İSTİNAF KARAR TARİHİ: 24/12/2025 İlk derece mahkemesinin kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf edenin sıfatına, istinaf nedenlerine ve kamu düzenine ilişkin olup resen gözetilmesi gereken hususlara hasren yapılan inceleme ve değerlendirme neticesinde; K A R A R Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalıların maliki ve sürücüsü bulunduğu ... plaka sayılı araçla, müve…
T.C. İSTANBUL BAM 8. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I DOSYA NO: 2025/2412 KARAR NO : 2025/2034 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 02/07/2025 NUMARASI : 2024/411 Esas - 2025/456 Karar DAVANIN KONUSU: Trafik Kazasından Kaynaklanan Tazminat İSTİNAF KARAR TARİHİ: 24/12/2025 İlk derece mahkemesinin kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf edenin sıfatına, istinaf nedenlerine ve kamu düzenine ilişkin olup resen gözetilmesi gereken hususlara hasren yapılan inceleme ve değerlendirme neticesinde; K A R A R Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalıların maliki ve sürücüsü bulunduğu ... plaka sayılı araçla, müvekkiline ait ... plaka sayılı aracın çarpışması neticesinde meydana gelen 30/03/2023 günlü trafik kazasında, vekil edeni davacıya ait aracın hasarlandığını, bu nedenle davalı tarafa ait aracın trafik sigortacısı bulunan dava dışı ... A.Ş.'ye yapılan başvuru üzerine hasar dosyası açılarak yapılan değerlendirme neticesinde müvekkiline 22/05/2023 tarihinde 110.000,00-TL hasar ödemesi gerçekleştirildiğini, ayrıca aynı sigorta şirketi tarafından 10.000,00-TL değer kaybı ödemesi de yapıldığını ve bu suretle sigorta şirketinin 120.000,00-TL olan limitini tükettiğini, ancak müvekkili şirkete ait aracın onarımının KDV dahil 203.547,17-TL fatura karşılığında gerçekleştirildiğini ve bu faturanın müvekkili şirket tarafından ödendiğini, dolayısıyla zarar sorumlusu aracın ZMM sigortacısı tarafından yapılan ödeme müvekkili zararını karşılamaya yetmediğinden, 93.547,17-TL'lik bakiye hasar onarım zararının davalılarca karşılanması gerektiğini beyanla, fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla 93.547,17-TL maddi tazminatın kaza tarihinden işletilecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini istemiştir.Davalılar ise davanın reddine karar verilmesini savunmuşlardır.Mahkemece yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir.Karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yasa yoluna başvurulmuştur.Davacı vekilinin istinaf nedenleri; bilirkişi ücreti, mahkemenin bilirkişi ücretinin yatırılmasına ilişkin ihtarda bulunduğu celseden sonra ve mahkemenin bir sonraki celsesi olan 02/07/2025 tarihinden önce yatırıldığı, suretle de yargılamanın uzamasına sebebiyet verilmediği halde konuya ilişkin yasal düzenlemelere yanlış anlam verilmesi neticesinde yerleşmiş yargısal uygulamalara aykırı biçimde davanın reddine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu, bu nedenle ilk derece mahkemesince verilen kararın kaldırılması gerektiğine yöneliktir.Dava; trafik kazası neticesinde meydana gelen ve ZMM sigortası poliçesi kapsamında tamamı karşılanamayan bakiye araç hasar bedelinin kazaya sebebiyet veren aracın sürücüsü ve malikinden tahsili isteğine ilişkindir.Dosyada yapılan incelemede;İcra olunan 12/02/2025 tarihli duruşmada 5 nolu ara kararla; 4 nolu ara karar yerine getirildiği taktirde HMK'nın 266. maddesi gereği bilirkişi incelemesi yaptırılmasına, HMK'nın 268. maddesi uyarınca bilirkişi listesindeki görevlendirme durumunun müsaitliğine göre tercihan seçilecek İTÜ öğretim üyelerinden oluşturulmasına, HMK'nın 273. maddesi gereği tüm dosya kapsamı incelenmek suretiyle davaya konu trafik kazasında tarafların ihlal ettiği kurallar tespit edilerek, tarafların kusur durumlarının tespiti, davacıya ait araçta hasar oluşup oluşmadığı, oluşmuş ise sigorta şirketi tarafından yapılan ödeme miktarı da dikkate alınarak davacıya ait araçta kaza nedeniyle ortaya çıkan onarım bedelinin davalıdan istenip istenemeyeceği konularında mahkemenin, tarafların ve BAM denetimine açık hesaplamaları da gösterir biçimde karar vermeye