T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 35. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2025/604 - 2026/657 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 35. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2025/604 KARAR NO : 2026/657 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 10/12/2024 NUMARASI : 2023/161 ESAS - 2024/885 KARAR DAVANIN KONUSU : Tazminat KARAR TARİHİ : 07/05/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 07/05/2026 Mahalli mahkemesince veril…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 35. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2025/604 - 2026/657 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 35. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2025/604 KARAR NO : 2026/657 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 10/12/2024 NUMARASI : 2023/161 ESAS - 2024/885 KARAR DAVANIN KONUSU : Tazminat KARAR TARİHİ : 07/05/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 07/05/2026 Mahalli mahkemesince verilen karara karşı davacı vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI Asıl davada davacı vekili dava dilekçesinde; 28/01/2015 tarihinde ... sevk ve idaresindeki ... plakalı otomobilin kırmızı ışıktan kontrolsüz ve hızla geçerken aynı kavşakta geçmeye çalışan müvekkilinin kullandığı ... plakalı motorsiklete çarptığını, çarpmanın etkisiyle savrularak aynı istikamette seyir halindeyken ... idaresindeki ... plakalı araca çarpıp ağır yaralandığını, müvekkilinin kazada herhangi bir kusurunun bulunmadığını, vücudunda kaza sonrası sakatlık kaldığını, diğer araçlar kusurlu olmakla bu nedenle her iki karşı aracın sigortacıları olan davalılar aleyhine ZMMS kapsamında teminat limitleri dahilinde geçici ve kalıcı iş göremezlik tazminatı hesaplanarak ticari temerrüt- avans faizi ile birlikte şimdilik 1.000,00-TL'nin kusurları oranında müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Asıl davada davalı ... Sigorta A.Ş. (önceki ... Sigorta A.Ş.) vekili cevap dilekçesinde; ... plakalı aracın müvekkili nezdinde olay tarihinde ZMMS kapsamında sigortalı olduğunu, sorumluluklarının teminat limiti ve kusur oranında sınırlı bulunduğunu, kusurun değerlendirilmesi ve belirlenmesi gerektiğini, bu nedenle trafik ihtisas dairesinden rapor alınmasını, avans faizi talebinin yerinde olmadığını, en fazla yasal faize karar verileceğini, ayrıca maluliyetin belirlenerek uzman aktüer bilirkişiden rapor alınmasını ve esastan davanın reddine karar verilmesini istediğini bildirdiği görülmüştür. Asıl davada davalı ... Sigorta A.Ş. vekili cevap dilekçesinde; usule ilişkin olarak ellerinde bir müracaat ve hasar dosyasının bulunmadığını, HMK 121 madde hükmü gereği delillerin müvekkiline ibrazı gerektiği, ... plakalı aracın kaza tarihinde ZMMS kapsamında müvekkili nezdinde sigortalı bulunduğunu, kusur oranında sorumluluklarının olabileceğini, limitin aşılmaması gerektiğini, davacı yanın kaza sırasında kask ve koruyucu kıyafet giymediği için müterafik kusurlu olduğunu, ceza dosyasının getirtilerek delillerin değerlendirilmesini, geçici iş göremezlik yönünden ve rücuya tabi alacak yönünden araştırma yapılarak SGK 'nın sorumluluğunun belirlenmesini, faiz türünün yasal faiz olabileceğini ve temerrüt tarihinin dikkate alınmasını bildirerek davanın reddini istemiştir. Birleşen davada davacı dava dilekçesinde; Ankara 13. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2023/161 Esas sayılı dava dosyası kapsamında alınan 20/05/2024 tarihli aktüer bilirkişi raporuyla davacı müvekkilinin 178.345,14-TL sürekli iş göremezlik zararı hesaplandığını, söz konusu bilirkişi raporu ve Ankara 13. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2023/161 Esas sayılı dava dosyası kapsamında 24/09/2024 tarihli duruşma ara kararı dolayısıyla işbu ek davayı açma zorunluluğu doğduğunu beyan ederek, dava dosyasının Ankara 13. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2023/161 Esas sayılı dava dosyası ile birleştirilmesine, davacıda oluşan cismani zarara ilişkin 178.345,14-TL sürekli sakatlık tazminatının davalı Sigorta Şirketleri azami poliçe limitleri ile sorumlu olmak kaydıyla davaya konu kaza tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmiştir. Birleşen davada davalı ... Sigorta A.