İSTİNAF KARAR TARİHİ: 27/01/2026 Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle,Müvekkilin davalı adına... sıra numaralı irsaliyeli faturaları düzenlediği, faturalara herhangi bir itirazda bulunulmadığını, borcun ödenmemesi nedeniyle icra takibi…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 43. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2022/1084 KARAR NO : 2026/110 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 09/09/2021 NUMARASI : 2020/412 Esas - 2021/620 Karar DAVA: Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan) İSTİNAF KARAR TARİHİ: 27/01/2026 Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle,Müvekkilin davalı adına... sıra numaralı irsaliyeli faturaları düzenlediği, faturalara herhangi bir itirazda bulunulmadığını, borcun ödenmemesi nedeniyle icra takibi başlatıldığını ancak davalının borca kötü niyetle itiraz ettiğini, anılan nedenlerle itirazın iptali ile takibin devamını, davalının %20'den az olmamak üzere icra inkâr tazminatına mahkûm edilmesini iddia ve talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle, İcra takibine konu faturaları davacının tek taraflı düzenlediğini, faturaların teslim alan kısımlarında imza bulunmadığını, davacıdan mal veya fatura alınmadığını ileri sürerek icra takibinin iptalini, davanın reddini, davacının kötü niyetli olmasından dolayı %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, " , ... Taraf şirketlerin ticari defter ve kayıtlarının bilirkişi marifeti ile incelenmesi neticesinde oluşturulan bilirkişi raporunda; "davalı adına düzenlenen irsaliyeli faturaların teslim alan kısımlarında herhangi bir isim ve imza bilgisine yer verilmediği, faturaların davalıya teslim edildiğini gösterir nitelikte herhangi bir belgenin dosyaya ibraz edilmediği" yönünde inceleme ve tespitlerde bulunduğu anlaşılmıştır. Sonuç olarak, davalının takibe konu 3 adet irsaliyeli faturalardan kaynaklı ticari defterlerinde kayıt bulunmadığı, davacı şirketin tek başına davalı adına irsaliyeli fatura düzenlemiş olması yeterli olmayıp söz konusu faturanın karşı tarafa tebliğ gerektiği, somut olayımızda yapılan inceleme neticesinde davacının davalı adına düzenlediği takibe konu 3 adet irsaliyeli faturaları tebliğ ettiğine dair bir bilgi ve belgeyi mahkememize sunmadığı, bu haliyle davacının talep ettiği 61.137,50 TL miktar kadar davalıdan irsaliyeli faturalardan kaynaklı alacağının olduğunu ispatlayamadığı, davalı adına düzenlenen davaya konu faturaların davalıya teslim edildiği hususunun da ispatlanamadığı anlaşılmakla ispatlanamayan davanın reddine karar vermek gerekmiştir. Her ne kadar davacı taraf alacak iddiasının kanıtlayamadığı sabit ise de davanın kötüniyetle açıldığının da sabit olmaması nedeniyle davalı yanın kötü niyet tazminatı isteminin reddi gerektiği anlaşılmakla koşulları oluşmadığından davalının kötü niyet tazminatı isteminin reddine," karar verilmiştir.Bu karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesinin vermiş olduğu karar eksik incelemeye ve davalı tarafın gerçek dışı beyanlarına dayandığını, davalı tarafın ısrarlı bir şekilde davacı firma ile herhangi bir ticari ilişkisinin olmadığını, hatta davalı firmayı tanımadığını, defter ve kayıtlarında da bu hususun açık olduğunu ifade ettiğini, daha önce davalı firma ile davalı taraf arasında ticari ilişki olduğunun kanıtlanması durumunda davalının defter ve kayıtlarını usule aykırı tuttuğunun ortaya çıkacağını, usulüne uygun tutulmuş davacı defter ve kayıtlarına itibar edileceğini ve haklılığının ortaya çıkacağını, çek defterlerinin mahkemece ilgili bankalardan ibrazı gerektiğini, davacının defter ve kayıtları incelendiği vakit davalının davacı firmaya 22.07.2016 vade tarihli 26.000 TL lik çek verdiğinin görüldüğünü, ilgili çek karneleri dosya içerisine girdiği takdirde davalının beyanlarına ve sunmuş olduğu defter ve kayıtlara güvenilemeyeceğinin ortaya çıkacağını, sunulan beyan dilekçesi ve taleplerinin ilk derece mahkemesi tarafından dikkate alınmadığını, davalı tarafın iddiasının çürütülmesi için davalı tarafın 2015-2016-2017 yıllarına ait kullanmış olduğu çek defterlerinin ilgili bankalardan istenmesi gerektiğini, davalıya ait ilgili çek defterleri celp edildiği takdirde, davalının defter ve kayıtlarını usulüne uygun olarak tutmadığının anlaşılacağını beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir. GEREKÇE : Dava; ticari satım sözleşmesinden kaynaklanan fatura alacağının tahsili istemiyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince dosyaya toplanan deliller ile davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili tarafından yukarda yazılı sebepler ile istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinafa gelen uyuşmazlık temelde; davanın ispatlanmış olup olmadığı noktasındadır. Davacı alacaklı tarafından davalı hakkında, İstanbul Anadolu 24. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takip dosyası ile " 3 adet fatura alacağı" borcun sebebi gösterilerek toplam 61.137.50 TL asıl alacağın tahsili istemiyle ilamsız takip başlatıldığı, takip talebine irsaliyeli fatura ve cari hesap ekstresi eklendiği, takibe borçlunun itirazı üzerine takibin durduğu ve süresinde itirazın iptaline ilişkin iş bu davanın açıldığı görülmektedir. Kural olarak salt faturanın düzenlenmiş olması, dayanağı kanıtlanamayan faturaların düzenleyenin defterlerinde kayıtlı olması ve faturaya itiraz edilmemiş olması tek başına akdi ilişkinin kanıtı olamaz. (Yargıtay HGK'nun 19/09/2018 Tarih, 2017/19-915 Esas ve 2018/1338 Karar Sayılı İlamı). Başka bir ifadeyle dava konusu faturaya konu sözleşmesel ilişkinin varlığı ile edimin ifa edildiğinin HMK'nın 200 ve devamı maddeleri uyarınca yazılı delillerle ispatlanması gereklidir. Zira fatura, sözleşmenin infaz aşamasına ilişkin vesikalardan olup sözleşmesel ilişkinin ve edimin ifasının ispatında başkaca delillerle desteklenmediği sürece delil niteliğini haiz olmaz. Türk Medeni Kanunu’nun 6. Maddesi; “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür” hükmünü içermektedir. Yine HMK’nın 190/1. maddesine göre ise, ispat yükü, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Öte yandan ispat yüküyle ilgili kanunda açık bir hüküm bulunması halinde öncelikle ona bakılmalıdır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu(HMK)'nun 222. maddesine göre, Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. Ayrıca ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Diğer tarafın 2.fıkra hükmüne uygun olarak tutulan ticari defterlerinin ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi halinde ticari defterler sahibi leline delil olarak kullanılamaz. Maddede sayılan şartların birlikte bulunması halinde ticari defterler kesin delillerdendir ve aksi ancak senet veya diğer kesin deliller ile ispatlanabilir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu(TTK)'nun 21/2. maddesinde, bir fatura alan kişinin aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılacağı düzenlenmiştir. Faturaya sekiz günlük süre içinde itiraz edilmemişse, TTK. m 21/2'ye göre, itiraz etmeyen kimse, fatura içeriğini kabul etmiş sayılır. Ancak sekiz gün içinde itiraza uğramayan fatura, taraflar arasında, aksi iddia ve ispat edilemeyen bir delil, geçici bir zaman için de olsa borçluyu sorumlu kılan bir ödeme emri de sayılmaz. İtiraza uğramayan fatura, içeriğinin aksi ispat edilebilir ticari bir belgedir. Ayrıca adına fatura düzenlenen, bu faturayı ticari defterlerine itirazsız olarak kaydetmişse, bu kayıt, fatura konusu sözleşmenin ve bu sözleşmedeki işin yapıldığı anlamına gelir. Borçlu taraf, faturaları ticari defterine işlemişse, borcun doğmadığını veya borcu ödediğini ispatlamak zorundadır. Zira, davalının kendi ticari defterlerindeki kayıtlar aleyhine delil teşkil eder. İşletme defteri, işletme hesabı esasına göre tutulur (VUK m. 193). İşletme hesabının sol tarafını gider, sağ tarafını gelir kısmı oluşturur. Gider kısmına satın alınan mallar veya yaptırılan hizmetler karşılığında ödenen veya borçlanılan paralar ve işletme ile ilgili bütün giderler kaydedilir. Gelir kısmına ise, satılan mal bedeli veya yapılan hizmet karşılığı olarak tahsil edilen paralarla, tahakkuk eden alacaklar ve işletme faaliyetinden elde edilen diğer tüm gelirler kaydedilir (VUK m. 194/1-2). Gider ve gelir kayıtlarının en az sıra numarası, kayıt tarihi, işlemin niteliği ve meblağı içermesi gerekmektedir (VUK m.194/2). Bu defterin niteliği gereği bu kayıtlar dışında alım satıma ilişkin ödeme, tahsilat, banka vb. Kayıtlar tutulmamaktadır. Bu sebeple bu hususlar bu defterde yer almamaktadır. Eldeki uyuşmazlıkta davalı taraf "işletme defteri" tutmakta, işletme defterinin gelir ve gider esasına göre tutulması nedeniyle alınan mal ve hizmetin gider olarak kaydedildiği, satılan mal ve hizmetin gelir olarak kaydedildiği, alınan ve yapılan ödemelerin kaydedilmediği, bu sebeple bu defterde davalının borç/alacak bakiyesinin görülme imkanının bulunmadığı