İSTİNAF KARAR TARİHİ:12/02/2026 Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen davanın kısmen kabulüne ilişkin hükmün davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;Müvekkil banka ile davalı borçlu ....Şti. arasında akdedilen Genel Kredi Sözleşmesi uyarınca borçlu şirkete Şirket Kredi Kartı, Teminat…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 43. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO:2022/1212 KARAR NO:2026/219 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:İSTANBUL 15. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ:24/03/2022 NUMARASI:2020/582 Esas - 2022/256 Karar DAVA:Banka Dışındaki Diğer Kredi Kuruluşlarına İlişkin Düzenlemelerden Kaynaklanan (İtirazın İptali) İSTİNAF KARAR TARİHİ:12/02/2026 Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen davanın kısmen kabulüne ilişkin hükmün davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;Müvekkil banka ile davalı borçlu ....Şti. arasında akdedilen Genel Kredi Sözleşmesi uyarınca borçlu şirkete Şirket Kredi Kartı, Teminat Mektupları, Ticari Kredili Mevduat Hesabı ve Taksitli Ticari Krediler kullandırıldığını, diğer davalılar ..., ... ve ... Şti. 'nin ise müteselsil kefil sıfatıyla sözleşme kapsamınca borçtan sorumlu olduklarını, borçların vadesinde ödenmemesi nedeniyle müvekkil banka tarafından kredi hesabının kat edildiğini ve Kahramanmaraş ... Noterliği'nin 13.02.2018 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesinin keşide edildiğini, ihtara rağmen borcun ödenmemesi üzerine, İstanbul 12. İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, ancak davalı borçlular tarafından 31.07.2019 tarihli dilekçe ile itiraz edildiğini, davalı tarafından ileri sürülen yetki itirazının, genel kredi sözleşmesinin 31. maddesi gereği, sözleşmeye ve hukuka aykırı olduğunu, taraflar arasında akdedilen Genel Kredi Sözleşmesinde borcun vadesinde ödenmemesi durumunda hangi faiz oranının uygulanacağının açıkça belirtilmiş olduğunu, belirterek; haksız itirazın iptaline ve İstanbul 12. İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı dosyası ile itiraz edilmiş kısım için de icra takibinin devamına, davalılar hakkında % 20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine ve yargılama masrafları ile vekalet ücretinin davalılara tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP:Davalıların cevap dilekçesi sunmadıkları anlaşılmıştır. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "..Mahkememizce bilirkişi ... 'in 05/11/2021 tarihli raporu alınmış, alınan rapordaki denetlenmeyen hususlar dikkate alınarak bilirkişi ...'in 01/03/2022 tarihli raporu alınmıştır. Bilirkişi ... in raporu karara esas alınmıştır. Tüm dosya kapsamına göre; Davacı banka ile davalı kredi asıl borçlusu ... Şti arasında 5.000.000,00 TL limitli 23.02.2015 tarihli Genel Kredi Sözleşmesi akdedildiği, GKS nin 27 maddesi ile davacı bankanın kayıtlarının taraflar arasında kesin delil olacağının kararlaştırıldığı, TBK 584 md 28.03.2013 de eklenen fıkra gereğince, 23.02.2015 tarihinde akdedilen sözleşmede kefil olan şirket ortağı ... ... (sözleşme tarihinde evli olması nedeniyle) yönünden eş muvafakati aranmayacağı, diğer sözleşme kefili ... ın bekar olduğu anlaşılmıştır.5.000.000 TL limit ile kefillerin borçtan sorumlu olacakları belirlenmiştir.Davalı kredi asıl borçlusu ... Şti ne taksitli kredi, kredili mevduat hesabı, şirket kredi kartı ile teminat mektubu kredilerinin kullandırıldığı,Kahramanmaraş ... Noterliğinin 13.02.2018 tarih ve ... yevmiye sayılı ihtarnamesi ile