11. Hukuk Dairesi 2009/5785 E. , 2011/893 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 19.02.2009 tarih ve 2006/33-2009/45 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı şirket vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, la
**11. Hukuk Dairesi 2009/5785 E. , 2011/893 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 19.02.2009 tarih ve 2006/33-2009/45 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı şirket vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili dava ve ıslah dilekçesiyle, müvekkili şirketin bilgisayar yazılımları gerçekleştirdiğini, aynı şirketler grubuna ait PCK Elektronik Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti. tarafından üretilen ürünlerde bu programların kullanıldığını, anılan ürünlerin adı geçen şirket tarafından üretim ve pazarlamasının yapıldığını, bu çerçevede müvekkilinin "COMPUFLOW" isimli bilgisayar programının davalılar tarafından üretilip piyasaya sunulan "UROFLOWMETER" isimli idrar akışını ölçen cihazla izinsiz biçimde kullanıldığını, bu hususun yapılan delil tespitleriyle belirlendiğini, bu eylemin müvekkilinin eser vasfındaki bilgisayar programından doğan mali haklarına tecavüz ve haksız rekabet oluşturduğunu ileri sürerek, davalıların koruma altına alınmış yazılımına yönelik tecavüzlerinin önlenmesine, anılan programın kullanıldığı cihazlara el konulup imhasına, 10.000.-TL manevi tazminat ile 75.000.-TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek en yüksek avans faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen davalılardan tahsiline ve ilanına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalılar vekili, müvekkillerinin davacı şirketin eski çalışanları olmadığını, müvekkilli şirketin kullandığı idrar akış ölçüm cihazındaki bilgisayar programı ile davacının bilgisayar programının farklı olduğunu, davacının anılan bilgisayar programına sahip bulunmadığını, ayrıca davacı şirketin temsilcisi olarak davacı vekiline vekaletname veren ...’nın şirketin yasal temsilcisi olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre, yargılama sürerken davacı şirketin yetkili müdürü olduğunu iddia eden ...'ın 08.12.2005 havale günlü dilekçeyle davadan feragat ettiği, ancak ticaret sicil kayıtlarına göre ...’ın 20.11.2003 tarihi itibariyle 3 yıl için yetkili müdür olarak atandığı, ancak 03.09.2004 tarihi itibariyle görevinden istifa ettiğinin anlaşıldığı, bu nedenle bu feragata değer verilmediği, davacı şirketin hakim ortağı olan yetkili olarak yalnız kalan ... tarafından, şirketin menfaatlerinin korunması için açılan iş bu dava için, şirket adına vermiş olduğu vekaletname ile iş bu davanın sürdürülmesi olanağının bulunduğu anlaşıldığından, davalı vekilinin ...’nın vekaleti ile iş bu davanın açılıp sürdürülemeyeceğine yönelik savunmasına itibar olunmadığı, delil tespit dosyaları ile anılan ürünlerde yüklü bulunan bilgisayar programlarının içeriğinde, davalı şirket ile ilgili belirlemeler bulunması, anılan ürünler üzerinde ve bu ürünlerin tanıtımına yönelik kataloglarda davalı şirketin unvanın yazılı olması ve ....Hastanesine 12.12.2003 tarihinde satılan ürünün 08.11.2004 tarihindeki bakımının davalı şirket tarafından yapılmış bulunması karşısında, bu ürünlere yüklenen bilgisayar programının davalı şirket ve ortakları tarafından anılan cihazlara yüklendiği kanısına ulaşıldığı, yargılama konusu bilgisayar programının FSEK.nun 18. maddesi hükmü de nazara alınarak sahibinin davacı şirket olduğu, davalı şirketin üretim ve Manavgat ile Korkuteli’nde bulunan sağlık kuruluşlarına satışını gerçekleştirdiği cihazlarda yüklü olan bilgisayar programın davacının bilgisayar programının kısmen değiştirilmesi suretiyle oluşturulmuş ve ondan bağımsız olarak nitelendirilemeyecek bir program olduğu, davalıların böyle bir eylemde bulunabilmesi için hak sahibi davacı şirket ile FSEK’in 52. maddesine uygun yazılı bir sözleşme yapması ve bu şekilde ya programın mali haklarını devir alması ya da kullanım ruhsatını elde etmesi gerektiği, oysa davalıların davacı ile böyle bir sözleşme akdetmeksizin üretim ve satışını gerçekleştirdiği cihazlara davacıya ait programı yükleyerek çalıştırdığı ve bu cihazları üçüncü kişilere sattığı, davacının eser niteliğindeki bilgisayar programından doğan çoğaltma ve yayma biçimdeki mali haklarını ihlal ettiği, davalıların eyleminin haksız rekabet oluşturduğu, davacının eserden kaynaklanan mali haklarının ihlal edilmiş olması sebebiyle FSEK.nun 68. maddesi uyarınca telif tazminatı talebinde bulunabileceği, programın müstakilen satılan bir program olmaması ve bu şekilde oluşmuş bir fiyatının da bulunmaması karşısında, ürünlerin davacı ve davalı tarafından gerçekleştirilen satış fiyatları da nazara alınarak tek bir cihaza yüklenecek program için 750,00.