4. Ceza Dairesi 2021/41438 E. , 2024/9625 K. "İçtihat Metni" İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Ceza Dairesi EK KARAR TARİHİ : 08.06.2021 SAYISI : 2017/2249 E., 2020/580 K. SUÇ : İmar kirliliğine neden olma HÜKÜM : Temyiz isteminin reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Ret İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir
**4. Ceza Dairesi 2021/41438 E. , 2024/9625 K.** **"İçtihat Metni"** İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Ceza Dairesi EK KARAR TARİHİ : 08.06.2021 SAYISI : 2017/2249 E., 2020/580 K. SUÇ : İmar kirliliğine neden olma HÜKÜM : Temyiz isteminin reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Ret İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, Bölge Adliye Mahkemesince 08.06.2021 tarihli ek karar ile İstanbul Orman İşletme Müdürlüğü'nün temyiz isteminin reddine karar verilmiş ise de, suça konu yerin Orman arazisi olması nedeniyle Orman İşletme Müdürlüğünün suçtan zarar gördüğü ve 5271 sayılı Kanun'un 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu bu nedenle ek kararın hukuki değerden yoksun olduğu anlaşılmakla ek kararın kaldırılmasına karar verilerek, adı geçen Kanun'un 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir sebeplerin bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir. I. HUKUKÎ SÜREÇ 1.Gaziosmanpaşa 12.Asliye Ceza Mahkemesinin kararı ile sanık hakkında imar kirliliğine neden olma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 184 inci maddesinin birinci fıkrası, 62 , 50 ve 52 nci maddeleri uyarınca 6.000,00 TL adli cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir. 2. Yukarıda tarih ve sayısı belirtilen incelemeye konu İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 23. Ceza Dairesinin 12.03.2020 tarihli kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanığın istinaf başvurusunun kabulüne karar verilerek 5271 sayılı Kanunun 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca duruşmalı yapılan inceleme neticesinde aynı Kanun'un 280 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması ile sanık hakkında imar kirliliğine neden olma suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 184 üncü maddesinin birinci fıkrası ve 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası uyarınca düşme kararı verilmiştir. 3. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 23. Ceza Dairesinin ek kararı ile katılan Kurum vekilinin temyiz başvurusu hakkında, 5271 sayılı Kanun'un 296 ncı maddesinin birinci fıkrası gereği "temyiz isteminin kabule değer sayılmamasından dolayı reddine" karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Katılan vekilinin temyiz isteğinin, Orman idaresinin suçtan zarar gören olduğuna, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması gerektiğine, ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR Temyizin kapsamına göre; A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü 23.06.2008 tarihinde Gaziosmanpaşa ilçesi Taşoluk Belediye Başkanlığı görevlilerince yapılan denetimde sanığın Gaziosmanpaşa İlçesi Taşoluk Beldesi Tayakadın köyü Kalkandere Mevkiinde Orman Arazisi üzerine 1 adet 48m2 alanlı prefabrik yapıyı kaçak ve ruhsatsız olarak yapmak suretiyle imar kirliliğine neden olma suçunu işlediği iddiasıyla açılan davada İlk Derece Mahkemesince tüm dosya kapsamına göre sanığın mahkumiyetine karar verilmiştir. B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü Bölge Adliye Mahkemesince Çevre ve Şehircilik Bakanlığının cevabi yazısı ve ekinde bulunan yapı kayıt belgesine göre sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 184 üncü