cari hesabın 12.02.2018 tarihi itibariyle kesildiği ve kat edildiği toplam 1.089.138,86 TL nakdi alacağın (24) saat içinde ödenmesi, ayrıca gayrinakdi teminat mektubu bedeli 100.000,00 TL'nın depo edilmesinin istendiği ,davalı kredi asıl borçlusu ... Şti ne ( daimi birlikte çalışan ...'a ) 16.02.2018 tarihinde tebliğ edildiği,davalı kefil-... a bizzat 16.02.2018 tarihinde tebliğ edildiği, davalı kefil-... ... a TK 21 gereği 16.02.2018 tarihinde tebliğ edildiği davalı kefil-... Şti. ( daimi birlikte çalışan ...'a) 16.02.2018 tarihinde tebliğ edildiği, hesap kat ihtarı ile ödeme için verilen (1) günlük mehil süresi bitiminde davalıların 18.02.2018 tarihinde temerrüde düştükleri ancak davacı bankanın temerrüt tarihi itibariyle alacaklarını kanuni takip hesabına aktarmayıp, sanki kredi hesapları kesilip kat edilmemiş gibi asli hesaplar (orijinal hesaplar) üzerinden işlemler yapmaya devam ettiği, bu süreçte kat ihtarına konu edilen kredilerin belli bir kısmının tahsil edildiği, belirlenen 18.02.2018 tarihinin fiilen geçerli olmadığı, asli hesapların kapatılıp kanuni takip hesabına aktarıldığı 20.12.2018 tarihinden itibaren temerrüt faizi hesaplanmıştır. Sözleşmenin 22. maddesi: " Müşteri, muaccel olan veya muaccel sayılan kredi borcuna temerrüt faizi uygulanacağını, temerrüt faizinin ise sözleşmeden farklı bir oran belirlenmediği sürece, kredi borcunun muaccel olduğu tarihte cari olan Bankanın TCMB'na uygulanacağını bildirdiği en yüksek kredi faiz oranına yüzde yüzünün (%I00) ilavesiyle bulunacak oran üzerinden hesaplanacak oran olduğunu; ödeyeceği bu faizlerin fon, vergi, harç vb mevzuat veya sözleşme gereğince ödenmesi gereken diğer mali yükümlülüklerini mevzuat değişikliği ile sonradan getirilecek her türlü vergi ve yükümlülüklerini, yasal takip giderleri, vekalet ücreti ve sair her türlü mali külfetlerini de ödeyeceğini kabul ve taahhüt eder."; denildiği, Yargıtay 19.HD. 16.01.2017 tarih, 2016/6468 E. ve 2017/134 s. K. " taraflar arasında düzenlenen sözleşmede temerrüt faiz oranı, açıkça belirtilmemiş olup, bankaca uygulanan kredi faiz oranlarına...%50 ilavesi şeklinde hüküm bulunmaktadır. bu durumda temerrüt faizinin tespitinde, bankanın tcmb bildirdiği faiz oranları, temerrüt faiz oranlarının tespitinde esas alınmaz. o halde kullandırılan kredi çeşitlerine göre bankanın kat tarihinde fiilen uyguladığı akdi fiaz oranı belirlendikten sonra, sözleşme hükmüne göre %50 ilavesi ile temerrüt faizinin belirlenmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş ve karar bozulmuştur." içtihadı mevcuttur. Taksitli Kredi için davacı bankaca TCMB ye %25 oranında faiz bildirimi yapıldığı ,ancak fiilen %16,44 oranında akdi faiz uygulandığı, buna göre sözleşmenin 22 m. uyarınca 2 katı mertebesinde %32,88 (16,44x2=) oranında temerrüt faizi belirlenmiştir. Davacı bankanın takip talebinde %50 oranında temerrüt faizi talebi yerinde bulunmamıştır. TC Merkez Bankasının 03.08.2013 tarih ve 28727 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 2013/10 sayılı Tebliği ile Kredi Kartı işlemlerinde uygulanacak azami faiz oranları hakkındaki Tebliğe (2006/1) 3/A maddesi eklenmiştir. Ticari nitelikteki .../... Kart borçlarına bundan böyle kredi kartları için açıklanan faiz oranları uygulanacaktır. Davacı banka tarafından kredi hesaplarının kanuni takip hesabına aktarıldığı dönemde TCMB ye akdi faizi %27 ve temerrüt faizini %33 olaak deklere ettiği tespit edilmiştir. Davacı banka ise takip talebinde %33,12 oranında temerrüt faizi talep etmiştir. TCMB tebliğlerine göre %33 temerrüt