T.C. DİYARBAKIR BAM 10. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2025/3517 - 2025/2865 T.C. DİYARBAKIR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 10. HUKUK DAİRESİ Dosya No : 2025/3517 Karar No : 2025/2865 Karar Tarihi : 27/11/2025 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : Diyarbakır Asliye Ticaret Mahkemesi DAVANIN KONUSU : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) Taraflar arasında yapılan yargılamada ilk derece mahke…
T.C. DİYARBAKIR BAM 10. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2025/3517 - 2025/2865 T.C. DİYARBAKIR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 10. HUKUK DAİRESİ Dosya No : 2025/3517 Karar No : 2025/2865 Karar Tarihi : 27/11/2025 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : Diyarbakır Asliye Ticaret Mahkemesi DAVANIN KONUSU : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) Taraflar arasında yapılan yargılamada ilk derece mahkemesince verilen ve yukarıda tarih ve numarası gösterilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş, dosya istinaf incelemesi yapılmak üzere Dairemize gönderilmiş olmakla, 6100 sayılı HMK m. 352 hükmü uyarınca dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: A) Tarafların İddia ve Savunmaları: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Sürücü Berdan çelebi 27/12/2016 tarihinde sevk ve idaresindeki ..... plaka sayılı aracı ile ....istikametinden ...... istikametine seyir halindeyken .....'a çarpması neticesinde tek araçla yaralanmalı ve maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiği, zararın tazmini için davalı sigorta şirketlerine başvurulmuş ve talebimize istinaden dosya açıldığını, ilk olarak maddi tazminat talebimiz için sigorta şirketine başvurmuş olup sigorta şirketi sürekli eksik evrak sebebiyle durumu sürüncemede bırakmaya çalıştığını, müvekkili veysel çakır şimdilik için 100 TL 'den az olmamak şartıyla ( belirsiz alacak) maddi tazminatın kaza tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davalılardan tahsilini, yargılama harç ve giderleri ile vekalet ücretinin davalılar üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Dava tarihi olan 31.01.2025 tarihi itibari ile davaya konu talepler zamanaşımına uğradığını, kaza 27.12.2016 tarihinde meydana gelmiş olup, 8 yıllık zamanaşımı süresi dolduğundan davanın reddi gerektiğini, zorunlu dava şartı olan sigorta şirketine usulüne uygun başvurunun davacı tarafça yerine getirilip getirilmediğinin ispat edilmesi gerektiğini, huzurdaki dava derdest ise reddi gerektiğini, savcılık soruşturması aşamasında ya da ceza davasında uzlaşma var ise davanın reddi gerektiğini, kaza ile sakatlık ve ölüm söz konusu ise kaza ile meydana gelen /ölüm arasındaki illiyet bağının tespit edilmesi gerekmektedir. maluliyet oranının kaza tarihi itibariyle yürülükte olan yönetmeliğe göre adli tıp kurumu 3. ihtisas dairesi tarafından tespit edilmesi gerektiğini, kusur oranlarının tespiti için sayın mahkemenizce dosyanın istanbul adli tıp kurumu trafik ihtisas dairesine sevk edilmesi gerektiğini, “geçici iş göremezlik” tazminatı talepleri trafik sigortası genel şartları uyarınca tedavi teminatı içerisinde değerlendirildiğinden teminat dışında kaldığını, ilgili giderlerin SGK tarafından karşılanması gerektiğini, kesinlikle kabul anlamına gelmemekle birlikte yapılacak olan hesaplamanın karayolları trafik kanunu'nun 90. maddesi çerçevesinde zmms genel şartları'na göre aktüeryal yöntem ve teknik faiz kullanılarak yapılması gerektiğini, haksız ve mesnetsiz davanın usulden ve esastan reddine, yargılama masrafları ve vekâlet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve beyan etmiştir. B) İlk Derece Mahkemesi Kararının Özeti: Mahkemece yapılan yargılama sonucunda; "Dava, trafik kazasından kaynaklı tazminat davasıdır. Davalı vekilinin cevap dilekçesini süresinde sunduğu ve zamanaşımı itirazında bulunduğu anlaşılmıştır. 