elverişli açıklamalı rapor istenilmesine,HMK'nın 274. maddesi gereği rapor tanzimi için bilirkişiye iki aylık süre verilmesine,HMK'nın 273. maddesi gereği bilirkişiye 6.000,00-TL ücret takdirine, raporun taraflara tebliğ gideri olarak da 1.000,00-TL olmak üzere toplam 7.000,00-TL delil avansının mahkeme veznesine depo edilmesi için davacı vekiline iki haftalık kesin süre verilmesine, verilen kesin süre içerisinde bildirilen delil avansı bedelinin depo edilmemesi halinde talep olunan bilirkişi delilinin ikamesinden vazgeçilmiş sayılacağının ve dosyadaki diğer delillere göre karar verileceğinin ihtarına (-ihtar edildi) karar verildiği ve davacı tarafça bilirkişi ücretinin 20/06/2025 tarihinde yatırıldığı, mahkemece müteakip icra olunan 02/07/2025 tarihli duruşmada, delil avansının kesin süre içerisinde yatırılmaması ve davanın ispat edilememesi nedeniyle davanın reddi yönünde istinaf incelemesine konu kararın verildiği anlaşılmıştır.Bilindiği üzere; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nda öngörülen süreler, nitelikleri bakımından, taraflar için ve mahkemeler için konulmuş süreler olmak üzere ikiye, taraflar için konulmuş süreler ise kanunda belirtilen süreler ve hakim tarafından belirtilen süreler olmak üzere ikiye ayrılır. Kanunda belirtilen süreler; kanun tarafından öngörülmüş (cevap süresi, temyiz süresi gibi) süreler olup, bu süreler kesindir ve işlemin kanuni süresi içinde yapılıp yapılmadığı, mahkemece re’sen gözetilir. Hakimin tespit ettiği süreler ise kural olarak kesin değildir. Hakim, kendi tayin etmiş olduğu süreyi, 6100 sayılı Kanun'un 90/2.maddesine göre iki tarafı dinledikten sonra haklı nedenlere dayanarak, azaltıp çoğaltabilir ve bu sürenin, kesin olduğuna da karar verebilir. (HMK.m.94/2) Hakimin verdiği sürenin kesin olması için ya hakimin kesin olduğunu belirtmeksizin verdiği ilk sürede işlemin yapılmaması nedeniyle ilgili tarafın yeniden süre talep hakkının varlığı karşısında, bu talep üzerine hakimin verdiği ikinci sürenin kanundan kaynaklanan şekilde kesin olması (HMK.m. 94/2) ya da hakimin tayin ettiği ilk sürenin kesin olduğuna karar vermiş olması gerekir. Hakimin tayin ettiği bu ilk sürenin kesin süre olarak hukuki sonuç doğurabilmesi için, buna ilişkin ara kararının kanuna ve içtihatlara uygun şekilde oluşturulması, hiçbir tereddüde yer vermeyecek derecede açık olması ve kesin süreye uyulmamasının sonuçlarının ilgili tarafa; hiç bir tereddüte yer bırakmayacak, kesin süre ihtaratının muhatabı tarafın kesin süreye uymaması durumunda karşılaşacağı sonucu tereddütsüz bilmesine olanak tanıyacak şekilde ihtar edilmesi gerekir. İşte ancak bu nitelikteki kesin süreye ilişkin ara kararının verilmesiyle karşı taraf lehine usulü kazanılmış hak doğmaktadır. Başka bir deyişle; ister kanun, ister hâkim tarafından tayin edilmiş olsun, kesin süre içerisinde yerine getirilmeyen işlemin, bu süre geçtikten sonra yerine getirilmesi olanaklı değildir. Öte yandan 6100 sayılı Kanun'un 94. maddesi uyarınca kesin süreye ilişkin ara kararın hiçbir duraksamaya yer vermeyecek biçimde açık olması, taraflara yüklenen yükümlülüklerin, yapılması gereken işlerin neler olduğunun ve her iş için yatırılacak ücretin hiçbir şüpheye yer vermeyecek şekilde açıklanması gerekir. Ayrıca verilen sürenin amaca uygun, yeterli ve elverişli olması, kesin süreye uymamanın doğuracağı hukuki sonuçların açık olarak anlatılması ve anlatılanların tutanağa geçirilmesi, bunlara uyulmaması durumunda mevcut kanıtlara göre karar verilip, gerektiğinde davanın reddedileceğinin açıkça bildirilmesi suretiyle ilgili tarafın uyarılması gerektiği her türlü duraksamadan uzaktır. Bazı hallerde kesin sürenin kaçırılması, o delile veya hakka dayanamamak gibi ağır sonuçları birlikte getirmekte, davanın kaybedilmesine neden olmaktadır. Böyle bir durumda, geciken adaletin adaletsizlik olduğu düşünülerek, davaların uzamasını veya uzatılmak istenmesini engellemek üzere getirilen kesin süre kuralı, kanunun amacına uygun olarak kullanılmalı, davanın reddi için bir araç sayılmamalıdır. Bu cümleden olarak, kesin sürenin