faiz oranı üzerinden hesap yapılmıştır. Kredili Mevduat Hesabı yönünden TCMB'nın 2013/8 sayılı tebliği gereğince davacı banka tarafından TCMB ye bildirilen %33 oranında temerrüd faizi istenebileceği,takip talebinde davacı banka tarafından %30,24 temerrüd faizi istendiği anlaşılmış davacı talebi ile bağlı olamk üzere hesap yapılmıştır. Yukarıda belirtilen esaslar sonucu 549.689,45 TL asıl borç toplamı üzerinden yapılan hesaplama ile; toplam 711.606,31 TL davacı banka alacağı hesaplanmıştır. Davacı banka ise takip talebinde 958.097,30 TL alacak talep etmiştir. 246.490,99 TL fazla talep bulunmaktadır. Farkın sebebi; 12.02.2018'den başlayıp takip tarihi 17.07.2019'a kadar %50 oranında temerrüt faizi uygulamıştır. Oysaki kredi hesapları her ne kadar 12.02.2018 tarihinde kat edilmiş ise de, davacı hesabın katı ve sonuçlarına itibar etmeksizin kredi hesaplarını kat tarihinden sonra canlı tutarak ödeme planı doğrultusunda 8 adet kredi taksitini tahsil etmiştir. Bu taksitlerden en son 27.08.2018 tarihli taksit tahsil edilmiştir. Keza diğer şirket kartı hesabına 10.11.2018 tarihine kadar tahsilat yapılmaya devam edilmiştir. Yine kredili mevduat hesabına 05.11.2018 tarihine kadar tahsilat yapılmaya devam edilmiştir. Öte yandan takip konusu krediler 20.12.2018 tarihinde kanuni takip hesaplarına aktarılmıştır. Dolayısıyla hesap kat tarihi 12.02.2018'den sonraki süreçte, kredi asli hesapları canlı tutularak, yani hesaplar sanki kat edilmemiş gibi peyderpey asli hesaplara tahsilatlar yapılmış olması ve nihayet adı geçen hesapların 20.12.2018 tarihinde yasal takip hesaplarına aktarılmış olmasıdır. Bu nedenle sözleşmenin fiilen 20.12.2018 tarihinde fesih edilmiş olduğu sabittir. Mahkememizce İstanbul 12 İcra müdürlüğünün... sayılı takip dosyasında İstanbul 10.icra müdürlüğü'nün ... dosyasıyla ve taraflar arasında tahsilde tekerrür olmamak üzere tüm davalılar yönünden; 604.523,55 TL üzerinden itirazın iptaline takibin devamına, fazla istemin reddine, 4.203,41 TL şirket kredi kartı asıl alacağına takip tarihinden itibaren %33 oranında faiz yürütülmesine,faizin %5 BSMV si ile tahsiline , 18.357,50 TL kredili mevduat hesabı asıl alacağına takip tarihinden itibaren %30,24 oranında faiz yürütülmesine, faizin %5 BSMV si ile tahsiline, 438.889,76 TL taksitli kredi hesabı asıl alacağına takip tarihinden itibaren %32,88 oranında faiz yürütülmesine,faizin %5 BSMV si ile tahsiline karar verilmiştir.İİK 67 koşulları oluştuğundan hüküm altına alınan 604.523,55 TL nin %20 si oranında icra inkar tazminatının davacı lehine davalılardan tahsiline" karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkeme tarafından oluşturulan kararın kabulünün mümkün olmadığını, yerel mahkemenin asıl alacağa, temerrüt tarihine ve temerrüt faiz oranlarına ilişkin kararlarının kabulü mümkün olmayıp söz konusu kararların hukuken muteber bir yanı bulunmadığını, dosyada mübrez 22.11.2021 tarihli bilirkişi raporuna itiraz ve 21.03.2022 tarihli bilirkişi ek raporuna itiraz dilekçelerinde de detaylı olarak izah edildiği üzere Yerel Mahkemece şirket kredi kartı hesabından kaynaklı kredi alacağı yönünden 4.203,41 TL asıl alacak hesabı yapılması yerinde olmayıp, işbu kredi alacağına yönelik esas alacağın 4.517,16 TL olduğu Kahramanmaraş ... Noterliği’ nin 13.02.2018 tarihli ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ve İstanbul 12. İcra Müdürlüğü’nün ... sayılı dosyasından mübrez ödeme emrinde de belirtildiğini, yerel Mahkemece tesis edilen kararda asıl alacağın eksik hesaplanmış olması tespit edilen bütün