T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2026/850 Esas KARAR NO: 2026/862 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İSTANBUL 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ NUMARASI: 2026/212 Esas (Derdest Dava Dosyaıs) TARİH: 06/03/2026 (Ara Karar Tarihi) DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) KARAR TARİHİ: 27/04/2026 İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karar…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2026/850 Esas KARAR NO: 2026/862 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İSTANBUL 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ NUMARASI: 2026/212 Esas (Derdest Dava Dosyaıs) TARİH: 06/03/2026 (Ara Karar Tarihi) DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) KARAR TARİHİ: 27/04/2026 İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı ile davalı arasındaki ticari ilişkisi kapsamında ödenmeyen 536.867,54 TL alacağın tahsili amacıyla, davalı aleyhine ...... İcra Dairesi, ... E. sayılı dosyası ile 26.11.2025 tarihinde ilamsız icra takibi başlatılmış ise de davalının haksız ve kötü niyetli itirazı ile takibi durdurduğunu, asıl alacağın tahsilini geciktirdiğini, icra takibi sürecinde masrafların ve vekalet ücretinin ödenmemesi nedeniyle davacının hak ve menfaatinin tehlikeye düştüğünün açık olduğunu, bu itibarla ilgili mevzuat uyarınca; davalının banka hesapları, taşınır ve taşınmaz malvarlığı unsurları ile diğer tüm alacaklılarıyla ilişkilendirilebilir varlıkları üzerinde ihtiyati haciz uygulanmasına karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 06/03/2026 (Ara Karar Tarihi) tarih ve 2026/212 Esas (Derdest Dava Dosyaıs) sayılı kararında; "Somut olayda; dava konusu alacağın varlığı yargılamayı gerektirdiği, İİK 257/1.fıkrası şartlarının oluşmadığı, borçlunun mallarını gizlediği, kaçırdığı ya da kaçtığı tespit edilemediğin den İİK 257/2.fıkrası şartların da oluşmadığı kabul edilerek davacı tarafın ihtiyati haciz talebinin reddine karar vermek gerekmiştir"gerekçesi ile, ''1-İhtiyati Haciz Talebinin REDDİNE,'' karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ihtiyati hacizde yaklaşık ispat yeterli olup yalnızca davalının asıl alacağı ödemiş olmasının dahi yaklaşık ispat şartını karşıladığını, mahkemenin alacağın varlığının yargılamayı gerektirdiğini belirterek taleplerini reddettiğini; oysa ihtiyati haciz kurumunun, doğası gereği kesin ispatın arandığı bir müessese olmadığını; Somut olayda, davalı tarafın icra takibi açıldıktan sonra asıl alacak tutarını banka kanalıyla ödediğini, daha sonra icra takibine itiraz ettiğini; bu ödemenin, borcun varlığının ve takibin haklılığının davalı tarafından fiilen ikrar edildiğini gösterdiğini; asıl alacağın ödenmiş olmasının, feri nitelikteki icra vekalet ücreti ve takip masrafları yönünden alacaklarının varlığını kuvvetle muhtemel hale getirdiğini ve yaklaşık ispat kuralı fazlasıyla gerçek leştiğini, icra takibinin başlatılmasından sonra borcun ödenmiş olmasnın, takip konusu alacağın varlığının ve takibin haklı bir ala -cağa dayalı olarak başlatıldığının zımnen kabulü niteliğinde olduğunu; borçlunun, hukuken mevcut olmadığına inandığı veya haksız olduğunu düşündüğü bir borç bakımından ödeme yapmak yerine, İcra ve İflas Kanunu’nun kendisine tanıdığı itiraz ve şikâyet yollar -ına başvurmak suretiyle takibi durdurma imkânına sahip olduğunu; takip konusu asıl alacağın ödenmiş olması, takibin haklılığını ortadan kaldırmadığı gibi; takip nedeniyle doğan yargılama giderleri, icra harç ve masrafları ile vekâlet ücreti gibi fer’î alacakların da muaccel hale geldiğinin kabulünü zorunlu kıldığını,Alacağın yargılamayı gerektirmesinin ihtiyati hacze engel olmadığını, İcra ve İflas Kanunu madde 257 şartlarının oluştuğunu, davalının asıl alacağı ödeyip feri alacakları ödemekten kaçınması, takibi sürüncemede bırakma kastını taşıdığından alacağın tahsilini tehlikeye düşürmekte olduğunu, İleri sürerek, arz ve izah edildiği üzere; istinaf talep -lerinin kabulü ile, ilk derece mahkemesinin ihtiyati haciz talebinin reddine ilişkin ara kararının kaldırılmasına, alacağın güvence altına alınması amacıyla, davalı şirketin borcunu karşılayabilecek derecede taşınır, taşınmaz malları ve 3. kişilerdeki hak ve alacakları üze rine öncelikle teminatsız olarak, mahkemeniz aksi kanaatte ise mahkemenizce takdir edilecek olan teminatın yatırılması karşılığında ihtiyati haciz konulmasına, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık varsa resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Talep; taraflar arasındaki ticari satış ilişkisi kapsamında düzenlenen faturaya dayalı başlatılan ilamsız icra takibine vaki itirazın, asıl alacağın ödenmiş olması nedeniyle fer'iler, icra masrafları ve icra vekalet ücreti yönünden iptaline karar verilmesi istemli davada, bu alacaklar yönünden ihtiyati haciz karar verilmesine ilişkindir. Mahkemece istemin reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. Davacı yan; davalının takip tarihinden sonra asıl borcu ödeyerek akabinde takibe itiraz ettiğini, bu nedenle takip tarihi itibariyle asıl alacağın varlığının ispat olunduğunu, asıl alacağın fer'ileri bakımından itirazın haksız olduğunu ileri sürmüş, davalı yan davacının davalı tarafından ödeme yapılacağını bildiğini, nitekim davalının hakkında başlatılan takipten haberdar olmaksızın fatura tutarını 28/11/2025 tarihinde ödediği ni, ödeme emrinin ise 05/12/2025 tarihinde tebliğ alındığını ve borç ödendiğinden takibe itiraz edildiğini savunmuştur. Takip dayan -ağı fatura bedelinin 28/11/2025 tarihinde havale yolu ile doğrudan davacıya ödendiği tarafların kabulündedir. İcra dosyası kapsamından davacının davalı aleyhine 26/11/2025 tarihinde faturaya dayalı ilamsız takip başlattığı, ödeme emrinin davalıya 04/12/2025 tarihinde tebliğ edildiği, davalının takibe 08/12/2025 tarihinde itiraz ettiği, dosyaya haricen tahsil bildirimi yapılmadığı anlaşılmıştır. Somu olayda; davacı iddiası ve davalı savunmasına göre; tarafların ödeme tarihi hususunda anlaşıp anlaşmadıkları, davacının takip tarihi itibariyle takip başlatma haklı olup olmadığı, haklı ise davacının ödeme tarihine göre icra vekalet ücreti ve masraf tutarının ne kadar olacağı hususlarının yargılamayı gerektirdiği, talep içeriğinin takibin fer'ileri yönelik olduğu da nazara alındığında, mahkemece bu aşamada İİK'nun 257/1 ve 258 maddelerinde düzenlenen koşulların oluşmadığından bahisle istemi reddetmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı anlaşılmış, kamu düzenine aykırılık da saptanmadığından davacının istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b1 maddesi uyarınca esastan reddine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00-TL istinaf karar harcı istinaf eden tarafından peşin olarak yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, yatırılan harcın hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı bulunması ve talep halinde yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 27/04/2026 tarihinde HMK'nın 362/1-f maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.