2918 sayılı KTK.nun 109/1. maddesinde "Motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak 2 yıl ve her halde, kaza gününden başlayarak 10 yıl içinde zamanaşımına uğrar" hükmü, yine aynı kanunun 109/2. maddesinde ise "dava, cezayı gerektiren bir fiilden doğar ve Ceza Kanunu bu fiil için daha uzun bir zamanaşımı süresi öngörmüş ise bu süre maddi tazminat talepleri için de geçerlidir" hükmüne yer verilmiştir. Zararın öğrenilmesi, onun kapsamının değil, varlığının öğrenilmesi anlamındadır, zararın varlığı, niteliği ve esaslı unsurları hakkında bir dava açmaya, o davayı ciddi ve objektif bir şekilde desteklemeye, gerekçelerini göstermeye elverişli yeterli hal ve şartların öğrenilmesi, zararın öğrenilmiş sayılması için yeterlidir. Doktrinde ve Yargıtay kararlarında da bu husus kabul edilmiş olup, “Zarar görenin zararı öğrenmesi demek, kural olarak zararın kapsamına değil varlığına taalluk eder. Yoksa tazminatın hesabına yarayacak bütün ayrıntıların (zararın miktarının) bilinmesi aranmaz. Zararın varlığı, niteliği ve esaslı unsurları hakkında bir dava açmaya, davayı ciddi ve objektif şekilde desteklemeye ve davanın gereçlerini göstermeye elverişli yeterli hal ve şartların öğrenilmesi, zararın öğrenilmesi için yeterlidir.” denilmektedir. (Turgut Uygur, Türk Borçlar Kanunu Şerhi,2013,C:1 sh:528, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 10.05.2017 tarih ve 2016/21-1600 Esas – 2017/937 Karar sayılı ilamı)2918 sayılı KTK.'nun 109. maddesinde "Motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak 2 yıl ve her halde, kaza gününden başlayarak 10 yıl içinde zamanaşımına uğrar, dava, cezayı gerektiren bir fiilden doğar ve Ceza Kanunu bu fiil için daha uzun bir zamanaşımı süresi öngörmüş ise, bu süre maddi tazminat talepleri için de geçerlidir." hükmüne yer verilmiştir. Ceza zamanaşımı süresi ise olay tarihinde yürürlükte bulunan 5237 Sayılı TCK'nın 89 ve 66. maddelerine göre 8 yıldır. Olay tarihi olan 27/12/2016 tarihinden itibaren 8 yıllık zamanaşımı süresi 27/12/2024 tarihinde dolmuştur. Davacı vekili tarafından 04/01/2025 tarihinde arabulucuya başvuru yapılmış, anlaşamama tutanağı 20/01/2025 tarihinde düzenlenmiştir. Davacı vekili tarafından arabuluculuk bürosuna da zamanaşımı süresi dolduktan sonra başvuru yapıldığından ayrıca arabuluculuk aşamasında geçen sürelerin hesabına ilişkin değerlendirme yapılmasına gerek görülmemiş ve davacının tedavi gördüğü hastaneleri, bahsi geçen ceza dosyasını ve başvuru evraklarını da dosyaya ibraz etmemesi gözönünde bulundurularak davanın zamanaşımı süresi içerisinde açılmadığı anlaşılmakla, zamanaşımı nedeniyle davanın reddine" şeklinde karar verilmiştir. C) İleri Sürülen İstinaf Sebepleri: Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; yerel mahkemenin davanın zamanaşımına nedeniyle reddine karar vermesinin hatalı olduğunu, zararın tazmini için davalı sigorta şirketlerine başvurulduğunu ve dosya açıldığını, sigorta şirketi sürekli eksik evrak sebebiyle durumu sürüncemede bırakıldığını, talebe karşılık ödeme gerçekleştirilmediğini, Diyarbakır Arabuluculuk Bürosuna başvurulduğunu ve yapılan başvuru sonunda davalı sigorta şirketleri ile anlaşma sağlanamadığını, sigorta şirketi olarak tüm yükümlülüklerine aykırı davranarak ödeme yapılmamış olması sebebiyle dosyamız sürüncemede bırakıldığı ve dava zaman aşımına uğratıldığını, arz ve izah ettiğimiz ve re’sen dikkate alınacak gerekçelerle; yerel mahkeme kararının hukuka aykırı olması sebebiyle kaldırılmasına karar verilmesini ileri sürmüştür. D) Delillerin