amacına uygun olarak kullanılması ve yeterli uzunlukta olmasının yanı sıra, tarafların yargılamadaki tutumları ile süreye konu işlemin özelliğinin de göz önünde bulundurulması gerekir. Bu yasal düzenlemeler göstermektedir ki, taraflar; dinlenmesini istedikleri tanık ve bilirkişinin veya yapılmasını istedikleri keşif ve sair işlemlerin masraflarını, mahkeme veznesine yatırmaya mecbur olup, hâkim tarafından verilen sürede gerekli masrafı vermeyen tarafın talebinden sarfınazar ettiği kabul edilir. Hakimin, bu masrafların yatırılması konusunda verdiği sürenin kesin olduğunu usulünce karara bağladığı hallerde, kesin süreye uymayan tarafın bu delile dayanma olanağı kalmaz. Kesin süre tarafların yanında hakimi de bağlayacağından uyulmaması halinde, gereğinin hakim tarafından hemen yerine getirilmesi gerekir. Açıklamalardan sonra somut olaya gelince, her ne kadar mahkemece HMK'nın 324. madde hükmü gereğince toplam 7.000,00-TL delil avansını yatırmak üzere davacı vekiline 2 haftalık kesin süre verilmesine, bu süre içerisinde belirlenen gider avansını yatırmadığı takdirde bilirkişi deliline dayanmaktan vazgeçmiş sayılacağının davacı vekiline ihtarına karar verilmiş, müteakip delil avansının kesin süre içerisinde yatırılmadığından bahisle ve davanın ispat edilemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de,a)İki haftalık sürenin ne zaman başlayacağının belirtilmemiş olması,b)Dosyanın bilirkişiye tevdi için gerekli işlemlerin başlatılmasının başka bir durumun (-4 nolu ara kararda açıklanan) gerçekleşmesi olgusuna dayandırılması,c)Kesin süre ihtaratının hiçbir tereddüde yer vermeyecek derecede açık olmaması ve kesin süreye uyulmamasının sonuçlarının ilgili tarafa; hiç bir tereddüte yer bırakmayacak, kesin süre ihtaratının muhatabı tarafın kesin süreye uymaması durumunda karşılaşacağı sonucu tereddütsüz bilmesine olanak tanıyacak şekilde zapta geçirilip ihtar edilmemiş olması (-davanın reddine karar verilebileceği vb) nedeniyle ulaşılan sonuç ve verilen karar doğru olmamıştır.Kabule göre de; dosya kapsamı gereğince karar verileceği ihtaratı karşısında, dava dilekçesine ek olarak sunulan ve kazaya karışan araç sürücüleri tarafından düzenlenen kazası tespit tutanağı, kazaya karışan ... plaka sayılı davalı taraf aracının ZMM sigortacısı ... A.Ş adına davacıya ait araca ilişkin olarak kesilen fatura ile ... plakalı aracın trafik sigortacısı ... A.Ş.'den ve Sigorta Bilgi Gözetim Merkezi'nden gelen tüm belgeler ve ekspertiz raporu kapsamında talep edilen alacak kaleminin neden değerlendirilme dışı bırakıldığı, yani bu yöndeki mevcut delillerin hangi hukuki gerekçelerle tümüyle yok sayıldığı hususunda taraflar nezdinde ve yasa yolu denetimine olanak sağlayacak nitelikte bir gerekçeye yer verilmemiş olması da hatalıdır.Bu durumda davacı vekilinin istinaf başvurusunun az yukarıda açıklanan sebeplerle kabulü ile ilk derece mahkemesince verilen kararın HMK.m.353/1-a/6 hükmü uyarınca kaldırılmasına karar verilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ/ Gerekçe uyarınca, 1/Davacı vekilinin istinaf başvurusunun yukarıda açıklanan nedenlerle KABULÜ ile, İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 02/07/2025 tarih ve 2024/411 Esas 2025/456 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-a/6 madde hükmü uyarınca KALDIRILMASINA,2/Dosyanın belirtilen şekilde işlem, araştırma ve yargılama yapılarak yeniden bir karar verilmek üzere mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,3/İstinaf yasa yoluna başvuran davacı tarafından peşin olarak yatırıldığı anlaşılan istinaf karar ve ilam harcının talebi halinde davacıya İADESİNE,4/İstinaf incelemesinin dosya üzerinden yapılması nedeniyle, avukatlık ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,5/İstinaf yasa yoluna başvuran davacı tarafından, istinaf aşamasında yapılan diğer yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince verilecek müteakip kararda dikkate alınmasına,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 353/1-a madde hükmü uyarınca KESİN olmak üzere oy birliği ile karar verildi.24/12/2025