11. Hukuk Dairesi 2021/9040 E. , 2023/2843 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi SAYISI : 2020/485 Esas, 2021/871 Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Kuşadası 1. Asliye Hukuk Mahkemesi (Asliye Ticaret Mahkemesi Sıfatıyla) SAYISI : 2012/371 E., 2018/142 K. Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine,
**11. Hukuk Dairesi 2021/9040 E. , 2023/2843 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi SAYISI : 2020/485 Esas, 2021/871 Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Kuşadası 1. Asliye Hukuk Mahkemesi (Asliye Ticaret Mahkemesi Sıfatıyla) SAYISI : 2012/371 E., 2018/142 K. Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 09.05.2023 günü hazır bulunan davacı vekili Av. ... ile davalı vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü. I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalı bankanın mevduat müşterisi olduğunu, davalı banka müdürünün terfi edebilmek için müvekkilini riskleri hakkında bilgilendirmeden genel türev işlemleri çerçeve sözleşmesi ve bariyerli opsiyon sözleşmesi imzalattığını, bu suretle çok düşük tutarlı opsiyon primi karşılığında tüm malvarlığını kaybetme riski altına sokulduğunu, banka personelinin sözkonusu işlemler bakımından ehil de olmadığını, gerekli lisanslara sahip olmadıklarını, Sermaye Piyasası Tebliği gereğince bariyerli opsiyon sözleşmesinin geçersiz olduğunu, edimleri dengesiz bu sözleşme sonucunda toplamda 707.437.-TL tutarındaki mevduatının müvekkilinin hesaplarından haksız olarak çekildiğini ileri sürerek 707.437.-TL'nin tahsil tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte müvekkiline ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; opsiyon sözleşmelerinin Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) mevzuatına tabi olmadığını, bu nedenle bankanın SPK mevzuatına aykırı davrandığı iddiasının da doğru olmadığını, sözkonusu işlemin davacı ile banka arasında olup borsada işlem gören bir opsiyon işlemi olmadığını, bununla birlikte müvekkili banka tarafından davacıya sermaye piyasası işlemleri risk bildirim formunun imzalatıldığını ve işlem hakkında bilgi verildiğini, Genel Türev İşlemler Çerçeve Sözleşmesinde kâr elde edebileceği gibi zarar da edebileceği, tüm risklere göre karar verilmesi konusunda uyarıların yer aldığını, sözleşmenin tüm sayfalarının davacı tarafından imzalandığını savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasında düzenlenen genel türev işlemler çerçeve sözleşmesinin Sermaye Piyasası İşlemleri Risk Bildirim Formunda önemli açıklama adı altında sermaye piyasalarında yapılacak işlemler sonucunda kâr elde edebileceği gibi zarar riskinin de bulunduğu, Risk Bildirim Formunun 'risk bildirimi' başlıklı kısmının 2 nci maddesinde; sermaye işlemlerinin çeşitli oranlarda risklere tabi olduğu, piyasada oluşacak fiyat hareketleri sonucunda aracı kuruluşa yatırılan paranın tümünün kaybedilebileceği gibi kayıpların yapılacak işlemin türüne göre yatırılan para tutarını dahi aşabileceği, 4 üncü maddesinde; aracı kuruluşun piyasalarda hesap sahibince yapılan işlemlere ilişkin kendisine aktarılacağı bilgiler ve yapacağı tavsiyelerin eksik ve doğrulanmaya muhtaç olabileceğinin hesap sahibince dikkate alınması gerektiği, 5 inci maddesinde; sermaye piyasası araçlarının alım ve satımına ilişkin olarak aracı kuruluşun yetkili personelince yapılacak teknik ve temel analizlerin kişiden kişiye farklılık arz edebileceği gibi bu analizlerde yapılan öngörülerin kesin olarak gerçekleşmeme olasılığının bulunduğu, 6 ncı maddesinde; yabancı para cinsinden yapılan işlemlerde, belirtilen risklere ek olarak kur riskinin olduğu, kur dalgalanmaları nedeniyle TL bazında değer kaybı olabileceği ve hesap sahibinin tasarruflarını türev işlemlere ilişkin yatırımlara yönlendirmeden önce dikkatli şekilde araştırma yapması gerektiğinin belirtilmiş olduğu, bu durumda türev işlemlerde yüksek risk bulunduğuna ve hesap sahibinin, türev işlemlere ilişkin yatırımları yapmadan önce kendisine iletilen analizlerin sübjektif olacağını düşünerek bizzat araştırma yapması gerektiğine dair genel bildirim bulunduğu ve davacının dava konusu işlemden önce de opsiyon işlemi gerçekleştirdiği, bu işlemlerden kazanç elde ettiği, opsiyon işlemi hakkında aydınlatılmadığına ve davalı bankanın hileli hareketleri nedeniyle hataya düşürüldüğüne dair iddialarının ispat edilemediği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar ederek davalı Bankanın objektif özen yükümlülüğüne aykırı hareket ettiğini, aydınlatma yükümlülüğünü yerine getirmediğini ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının hata veya hile ile iradesinin sakatlandığına dair delil bulunmadığı, banka işlemlerinde de bir usule aykırılık bulunmadığı, mahkemece davanın reddi yönünde karar verilmesinde ve kararın gerekçesinde usul ve kanuna aykırı bir yön bulunmadığı gerekçesi ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, banka ile yapılan tezgahüstü türev araçlarına ilişkin çerçeve sözleşmesinin hukuka aykırılığı, hileli olduğu, sözleşmenin genel işlem şartlarına uygun olmadığı ve sözleşmeye aykırı işlemler yapıldığı iddiasına dayalı olarak uğranılan zararın tazmini istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 3. Değerlendirme 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve yasaya uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeple Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Takdir olunan 8.400,00 TL duruşma vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davacıya yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 09.05.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.