T.C. DİYARBAKIR BAM 10. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2026/611 - 2026/455 T.C. DİYARBAKIR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 10. HUKUK DAİRESİ Dosya No : 2026/611 Karar No : 2026/455 Karar Tarihi : 05/03/2026 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : Diyarbakır Asliye Ticaret Mahkemesi DAVANIN KONUSU : Tazminat (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) Taraflar arasındaki davasının yapılan yargılaması sonunda ilk derece mahke…
T.C. DİYARBAKIR BAM 10. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2026/611 - 2026/455 T.C. DİYARBAKIR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 10. HUKUK DAİRESİ Dosya No : 2026/611 Karar No : 2026/455 Karar Tarihi : 05/03/2026 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : Diyarbakır Asliye Ticaret Mahkemesi DAVANIN KONUSU : Tazminat (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) Taraflar arasındaki davasının yapılan yargılaması sonunda ilk derece mahkemesince verilen ve yukarıda tarih numarası gösterilen ara karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmakla; dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekilinin 28/11/2025 tarihli dava dilekçesiyle, eser sözleşmesi uyarınca avans olarak verilen fakat sözleşmenin feshi nedeniyle bedelsiz kalan 30.11.2025 vade tarihli ve 1.100.000 TL, 30.11.2025 vade tarihli ve 1.000.000 TL, 30.11.2025 vade tarihli ve 400.000 TL, 31.12.2025 vade tarihli ve 300.000 TL, 31.12.2025 vade tarihli ve 2.000.000 TL, 31.12.2025 vade tarihli ve 500.000 TL çeklerin bankaya ibrazı halinde karşılığının ödenmemesi, ciro edilmemesi ve takibe konu edilmemesi yönünde teminatsız veya takdir edilecek %10 teminat mukabilinde HMK 389 uyarınca ihtiyati tedbir kararı verilmesini; eser sözleşmesi uyarınca iş yapma borcunu yerine getirmeyip eksik bırakan, sözleşmenin haklı nedenle feshine yol açıp müvekkilin dava dışı 3.kişiye aynı işi/kalan eksik işleri yaptırmaya ve bu suretle de 5.010.948 TL zarara yol açan davalının menkul-gayrimenkul malları ile hesap hak ve alacakları üzerine şimdilik 100.000,00 TL için ihtiyati haciz konulmasına karar verilmesini talep ettiği, ilk derece mahkemesinin 02/12/2025 tarihli ara kararı ile; "...İhtiyati tedbir talepleri yönünden;...talep eden tarafından ihtiyati tedbir talebine konu çeklerin davalıya eser sözleşmesi kapsamında verildiğinin iddia edildiği ve talep eden tarafça 30.11.2025 vade tarihli ve 1.100.000,00.-TL bedelli, 30.11.2025 vade tarihli ve 1.000.000,00.-TL bedelli, 30.11.2025 vade tarihli 400.000,00.-TL bedelli, 31.12.2025 vade tarihli 300.000,00.-TL bedelli, 31.12.2025 vade tarihli 2.000.000,00.-TL bedelli ve 31.12.2025 vade tarihli 500.000,00.-TL bedelli olmak üzere toplam 5.300.000,00.-TL bedelli çekler hakkında ihtiyati tedbir talep edildiği, ihtiyati tedbir talep eden vekilince dosyaya sunulan sözleşmenin incelemesinde; ihtiyati tedbir talebine konu çeklerin sözleşme kapsamında verildiğine ilişkin herhangi bir ibarenin yer almadığı, talep eden tarafça bir kısım hak edişlere ilişkin hak ediş belgesi sunulduğu, işin ne kadarının yapılıp yapılmadığı hususunun ise yargılamayı gerektirdiği, ihtiyati tedbir talep edenin haklılığını yaklaşık olarak ispat eder nitelikte başka herhangi bir belge sunmadığı, yalnızca davacı tarafın beyanlarının yaklaşık ispat olarak kabul edilemeyeceği değerlendirilmekle; ödeme yasağı konulması ve çeklerin icra takibine konu edilmemesine yönelik ihtiyati tedbir taleplerinin ayrı ayrı reddine karar vermek gerekmiştir. İhtiyati haciz talebi yönünden;...ihtiyati haciz yönünden yaklaşık ispat şartının