alacaklara sirayet ederek müvekkil banka nezdinde telafisi güç zararlara neden olacağını, banka ile davalı borçlu arasında imzalanan Genel Kredi Sözleşmesi uyarınca taraflar sözleşme serbestisi ilkesine dayanarak hangi krediye ne kadarlık bir faiz işletileceği hususunda anlaşmaya varabileceklerini, müvekkili banka ile davacı borçlular arasında imzalanan Genel Kredi Sözleşmesi’nin 22. maddesinde ise Temerrüt Faizi ve Diğer Mali Yükümlülükler başlığı altında düzenlendiğini, 6098 sayılı Borçlar Kanunu 88. maddesinde“…Faiz ödeme borcu sözleşme ile kararlaştırılmış ise buna itibar edilecektir...” hükmünün yer aldığını, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (“TTK”)’nun “Oran Serbestisi ve Bileşik Faizin Şartları” başlıklı 8. Maddesinde “(1) Ticari işlerde faiz oranı serbestçe belirlenir. (2) Üç aydan aşağı olmamak üzere, faizin anaparaya eklenerek birlikte tekrar faiz yürütülmesi şartı, yalnız cari hesaplarla her iki taraf bakımından da ticari iş niteliğinde olan ödünç sözleşmelerinde geçerlidir. Şu şartla ki, bu fıkra, sözleşenleri tacir olmayanlara uygulanmaz. (3) Tüketicinin korunmasına ilişkin hükümler saklıdır. (4) Bu maddenin ikinci ve üçüncü fıkralarına aykırı olarak işletilen faiz yok hükmündedir.” düzenleme bulunduğunu, ticari işlerde tarafların faiz oranını serbestçe kararlaştırabilecekleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (“TBK”)’nun 88. ve 120. madde hükümlerinde öngörülen sınırlamanın ticari işlerde uygulanmayacağı hususlarının kabul edildiğini, ticari işlerde faiz oranının serbestçe belirleneceğini düzenleyen TTK md. 8/f.1 hükmünün, TBK md. 88 ve 120 hükümlerine göre özel hüküm niteliğinde olduğunu ve öncelikle uygulanması gerektiğini, buna göre ticari nitelikte bir işte taraflarca kararlaştırılan oranlardaki anapara faizi ve temerrüt faizinin, kararlaştırılan bu oranlar çerçevesinde uygulanacağını, Yerel Mahkemece tesis edilen 2020/582 E. 2022/256 K. ve 24.03.2022 tarihli kararda temerrüt faizinin şirket kredi kartı için %33, tüzel kredili mevduat hesabı için %30,24 ve ihtiyaç kredilerinden kaynaklanan alacak için ise %32,88 olarak hesaba katıldığının görüldüğünü, hükme esas alınan bu faiz oranlarının taraflarınca kabulünün mümkün olmadığını, Yerel Mahkeme tarafından müvekkili banka alacağı tespit edilirken, dosyaya sundukları TCMB’ye bildirilen faiz oranları dikkate alınarak hesap yapılması gerekirken, eksik ve hatalı şekilde başkaca bir faiz oranı takdir edilerek bu yönde bir hesap yapılmasının hatalı olduğunu, eksik ve hatalı şekilde yapılan bu hesaplamanın kabulünün mümkün olmadığını, yapılan bu tespitin hükme esas alınmasının da usul ve yasaya aykırılık teşkil edeceğini, kat ihtarının 16.02.2018 tarihinde ..., ... Şti.’ye 20.02.2018 tarihinde ...’a tebliğ edilmiş olup, ihtarnamede verilen 24 saatlik sürenin dolmasıyla davalı asıl borçlu ile davalı kefiller ... ve ... Şti’nin 17.02.2018 tarihinde; diğer davalı kefil ...’ın ise 21.02.2018 tarihinde temerrüde düştüğünü, bu durumda bu tarihlerden başlamak üzere temerrüt faiz oranının usulüne uygun şekilde talep edilebileceğini, yerel Mahkeme tarafından her ne kadar ihtarnamede kredi hesabının kat edildiği fakat kredi hesabının fiilen kat edilmediği tespit edilerek temerrüt tarihinin 20.12.2018 tarihi olarak esas alınmış olsa da işbu tespitlerin kabulünün mümkün olduğunu, bu gerekçeye dayanılarak Yerel Mahkemenin dosyada mübrez 01.03.2022 tarihli bilirkişi ek raporunda tespit edilen temerrüt tarihi ile bağlı kalınarak temerrüt tarihinin 20.12.2018 tarihi olarak tespit edilmesinin hatalı olduğunu, bu hatalı tespitin hükme esas alınması nedeniyle, müvekkili banka alacağının olduğundan daha az hesaplandığını beyanla İstanbul 15.Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2020/582 Esas 2022/256 Karar Sayılı ve 24.03.2022 tarihli kararın istinaf incelmesi neticesinde kaldırılmasına, yargılama masrafları ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir. GEREKÇE:Dava, genel kredi sözleşmesinden kaynaklı başlatılan ilamsız icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir .İlk derece mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, karara karşı davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.İstinafa gelen uyuşmazlık temelde; faiz oranlarının ve temerrüt tarihinin hatalı belirlenip belirlenmediği, kredi kartına ilişkin asıl alacak miktarının doğru hesaplanıp hesaplanmadığı, bilirkişi raporunun hüküm kurmaya elverişli olup olmadığı noktalarındadır.Davacı banka ile davalı .... Şti arasında 23.02.2015 tarihinde toplam 5.000.000 TL limitli genel kredi sözleşmesi imzalandığı ve diğer davalıların bu sözleşmelere kredi limiti kadar kefil oldukları anlaşılmaktadır. 01.07.2012 tarihinden sonra akdedilen genel kredi sözleşmesi yönünden 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 583.maddesi uygulanacak olup, 583.maddeye göre kefalet sözleşmesi, yazılı şekilde yapılmadıkça ve kefilin sorumlu olacağı azamî miktar ile kefalet tarihi belirtilmedikçe geçerli olmaz. Kefilin, sorumlu olduğu azamî miktarı, kefalet tarihini ve müteselsil kefil olması durumunda bu sıfatla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girdiğini kefalet sözleşmesinde kendi el yazısıyla belirtmesi şarttır. Somut olayda 01.07.2012 tarihinden sonra akdedilen kefalete ilişkin sözleşme, yazılı şekilde yapılması, kefalet tarihi, müteselsil kefil ifadesi ve davalı kefillerin sorumlu olduğu miktarın belirtilmesi ile 28.03.2013 tarihinde TBK'nın 584.maddesinde yapılan değişiklik de gözetilerek kanunda belirtilen şekil şartlarına uygun olarak yapılmıştır. Davacı banka tarafından akdedilen genel kredi sözleşmesi kapsamında davalı .... Şti'ne taksitli kredi, kredili mevduat hesabı, şirket kredi kartı ile teminat mektubu kredileri kullandırılmış, kredi borcunun ödenmemesi üzerine davalılar hakkında İstanbul 12. İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı takip dosyasında "şirket kredi kartı alacağı, tüzel kredili mevduat hesabı alacağı, ihtiyaç kredileri" sebebine dayalı olarak 4.517,16 TL şirket kredi kartı alacağı (asıl alacak), 3.172,90 TL işlemiş faiz, 158,63 TL BSMV olmak üzere toplam 7.848,69 TL ile 18.317,50 TL tüzel kredili mevduat hesabı (asıl alacak), 11.548,36 TL işlemiş faiz, 577,42 TL BSMV olmak üzere toplam 30.443,28 TL ve 438.889,76 TL ihtiyaç kredisi (asıl alacak), 493.098,13 TL işlemiş faiz, 24.654,90 TL BSMV, 1.454,51 TL diğer masraf olmak üzere toplam 958.097,30 TL alacağın tahsili istemiyle 17.07.2019 tarihinde ilamsız icra takibi başlatılmış, davalı borçluların itirazı üzerine takip durmuştur. Davacı tarafça, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu(İİK)'nun 67. maddesi uyarınca itirazın iptaline karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır. Banka kayıtları üzerinde bilirkişi aracılığıyla yapılan incelemede, kredi hesabının 12.02.2018 tarihinde kat edilmekle birlikte davacı bankaca davalı asıl borçlu ile kredi ilişkisinin devam ettirildiği , Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu tarafından 22.06.2016 tarih ve 29750 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan “Kredilerin Sınıflandırılması ve Bunlar İçin Ayrılacak Karşılıklara İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik”in 5. maddesinde, Donuk Alacaklara ilişkin 5.maddenin üçüncü fıkrasının b) bendinde; “Borcun, hesabın kesilmesini izleyen doksan günden fazla sürede ödenmemesi” halinde donuk alacak olarak kabul edileceğinin hükme bağlandığı, dava konusu kredilerin takip hesaplarına intikal ettirildiği 20.12.2018 tarihi itibariyle donuk alacaklar statüsüne geçtiği, bu sebeple dava konusu kredilere, alacakların takip hesabına alındığı tarihten itibaren temerrüt faizi talep edilebileceği, hesap kat tarihinden sonra kredi hesabının aktif olarak kullanılmaya devam edilmesi ve bu süreç içinde yapılan ödemeler nedeniyle 10.11.2018 tarihi itibariyle kredi kartı borç bakiyesinin 4.203,41 TL olduğu , taksitli kredinin en son taksit ödeme tarihi 27.08.2018 itibariyle 522.195,72 TL'lık kalan bakiyesi ile kredili mevduat hesabı kredisinin 26.517,48 TL'lik kalan bakiyesinin 20.12.2018 tarihinde kanuni takip hesabına aktarıldığı, davacı bankanın temerrüt tarihinde fiilen uyguladığı en yüksek cari faiz oranını gösterir bir hesap ekstresi sunmamış olmasına göre dava konusu taksitli krediye fiilen uygulanan %16,44 oranındaki akdi faiz nazara alınarak %16,44 oranındaki akdi faizin sözleşmenin temerrüt hükmünü düzenleyen 22. maddesi uyarınca 2 katı mertebesinde %32,88 oranında temerrüt faizi hesaplandığı, TCMB'nin 01.10.2018 tarihinde (kredi hesaplarının kanuni takip hesabına aktarıldığı dönemde) deklere edilen akdi faizin %27 ve temerrüt faizin ise %33 oranında olduğu, bu nedenle TCMB tebliğlerine göre belirlenen %33 temerrüt faiz oranına itibar edilmesi gerektiği, kredili mevduat hesabı kredilerine sözleşme ile belirlenen faizlerin değil, kredi kartları için TCMB yayınladığı akdi ve gecikme faiz oranlarının aynen KMH kredilerine de uygulanacağı ancak takip talebinde %30,24 oranında temerrüt faizi talep edilmesi nedeniyle taleple bağlı kalınmasının yerinde olacağı belirtilmiştir. Davaya konu genel kredi sözleşmesinin temerrüt faizi ve diğer mali yükümlülükler başlıklı 22. Maddesinde, müşteri, muaccel olan veya muaccel sayılan kredi borcuna temerrüt faizi uygulanacağı, temerrüt faizinin ise sözleşmede farklı bir oran belirtilmediği sürece kredi borcunun muaccel olduğu tarihte cari olan “Bankanın TCMB'na uygulayacağını bildirdiği en yüksek kredi faiz oranına bu oranın yüzde yüzünün ilavesiyle bulunacak oran” üzerinden hesaplanacak oran olduğu düzenlenmiştir. Buna göre davacı bankanın aynı nitelikteki ticari krediler için uygulayacağı ve Merkez Bankasına bildirilen faiz oranlarından, bankanın temerrüt tarihindeki aynı nitelikteki kredilere uyguladığı cari faiz oranı üzerinden sözleşme hükümlerine göre temerrüt faiz oranı tespit edilmelidir (Yargıtay 11. HD'nin 14/06/2021 Tarih ve 2020/4114 E.- 2021/5052 K. Ve 13.12.2022 Tarih ve 2021/8902 E.- 2022/8980 K. sayılı Kararları).Ne var ki Yargıtay uygulamasında bankaların Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası’na bildirdikleri ancak müşterilerine uygulamadıkları akdi faizlerin temerrüt faizinin tespitinde esas alınmayacağı kabul edilmektedir.Davaya konu sözleşmede ayrıca bir temerrüt faiz oranı ve sözleşme faiz oranı da belirlenmemiş olup, davacı banka tarafından, temerrüt tarihindeki aynı nitelikteki kredilere fiilen uygulanan cari faiz oranına ilişkin bir delil dosyaya sunulmamıştır.Bu halde, dava konusu taksitli krediye fiilen uygulanan %16,44 oranındaki akdi faiz nazara alınarak sözleşmenin 22. maddesi uyarınca banka alacağına uygulanacak temerrüt faiz oranının %32,88 olarak kabul edilmesi yerindedir. Diğer yandan 27.05.2013 tarihine kadar kredili mevduat hesaplarına uygulanacak faiz oranları bankalarca serbestçe belirlenirken 5464 sayılı Banka Kartları ve Kredi Kartları Kanunu'nun 26.maddesinde azami akdi ve gecikme faiz oranlarını Merkez Bankası'nın tespit etmeye yetkili olduğu düzenlenmiştir. 