizzat verdikleri 11.10.2019 tarihli dilekçeleri ile davadan feragat ettiklerini beyan ettikleri halde mahkemece bu davacılar yönünden de esas hakkında hüküm kurulduğu anlaşılmakla, bu davacılar yönünden davanın feragat nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle, başvurunun kabulü ile kararın kaldırılmasına, davanın davacılardan ..., ... ve ... yönünden açılan davanın feragat nedeniyle reddine, diğer davacılar yönünden davanın reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacılar vekili temyiz dilekçesinde; istinaf dilekçesindeki itirazlarını aynen tekrar ederek, kararın bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, suya el atmanın önlenmesi, ikinci kademede su rejimi kurulması istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 2. 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 718 ve 756 ncı maddeleri, 3. 5/1465 sayılı Yeraltı Suları Tüzüğü'nün 15 inci maddesi. 3. Değerlendirme 1. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacılar vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacılar vekilinin temyiz dilekçesindeki itirazların reddi ile, temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Onama harcı peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 12.06.2024 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.