Ş. vekili cevap dilekçesinde; asıl davanın kısmi dava niteliğinde olduğunu, davacının taleplerinin zamanaşımına uğradığını, mahkeme aksi kanaatte ise kusur oranının kabul edilemez olduğunu, SGK'dan rücuya bağlı ödeme yapılıp yapılmadığının sorulması gerektiğini, kaza tarihinden itibaren avans faizi talebinin de haksız olduğunu belirterek davanın reddini istemiştir. Birleşen davada davalı ... Sigorta A.Ş. (Eski Ünvanı: ... Sigorta A.Ş.) vekili cevap dilekçesinde; Asıl davanın kısmi dava niteliğinde olduğunu, davacının taleplerinin zamanaşımına uğradığını, mahkeme aksi kanaatte ise kusur oranının kabul edilemez olduğunu, SGK'dan rücuya bağlı ödeme yapılıp yapılmadığının sorulması gerektiğini, kaza tarihinden itibaren avans faizi talebinin de haksız olduğunu belirterek davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece, kaldırma ilamı sonrasında yapılan ek tahkikat sonrasında alınan bilirkişi raporları birlikte değerlendirildiğinde; davacının 28/01/2015 tarihinde meydana gelen trafik kazasında, %6,1 oranında daimi iş göremezliğine ve 9 aya kadar geçici iş göremezliğine neden olacak şekilde yaralandığı, meydana gelen trafik kazasında aynı olaya ilişkin olarak kesinleşen Akhisar 3. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2015/394 Esas sayılı dosyasında da tespit edildiği üzere davacıya izafe edilebilecek bir kusur olmadığı, 20/05/2024 tarihli aktüer bilirkişi ek raporunda hesaplandığı üzere davacının meydana gelen trafik kazası neticesinde daimi iş göremezlik nedeniyle 178.345,14-TL, geçici iş göremezlik dolayısıyla 8.744,08-TL maddi zararının olduğu, mahkemece verilen 25/02/2020 tarih ve 2015-1058/127 sayılı ilk kararda hükmolunan maddi tazminatın, davalıların kendi sigortalılarının kusur oranlarına göre bir ayrıştırma yapılmaksızın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmiş olup bu karara karşı yalnız davacı tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla bu hususta bir kaldırma sebebi yapılmadığı, bu bağlamda, asıl davada davacının dava ve 30/12/2019 tarihli ıslah dilekçesi de nazara alınarak asıl davanın kabulü ile; 8.744,08-TL geçici iş göremezlik tazminatı ile 50,00-TL sürekli iş göremezlik tazminatının, davalıların dava tarihinden önce temerrüde düşürüldüğü kanıtlanmamış olmakla ve kazaya karışan araçların hususi olduğu nazara alınarak dava tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine karar vermek gerektiği, birleşen davaya gelince; davacı tarafından asıl davada alınan 20/05/2024 tarihli aktüer bilirkişi raporunda yapılan hesaplamaya dayanılarak 178.345,14-TL sürekli iş göremezlik tazminatı talep edilmiş, davalılar tarafından ise süresinde sunulan cevap dilekçeleri ile birlikte zamanaşımı defi ileri sürüldüğü, davacı tarafından ikame edilen asıl dava, kısmı dava olarak açılmış ve 30/12/2019 tarihinde ıslah edilmiş olup, kısmi davada zamanaşımının ancak davaya konu edilen kısım yönünden kesileceği açık olduğundan asıl davanın birleşen davadaki talep yönünden zamanaşımını kesici etkisi bulunmadığı, asıl ve birleşen davaya konu olup davacının yaralanması ile sonuçlanan trafik kazası nedeniyle KTK'nın 109/2. maddesi atfıyla TCK'nın 89/2, 66/1.c bendi kapsamında dava konusu olayda 8 yıllık uzatılmış zamanaşımının geçerli olduğu dosyaya mübrez tedavi evraklarından, davacının Manisa Akhisar Mustafa Kirazoğlu Devlet Hastanesi'nde tedavisinin bitimini takiben 09/02/2015 tarihinde taburcu olması ile zararının varlığından haberdar olacağı ve her durumda asıl davanın ikame edildiği 29/04/2015 tarihinde zararının varlığından haberdar olması gerektiği, yine belirtildiği üzere zararın öğrenildiğinin kabulü için bir maluliyet raporu alınarak maluliyet oranının belirlenmesi zorunlu olmamakla beraber, bu konuda davacının aynı hastanede 07/01/2016 tarihli engelli kurul raporu aldığının da görüldüğü, dolayısıyla zamanaşımının başlangıcının 09/02/2015 tarihi olduğunun kabulü gerekmekle birlikte daha sonraki 29/04/2015 asıl dava tarihi veya 07/01/2016 rapor tarihi zamanaşımının