gerçekleşmediği, ihtiyati haciz talep edenin iddiasını destekler nitelikte başkaca belge ve delil de sunulmadığı, somut talebin bu haliyle yargılamayı gerektirdiği kanaatine varıldığından, İİK'nın 257. maddesinde yer alan yasal koşulları taşımayan ihtiyati haciz talebinin reddine karar verilmiştir..." gerekçesiyle "1-İhtiyati tedbir taleplerinin ayrı ayrı reddine, 2-İhtiyati haciz talebinin reddine," karar verildiği, kararın davacı vekiline 08/12/2025 tarihinde tebliğ edildiği, anılan ret kararına karşı davacı vekili tarafından 03/12/2025 tarihinde süresinde istinaf kanun yoluna başvurulduğu görülmüştür. HUKUKİ SEBEPLER VE GEREKÇE: İhtiyati Haciz Talebinin Reddi Yönünden; Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan müspet ve menfi zararların tahsili ile sözleşme kapsamında verildiği iddia edilen avans çekleri nedeniyle borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir. Davacı vekilinin talebi ise, ilk derece mahkemesince verilen "ihtiyati haciz talebinin reddi" ve "İhtiyati tedbir taleplerinin ayrı ayrı reddi" ara kararlarının kaldırılması istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. İhtiyati haciz, İcra ve İflas Kanunu'nun (İİK) 257. ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. İİK'nun 257. maddesinde düzenlenen ihtiyati haciz, alacaklının bir para alacağının zamanında ödenmesini güvence altına almak için mahkeme kararı ile borçlunun mallarına (önceden) geçici olarak el konulmasıdır. HMK'nun 406/2. maddesinde geçici hukuki koruma olarak kabul edilen ihtiyati haczin koşullarını düzenleyen İİK'nun 257. Maddesinde; "Rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklarıyla diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir. Vadesi gelmemiş borçtan dolayı yalnız aşağıdaki hallerde ihtiyati haciz istenebilir: 1-Borçlunun muayyen yerleşim yeri yoksa; 2-Borçlu taahhütlerinden kurtulmak maksadıyla mallarını gizlemeğe, kaçırmağa veya kendisi kaçmağa hazırlanır yahut kaçar ya da bu maksatla alacaklının haklarını ihlal eden hileli işlemlerde bulunursa; Bu suretle ihtiyati haciz konulursa borç yalnız borçlu hakkında muacceliyet kesbeder” hükmüne yer verilmiştir. Maddenin birinci fıkrasında vadesi gelmiş borçlar için ihtiyati haciz talep etme koşulları; ikinci fıkrada ise vadesi gelmemiş borçlar için ihtiyati haciz istenebilecek haller düzenlenmiştir. Gerek birinci, gerekse ikinci fıkra hükümleri dikkate alındığında, ihtiyati haciz talep edebilmek için, öncelikle ortada bir para borcunun bulunması, bir diğer deyişle ihtiyati haciz talep eden kişinin talep konusu borcun alacaklısı sıfatına sahip olması gerekir. Maddenin birinci fıkrasına göre ihtiyati haciz isteyebilmek için, alacağın kural olarak vadesinin gelmiş olması gerekir. Vadesi gelmiş borçlar için ihtiyati haciz istenebilmesinin diğer bir şartı ise alacak rehin ile temin edilmemiş olmalıdır. Rehin ile temin edilmiş olan bir alacak teminata haiz olduğu için ihtiyati hacze gerek yoktur. Fakat rehinli malın kıymetinin rehinli alacağı karşılamayacağı tahmin ediliyorsa, karşılanamayacağı (açık kalacağı) tahmin edilen bölümü için, ihtiyati haciz istenebilir. Yine alacağın rehin ile temin edilmiş olmasına rağmen, istisna olarak, ilk önce rehnin paraya çevrilmesi yolu ile takip yapmak zorunluluğu olmayan hallerde, alacaklı (rehinle temin edilmiş olan alacağı için) ihtiyat haciz isteyebilir (Baki Kuru, İcra ve İflas Hukuku El kitabı) Yukarıda belirtilen şartların bulunması halinde, vadesi gelmiş bir borcun alacaklısı, ihtiyati haciz için gerekli "yaklaşık ispat" şartının da gerçekleşmesi durumunda başka bir şart aranmaksızın ihtiyati haciz isteme hakkına