25.05.2013 tarih ve ... sayılı Resmi Gazetede yayımlanan TCMB'nin 2013/8 sayılı tebliği ve 2013/35 sayılı duyurusunda 27.05.2013 tarihinden itibaren uygulamaya geçmek üzere kredili mevduat hesaplarına uygulanacak akdi ve gecikme faiz oranlarının, kredi kartı işlemlerine uygulanacak aylık azami akdi ve gecikme faiz oranlarını geçemeyeceği şeklinde düzenleme yapılmak suretiyle kredili mevduat hesabı alacağına uygulanacak faiz oranı bakımından kredi kartlarına ilişkin hükümlerin uygulanacağı kararlaştırılmıştır. Somut olayda davacı tarafça kredi kartı asıl alacak tutarına takip tarihinden itibaren %33,12 temerrüt faiz oranı üzerinden; kredili mevduat hesabı asıl alacak tutarına takip tarihinden itibaren %30,24 temerrüt faiz oranı üzerinden faiz talep edilmiş olup, bilirkişi raporunda, kredili mevduat hesabı ve kredi kartına ilişkin TCMB'nce bildirilen akdi ve temerrüt faizi oranlarının esas alınması yerindedir. Ancak davacı banka tarafından hesap kat edilerek muaccel hale gelen alacak hakkında yapılan tahsilatın kabul edilmesi olağan olup, kredi hesabının takip hesaplarına kat tarihinden sonraki bir tarihte intikal ettirilmesi, temerrüt tarihini ileriye götürmeyeceğinden mahkemece kredi hesabının 20.12.2018 tarihinde takip hesabına intikal ettirilmesi nedeniyle temerrütün bu tarihte oluştuğunun kabulü hatalıdır. Davacı banka tarafından davalılara Kahramanmaraş ...Noterliğinin 13.02.2018 tarih ve ... yevmiye sayılı ihtarnamesi ile kredi borcunun ödenmesi için 24 saat süre verilen ihtarın, davalı ... dışındaki davalılara 16.02.2018 tarihinde, davalı ...'a 20.02.2018 tarihinde tebliğ edildiği gözetildiğinde 24 saatlik sürenin bitiminden itibaren davalıların temerrüde düştüğü kabul edilerek, takip tarihindeki toplam alacak miktarının bulunması gerekirken mahkemece bilirkişi raporu tekrar edilmek suretiyle yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır. Bu durumda dosyanın daha önce rapor sunan bilirkişiye tevdi ile davacının kredi kartına ilişkin asıl alacağa yönelik itirazı da değerlendirilmek suretiyle takibe konu kredi kartı , tüzel kredili mevduat hesabı ve taksitli kredi alacağı yönünden takip tarihindeki toplam alacak miktarının bulunması amacıyla bilirkişiden ayrıntılı, denetime elverişli bir ek rapor alınması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekir.HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda, Mahkemece eksik inceleme ile davanın sonuçlandırılması isabetli görülmemiş ve bu nedenle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar verilmiştir. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle: 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE, istinaf incelemesine konu İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353(1)a-6 maddesi uyarınca USULDEN KALDIRILMASINA, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine, 2-Davacı tarafça yatırılan istinaf karar harcının istemi halinde kendisine iadesine, 3-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin İlk Derece Mahkemesince yapılacak yargılama sırasında değerlendirilmesine, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 12/02/2026