T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2023/1098 Esas KARAR NO : 2026/396 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ NUMARASI : 2020/828 Esas- 2023/283 Karar TARİH: 16/03/2023 DAVA: Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli) KARAR TARİHİ: 02/03/2026 İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2023/1098 Esas KARAR NO : 2026/396 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ NUMARASI : 2020/828 Esas- 2023/283 Karar TARİH: 16/03/2023 DAVA: Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli) KARAR TARİHİ: 02/03/2026 İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin, sermayesi 200.500.000 adet paya ayrılmış toplam 200.500.000,00 TL olan davalı şirkette, sermayesi toplam 50.125.000,00 TL olan ve 50.125.000 adet hissenin sahibi olarak azınlık pay sahibi hissedar olduğunu, azınlık pay sahibi olan müvekkilinin, şirketten ortak olmakla elde etmeyi beklediği faydayı elde etmesine engel olunduğunu ve şirketten uzaklaştırılmak istendiğini, çoğunluk gücünün kötüye kullanılmasının söz konusu olduğunu, azınlık pay sahibi olarak kar payı alma hakkının engellendiğini, davacı müvekkilinin TTK madde 446 uyarınca iptal davası açmaya yetkili olduğunu, dava konusu genel kurul kararının yürütülmesinin geri bırakılması gerektiğini beyanla TTK’nun 449. maddesi uyarınca davalı şirketin 25.09.2020 tarihinde yapılan 2019 yılına ait Olağan Genel Kurul Toplantısı’nda alınan 7 numaralı karar kanuna ve dürüstlük kuralına aykırılık teşkil ettiğinden batıl olduğunun tespitine, aksi halde alınan kararın TTK madde 445 uyarınca iptaline, davalı şirketin 2019 yılı net karının %25’inin davalı şirket'in hissedarlarına nakdi olarak dağıtılmasına, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı şirket üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; TTK'da kar payı dağıtılmasının zorunlu olduğuna dair bir düzenleme olmadığını, yasada yalnızca kar payı alma hakkından bahsedildiğini, dünya çapında yaşanan pandemi sebebiyle nakit akışı problemlerinin olduğunu, faiz oranları ve kurda beklenmedik değişiklikler olduğunu, pandemin ticareti üzerinden olumsuz etkilerinin ne kadar devam edeceğinin belirsiz olduğunu, bu nedenle şirketlerin hayatta kalmalarının önemli olduğunu, bu nedenle hükümet tarafından da kar dağıtımının yasaklanması yoluna gidildiğini, kümülatif menfaatin tek ortağın menfaatinden üstün olduğunu, müvekkili şirketin holding olduğunu, bir çok bağlı şirketinin bulunduğunu ve bu şirketler nezdinde bir çok yatırım kararı alındığını, yine bu şirketlerin mali durumları yönünden çeşitli risklerin bulunduğunu, bu nedenle hem müvekkili şirketin hem de bağlı şirketlerin menfaatleri için kar dağıtmama kararı alındığını beyanla davanın reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, davanın, davalı ....... A.Ş.’nin 25/09/2020 tarihinde yapılan 2019 yılına ait olağan genel kurul toplantısında alınan 7 numaralı “karın kullanım şekli ve kar dağıtımı” kararının butlanı, kabul edilmemesi halinde ise iptali isteminden ibaret olduğu, yapılan incelemede şirketin toplam 200.500.000,00 TL sermayesi olduğu ve uyuşmazlık konusu genel kurulda 150.375.000 TL’ye tekabül eden payın asaleten, 50.125.000 TL payın ise vekaleten temsil edilerek asgari toplantı nisabına uyulduğu, gündemin 7 numaralı maddesinde, kar dağıtımı hususunun görüşüldüğü ve dava dışı ...’ın şirketin yatırımlar yapabilmesi ve bu yatırımlarda iç kaynaklardan faydalanılması için kar dağıtılmamasını teklif ettiği, davacı vekilinin ise, bu hususun genel kurulda oylanması gerekiğini, kar dağıtmamanın bir gerekçesinin bulunmadığını, 2019 yılı net karının %25’nin dağıtılması gerektiğini belirttiği, yapılan oylamada, kar dağıtım teklifinin 150.375.000 TL’ye tekabül eden payların olumsuz oyuyla reddedildiği, karın dağıtılmaması teklifinin ise 150.375.000 TL’ye tekabül eden payın olumlu oyu ile kabul edildiğinin görüldüğü, davalı şirket genel kurulunda kar dağıtılmaması yönünde karar alındığı, davalı şirketin genel kurulunda