T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 45. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2021/1714 KARAR NO: 2025/935 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 08/06/2021 NUMARASI: 2019/576 Esas 2021/435 Karar DAVANIN KONUSU: Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ: 10/09/2025 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. Maddesi uyarınca dosya incelendi; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili …
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 45. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2021/1714 KARAR NO: 2025/935 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 08/06/2021 NUMARASI: 2019/576 Esas 2021/435 Karar DAVANIN KONUSU: Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ: 10/09/2025 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. Maddesi uyarınca dosya incelendi; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesi ile; müvekkili ... Genel Müdürlüğüne 96.360,42 TL borçlu olduğu halde ödemelerini yapmayan davalı ... Reklam ve Tic. Ltd. Şti. (VN:...)' nin borcunu ödemesi için müteaddit defalar yapmış oldukları müracaatlarının sonuçsuz kaldığını, ... Reklam ve Tic. Ltd. Şti. tarafından 63.724,57 TL'nin 29.08.2018 tarihinden itibaren, 32.635,57 TL'nin de 27.09.2018 tarihinden itibaren işletilecek Merkez Bankasının kısa vadeli krediler için öngördüğü avans faizi ile birlikte faizi ile birlikte kurumlarına ödenmesi gerektiğini, Ticaret Mahkemelerinde dava açabilmek için arabuluculuğa müracaat etmek dava şartı haline geldiğinden huzurdaki davaları açmadan önce arabuluculuk başvurusu kurumları tarafından yapıldığını ve arabuluculuğa müracaatları da anlaşamama ile sonuçlanmış olup 05.09.2019 tarihli Hukuk Uyuşmazlıklarında Dava Şartı Arabuluculuk Son Tutanağı dilekçe ekinde sunulduğunu, ardından adı geçen şirket aleyhine ticaret mahkemesinde dava açma zorunluluğunun hasıl olduğunu, açıklanan nedenlerle fazlaya ilişkin tüm hakları saklı kalmak üzere davalarının kabulü ile ... Reklam ve Tic. Ltd. Şti.'nin kurumlarına borçlu olduğu 63.724,57 TL'nin 29.08.2018 tarihinden itibaren, 32.635,57 TL'nin de 27.09.2018 tarihinden itibaren işletilecek Merkez Bankasının kısa vadeli krediler için öngördüğü avans faizi ile birlikte tahsiline, yargılama masrafları ve vekâlet ücretinin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesi ile; huzurdaki dava, hukuka aykırı dayanaklarla açılmış olup müvekkilinin davacı tarafa herhangi bir borcunun bulunmadığını, müvekkiline dosya kapsamında olan faturaların tebliğ edilmediğini ve bu faturalara sebep teşkil edecek herhangi bir hizmet verilmemiş olması dolayısıyla da söz konusu faturaların kabulü taraflarınca mümkün olmadığını, davacı tarafından müvekkiline çekilmiş bir ihtar da bulunmadığından temerrüt gerçekleşmediğinden bu kapsamda faiz talep etme imkanı da olamayacağını, bu noktada, davacı taraf talebine konu iddialarını ispat külfeti altında olup buna ilişkin somut bir delil dosyaya sunamadığını, cevap dilekçesinde sunduğu Yargıtay kararları doğrultusunda da talep edilen alacağın varlı ve faturanın verilen bir hizmetin veya bir sözleşme karşılığında düzenlendiğini ispat yükü davacıya ait olduğunu, davacı ise buna ilişkin hiçbir delil ileri süremediğini, davacının alacak talebini kesinlikle kabul anlamına gelmemek kaydı ile; talebe konu faiz istemleri de açıkça hukuka aykırı olduğunu, açıklanan nedenlerle haksız ve hukuka aykırı olan huzurdaki bu davanın reddine ve yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece, " ... Eldeki olayda davalı dava konusu