başlangıç tarihi olarak kabul edilse dahi, 6325 sayılı Kanun'un 18A madde hükmü gereğince arabuluculuk bürosuna başvurulmasından son tutanağın düzenlendiği tarihe kadar geçip zamanaşımının durduğu 05/09/2024 ila 27/09/2024 tarihleri arasından geçen zaman ile kaza tarihinden birleşen dava tarihi arasında meydana gelen Covid-19 pandemisi dolayısıyla 2480 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı gereğince 13/03/2020 ila 15/06/2020 tarihleri arasında geçen zaman da dikkate alındığında, 10/10/2024 birleşen dava tarihi itibariyle davacının talebinin zamanaşımına uğradığı anlaşılmakla, tarafların iddia ve savunmaları ile dosya kapsamından zamanaşımını durduran veya kesen başka sebeplerin varlığının kabulünü gerektirir bir delilin de bulunmadığı gözetilerek, birleşen davanın reddine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle; "Asıl davanın kabulü ile; 8.744,08-TL geçici iş göremezlik tazminatı ile 50,00-TL sürekli iş göremezlik tazminatının dava tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine, birleşen davanın reddine" karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili istinaf dilekçesinde; asıl davanın kabulüne ilişkin kısmının onanmasını, aşağıda açıklanan nedenlerle itiraz ettikleri / istinaf incelemesine konu ettikleri kısmı olan birleşen davanın reddine ilişkin kısmının davacı müvekkil lehine kaldırılmasını ve bu konuda yeniden yargılama yapılarak talepleri gibi birleşen davanın da kabulüne karar verilmesini, asıl davada İstinaf başvurusu üzerine İstinaf incelemesini yapan Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 35. Hukuk Dairesi 2022/526 ESAS - 2023/76 KARAR sayılı ve 25.01.2023 tarihli kararı ile Ankara 13. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2015/1058 Esas – 2020/127 Karar sayılı ve 25.02.2020 tarihli kararını kaldırmış olup, yeniden maluliyet raporu ve akabinde de yeniden aktüer rapor alınmasına kesin olarak hükmedildiğini, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 35. Hukuk Dairesi 2022/526 Esas ve 2023/76 Karar Sayılı ve 25.01.2023 tarihli kararı sonrasında dosya yeni esas numarası almış ve Ankara 13. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/161 Esas sayılı dosyası kapsamında yeniden yargılama yapılmaya başlandığını, maluliyet durumunun tespit edilmesi üzerine aktüer bilirkişi raporu alındığını, Ankara 13. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/161 E. - 2024/885 K. sayılı ve 10.12.2024 tarihli kararı ile birleşen davanın reddine karar verilmiş ise de, bu kararın hukuken kabul edilebilir olmadığını, zamanaşımının söz konusu olmadığını, yerel mahkemece uzatılmış ceza zamanaşımı tamamen yanlış yorumlandığını, zira Başkanlığınızca da bilindiği üzere, 8 yıllık ceza zamanaşımı olağan ceza zamanaşımı olup, uzatılmış ceza zamanaşımı 5237 sayılı TCK madde 67 kapsamında düzenlendiğini, 5237 sayılı TCK Madde 67 nazara alındığında uzatılmış ceza zamanaşımı süresi 12 yıl (8 + 4) olup, yerel mahkemenin belirttiği gibi 8 yıl olmadığını, yerel mahkemece zamanaşımının tamamen hatalı yorumlandığını, zira yerel mahkemenin zamanaşımına yönelik hükmü ve gerekçesinin Anayasa Mahkemesi kararlarına açıkça aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasını istemiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE Mahkemece verilen kararda kamu düzenine aykırılık görülmediğinden, HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf edenin sıfatına göre ve istinaf sebepleri ile sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda; Dava, trafik kazasından kaynaklanan yaralanma nedeniyle cismani zarara bağlı maddi tazminat istemidir. Dava dilekçesinde davanın kısmi dava mahiyetinde açıldığı, birleşen davaya karşı davalılar vekilleri tarafından zamanaşımı defi'nde bulunulduğu anlaşılmakta olup, öncelikle belirtilmelidir ki, zamanaşımı defi davanın esası hakkında her türlü muameleye manidir. Bu sorun halledilmeden davanın esası incelenemez. (11.1.1940 tarihli 15/70 sayılı İçt. Bir. Kararı) Yargı kararları ile öğretide kısmi davada dava edilmeyen alacak kesimi için, fazlaya ilişkin hakkın saklı tutulmuş olmasının zamanaşımını kesmeyeceği