11. Hukuk Dairesi 2024/350 E. , 2024/8401 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/1228 Esas, 2023/1233 Karar HÜKÜM : Davanın reddi İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2019/26 E., 2020/193 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz d
**11. Hukuk Dairesi 2024/350 E. , 2024/8401 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/1228 Esas, 2023/1233 Karar HÜKÜM : Davanın reddi İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2019/26 E., 2020/193 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne, dava, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin ikinci fıkrası gereğince miktar veya değer söz konusu olmaksızın duruşmalı olarak incelenmesi gereken dava ve işlerin dışında bulunduğundan duruşma isteğinin reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin tütün ürünleri sektöründe faaliyet gösteren ve alanında lider bir firma olarak ..., ..., ... ve ... gibi tanınmış markaların üreticisi ve tescilli tek ve gerçek hak sahibi olduğunu, müvekkilinin ... markasının Türkiye pazarına 1994 yılında girdiğini ve Aralık 2018 itibariyle %27.2’lik bir Pazar payına sahip olduğunu, ... ibaresinin müvekkili ile özdeşleştiğini, 1973 yılından beri Türkiye’de tescilli olduğunu ve T/02097 sayısı ile de tanınmış marka siciline kayıtlı olduğunu, davalı Şirketin 2017/80266 sayılı "Sir ... ... Cafe" ibareli marka başvurusunu yaptığını, müvekkilince bu başvuruya yapılan itirazın davalı Kurumca reddedildiğini, davalının müvekkilinin tanınmış markaları ile ayırt edilemeyecek derecede benzer şekilde marka başvuruları gerçekleştirdiğini, müvekkili tarafından davalının önceki tarihli bu markalarına karşı İzmir Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2018/202 E. sayılı dosyası ile hükümsüzlük davası açıldığını, davalının müvekkilinin "..." markasına ayırt edici olmayan ibareler ekleyerek marka başvurularında bulunduğunu, davalının bu doğrultuda yaptığı bir diğer başvurusunun da 2018/09383 sayılı "Sir ... Yes Sir" markası olduğunu, davalının söz konusu başvuruları, açılan hükümsüzlük davasının sonuçlarını bertaraf etmek amacıyla gerçekleştirdiğini, yapılan başvurunun kötü niyetli olduğunu, müvekkili markaları ile dava konusu marka arasında emtialar bakımından bir benzerlik ilişkisi bulunduğunu, yiyecek ve içecek sağlanması hizmetlerine konu başvuru ile müvekkilinin dünya çapında en çok bilinen sigara markalarından biri olan "..." markasının tüketiciler tarafından karıştırılabileceğini, müvekkili markasının SMK'nın 6/5 maddesi anlamında tanınmış marka olduğunu, davalının müvekkili markalarından haberdar olmadığının söylenmesinin mümkün olmadığını, dava konusu markanın müvekkili markasını birebir içerdiği göz önüne alındığında 43. sınıf hizmetlerde de müvekkili markasının korunması gerektiğini, dava konusu markanın tescilinin müvekkili markasının garanti fonksiyonunu, itibarını zedeleyeceğini, müvekkili markasının sulanmasına neden olacağını, davalının kötü niyeti olduğunu ileri sürerek, 2018-M-9804 sayılı Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) karar iptaline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP 1.Davalı TÜRKPATENT vekili, Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, dava konusu başvuru ile davacı markaları arasında karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını, davacının diğer iddialarının da yerinde olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. 2.Davalı Şirket vekili, davacının iddialarının aksine "Sir ... ... Cafe" isimli markanın, davacıya ait markalar ile herhangi bir iltibasa yol açmasının söz konusu olmadığını, müvekkilinin ilk olarak 1994 yılında İzmir’de bir kafe işletmesi olarak markayı kullandığını, marka tescilinin ise 2008 yılına dayandığını, müvekkilinin kötü niyetli olmadığını, davacı ile müvekkilinin faaliyet alanlarının tamamen farklı olduğunu, tarafların hitap etmiş oldukları tüketici grupları ve müşteri çevresinin de farklı bulunduğunu, tütün ve tütün mamülleri satışı ile kafe ve restaurant hizmetleri arasında benzerlik bulunmadığını, müvekkilinin markasında esas unsurun "..." ibaresi olmadığını, davacının da "Sir", "...", "Cafe" ibarelerini asla kullanmadığını, müvekkili markasının bir bileşke marka olarak değerlendirilmesi gerektiğini, davacı taraf markasının