gerekli nisapların sağlandığı ve usul ve yasaya uygun bir genel kurul toplantısı yapıldığı, itibar edilen bilirkişi kök raporunda yer alan mali incelemelerden, şirketin yeterli karlılık durumuna ulaştığı, 30.569.054,46 TL karı bulunduğu, borçlarını karşılama oranının %125 olduğu ve uzun vadeli finansal riski bulunmadığı tespit edilmiş olmakla kar payı hakkının müktesap hak olduğunun kabulü gerektiği, şirketin finansal durumu göz önünde bulundurularak ilgili genel kurul maddesinin iptal şartlarının oluştuğu gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiş ve karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. DAVALI VEKİLİNCE İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: İlk derece mahkemesinin eksik inceleme sonucunda hüküm kurduğu, sadece şirketin kar elde etmiş olması hususuna odaklandığı, kar dağıtmama kararının şirketin yeni yatırımlar yapabilmesi, finansal yapısının koruması ve uzun vadeli kümülatif menfaatini gözetmesi amacıyla alındığı, bu durumun dürüstlük kuralına ve Yargıtay içtihatlarına uygun olduğu, öte yandan kar dağıtılmamasının karın, şirketin öz sermayesine ilave edilmesi anlamına geldiği ve şirketin zenginliğinin artırılmasının hedeflendiği, kar dağıtılmaması ile çoğunluğun daha büyük bir fedakarlığa katlandığı, şirket varlıklarının ne şekilde yatırıma dönüştürüleceği ve yatırımın iyi bir yatırım olup olmadığı ya da herhangi bir yatırım yapılıp yapılmayacağına dair değerlendirmenin hukuki olmaktan öte ekonomik ve yönetsel bir karar olduğu, çoğunluğun şirketin menfaatini düşündüğü, şirketin bir holding statüsünde olması nedeniyle Türk Ticaret Kanunu’nun 519/4 maddesi uyarınca bazı kar payı dağıtım zorunluluklarından muaf olduğu, mahkemenin bu yasal statüyü ve şirketin sunduğu yatırım planlarını görmezden geldiği, ayrıca bilirkişi heyetinin finans uzmanı yerine hukukçulardan oluşturulmasının usule aykırı olduğu, dünya genelindeki ekonomik kriz, döviz kuru hareketleri ve kredi kullanım kısıtlamaları gibi şirketin sermayesini korumasını zorunlu kılan dış etkenlerin raporlarda değerlendirilmediği, bilirkişi heyeti tarafından sorularının cevaplanmadığı, kar dağıtmama kararının azınlığa zarar verme amacı taşımadığı, aksine şirketin sürdürülebilirliği için gerekli bir yönetim stratejisi olduğu ve bu sebeplerle verilen kararın hatalı olduğuna ilişkindir. İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık varsa resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava, davalı şirketin 25/09/2020 tarihli olağan genel kurul toplantısında alınan ve 2019 yılı karının dağıtılmamasına dair 7 nolu kararın batıl olduğunun tespiti, aksi halde ise iptali talebine ilişkindir.Mahkemece, yukarıda açıklanan gerekçe ile davanın kabulü ile dava konusu genel kurul kararının iptaline karar verilmiş, karara karşı davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 445. maddesinde, toplantıda hazır bulunup da karara olumsuz oy veren ve bu muhalefetini tutanağa geçirten kişilerin, kanun veya esas sözleşme hükümlerine ve özellikle dürüstlük kuralına aykırı olan genel kurul kararları aleyhine karar tarihinden itibaren üç ay içinde şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinde iptal davası açabileceği düzenlenmiştir.Dosya kapsamından; davacının davalı şirketin 25/09/2020 tarihli olağan genel kurul toplantısına katıldığı, dava konusu 7 nolu kararda olumsuz oy kullandığı ve muhalefetini toplantı tutanağına geçirttiği, davanın üç aylık süre içerisinde açıldığı, toplantı tutanağının 7 nolu gündem maddesi ile 2019 yılı karının dağıtılmasının öneriye açıldığı, yönetim kurulu başkanı ... tarafından şirketin istikbale matuf yatırımlar yapabilmesi adına karın dağıtılmamasının önerildiği ve oy çokluğu ile karın dağıtılmamasına karar verildiği, davalı şirket tarafından yargılama sırasında sunulan cevap ve beyan dilekçelerinde, dünya genelinde yaşanan koronavirüs vakası, döviz dalgalanmaları, kredi çekme ve kar dağıtımına getirilen yönetsel sınırlamalar, holding bünyesinde yer alan