maddesinin birinci fıkrası ve 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası uyarınca düşme kararı verilmiştir. IV. GEREKÇE 1.Suça konu yerin orman arazisi içerisinde olduğunun anlaşılması karşısında, temadi eden 6831 sayılı Orman Kanunu'na muhalefet suçundan suç duyurusunda bulunulması ve dava açılması durumunda dosyaların birleştirilerek 5237 sayılı Kanun'un 44 üncü maddesi kapsamında tüm delillerin birlikte değerlendirilerek sonucuna göre sanığın hukuki durumunun tayini gerektiğinin gözetilmemesi, 2.Kabule göre de, 7143 Sayılı Kanun ile İmar Kanunu'na eklenen Geçici 16. maddesinin 1. fıkrası "Afet risklerine hazırlık kapsamında ruhsatsız veya ruhsat ve eklerine aykırı yapıların kayıt altına alınması ve imar barışının sağlanması amacıyla, 31.12.2017 tarihinden önce yapılmış yapılar için Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ve yetkilendireceği kurum ve kuruluşlara 31.10.2018 tarihine kadar başvurulması, bu maddedeki şartların yerine getirilmesi ve 31.12.2018 tarihine kadar kayıt bedelinin ödenmesi halinde Yapı Kayıt Belgesi verilebilir. Başvuruya konu yapının ve arsasının mülkiyet durumu, yapı sınıf ve grubu ve diğer hususlar Bakanlık tarafından hazırlanan Yapı Kayıt Sistemine yapı sahibinin beyanına göre kaydedilir." hükmünü içermektedir. Kanun'un madde gerekçesinde " İmar mevzuatına aykırı yapıların kayıt altına alınması ile dönüşüm projelerine finans sağlanarak dönüşümün daha hızlı ve etkin yapılması" amacı ifade edilmiştir. Düzenlemenin içeriği ve gerekçesi dikkate alındığında kentsel dönüşüm uygulamalarının finansal kaynağını yaratmak üzere, imar düzenine aykırı yapılar kayıt altına alınarak ve yapı sahiplerine kentsel dönüşüm uygulamasına kadar yapıyı geçici olarak kullanma imkanı sağlamak şeklinde sınırlı bir amaç güdüldüğü anlaşılmaktadır. Yapı kayıt belgesine konu edilemeyecek taşınmazların neler olduğu Geçici 16.maddede gösterilmiştir. Buna göre; "a-18/11/1983 tarihli ve 2960 sayılı Boğaziçi Kanunu'nda tanımlanan Boğaziçi sahil şeridi ve öngörünüm bölgesi içinde ekli kroki ile listede sınır ve koordinatları gösterilen alan ile İstanbul tarihi yarımada içinde ekli kroki ile listede sınır ve koordinatları gösterilen alanlarda, b- 19/6/2014 tarihli ve 6546 sayılı Çanakkale Savaşları Gelibolu Tarihi Alan Başkanlığı Kurulması Hakkında Kanunun 2 nci maddesinin birinci fıkrasının (e) bendinde belirlenmiş Tarihi Alanda, c- Üçüncü kişilere ait özel mülkiyete konu taşınmazlarda bulunan yapılarda, d- Hazineye ait sosyal donatı için tahsisli araziler üzerinde bulunan yapılarda," e-31.12.2017 tarihinde sonra yapılmış olan yapılarda" bu madde hükmü uygulanmayacaktır. 3194 sayılı İmar Kanunu’nun geçici 16. maddesinde, sit alanı, kıyı, orman ve mera gibi özel kanunlara tabi olan ve yapılaşmanın kesin olarak yasaklandığı alanlarda bulunan yapıların imar barışından faydalanamayacağına ilişkin herhangi bir hüküm bulunmamaktadır. Ancak İmar Kanunu"nun " istisnalar" başlıklı 4. maddesi "2634 sayılı Turizmi Teşvik Kanunu, 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu, bu Kanun'un ilgili maddelerine uyulmak kaydı ile 2960 sayılı İstanbul Boğaziçi Kanunu ve 3030 sayılı Büyük Şehir Belediyelerinin Yönetimi Hakkında Kanun ile diğer özel kanunlar ile belirlenen veya belirlenecek olan yerlerde, bu Kanun'un özel kanunlara aykırı olmayan hükümleri uygulanır." hükmünü içermektedir. Buna göre özel yasalarla korunan alanlarda, İmar Kanunu hükümleri özel kanunlara aykırı değil ise uygulama alanı bulacaktır. Ayrıca Anayasa'nın "Tarih, Kültür ve Tabiat Varlıklarının Korunması" başlıklı 63., "Ormanların Korunması ve Geliştirilmesi" başlıklı 169., " Kıyılardan Yararlanma" başlıklı 43., "Tarım ve Hayvancılık ve Bu Üretim Dallarında Çalışanların Korunması" başlıklı 45. maddeleri, özel tahsis kararı olmadan imar barışı kapsamında yer almayan, kesin yapılaşma yasağı bulunan yerleri düzenlemektedir. 