11. Hukuk Dairesi 2009/7692 E. , 2011/808 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul 4.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada İstanbul 4.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 03/04/2009 tarih ve 2006/6-2009/72 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi .....tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilek
**11. Hukuk Dairesi 2009/7692 E. , 2011/808 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : İstanbul 4.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada İstanbul 4.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 03/04/2009 tarih ve 2006/6-2009/72 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi .....tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, “ST SELÇUK ve şekil”den oluşan markanın 20.05.1999 tarihinden itibaren davalı adına 35, 36 ve 39 ncu sınıflardaki hizmetler yönünden tescil edildiğini, müvekkili tarafından TPE’ye yapılan marka tescil başvurusunun davalının anılan markası nedeniyle kısmen reddedildiğini, davalının markasının müvekkilinin piyasada çok eskiden beri tanınan ve bilinen markasına iltibas teşkil ettiğini ve müvekkilinin markasının bilinirliğinden haksız olarak fayda sağladığını, bu durumun müvekkilinin zararına yol açtığı gibi marka başvurusunun da reddine neden olduğunu, müvekkilinin 1960 yılından beri ecza depoculuğu konusunda aralıksız olarak faaliyetini sürdürdüğünü, markasının esas unsuru durumundaki “Şekil ve Selçuk” ibarelerini uzun yıllardır kamuya tanıttığını, marka tescil başvurusuna konu şekil ve ibarelerin ecza depoculuğu konusunda 1974 yılından bu yana müvekkili tarafından kesintisiz olarak kullanıldığını ve kullanım yoluyla markaya ayırt edicilik kazandırıldığını, davalının tescilinin müvekkilinin “SELÇUK” ibaresine kazandırdığı tanınmışlıktan yararlanma amacına yönelik ve kötü niyetli olduğunu ileri sürerek, “ST Selçuk” ibareli markanın hükümsüzlüğü ile marka sicilinden terkinini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, müvekkili şirketin iştigal konularında 1971 yılından bu yana faaliyet gösterdiğini, 30 yılı aşkın süredir tescile konu hizmetlerde “ST SELÇUK” unvanını kullanmakta olup, bu unvanın müvekkili şirket ile özdeşleştirildiğini, davacının iddialarının yerinde olmadığını, müvekkilinin bugüne kadar davacının varlığından bile haberdar bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacı tarafından TPE YİDK kararı aleyhine Ankara Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinde görülen iptal davası sonucu verilen kararın kesinleştiği, kararın “SELÇUK” ibareli markanın taraflar arasında kullanımı, hak sahipliği, kullanım süresi ve birbirlerinin kullanımına karşı ne şekilde hareket ettikleri konularında kesin hüküm içerdiği, sözkonusu kararda her iki tarafın birbirlerinin kullanımlarına 1970 yılından bu yana katlandıkları, her iki tarafın da tacir olup, bu kadar uzun süre birbirlerinin ticari faaliyetlerinden haberdar olmadıklarını iddia etmelerinin TTK’nun 20/2 nci maddesinde tanımlanan ilkeye aykırı olduğu, tarafların birbirlerinin anılan işareti tescilsiz hizmet markası olarak kullanımlarından haberdar oldukları halde uzun süre sessiz kalmaları, her birinin diğerine bu işaretin anılan hizmetler için tescilsiz biçimde tanıtım vasıtası olarak kullanılmasına zımnen icazet verildiğinin kabulü gerektiği hususlarının yer aldığı, kesin hüküm halini alan bu kararın gerekçesinde de belirtildiği gibi her iki şirket de çok uzun yıllardan beri ticari faaliyet gösterdiklerinden 1970’li yılların başından itibaren birbirinden haberdar olduğu ya da TTK’nun 20/2 nci maddesi gereğince basiretli tacir olarak birbirlerinden haberdar olduklarının kabulünün gerektiği, her iki tarafın da “SELÇUK” ibaresini içeren karşılıklı markasal kullanımına 1970 yılından bu yana katlandıkları, bu duruma uzun süre sessiz kaldıkları için her birinin diğerinin bu şekildeki markasal kullanımına zımnen icazet verdiği, sesiz kalma yoluyla her iki tarafın da hak kaybına uğradığı, yaklaşık 30 yıllık sessiz kalma döneminden sonra bu hükümsüzlük davasının iyiniyetli görülemeyeceği, davalıya ait olup hükümsüzlüğü istenen markanın tescil tarihini 1999 olmasının sonucu değiştirmeyeceği zira tarafların karşılıklı olarak haberdar oldukları ve zımnen icazet verdikleri, rıza gösterdikleri markasal kullanımın çok eski tarihlerden itibaren sözkonusu olduğu sonucuna varılarak, davanın reddine karar verilmiştir. Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 02,80 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 26.01.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.