faturaları defterine kaydetmesine rağmen süresinde iade faturası düzenlediğini veya faturalara itiraz ettiğini ispat edemediğine göre dava konusu alacağın varlığı ispatlanmıştır. Ancak davalı dava ödediğini ispat edememiştir. Bu durumda davanın kabulüne karar vermek gerekir. Davacının faiz başlangıç tarihine ilişkin talebine gelince; borçlu temerrüdü 6098 sayılı TBK'nun 117. Maddesi ile düzenlenmiş olup, muaccel bir borcun borçlusunun alacaklının ihtarı ile temerrüde düşeceği belirtilmiştir. Her ne kadar davacı tarafından sunulan mail ve whatsapp yazışmaları ile davalının temerrüde düşürüldüğü iddia edilmişse de sunulan yazışmalar temerrüd ihtarı için yeterli değildir. Davacı tarafından dava tarihinden önce davalının temerrüde düşürüldüğü ispat edilemediğinden dava konusu edilen alacağa dava tarihinden itibaren faiz işletilmesine karar verilmiş olmakla " davanın kabulü ile 96.360,42 TL'nin dava tarihi olan 04.11.2019 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacı yana ödenmesine karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı vekili yasal süresi içinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde; Muvafakatimiz olmadan dosyaya yeni delil ikame edildiğini, davacının faturaları ... Kargo aracılığıyla müvekkil davalı ... Reklam ve Tic. Ltd. Şti.’ne tebliğ edildiğini iddia ettiğini, bu iddiasına ilişkin olarak da ‘’Cari Müşteriler Taşıma İrsaliye Dökümleri’’ belgesini sunduğunu, sunulan delile ilişkin muvafakatimiz olmadığından bu hususun dikkate alınmaması gerektiğini, deftere kayıtlı olmayan faturaların ispat yükümlülüğü davacı tarafta olduğunu, taraflar arasında ticari hizmet ilişkisinin olduğuna dair bir tespit yapılamadığını, bilirkişi raporuna yönelik itirazlarının dikkate alınmadığını, bilirkişi heyetine radyo ve televizyon hukukçu bilirkişilerinin eklenmesi suretiyle belirtilen hizmetlerin müvekkil tarafından alınıp alınmadığı, bir hizmet ilişkisinin var olup olmadığı ve hizmet ilişkisinin var olması ihtimalinde dahi faturaların bu hizmetlere ilişkin olarak doğru ve gerçekçi olup olmadığının tespit edilmesi gerektiğini, davalı taraf temerrüt ihtarında bulunmamış olup temerrüt faizinin işletilmesi hatalı olduğunu belirterek ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılmasını, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davacı vekili yasal süresinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde ; müvekkil Kurumun ilgili ünitesi olan ... Reklam Dairesi Başkanlığı yetkilileri tarafından davalı firma yetkililerine defalarca iletilen resmi e-mail yazışmalarıyla davalı tarafın borcun varlığını, faturaları, reklam yayınlattıklarını ve ödemlerde gecikme olduğunu kabul etmeleri karşısında, mütemerrit olan davalı firmadan hükmen tahsiline karar verilen kurum alacağına faturaların vade tarihinden itibaren ticari avans faizi işletilmesi gerekirken, dava tarihinden itibaren faize hükmedilmesi hatalı olduğunu, kararın bu yönüyle davacı müvekkil kurum lehine bozulup kaldırılarak talep gibi davamızın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE GEREKÇE HMK'nın 355. ve 357. maddeleri gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle bağlı olarak ve kamu düzenine aykırılık hususlarını da gözetilerek yapılan inceleme neticesinde; Dava, hizmet ilişkisinden kaynaklı bakiye fatura bedelinin tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece, tarafların ticari defter ve kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilmiş olup, mali müşavir bilirkişisi ...'nin sunmuş olduğu raporda özetle; "Yukarıdaki icmalden görüleceği üzere, davacı yan