4342 sayılı Mera Kanunu'nun 4. maddesine göre "Mera, yaylak ve kışlakların kullanma ... bir veya birden çok köy veya belediyeye aittir. Bu yerler Devletin hüküm ve tasarrufu altındadır. Mera, yaylak ve kışlaklar; özel mülkiyete geçirilemez, amacı dışında kullanılamaz, zaman aşımı uygulanamaz, sınırları daraltılamaz." 3621 sayıl Kıyı Kanunu'nun 5 ve 6.maddelerinde "Kıyılar, Devletin hüküm ve tasarrufu altındadır. Kıyılar, herkesin eşit ve serbest olarak yararlanmasına açıktır. Kıyı, herkesin eşitlik ve serbestlikle yararlanmasına açık olup, buralarda hiçbir yapı yapılamaz; duvar, çit, parmaklık, telörgü, hendek, kazık ve benzeri engeller oluşturulamaz. Kıyı ve sahil şeritlerinden yararlanmada öncelikle kamu yararı gözetilir." biçiminde açıkça yapılaşma yasağına yer verilmiştir. Keza 6831 sayılı Orman Kanunu'nun 17.maddeside "Devlet ormanları içinde bu ormanların korunması, istihsal ve imarı ile alakalı olarak yapılacak her nevi bina ve tesisler müstesna olmak üzere; otlatma planı yapılan alanlarda yıllık otlatma süresi dâhilinde hayvanların planlı otlatılmasını sağlayan, gecelemesini emniyet altına alan ve dağılmalarını engelleyen geçici çevirmeler şeklinde düzenlemeler dışında, her çeşit bina, ağıl ve hayvanların barınmasına mahsus yerler yapılması, tarla açılması, işlenmesi, ekilmesi ve orman içinde yerleşilmesi yasaktır." hükmüne yer vermiştir. Bunlar dışında sit alanları ve su havzaları gibi alanlarda da özel düzenlemeler ile mutlak yapılaşma yasağı getirilmiştir. İmar Kanunu'nun geçici 16. maddesinde yer verilen imar barışı düzenlemesinin, kentsel dönüşüm uygulamalarının finansal kaynağını yaratmak üzere, imar düzenine aykırı yapıları kayıt altına alarak ve yapı sahiplerine kentsel dönüşüm uygulamasına kadar yapıyı geçici olarak kullanma imkanı sağlamak şeklindeki sınırlı amacı, aynı Kanun'un 4. maddesindeki özel kanunlarda belirlenen yerlerde İmar Kanunu'nun sadece özel kanunlara aykırı olmayan hükümlerinin uygulanabileceğine ilişkin amir hüküm ile Anayasa ve özel yasalardaki düzenlemeler dikkate alındığında, yapılaşmanın kesin olarak yasaklandığı yerlerin imar barışı kapsamı dışında kaldığı, Anayasa ve özel düzenlemeler ile ayrıca koruma altına alındığı için geçici 16. maddenin 9 ve 11. fıkralarında yapı kayıt belgesi alınamayacak alanlar arasında sayılmadığı, bu amir hükümlere aykırı olarak verilen yapı kayıt belgelerinin, ruhsatsız yapıların kayıt altına alınmasını sağlamakla birlikte mutlak korunması gerekli alanlarda kalan inşai ve fiziki müdahaleleri hukuka uygun hale getirmeyeceği ve imar kirliliğine neden olma suçunun oluşumunu engellemeyeceği gözetilmeden, orman arazisine bina yapan sanığın mahkumiyeti yerine yapı kayıt belgesi alındığından bahisle yasal ve yerinde görülmeyen gerekçeyle kamu davasının düşmesine karar verilmesi, Hukuka aykırı görülmüştür. V. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle katılan ... vekilinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 23. Ceza Dairesinin kararının 5271 sayılı Kanun'un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname'ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun'un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi uyarınca takdîren İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 23. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 04.07.2024 tarihinde karar verildi.