T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 22. HUKUK DAİRESİ T.C. A N K A R A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ 22. H U K U K D A İ R E S İ ESAS NO : 2023/1674 (ESASTAN RET ) KARAR NO : 2026/203 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I BAŞKAN : ... (...) ÜYE : ... (...) ÜYE : ... (...) KATİP : ... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA BATI 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 13/06/2023 ESAS-KARAR NO : 2020/459 E - 2023/697 K DAVANIN KONUSU : Menfi Tes…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 22. HUKUK DAİRESİ T.C. A N K A R A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ 22. H U K U K D A İ R E S İ ESAS NO : 2023/1674 (ESASTAN RET ) KARAR NO : 2026/203 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I BAŞKAN : ... (...) ÜYE : ... (...) ÜYE : ... (...) KATİP : ... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA BATI 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 13/06/2023 ESAS-KARAR NO : 2020/459 E - 2023/697 K DAVANIN KONUSU : Menfi Tespit KARAR TARİHİ : 27/02/2026 YAZILDIĞI TARİH : 17/03/2026 Taraflar arasında yukarıda bilgileri belirtilen kararın Dairemizce incelenmesi davacılar vekili ve davalılar vekili tarafından ayrı ayrı istenmiş, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca, yapılan ön inceleme sonucu, istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği ve eksiklik bulunmadığı anlaşıldığından inceleme aşamasına geçilmiştir. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildi. GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ İDDİANIN ÖZETİ Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında 2018 yılından itibaren cari hesaba dayalı mal alım satım ilişkisinin bulunduğunu, söz konusu ticari ilişki kapsamında davalı yanın göndereceği mallar için müvekkillerce 362.600,00 TL tutarında çek ile 75,000,00 TL tutarında senedin avans karşılığı olmak üzere keşide edilerek davalılara verildiğini, ancak davalılar tarafından edimlerin tam olarak yerine getirilmediğini ve mal tesliminin kararlaştırılan miktarda sağlanmadığını, bunun üzerine müvekkillerce gönderilen İzmir 33. Noterliği'nin 14/02/2019 tarih ve 2565 yevmiye numaralı ihtarnamesi ile üzerinde anlaşmaya varılan malların teslim edilmesinin ya da çek ve senetlerin iadesinin sağlanmasının istenildiğini, ihtarnamenin davalı tarafa 18/02/2019 tarihinde tebliğ edilmiş olmasına rağmen davalılar tarafından ihtarnameye olumlu yanıt verilmediğini, devam eden süreçte ise davalıların kötüniyetli olarak icra takibine giriştiklerini, kararlaştırılan malların tesliminin gerçekleştirilmemesi nedeniyle çek ve senetlerin bedelsiz kaldığını, davacıların, davalılara herhangi bir borcunun bulunmadığını, aksine müvekkillerin 206.123,81TL alacaklı konumunda olduklarını belirterek, avans niteliğinde tanzim edilen çek ve senetler nedeniyle borçlu olunmadığının tespitine, takipler ile çek ve senetlerin iptaline, tüm çek ve senetlerin iadesine, bunun yanı sıra ödenen bedellerin ödeme tarihlerinde itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte istirdatına ve davalılar aleyhine %20'den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına karar verilmesini talep etmiştir. SAVUNMANIN ÖZETİ Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; davacıların arabuluculuğa başvuruda bulunmadan eldeki davayı açtıklarını, davacılar tarafından müvekkillere keşide edilen çeklerin ve senetlerin avans niteliğinde olmadığını, bahsi geçen çeklerin ve senetlerin alım satım ilişkisi kapsamında bedel niteliğinde verildiğini, müvekkillerin çekler ve senetler karşılığında anlaşma konusu malları davacılara teslim ettiğini, ancak vadeleri gelmesine karşın çeklerin ve senetlerin bedellerinin ödenmediğini, bunun üzerine davalılarca alacağın tahsili amacıyla icra takibi başlatıldığını, davacı tarafın iddialarının gerçeği yansıtmadığını savunarak, öncelikle davanın usulden reddine, aksi taktirde esastan reddine ve davacılar aleyhine %20'den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ Mahkemece, toplanan delillere ve tüm dosya kapsamına göre, çeklerin