tarafından, davalı yana düzenlenen faturaların toplam 134.468,15 TL tutarında olduğu, bahse konu faturalarda teslim alan imzasının bulunmadığı, davalının faturaların tebellüğüne, içeriğine ve hizmetin teslimine itirazının bulunduğu anlaşıldığı, ancak davalı yanın, davacının alacağına dayanak yaptığı faturaları kabul ederek ticari defterlerine işlemiş olduğu, iş bu raporun kaleme alındığı tarihe kadar herhangi bir iade faturası tanzim etmediği görülmekle, davalı yanın davaya konu alacağın dayanağı faturaları tebellüğ ettiği kanaatine varıldığı, davacı yan tarafından dosyaya sunulan kargo taşıma irsaliye dökümüne göre, dava konusu faturaların kargo aracılığı ile gönderildiği görüldüğü,Buna göre davacı yanın ticari defterleri üzerinde yapılan inceleme sonucunda, davalı yandan 07.02.2019 tarihi itibarı ile kaydi olarak 96.360,42 TL alacaklı göründüğü, davalı yanın ticari defterlerinde, davacı yana 07.02.2019 tarihi itibarı ile kaydi olarak 106.363,42 TL borçlu göründüğü " şeklinde tespitte bulunmuştur.Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 01/06/2015 tarih 2014/7976 Esas 2015/4126 Karar sayılı ilamında belirtildiği üzere " YİBBGK'nın 27.06.2003 tarih ve 2001/1 E., 2003/1 K. sayılı ilamında açıklandığı üzere; Bir faturayı alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde faturanın içerdiği bilgilere itiraz etme hakkına sahiptir. Aksi taktirde faturanın içeriğini kabul etmiş sayılır. (Dava tarihinde yürürlükte olan 6762 sayılı TTK md. 23/2). Bu hüküm, fatura içeriğinden kabul edilen hususlara ilişkin olarak, faturayı düzenleyenin lehine; adına fatura düzenlenenin aleyhine bir karine getirmektedir. Bu karine, faturanın ispat gücüne yönelik bir düzenlemeyi ortaya koymaktadır. Diğer anlatımla, fatura, düzenleyen aleyhine delil olduğu gibi, kendisi faturayı düzenlemediği halde tebliğinden itibaren sekiz gün içinde itiraz etmeyen aleyhine de delil olabilecektir. Faturanın adına tanzim edilen aleyhine ispat vasıtası olması, yani, faturayı alan kişinin fatura kendinden sadır olmamakla birlikte aleyhine delil teşkil etmesi TTK'nın 23. maddesinin 2. fıkrasında düzenlenen ve yukarıda ayrıntısı açıklanan bu karineden kaynaklanmaktadır. Buna göre; fatura düzenleyen tacirin anılan karineden yararlanabilmesi için fatura tanzim edenle, adına fatura tanzim edilen arasında akdi ilişki bulunması, faturanın akdin ifasıyla ilgili olarak düzenlenmesi gerekir. Fatura sözleşmenin kurulması safhasıyla ilgili olmayıp ifasına ilişkin olduğundan öncelikle temel bir borç ilişkisinin bulunması gerekir. TTK'nın 23. maddesinin 2 ve 3. fıkrasındaki karine aksi ispat edilebilen adi bir karinedir. İkinci fıkra gereği sekiz gün içinde faturaya itiraz edilmesi durumunda fatura münderecatının doğru olduğunu faturayı düzenleyen tacirin ispat etmesi gerekir. Taraflar arasında bu tür bir sözleşme ilişkisi yoksa, düzenlenen belge fatura değildir. Bu belge, belki icap olarak kabul edilebilir ki, buna itiraz edilmemesi, anılan 23/2. madde hükmü anlamında sonuç doğurmaz. Öte yandan, sadece faturanın tebliğ edilmiş olması akdi ilişkinin varlığını ispatlamaz. Karşı tarafın akdi ilişkiyi inkâr etmesi halinde tacir, öncelikle akdi ilişkiyi başkaca delillerle ispatlamalıdır. Akdi ilişkinin ispatlanamaması halinde faturanın anılan fonksiyonundan yararlanma imkanı yoktur. Faturanın ispat aracı olması, ancak niteliği gereği faturaya geçirilmesi gereken bilgiler (olağan içerik) hakkında geçerlidir. Sözleşmenin ifa safhasıyla ilgili olarak düzenlenen faturanın şekli ve kapsamının ne olması gerektiği konusunda, Türk Ticaret Kanunu'nda özel bir hüküm