sahiptir. Vadesi gelmemiş bir borçtan dolayı ihtiyati haciz talep edilebilmesi ise; İİK’nun 257. maddesinin ikinci fıkrasında düzenlenmiştir. Söz konusu fıkraya göre, borçlunun muayyen yerleşim yeri yoksa, borçlu taahhütlerinden kurtulmak maksadıyla mallarını gizlemeğe, kaçırmağa veya kendisi kaçmağa hazırlanır yahut kaçar ya da bu maksatla alacaklının haklarını ihlal eden hileli işlemlerde bulunursa, bu hallerde ihtiyati haciz talep edilebilecektir. İİK'nun "ihtiyati haciz kararı" kenar başlıklı 258. maddenin birinci fıkrasının 2. cümlesinde “Alacaklı alacağı ve icabında İhtiyati haciz sebepleri hakkında mahkemeye kanaat getirecek delilleri göstermeye mecburdur.” denilmektedir. İhtiyati haciz kararı verilebilmesi için bir kimsenin aleyhine delil olmak üzere vücuda getirdiği bir belgenin varlığı şart değildir. İhtiyati haciz kararı verilirken dikkat edilmesi gereken hususun alacağın yazılı delille ispatı değil, alacağın varlığı konusunda hâkime kanaat verecek dellilerin sunulmasıdır. Hâkim, taraflar arasındaki ilişkiye, alacağı doğuran sebebin şekline ve niteliğine göre ibraz edilen delilleri değerlendirerek alacağın varlığı hakkında bir kanaata vardığı takdirde İİK'daki diğer şartlar mevcutsa, ihtiyati haciz talebini kabul edecektir. Alacağın varlığına kanaat getirilmesi yaklaşık ispattır. Somut olayda, davacının menfi ve müspet zarar iddiasının taraflar arasındaki sözleşmeye dayandığı, tarafların iddia ve savunmalarının gerçekliği ve sübutunun yapılacak olan yargılama sonunda ortaya çıkacağı, davacının davaya konu müspet ve menfi zararlarının varlığı ve miktarı ile muacceliyetinin yargılamayı gerektirdiği, somut olarak borç ikrarını içeren bir belge de bulunmadığı, dolayısı ile ihtiyati haciz için yaklaşık ispatın gerçekleşmediği anlaşılmakla ihtiyati haciz talebinin reddine yönelik ilk derece mahkemesi kararında usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı ve davacı vekilinin istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı anlaşılmıştır. İhtiyati Tedbir Talebinin Reddi Yönünden; Dosya içeriğine göre; davacı şirket ile davalı şirket arasında ....... tarihli ..... sözleşme numaralı, "T.C. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Toplu Konut İdaresine .... İnşaatı İle Alt Yapı ve Çevre Düzenlemesi İşi" ne ait proje ve şartnamelere göre tekniğine ve amacına uygun olarak "Tüm Projede Yer Alan Parke Taşı ve Bordür Taşı Yapım İşi" konusunda sözleşme imzalandığı, davacı tarafça bu sözleşme kapsamında keşide edilerek davalıya verilen dava konusu çeklerin (30.11.2025 vade tarihli ve 1.100.000 TL, 30.11.2025 vade tarihli ve 1.000.000 TL, 30.11.2025 vade tarihli ve 400.000 TL, 31.12.2025 vade tarihli ve 300.000 TL, 31.12.2025 vade tarihli ve 2.000.000 TL, 31.12.2025 vade tarihli ve 500.000 TL çeklerin) bedelsiz kaldığı iddiasıyla eldeki menfi tespit davasının açıldığı anlaşılmaktadır. İhtiyati tedbirin tanımı ve koşulları 6100 sayılı HMK'nun 389.maddesinde belirtilmiştir. Buna göre;mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağı veya tamamen imkansız hale gelebileceğinden endişe edilmesi hallerinde uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir. HMK 390/1maddesi kapsamında tedbir talep eden taraf dilekçesinde ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır. Ayrıca, 6100 sayılı HMK m. 389 vd. hükümlerinde geçici hukukî himayenin bir türü olan ihtiyatî tedbirlere ilişkin düzenleme genel nitelikte olup; 2004 sayılı İİK m. 72 hükmünde menfî tespit davaları hakkındaki tedbirlerin özel olarak düzenlenmiş olması, bu davada, 6100 sayılı HMK m. 389 vd. hükümlerinin uygulanmasına engel teşkil