ve senetlerin avans niteliğinde verildiğinin ispat yükünün davacı üzerinde bulunduğu, somut olayda mevcut kayıtlar kapsamında davacılar ile davalılar arasında ticari ilişki olduğu, konuya yönelik tarafların defterleri ve kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırıldığı, bu kapsamda gerçekleştirilen tespitler neticesinde davacı tarafın çekleri ve senetleri avans olarak keşide ettiğinin anlaşıldığı, davacı yanın davalı yana avans niteliğinde 17 adet çek ve 5 adet bono düzenleyerek verdiği, çeklerin bir kısmının ödendiği, bir kısmının ise henüz ödenmediği, bununla birlikte bonoların ödendiğine dair dosya kapsamında bilgi ve belge bulunmadığı, düzenlenen 29/03/2023 tanzim tarihli bilirkişi raporundaki değerlendirmelerde, davacıların toplam bedeli 362.600,00 TL olan 17 adet çek ile toplam bedeli 75.000,00 TL olan 5 adet bono keşide ettiği, dolayısıyla davalıların 437.600,00 TL değerinde mal tesliminde bulunması gerektiği, ne var ki tetkik edilen kayıtlardan ve faturalardan davalı yanın davacı yana 233.189,90 TL tutarında mal teslimi sağladığı, böylelikle verilen avans tutarına göre teslim edilen malların yeterli olmadığı, yine davacı tarafça düzenlenen 17 adet çekten 13'ünün ödendiğinin anlaşıldığı, ödenen çeklerin toplam tutarının 270.350,00 TL olduğu, buna göre faturalar karşılığı 37.160,10 TL fazla ödemenin gerçekleştirildiği, diğer yandan henüz ödenmeyen 2006389 numaralı ve 25.000,00 TL tutarlı çek ile Z1016306 numaralı ve 20.000,00 TL tutarlı çek ve toplam tutarı 75.000,00 TL olan 5 adet bono olmak üzere toplam 390.350,00 TL avans çeki ve senedine karşılık, az yukarıda da ifade edildiği üzere 233.189,00 TL'lik mal teslimi yapıldığının açık olduğu, bu durum karşısında davacıların 157.160,10 TL tutar yönünden davalılara borçlu bulunmadıkları, yine uyuşmazlık konusu 1018620 numaralı ve 27.250,00 TL bedelli çek hakkında gerçekleştirilen incelemede, çekin davacı tarafça doğrudan davalı taraf adına keşide edilmediğinin, 3. bir şirkete verildiğinin ve bu şirketin de söz konusu çeki ciro yoluyla davalı şirkete teslim ettiğinin belirlendiği, her ne kadar davacı yanca bahsi geçen çekin dava dışı 3. şirkete teslim edilme sebebinin, davalı şirkete verilmesi olduğu, bu nedenle çekin teslimi noktasında dava dışı 3. şirkete yetki verildiği iddia edilmiş ise de, davacıların söz konusu iddialarını ispata yarar herhangi bir delili dosya içerisine ibraz edemedikleri, bunun yanı sıra Z1016306 numaralı ve 20.000,00 TL bedelli çek yönünden gerçekleştirilen araştırmada, bahsi geçen çekin iptal edilmiş olduğunun anlaşıldığı, çekin davacıların elinde olması halinde bu durumun ödeme yapıldığına karine teşkil edeceği, ancak davacı yanın bu konuda bir beyanının bulunmadığı, dolayısıyla çekin ödeme yapılmaksızın iptal edildiği kanaatine varıldığı ve bu çek hakkında davanın konusuz kaldığının anlaşıldığı, yine somut olayda davalı yanın kötüniyetli olarak takipler başlattığının sabit bulunmadığı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ Davacılar vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; müvekkillerin herhangi bir borcunun bulunmamasına karşın davalı yanca haksız olarak icra takibi başlatıldığını, bu nedenle davalılar aleyhine %20 kötüniyet tazminatına hükmedilmesinde zorunluluk bulunduğunu, iptal edilen çek hakkında karar verilmesine yer olmadığı yönünde hüküm fıkrası oluşturulmasının doğru olmadığını, söz konusu çek için de borçlu olunmadığının tespitine karar verilmesi gerektiğini, ayrıca davacı yanca dava dışı şirkete, çekin, davalılara teslim edilmesi için yetki verildiğini, teslim sırasında çeki alan davalı tarafın dava dışı şirkete çeki cirolattığını ve çeki bu suretle aldığını, bahsi geçen çek için cironun, çekin kimin tarafından teslim edildiğini göstermek amacıyla yapıldığını, söz konusu çekin davalı tarafa ödeme amacıyla verildiğini, dolayısıyla bu çek hakkında da borçlu olunmadığının tespiti yönünde hüküm kurulması gerektiğini belirterek, mahkeme kararının kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. Davalılar vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; eldeki davada