bulunmamakta, anılan yasanın 23. maddesinde neyi ifade ettiği açıklanmaksızın faturanın münderecatından söz edilmektedir. Faturanın zorunlu içeriği ve şekil şartlarına ilişkin ayrıntılı düzenleme Vergi Usul Kanunu'nda yer almaktadır. Faturanın olağan içeriği, akdin ifası ile ilgili hususlarla sınırlıdır (VUK.m.230). Dolayısıyla, faturanın içeriği, faturanın bu temel niteliğine uygun olmadığı taktirde, sekiz günlük itiraz süresinin geçirilmesi bu hususları yazılı delil haline getirmez. Faturaya itiraz, faturanın teslim alındığı tarihten itibaren sekiz gün içinde yapılmalıdır. İtirazın sekiz gün içinde karşı tarafa varması şart değildir. Sekiz günlük süre, hak düşürücü süre veya zamanaşımı süresi değildir. Sadece ispat yükünün yer değiştirmesi açısından önem taşır. Sekiz günlük süre içinde itiraz edildiği taktirde, fatura içeriğinin sözleşmeye uygun olduğunu ispat külfeti faturayı veren tarafa ait iken, sekiz günlük sürenin geçmesinden sonra itiraz edilmesi halinde, fatura içeriğinin sözleşmeye uygun olmadığını ispat külfeti faturayı alan tarafa ait olur. Faturayı alan her türlü delille bu külfeti yerine getirebilir. (Geniş bilgi için Bkz: Prof. Dr. Sami Karahan, Ticari İşletme Hukuku, 23. Baskı, Eylül 2012, Konya; Sh 111 vd.) Faturanın karşı tarafa usulüne uygun tebliğ edildiğini kanıtlama yükümlülüğü faturayı gönderen tarafta olup, faturayı gönderenin bu hususu kanıtlaması halinde, bu kez, TTK'nın 23/2. maddesinde yazılı 8 günlük yasal süre içerisinde faturaya itiraz ve iade ettiğini kanıtlama yükümlülüğü ise, karşı tarafa aittir. TTK'nın 23/2. maddesi uyarınca tebliğe rağmen faturayı süresinde itiraz ve iade etmeyerek, ticari defterlerine borç kaydeden tacir, fatura münderecatını aynen kabul etmiş ve faturayı gönderen taraf, faturaya dayalı bu alacağının varlığını HMK'nın 222. maddesi (TTK'nın 84. ve 85. maddeleri) uyarınca ispatlamış olur."Somut olayda; taraflar arasında reklam hizmeti verilmesi konusunda yazılı sözleşmeye dayanmayan ticari ilişki bulunduğu, davacı tarafça düzenlenen fatura bedellerinin ödenmemesi üzerine huzurdaki davanın açıldığı anlaşılmıştır.Dayanak yapılan faturalar incelendiğinde ;- 31.05.2018 tarih "... Mayıs 2018 ... Fark Bed." açıklamalı 54,58 TL tutarlı - 31.05.2018 tarih " 05/2018 ... 1 ... Rekl. Bed." açıklamalı 92.613,78 TL tutarlı- 4.06.2018 tarih "Reklam Gecikme Faiz Bedeli" açıklamalı 4.329,02 TL tutarlı - 29.06.2018 tarih "... 1 Haziran 2018 ... Rekl. Bed." açıklamalı 32.635,85 TL tutarlı - 9.10.2018 tarih "Reklam Gecikme Faiz Bedeli " açıklamalı 4.333,30 TL- 7.02.2019 tarih " Reklam Gecikme Faiz Bedeli" açıklamalı 501,62 TL tutarlı toplam 134,468,15 TL tutarlı faturalar olduğu, davacının ticari defterlerine göre davalı tarafça yapılan ödemeler mahsup edildikten sonra 07/02/2019 tarihi itibariyle davacının davalıdan 96.360,42 TL alacağı bulunduğu görülmüştür. Ancak söz konusu faturalar incelendiğinde sadece 31.05.2018 tarih "05/2018 ... 1 ... Rekl. Bed." açıklamalı 92.613,78 TL tutarlı ve 29.06.2018 tarih "... 1 Haziran 2018 ... Rekl. Bed." açıklamalı 32.635,85 TL tutarlı faturaların verilen reklam hizmetinden kaynaklandığı, diğer faturaların ise gecikme faizine ilişkin olduğu görülmüştür. O halde davacının verilen reklam hizmetinden dolayı sadece 2 adet faturadan dolayı toplam 125.249,63 TL alacağı bulunduğu, kendi ticari defter ve kayıtlarına göre davalı tarafça yapılan ödemeler düştüğünde bakiye alacağın 87.141,60 TL olduğu görülmüştür.Davalı taraf, söz konusu faturalardan dolayı herhangi bir hizmet almadığını savunmuş ise de dairemizce kabul edilen verilen reklam