etmeyecektir. Geçiçi hukuki koruma yargılamasını, asıl hukuki koruma yargılamasından ayıran özelliklerden biri, ispat ölçüsüdür. Kanunda açıkça öngörülmemişse ya da işin niteliği gerekli kılmıyorsa, bir davada yaklaşık ispat değil, tam ispat aranır. Çünkü hâkim, mevcut ispat ve delil kuralları çerçevesinde, tarafların iddia ettiği bir vakıa konusunda tam bir kanaate varmadan o vakıayı doğru kabul edemez. Oysa, 6100 sayılı HMK m. 390(3) hükmünde, ihtiyati tedbire karar verebilmek için yaklaşık ispat gerekli ve yeterli görülmüştür. Madde gerekçesinde ise, HMK m. 390(3) hükmündeki düşürülmüş ispat ölçüsü çerçevesinde, tam kanaat değil, kuvvetle muhtemel, yaklaşık bir kanaat yeterli görülmektedir. Talep eden keşideci olup, keşidecicinin temel ilişkide borçlu olmadığını, örneğin işin yapılmadığını iddia ederek muhatap bankanın lehtara çek bedelini ödemesini engelleyemeyeceği, bu konuda yapabileceği yegane şeyin, çekin bankaya ibrazından önce mahkemeye başvurarak muhatap banka tarafından çek bedelinin lehtara ödenmesini önleme hususunda ihtiyatî tedbir kararı verilmesini istemek olduğu, aksi takdirde bedelsiz olduğu iddia edilen çekin banka tarafından lehtara ödeneceği ve keşidecinin bundan zarar göreceği, başka bir koruma yolu da bulunmadığına göre, bu hususta yaklaşık ispat olgusunun gerçekleşmesi halinde ihtiyatî tedbir kararı verilebilecektir. Yukarıda anılan ilke ve esaslar çerçevesinde somut olay değerlendirildiğinde; talep eden tarafından ihtiyati tedbir talebine konu çeklerin davalıya eser sözleşmesi kapsamında verildiğinin iddia edildiği ve talep eden tarafça dava konusu çekler hakkında ihtiyati tedbir talep edildiği, ihtiyati tedbir talebine konu çeklerin sözleşme kapsamında verildiğine ilişkin herhangi bir ibarenin sözleşmede yer almadığı, talep eden tarafça bir kısım hak edişlere ilişkin hak ediş belgesi sunulmuş ise de işin ne kadarının yapılıp yapılmadığı hususunun yargılamayı gerektirdiği, ihtiyati tedbir talep eden tarafından yaklaşık ispat şartının yerine getirilmediği anlaşılmakla ihtiyati tedbir taleplerinin ayrı ayrı reddine yönelik ilk derece mahkemesi kararında usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı ve davacı vekilinin istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı anlaşılmıştır. Bu itibarla, dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, HMK m. 355/1 gereği incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, re'sen gözetilmesi gereken, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılmasına göre; davacı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden HMK m. 353/1-b-1 gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-)Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nin 353/(1)-b.1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-)Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL harçtan peşin alınan 615,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 116,60 TL harcın davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, 3-)İstinaf yargılama giderinin istinaf eden davacı üzerinde bırakılmasına, 4-)İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 5-)Kullanılmayan gider avansının kararın kesinleşmesinden sonra 6100 sayılı HMK'nın 333.maddesi uyarınca ilgililerine iadesine, 6-)6100 sayılı HMK'nın 7035 sayılı Kanun ile değişik m. 359(4) maddesi uyarınca Dairemiz kararının ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 6100 sayılı HMK'nun 362/1-f maddesi gereğince KESİN olmak üzere oybirliği ile karar verildi. Gerekçeli Karar Yazım Tarihi: 05/03/2026 Bu belge 5070 Sayılı Elektronik İmza Kanunu kapsamında e-imza ile imzalanmıştır.