Değerlendirilmesi, Hukuki Sebepler ve Gerekçe: Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık teşkil eden hususların olup olmadığı değerlendirilerek yapılmıştır. İddia ve savunmaya, mahkemece toplanıp değerlendirilen deliller ile duruşma tutanaklarına yansıyan bilgi ve belgelere göre; istinaf incelemesine konu olan ve esas teşkil eden eldeki dava, davalı tarafından ZMSS poliçesi ile sigortalanan aracın davacıya çarpması ile meydana gelen trafik kazası sonucunda davacının maddi tazminat istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiş, davacı tarafından verilen karara karşı istinaf yoluna başvurulmuştur. 2918 sayılı KTK'nın 109/1. maddesinde "Motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak 2 yıl ve her halde, kaza gününden başlayarak 10 yıl içinde zamanaşımına uğrar." denilmektedir. Aynı Kanun'un 109/2. maddesinde ise, "Dava, cezayı gerektiren bir fiilden doğar ve Ceza Kanunu bu fiil için daha uzun bir zamanaşımı süresi öngörmüş ise, bu süre maddi tazminat talepleri için de geçerlidir." hükmüne yer verilmiştir. Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair 7226 sayılı Kanun geçici 1. maddesi ile Covid-19 salgın hastalığının ülkemizde görülmüş olması sebebiyle yargı alanındaki hak kayıplarının önlenmesi amacıyla; dava açma, icra takibi başlatma, başvuru, şikâyet, itiraz, ihtar, bildirim, ibraz ve zamanaşımı süreleri, hak düşürücü süreler ve zorunlu idari başvuru süreleri de dâhil olmak üzere bir hakkın doğumu, kullanımı veya sona ermesine ilişkin tüm süreler; 13/3/2020 (bu tarih dâhil) tarihinden, itibaren 30.04.2020 (bu tarih dâhil) tarihine kadar durur. Bu süreler, durma süresinin sona erdiği günü takip eden günden itibaren işlemeye başlar. Durma süresinin başladığı tarih itibarıyla, bitimine on beş gün ve daha az kalmış olan süreler, durma süresinin sona erdiği günü takip eden günden başlamak üzere on beş gün uzamış sayılır. Salgının devam etmesi halinde Cumhurbaşkanı durma süresini altı ayı geçmemek üzere bir kez uzatabilir ve bu döneme ilişkin kapsamı daraltabilir. Bu kararlar Resmî Gazetede yayımlanacağı aynı şekilde 2480 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile bu sürenin 15.06.2020 tarihine kadar uzatıldığı anlaşılmaktadır. Bilindiği üzere, 06.02.2023 günü, Kahramanmaraş’ta meydana gelen ve çevre illerin de ağır şekilde etkilendiği iki ayrı deprem nedeniyle 08.02.2023 tarihli ve 32098 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6785 sayılı Cumhurbaşkanı Kararıyla, Anayasamızın 119'uncu maddesi ile 2935 sayılı Olağanüstü Hal Kanunu'nun 3'üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendine göre Adana, Adıyaman, Diyarbakır, Gaziantep, Hatay, Kahramanmaraş, Kilis, Malatya, Osmaniye ve Şanlıurfa illerimizde, 08.02.2023 Çarşamba günü, saat 01.00'dan itibaren üç ay süreyle olağanüstü hal (OHAL) ilan edilmesine karar verilmiştir. OHAL ilanından sonra, 120 sıra sayılı "Olağanüstü Hal Kapsamında Yargı Alanında Alınan Tedbirlere İlişkin Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi" 11.02.2023 tarihli ve 32101 (Mükerrer) sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Anılan kararnamenin yargı alanında alınan tedbirler başlıklı 2/1. maddesinde; a ) Dava açma, icra takibi başlatma, başvuru, şikâyet, itiraz, ihtar, bildirim, ibraz ve zamanaşımı süreleri, hak düşürücü süreler ve zorunlu idari başvuru süreleri de dâhil olmak üzere bir hakkın doğumu, kullanımı veya sona ermesine ilişkin tüm süreler; 6/1/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu, 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ve 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile usul hükmü içeren diğer kanunlarda taraflar veya ilgililer bakımından belirlenen süreler ve bu kapsamda