arabuluculuk müessesesine başvurulmasında zorunluluk olduğunu, ancak davacıların arabuluculuğa başvuruda bulunmadan söz konusu davayı açtıklarını, taraflar arasındaki cari hesap ilişkisinin davalı tarafın ticari defter ve kayıtlarına usulüne uygun olarak kaydedildiğini, davacıların, çeklerin ve bonoların avans çeki ve avans bonosu olarak verildiğini ispat etmeleri gerektiğini, ilgili çeklerin ve bonoların avans niteliğinin bulunmadığını, çeklerin ve bonoların ödeme aracı olarak verildiğini, bilirkişi raporunun hatalı olduğunu, mal ve hizmetin, keşide edilen çek ve senetler ile tarih ve dönem olarak uyuşup uyuşmadığının incelenmesi gerektiğini, davacı yanın 05/05/2018 tarihinde mal almasına karşın söz konusu malın ödemesini 20/05/2018 tarihinde davalı yana ibraz ettiği 80.000,00 TL bedelli çek ile gerçekleştirdiğini, bu nitelikte birçok ödemenin bulunduğunu beyan ederek, mahkeme kararının kaldırılmasına ve davanın öncelikle usulden reddine, aksi taktirde ise esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir. UYUŞMAZLIK KONUSU OLAN HUSUSLAR Uyuşmazlık, cari hesaba dayalı ticari ilişki çerçevesinde davacılar tarafından satın alınan mallar karşılığı verilen çeklerin ve senetlerin (bonolar) avans niteliğinde olup olmadığı ve davacıların, takibe konu çekler ve senetler (bonolar) ile takibe konu edilmeyen çekler ve senetler nedeniyle borçlu bulunup bulunmadıkları noktasında toplanmaktadır. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE Dava, takibe konu edilen çekler ve senetler ile takibe konu edilmeyen çekler ve senetlerin bedelsizliği iddiasına dayalı menfi tespit ile çeklerin ve senetlerin iptali ve çekler nedeniyle ödenen berelin istirdatı talebine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK’nin 355. maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle sınırlı, ancak kamu düzenine ilişkin nedenler resen göz önünde tutularak yapılmıştır. Mahkemece, yargılamanın HMK'da düzenlenen usul kurallarına uygun olarak yapılmış olmasına, kamu düzenine aykırılık hallerinin bulunmamasına, dosya kapsamındaki bilgi, belge ve toplanan deliller değerlendirilip yasal düzenlemelere uygun isabetli, yeterli gerekçeyle karar verilmiş olmasına, ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılığın olmamasına ve özellikle ayrıntılı ve denetime elverişli bilirkişi raporlarında yer alan açıklamalara, bunun yanı sıra 07/09/2020 dava tarihi itibariyle menfi tespit davasında arabuluculuk dava şartının bulunmamasına, göre, davacılar vekilinin ve davalılar vekilinin istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM :Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacılar vekilinin ve davalılar vekilinin istinaf başvurularının Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b.1.maddesi gereğince AYRI AYRI ESASTAN REDDİNE, 2-a)Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL istinaf karar ve ilam harcından, peşin alınan 269,85 TL harcın mahsubu ile bakiye 462,15 TL harcın istinaf eden davacı yandan alınarak Hazineye irat kaydına, b)Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 13.274,01 TL istinaf karar ve ilam harcından, peşin alınan 3.318,50 TL harcın mahsubu ile bakiye 9.955,51 TL harcın istinaf eden davalı yandan alınarak Hazineye irat kaydına, 3-İstinaf eden tarafından yapılan istinaf posta giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından karşı taraf lehine vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına, 5-HMK'nın 333. maddesi gereğince gider avansından kalan kısmın karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın tebliğinin ilk derece mahkemesince yapılmasına, HMK'nın 362/1.a maddesi gereğince dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda kesin olmak üzere 27/02/2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi. Başkan ... e-imzalıdır Üye ... e-imzalıdır Üye ... e-imzalıdır Katip ... e-imzalıdır NOT: BU BELGE ELEKTRONİK İMZA İLE İMZALANMIŞ OLUP, AYRICA FİZİKİ OLARAK İMZALANMAYACAKTIR. "5070 sayılı Kanun m. 5 ve 6098 sayılı TBK m. 15. uyarınca elektronik imza ile oluşturulan belgeler elle atılan fiziki imza ile aynı sonucu doğurur."