-TL’nin cihaza yüklü programa isabet ettiğinin kabul edildiği, FSEK.nun 68.maddesi uyarınca davacının 3 katı tazminat istemesine göre 11.250.-TL’nin telif bedeli olarak bir kısım davalılardan alınarak davacıya verilmesinin gerektiği, davalı eylemleri aynı zamanda haksız rekabet oluşturduğundan, davacının TTK 58/d maddesi uyarınca manevi tazminat talebinde bulunma hakkının olduğu gerekçesiyle, davalılardan EMD Elektronik Mek. İnş. Gıda Tekstil San. ve Tic. Ltd. Şti., ..., ... ve ...’a karşı açılan davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararı, davalı şirket vekili temyiz etmiştir. 1- Dava, 5846 sayılı yasanın 68 nci maddesine dayalı olup, taraflar arasındaki öncelikli uyuşmazlık, davanın usulüne uygun olarak açılıp açılmadığı, başka bir deyişle davanın davacı şirketin hakim ortaklarından olan ...'nın şirketi temsilen vermiş olduğu vekaletname ile işbu davanın açılıp devam ettirilip ettirilemeyeceği noktasında toplanmaktadır. Mahkemece, yazılı gerekçelerle anılan ortağın şirket adına vermiş olduğu vekaletname ile davanın açılıp sürdürülebileceği sonucuna varılarak işin esasına girilip yazılı şekilde hüküm tesis edilmiştir. Limited ortaklığın icra işlemlerini yapmak ve ortaklığı temsil etmek için ortaklığa müdür yada müdürler atanabilir. Limited ortaklık sözleşmesinde, ortaklığın idare ve temsili ayrıntılı bir biçimde gösterilir. TTK.nun 540 ncı maddesi hükmüne göre, sözleşmede aksi kararlaştırılmış olmadıkça, ortaklar hep birlikte müdür sıfatı ile ortaklık işlerini idare ve temsile yetkilidirler. Somut olayda dava, davacı şirketin hakim ortaklarından olan ancak müdürlük sıfatı bulunmayan ...'nın davacı şirket adına vermiş olduğu 28.07.2004 tarihli vekaletname ile açılmış olup, davacının 04.07.2003 tarihli Ticaret Sicil Gazetesi'nde yayınlanan anasözleşmesinde ...'nın ilk 5 yıl için şirket müdürü olarak atandığı, ...'nın da katıldığı 16.12.2003 tarihli Ticaret Sicil Gazetesinde yayınlanan 20.11.2003 tarihli ortaklar kurulu kararında ise bu kez ...'ın 3 yıl süre ile davacı şirketin müdürü olarak seçildiği ve tek başına yetkili olduğu konuların geniş bir biçimde açıkça tek tek sayıldığı, aynı kararla ...'nın davacı şirketin yalnızca yazılı mali konularla ilgili olarak yetkilendirildiği, ...'ın 03.09.2004 tarihi itibareriyle müdürlük görevinden istifa ettiği, davacı şirketin diğer hakim kurucu ortağı Adem Kılıç'ın bu davaya muvafakatının bulunmadığına ilişkin yazılı beyanınında dosyaya sunulduğu, 05.12.2005 tarihli ortaklar kurulu kararı ile ...'ın davacı şirket müdürlüğünden azledildiği, sonrasında davacı şirkete yeni bir müdürü seçilmesi yoluna gidilmediği dosya arasında bulunan davacı şirkete ait ticaret sicil kayıtlarından anlaşılmaktadır. Bu durumda, mahkemece, yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda, dava tarihinde davacı şirketin yetkili bir müdürünün bulunmadığı da nazara alınarak hakim kurucu ortak ...'nın davacı adına vermiş olduğu vekaletname ile açılan bu davaya diğer ortakların yada davacı şirket yetkili kurulunun muvafakatına ilişkin belge sunulması için davacı tarafa makul bir süre verilerek davacı şirketin davada davacı olarak usulüne uygun bir biçimde hukuki temsilinin sağlanması ve sonucuna göre işin esasına girilmesi gerekirken davacının usulüne uygun bir biçimde hukuken temsili olanağı sağlanmadan salt hakim ortaklardan birinin vermiş olduğu vekalete dayalı olarak açılan davaya yanılgılı değerlendirme ile devem edilerek yazılı şekilde hüküm tesisi doğru bulunmamıştır. 2- Bozma neden ve şekline göre, davalı şirket vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir. SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı şirket vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın mümeyyiz davalı yararına BOZULMASINA, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 31.01.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.