hâkim tarafından tayin edilen süreler ile arabuluculuk ve uzlaştırma kurumlarındaki süreler, b) 9/6/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu ile takip hukukuna ilişkin diğer kanunlarda belirlenen süreler ve bu kapsamda hâkim veya icra ve iflas daireleri tarafından tayin edilen süreler, c) Nafaka alacaklarına ilişkin icra takipleri hariç olmak üzere tüm icra ve iflas takipleri, taraf ve takip işlemleri, yeni icra ve iflas takip taleplerinin alınması, ihtiyati haciz kararlarının icra ve infazına ilişkin işlemler, 6/2/2023 (bu tarih dâhil) tarihinden itibaren 6/4/2023 (bu tarih dâhil) tarihine kadar durur. Bu süreler, durma süresinin sona erdiği günü takip eden günden itibaren işlemeye başlar.” şeklinde düzenlemelere yer verilmiştir. Yine aynı Kararnamenin 2. maddesinin 5. fıkrasında “Bu madde hükmü, olağanüstü hal ilan edilen illerin barosuna 6/2/2023 tarihi itibarıyla kayıtlı avukatlar ile diğer barolara kayıtlı olup aynı tarihte bu illerde bulunan avukatlar tarafından takip edilen dava ve işlerle ilgili olarak bu avukatlar bakımından ülke genelinde uygulanır” demektedir. Somut uyuşmazlıkta, dava konusu trafik kazasının 27/12/2016 tarihinde meydana geldiği, davacı vekili tarafından davalı sigorta şirketine başvuru yapılmış ise de başvuru evrakının dosyada bulunmadığı ancak başvurunun 31/12/2024 tarihli yazıyla davalı sigorta tarafından zamanaşımı nedeniyle reddedildiği, davacı vekilinin 04/01/2025 tarihinde zorunlu dava şartı olan arabuluculuğa başvurduğu, son tutanağın 20/01/2025 tarihinde düzenlendiği, eldeki davanın ise 31/01/2025 tarihinde açıldığı, davaya konu trafik kazası sonucunda davacı yaralanmış ve bu eylem için 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nda öngörülen ceza zamanaşımı süresi 8 yıl olup, 8 yıllık ceza zamanaşımı süresinin dolduğu 27/12/2024 tarihine 7226 sayılı Kanun gereği 95 gün eklendiğinde dahi dava tarihi itibariyle 2918 sayılı Kanun'un 109/2. maddesininde belirtilen 8 yıllık ceza zamanaşımı süresinin dolup dolmadığı, aynı şekilde dosyada mübrez vekaletnameden Diyarbakır Barosu Avukatlarından olan davacı vekilinin yukarıda anılan kararname kapsamında 2 aylık süreden de faydalanma imkanın da olup olmadığı araştırılıp tartışılmadan yazılı şekilde davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesi isabetsizdir. Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353(1)-a-6 ve 355. maddeleri gereğince kabulüne karar verilmesi gerektiğinden, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın yeniden görülmesi için dosyanın yerel mahkemeye gönderilmesine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf isteminin KABULÜNE, İlk Derece Mahkemesinin yukarıda anılan kararının 6100 sayılı HMK'nın 353(1)-a-6 ve 355. maddeleri uyarınca KALDIRILMASINA, 2-Dosyanın, davanın yeniden görülmesi için mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 3-Taraflarca peşin yatırılan istinaf karar ve ilam harcının talebi halinde yatıran tarafa iadesine, 4-Dosya üzerinde inceleme yapılması nedeniyle avukatlık ücreti takdirine yer olmadığına, 5-İstinaf yasa yoluna başvuran tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin İlk Derece Mahkemesince verilecek nihai kararda dikkate alınmasına, 6-Temyizi kabil olmayan işbu karar ilamının, hukuki dinlenilme hakkı gereği HMK’nin 27 ve 359/4 maddeleri uyarınca taraflara tebliğ, harç ve avansı iade işlemlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yerine getirilmesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde 6100 sayılı HMK'nun 362/1-g maddesi gereğince KESİN olmak üzere oybirliği ile karar verildi. Gerekçeli Karar Yazım Tarihi:03/12/2025 Bu belge 5070 Sayılı Elektronik İmza Kanunu kapsamında e-imza ile imzalanmıştır.