hizmetinden kaynaklı 2 adet faturanın davalının ticari defterlerine kayıtlı olması ve TTK'nın 23/2. maddesinde yazılı 8 günlük yasal süre içerisinde faturalara itiraz edilmemesi nedeniyle söz konusu hizmetin verildiği karine olarak kabulü, aksi davalı tarafça ispatlanması gerekmektedir. (Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nun 27/06/2003 tarih ve 2001/1 E., 2003/1 K. sayılı ilamı ve Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin 10/02/2016 tarihli 2015/4576 E. 2016/621 K. sayılı, Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin 08/02/2016 tarihli 2015/5485 E. 2016/550 K. sayılı, Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin 09/12/2015 tarihli 2015/2467 E. 2015/7975 K. sayılı, Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin 11/01/2016 tarihli 2015/4473 E. 2016/19 K. Sayılı benzer mahiyette ilamları) Bu nedenle aksi davalı tarafça ispatlanamadığından davacının 31.05.2018 tarih " ... Rekl. Bed." açıklamalı 92.613,78 TL tutarlı ve 29.06.2018 tarih "... Haziran 2018 . Bed." açıklamalı 32.635,85 TL tutarlı faturalarından kaynaklı bakiye 87.141,60 TL hizmet bedeli alacağı bulunduğundan bu miktar üzerinden davanın kısmen kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olmuştur.Temerrüt faizi yönünden; Mahkemece, davacı tarafından dava tarihinden önce davalının temerrüde düşürüldüğü ispat edilemediğinden dava konusu edilen alacağa dava tarihinden itibaren faiz işletilmesine karar verilmiş ise de söz konusu faturaların hangi tarihte tebliğ edildiği tespit edilerek buna göre TTK 1530/4.a maddesi uyarınca faturanın borçlu tarafından alınmasını takip eden 30 günlük sürenin sonunda temerrüt oluşacağı gözetilerek işlemiş faize hükmedilmesi gerekmektedir.6102 sayılı TTK'nın 1530/4 maddesinde; "Sözleşmede ödeme günü veya süresi belirtilmemişse veya belirtilen süre beşinci fıkraya aykırı ise, borçlu aşağıdaki sürelerin sonunda ihtara gerek kalmaksızın mütemerrit sayılır ve alacaklı faize hak kazanır:a) Faturanın veya eş değer ödeme talebinin borçlu tarafından alınmasını takip eden otuz günlük sürenin sonunda,b) Faturanın veya eş değer ödeme talebinin alınma tarihi belirsizse mal veya hizmetin teslim alınmasını takip eden otuz günlük sürenin sonunda..." düzenlemesi yer almaktadır.Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 27.09.2022 tarih ve 2021/2351 E., 2022/6324 K. sayılı ilamı:"6102 sayılı TTK 1530/4-a maddesinde, sözleşmede ödeme günü veya süresinin belirtilmemesi veya belirtilen sürenin beşinci fıkra hükümlerine aykırı olması durumunda faturanın veya eş değer ödeme talebinin borçlu tarafından alınmasını takip eden otuz günlük sürenin sonunda borçlunun ihtara gerek kalmaksızın mütemerrit sayılacağı ve alacaklının faize hak kazanacağı düzenlenmiştir. İcra takibinde istenen işlemiş faizin, açıklanan yasa hükmü kapsamında değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde davalı temerrüdünün gerçekleşmediği gerekçesiyle işlemiş faiz yönünden fazlaya ilişkin istemin reddi doğru görülmemiş, kararın davacı yararına bozulması gerekmiştir." şeklindedir.Somut olayda; alacağın dayanığını oluşturan ve dairemizce kabul edilen 92.613,78 TL tutarlı fatura 31.05.2018 tarihinde, 32.635,85 TL tutarlı fatura 29.06.2018 tarihinde davalının ticari defterlerine kaydedildiğine göre TTK 1530/4.a maddesi uyarınca faturanın borçlu tarafından alınmasını takip eden 30 günlük sürenin sonunda 92.613,78 TL tutarlı fatura yönünden 01/07/2018, 32.635,85 TL tutarlı fatura yönünden 30/07/2018 tarihinde temerrütün gerçekleştiği görülmüştür. Ancak davacı taraf talep edilen alacağın 