anlaşılmaktadır.Taraflar arasında yazılı bir sözleşme bulunmamakta, davalı tarafça davacı ile ticari bir ilişkisi olmadığı savunulmaktadır. Dosya arasına kazandırılan vergi dairesinden gönderilen davacı ve davalının BA ve BS formları incelendiğinde davacının dayandığı 3 adet faturanın KDV siz tutarı olan 51.810,00 TL alışın davalı tarafça bağlı bulunduğu vergi dairesine beyan edildiği, davacının da aynı miktar satışa ilişkin beyanının Ümraniye vergi dairesine beyan ettiği anlaşılmaktadır. Bu haliyle davalının teslim almadığı fatura, mal veya hizmet için vergi dairesine beyanda bulunması düşünülemeyeceği gibi fatura içeriği malları teslim aldığının da kabulü gerekir. Oysa davalı tarafça sadece ticari ilişki inkar edilip ödeme veya borcu sona erdiren başka bir itiraz veya defi ileri sürülmemiş olmakla davanın kabulü yerine reddine dair verilen karar isabetli değildir. İcra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için takibe konu alacağın likit olması zorunludur. Her uyuşmazlığın kendine özgü özelliklerine göre değişmekle birlikte, bir uyuşmazlıkta alacağın likit olup olmadığı belirlenirken alacak ve onun borçlusu birlikte değerlendirilmelidir. Buna göre, likit bir alacaktan söz edilebilmesi için ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması; böylece, borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması; başka bir ifadeyle, borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir. Gerek borç ve gerekse borçlu bakımından, bu koşullar mevcut olduğunda ortada likit bir alacak bulunduğu kabul edilmelidir. Eldeki davada, kendisin vergi dairesine BA formuyla beyan ettiği ve buradan hareketle fatura ve içeriği malları teslim aldığı kabul edilen davalının borcunun likit (belirlenebilir) olup, hüküm altına alınan miktar üzerinden davacı yararına icra inkar tazminatına hükmedilmesinin şartları oluşmuştur. HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; Mahkemece eldeki davanın reddine karar verilmesi isabetli görülmemiş ve bu nedenle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden yargılama yapılmasına gerek bulunmadığından Dairemizce esas hakkında yeniden karar verilmek suretiyle davanın kabulüne dair aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE; istinaf incelemesine konu İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353(1)b-2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, 1- Davanın KABULÜ ile; Davalının İstanbul Anadolu 24. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasına yaptığı itirazın 61.137.50 TL asıl alacak yönünden iptali takibin devamına, 2- Asıl alacak miktarına takip tarihinden itibaren avans faizi yürütülmesine, 3-İtirazın iptaline karar verilen alacağın %20'si olan 12.227,50 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, 4- Davalının kötü niyet tazminat talebinin reddine, 5- Harçlar Kanunu uyarınca alınması gerekli 4.176,30 TL harçtan peşin alınan 1.044,08 TL harcın mahsubu ile eksik 3.132,22 TL karar ve ilam harcının davalıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 6-Davacı tarafından başlangıçta yatırılan 1.044,08 TL peşin harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 7-Davacı tarafın yargılama sırasında yapmış olduğu başvuru harcı 54,40 TL, posta ve tebligat gideri 969,00 TL, bilirkişi ücreti 1.700,00 TL, olmak üzere toplam 2.723,40 TL yargılama masrafının davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine, 8-Davacı taraf yargılama sırasında kendini vekille temsil ettirdiğinden kabul edilen tutar üzerinden hesaplanan hüküm tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T uyarınca 45.000,00 TL avukatlık ücretinin davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine, 9-Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-(11) maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Yönetmeliğinin 26/2 maddeleri ile Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.320,00TL arabuluculuk ücretinin davalıdan tahsili ile Hazineye Gelir Kaydına, 10-Karar kesinleştiğinde kullanılmayan gider ve delil avansının HMK 333 .maddesi ve Gider Avansı Tarifesinin 5. maddesi uyarınca yatırana iadesine 11-İstinaf Yargılamasına İlişkin Olarak; a-Davacı vekilince yatırılan istinaf karar harcının istemi halinde kendisine iadesine, b-Davacı tarafça istinaf aşamasında yapılan 220,70 TL istinaf başvuru harcı, 40,00 TL posta ve tebligat gideri toplam 260,70 TL yargılama masrafının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 27/01/2026