tanınmış olduğunu iddia etmiş ise de davacı markası ile müvekkili markasının farklı olduğunu, davacının tanınmış marka sahibi olmasının tüm alanlarda tanınmış olduğunun kabulünü gerektirmediğini, davacının tanınmış marka başvurusunun dahi müvekkilinin 2008 tarihli markasından sonraki tarihli olduğunu, davacının müvekkilinin tescilsiz kullanımına 25 yıl, tescilli kullanımına ise 11 yıl boyunca sessiz kaldığını belirterek davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince, tarafların markalarının asıl unsurlarının “...” ibaresinden oluştuğu, davacı markasının tütün mamulleri sektöründe tanınmış bulunduğunun pek çok yargı kararı ile sabit olduğu, davalının başvurusunun kapsamında yer alan 43/1. sınıf "Yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri" ile 43/2. sınıf "Geçici konaklama hizmetlerinin", davacının markalarının tescilli olduğu "sigaralar, işlenmiş ve işlenmemiş tütün, tütün içenlere mahsus malzeme, kibritler" malları ile yakın ilişki içinde bulunduğu, "yiyecek içecek sağlanması hizmetlerinin", tütün mamülleri arasında sayılan nargile hazırlanması hizmetlerinin verildiği kafe hizmetlerini de kapsadığı, günü birlik dinlenme yerlerinin açık alanlarının da tütün mamüllerini tüketen müşterilere hizmet verecek şekilde düzenlendiği, başvuru kapsamındaki diğer emtia olan 43/3. sınıf "Gündüz bakım (kreş) hizmetleri" ile 43/4. sınıf "Hayvanlar için geçici barınma sağlama hizmetlerinin" ise davacı markaları ile çok farklı sınıflar olduğu, bu hizmetler yönünden 556 sayılı KHK’nin 8/4. maddesinin şartlarının davacı yararına oluştuğunun söylenemeyeceği, davacı adına tescilli "..." esas ibareli markalar ile davalının "Sir ... ... Cafe" ibareli markası arasında benzer bulunan emtia sınıfları yönünden biçim, renk, grafik unsurlar, düzenleme ve tertip tarzı olarak görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunduğu, tescilli markaların bir uzantısı, yeni bir versiyonu, yeni bir serisi olarak algılanmasının ihtimal dahilinde olduğu, taraf markaları arasında iltibas bulunduğu, benzer bulunmayan mal ve hizmet sınıfları yönünden ise tamamen farklı bir sınıf olan tütün ve tütün mamulleri ile 43/3. sınıf "Gündüz bakım (kreş) hizmetleri" ve 43/4. sınıf "Hayvanlar için geçici barınma sağlama hizmetlerinin" arasında benzerlik ve bağlantı kurulamayacağı, davalının 43/3,4. sınıftaki tescilli hizmetlerinin davacı markasının ayırt edici karakterine zarar verdiğinin söylenemeyeceği, davacı tanınmışlığından haksız yaralanılacağından da söz edilemeyeciği, yine itibar zararı konusuna gelinirse, sigara markasının sağlığa zararlı ürün için elde ettiği saygınlığın veya itibar alanının böyle bir hizmet alanındaki kullanımdan olumsuz etkileneceğini gösterir bir kanıtın da bulunmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince istinaf edilmiştir. IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI Bölge Adliye Mahkemesince, taraf markalarının kapsamlarındaki mal ve hizmetlerin benzer olmadıkları, emtia benzerliği bulunmadığından SMK'nın 6/1 maddesi koşullarının oluşmadığı, yine SMK'nın 6/5 maddesi koşullarının da gerçekleşmediği, başvurunun kötü niyetli yapıldığının da ispat edilemediği gözetilerek davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmesi doğru olmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalılar vekillerinin istinaf başvurusunun kabulü ile yeniden hüküm kurmak suretiyle davanın reddine karar verilmiş, karar davacı vekilince temyiz edilmiştir. V. TEMYİZ İNCELEMESİ 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemlerine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1.6100 sayılı Kanun’un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 2. 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 6 ncı maddesi. 3. Değerlendirme İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine 6100 sayılı Kanun'un 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi aynı Kanun'un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ve 371 inci maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir. VI.SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacının vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372 nci maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 27.11.2024 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.