63.724,57 TL'nin 29.08.2018 tarihinden itibaren, 32.635,57 TL'nin de 27.09.2018 tarihinden itibaren faizi talep edilmiş olmakla taleple bağlıklı ilkesi uyarınca faize hükmedilmiştir.Açıklanan nedenlerle; taraf vekillerinin istinaf başvuruların kısmen kabulü ile HMK 353/1.b-2 madde uyarınca usulü kazanılmış haklar gözetilerek davanın esası hakkında yeniden hüküm kurulmasına karar verilmiş aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. H Ü K Ü M Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-Tarafların istinaf başvurularının KISMEN KABULÜ ile, İSTANBUL 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 08/06/2021 tarihli ve 2019/576 Esas 2021/435 Karar sayılı kararının 6100 sayılı HMK'nun 353/1.b.2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, dairemizce esas hakkında yeniden hüküm kurularak;Davanın Kısmen Kabul/ Kısmen Reddi İle; 2-87.141,60 TL hizmet bedeli alacağının, 63.724,57 TL'sinin 29.08.2018 tarihinden itibaren, bakiye 23.417,03 TL'sinin 27.09.2018 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE3-Fazlaya ilişkin talebin REDDİNE,4-Kabul edilen dava değeri üzerinden Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 5.952,64 TL karar ilam harcından, başlangıçta peşin alınan 1.645,60 TL harcının mahsubu ile eksik kalan bakiye 4.307,04 TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 5-Davacı tarafından yatırılan 1.645,60 TL peşin harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 6-Davacı tarafça sarfedilen 44,40 TL başvurma harcı, 435,00 TL posta, tebligat, 800,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 1.279,40 TL yargılama giderinden davanın kabul ve ret oranına göre ( %90,43) hesaplanan 1.157,00 TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiye kalan yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, 7-Davacı yargılama sırasında kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden kabul edilen dava değeri üzerinden karar tarihinde yürürlükte olan AAÜT'nin 13/1. maddesi uyarınca hesap ve takdir olunan 30.000,00 TL vekâlet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,8-Davalı yargılama sırasında kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden reddedilen dava değeri üzerinden karar tarihinde yürürlükte olan AAÜT'nin 13/1. maddesi uyarınca hesap ve takdir olunan 9.218,82 TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,9-HMK'nın 333. maddesi uyarınca taraflarca yatırılan ancak kullanılmayarak artan bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde resen ilgili tarafa veya vekiline iadesine, İstinaf giderleri yönünden;1-Davacı ve davalı tarafından ayrı ayrı yatırılan istinaf başvuru harçlarının Hazineye gelir kaydına,2-Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli olan 615,40 TL istinaf karar harcından, davacı tarafından yatırılan 59,30 TL'nin mahsubu ile bakiye 556,10 TL harcının davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, -Davalı tarafından yatırılan 1.645,59 TL istinaf karar harcından alınması gerekli 615,40 TL harcın mahsubu ile bakiye kalan 1.030,19 TL'nin ilk derece mahkemesince davalıya iadesine,3-Davacı ve davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerlerinde bırakılmasına, 4-İstinaf yargılaması duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti hakkında karar verilmesine yer olmadığına,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 361/1 ve 7550 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 20/2 maddesi uyarınca HMK'nın ek 1.maddesindeki değişiklik dikkate alınarak kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi.10/09/2025