kabul edilmektedir. (Prof.Dr.Baki Kuru Hukuk Muhakemeleri Usulü Altıncı Baskı Cilt:II sayfa:1541 v.d) Kısmi dava açılması halinde zamanaşımı yalnız alacağın kısmi dava konusu yapılan miktarı için kesilir. Y.HGK.20.3.1968 gün ve 1968/9-210 E. ve 151 K., 3.7.2002 gün ve 2002/9-564 E. ve 572 K.,09.10.2002 gün ve 2002/9-808 E. ve 2002/801 K.sayılı ilamları da bu yöndedir. Davanın kısmi tazminat davası şeklinde açılması nedeniyle sadece dava dilekçesinde talep edilen tazminat miktarı yönünden zamanaşımı kesilmiş olup, fazlaya ilişkin saklı tutulan tazminat kısmı yönünden zamanaşımı süresi işlemeye devam etmektedir. 2918 sayılı KTK'nın 109 maddesinde; "Motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak 2 yıl ve her halde, kaza gününden başlayarak 10 yıl içinde zamanaşımına uğrar. Dava, cezayı gerektiren bir fiilden doğar ve Ceza Kanunu bu fiil için daha uzun bir zamanaşımı süresi öngörmüş ise, bu süre maddi tazminat talepleri için de geçerlidir." hükmüne yer verilmiştir. Ceza zamanaşımı süresi ise olay tarihinde yürürlükte bulunan 5237 sayılı TCK'nın 89 ve 66 maddelerine göre 8 yıldır. KTK'nın 109/1. maddesinde, tazminat talebinin zararı ve tazminat yükümlüsünün öğrenilmesinden itibaren 2 yıl, her halde kaza gününden itibaren 10 yıllık zamanaşımı süresine tabi olduğu belirtilmiş, KTK'nın 109/2. maddesinde ise davanın cezayı gerektiren bir fiilden doğması durumunda ise eylem için ceza kanununda daha uzun bir süre öngörülmüş ise bu sürenin maddi tazminat talepleri için de geçerli olacağı kabul edilmiştir. Haksız fiile dayanan tazminat isteminde zamanaşımının işlemeye başlayacağı tarih, zararın ve zarar sorumlusunun öğrenildiği andır. Zararın öğrenilmesi kavramıyla kastedilen ise, haksız fiil nedeniyle oluşan bedensel zararın kapsamının öğrenilmesi olup, bu bedensel zararın sebep olacağı maluliyet oranının belirlendiği tarihin, zararın öğrenilmesi kavramına bir etkisi yoktur. Bedensel zararın (yaralanmanın) gerçekleşmesi ve bu yaralanmayla ilgili tedavinin tamamlanması ile zararın kapsamının belli olduğu kabul edilmelidir. Somut olaya bakıldığında; kaza sonucu davacı yaralanmıştır. Kaza tarihinde yürürlükte olan 5237 sayılı TCK'nın 89 ve 66 maddelerine göre zamanaşımı süresi 8 yıldır. Davaya konu trafik kazası 28/01/2015 tarihinde meydana gelmiş, birleşen dava ise 10.10.2024 tarihinde açılmıştır. Davalılar vekilleri süresinde zamanaşımı def'inde bulunmuşlardır. Arabuluculukta geçen süre ve Covid pandemisinde geçen süreler nazara alındığında dahi 8 yıllık süre geçmiştir. Dosya kapsamında mevcut olan ve hükme esas alınan Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Kurulu tarafından düzenlenen raporda davacının tedavisinin devam ettiği ya da gelişen durum olduğuna dair bir tespitin yer almadığı, artan maluliyete dair davacı yanın iddia ve ispatının bulunmadığı hususları da dikkate alındığında birleşen davanın zamanaşımı nedeniyle reddi yerindedir. Yukarıda açıklanan nedenlerle; usul ve yasaya uygun olan ilk derece mahkemesi kararına karşı davacı vekili tarafından yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK’nın 353/1-b.1 maddesi uyarınca ayrı ayrı esastan reddine karar vermek gerektiği kanaati ile aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Davacı tarafından yatırılması gereken 732,00 TL istinaf karar harcından peşin olarak alınan 615,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 116,6 TL harcın davacıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına, 3-İstinaf talebinde bulunan davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Kararı istinaf eden taraflarca yatırılan gider avansından varsa, kullanılmayan kısmın yatıran tarafa iadesine, 5-Kararın taraflara HMK'nın 359/4 maddesi gereğince usulüne uygun şekilde tebliğine, Dair, duruşma açılmadan dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 361/1 maddesi uyarınca kararın usulen tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde TEMYİZ YOLU AÇIK olmak üzere 07/05/2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi. Başkan Üye Üye Katip *Bu belge 5070 sayılı Kanun maddeleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.