şirketlerle ilgili yatırım kararları sebebiyle karın dağıtılmamasına karar verildiğinin savunulduğu, Mahkemece alınan bilirkişi raporunda; şirketin öz sermayesinin 20.500.000,00 TL olduğu, öz sermayesini koruduğu, 2013 yılı dışında tüm dönemleri kar ile kapattığı, borçlarını %125 oranında karşılayabilecek durumda olduğu, tüm dönemlerde cari oranının 1-2 seviyesinde ve üzerinde, 2019 yılında net karın satışlara oranının %27,10 olduğu, 2019 yılı bağımsız denetim raporu ile yönetim kurulu faaliyet raporuna göre iştiraklerinin değerinin 2018 yılına göre artmış olduğu, iştirak ve bağlı ortaklıklarında sermaye artışı yapılmadığının tespit edildiği görülmüştür. TTK'nın 507/1. maddesi uyarınca her pay sahibi, kanun ve esas sözleşme hükümlerine göre pay sahiplerine dağıtılması kararlaştırılmış net dönem karına, payı oranında katılma hakkını haizdir. TTK'nın 408/2-d maddesine göre ise yıllık kar üzerinde tasarrufa, kar paylarının belirlenmesine, yedek akçenin sermayeye veya dağıtılacak kara katılması dahil, kullanılmasına dair kararların alınması şirket genel kurulunun münhasır yetkileri arasındadır.TTK'nın 523. maddesinin birinci fıkrasında; kanuni ve esas sözleşmede öngörülen isteğe bağlı yedek akçeler ayrılmadıkça pay sahiplerine dağıtılacak kar payının belirlenemeyeceği; ikinci fıkrasında ise genel kurulun, aktiflerin yeniden sağlanabilmesi için gerekliyse bütün pay sahiplerinin menfaatleri dikkate alındığında, şirketin sürekli gelişimi ve olabildiğince kararlı kar payı dağıtımı yönünden haklı görülüyorsa, Kanunda ve esas sözleşmede öngörülenlerden başka yedek akçe ayrılmasına da karar verebileceği düzenlenmiştir. Açıklanan yasal düzenlemeler uyarınca, karın dağıtılmasına dair karar alma yetkisi genel kurula ait ise de, genel kurul kanunla kendisine tanınan bu yetkisini, kanuna, şirket ana sözleşmesine ve dürüstlük kuralına uygun şekilde kullanmak zorundadır. Anonim şirketin nihai amacı kar elde etmek ve bunu dağıtmak olup, şirketin kar elde etme ve dağıtma nihai amacından doğan pay sahibinin kar payı hakkı da vazgeçilmez nitelikte kazanılmış bir haktır. Bu çerçevede şirketin pay sahiplerine dağıtılabilecek karı bulunuyorken, kar dağıtmama gerekçesinin somut vakıalara dayanması ve ileri sürülen bu durumun kar payı dağıtılmamasını haklı kılacak nitelikte olması gerekmektedir. Somut olayda; dosya kapsamında şirket ana sözleşmesi bulunmadığından ayrıca yedek akçe ayrılması yönünde bir düzenleme olup olmadığı incelenememiş ise de, davalı şirketin 2012 yılından itibaren dönem karı elde ettiği ve daha önceki yıllarda da kar dağıtmama kararı aldığı, genel kurul toplantısında soyut bir ifade ile şirketin geleceğe yönelik yatırım yapabilmesi için kar dağıtmama kararının alındığı, şirketin söz konusu yatırımlarının, bu yatırımlara ilişkin maliyet-kar durumunun somut bir şekilde ortaya konmadığı, şirketin borçlarını karşılama oranının %100'ün de üzerinde olduğu ve cari oranının genel kabul gören 1-2 oranının altına düşmediği, buna göre davalı şirketin kar payı dağıtmama kararının davacının vazgeçilmez nitelikte kar payı alma hakkını ihlal ettiği, davalı tarafça karın kullanımı ile ilgili karar alma yetkisinin keyfi olarak kar dağıtmama şeklinde uygulandığı, somut ve haklı gerekçelerin ortaya konmadığı anlaşıldığından Mahkemece davanın kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya uygun görülmüştür. Sonuç olarak, dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere göre, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davalının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcından istinaf eden tarafından peşin olarak yatırılan 179,90 TL harcın mahsubu ile bakiye 552,10 TL'nin davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı varsa karar kesinleştiğinde ve talep halinde avansı yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361/1. maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde Yargıtay temyiz yasa yolu açık olmak üzere 02/03/2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.