İSTİNAF KARARININ KARAR TARİHİ : 29/01/2026 YAZIM TARİHİ : 30/01/2026 Davacı tarafından davalı aleyhine Konya .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyası ile açılan itirazın iptali davasında 29/05/2024 tarihinde tesis edilen davanın kabulüne ilişkin karara karşı davalının istinaf kanun yoluna başvurması üzerine, üye hakimin görüşleri alındıktan sonra dosya incelendiğinde; DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin Konya'da faaliyetini sürdüren bi…
T.C. KONYA BAM 6. HUKUK DAİRESİ T.C. KONYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 6. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : ... KARAR NO : ... T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I BAŞKAN : ... (...) ÜYE : ... (...) ÜYE : ... (...) KATİP : ... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: Konya .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 29/05/2024 NUMARASI : ... Esas - ... Karar DAVACI : ... VEKİLİ : Av... İSTİNAF EDEN DAVALI : ... VEKİLİ : Av... DAVA : İtirazın İptali (Vekalet Sözleşmesinden Kaynaklanan) İSTİNAF KARARININ KARAR TARİHİ : 29/01/2026 YAZIM TARİHİ : 30/01/2026 Davacı tarafından davalı aleyhine Konya .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyası ile açılan itirazın iptali davasında 29/05/2024 tarihinde tesis edilen davanın kabulüne ilişkin karara karşı davalının istinaf kanun yoluna başvurması üzerine, üye hakimin görüşleri alındıktan sonra dosya incelendiğinde; DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin Konya'da faaliyetini sürdüren bir tacir olduğunu, müvekkilinin 2012 yılından bu tarafa bir takım ticari işlemlerini yerine getirmek, bankaya para yatırmak ve para çekmek gibi hususlarda davalının noter vekaletnamesiyle vekillik yaptığını, davalının vekillik görevini kötüye kullanarak müvekkilinin ...... Bank Mevlana Şubesinde bulunan EURO hesabından 40.000,00 EURO ve 5.000,00 EURO olmak üzere toplam 45.000,00 EURO, yine aynı banka şubesinde bulunan USD hesabından 74.865,00 USD parayı müvekkilinden habersiz çektiğini ve müvekkiline vermediğini, halen vekil sıfatının devam ettiğini, bu işlemlerle ilgili hesap verme görevini de yerine getirmediğini, geri verilmeyen paralara ilişkin olarak Konya .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında davalı hakkında ilamsız icra takibi başlatıldığını, paraların çekildikleri tarihlerden itibaren 3095 Sayılı Yasanın 4/A maddesi uyarınca faiz işletildiğini, davalının MERNİS adresi olmadığı için tüm tebligat yolları tükendiğinden gazetede ilan yoluyla tebligat yapıldığını, davalı hakkında icra müdürlüğünce tesis edilen haciz işlemlerinden sonra davalı tarafça icra müdürlüğüne itiraz dilekçesi verildiğini, icra müdürlüğünce itirazın reddine karar verildiğini, davalı tarafça Konya .... İcra Hukuk Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyası ile yaptığı şikayet başvurusu üzerine sözü geçen mahkemece ödeme emrinin tebliğ tarihinin 22/01/2019 olarak düzeltildiğini, sözü geçen karar istinaf edilmekle Konya Bölge Adliye Mahkemesinin yerel mahkemenin vermiş olduğu kararın gerekçesini değiştirerek tebliğ tarihinin yine 22/01/2019 olarak düzeltilmesine karar verdiğini, icra müdürlüğünün mahkeme kararına istinaden 06/02/2019 tarihinde takibin durdurulmasına karar verdiğini, müvekkili şirketin Konya' da olduğundan ve davalının da görevini kötüye kullanma edimini Konya' da gerçekleştirdiğinden HMK 10 ve 16. maddeleri gereğince Konya Mahkemelerinin yetkili olduğunu, davalının icra takibine yaptığı itirazın haksız ve yersiz olduğunu, itirazda yetkili icra dairesi gösterilmediğinden yetki itirazının geçersiz olduğunu, görevli mahkemenin davanın mutlak ticari dava olması nedeniyle ticaret mahkemesi olduğunu, vekaletle iş görenin teslimini geciktirdiği paranın faizini de ödemek zorunda olduğunu, somut olayda müvekkilinin haberi olmadan müvekkili hesaplarından davalının döviz çektiğini ve müvekkiline iade etmediğini, davalı tarafça müvekkilinin rızası dışında çekilen parayı faiziyle geri iade ederek müvekkilinin zararını tanzim etmekle mükellef olduğunu, davalının müvekkilinin talimat verdiğini yazılı delillerle ispat etmesi gerektiğini, miktarı itibarıyla davada tanık dinlenmesinin mümkün olmadığını, takibin dayandığı banka dekontları ve hesap ekstrelerinin dava dilekçesinin ekinde yer aldığını, takip konusu yabancı paraların kanuni faiziyle birlikte en az %20 si oranında yabancı para cinsinden inkar tazminatına mahkum edilmesini talep ettiklerini, müvekkilinin alacağının yabancı para alacağı olduğunu bu nedenle paranın fiili ödeme günündeki kur üzerinden müvekkiline ödenmesini talep ettiklerinden bahisle davalarının kabulü ile davalının itirazının iptaline, takibin devamına, davalının dava konusu yabancı para üzerinden %20 den az olmamak kaydıyla icra inkar tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderlerinin davalıya yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; öncelikle davanın görevsiz mahkemede açılmış olması nedeniyle görevsizlik kararı verilmesi gerektiğini, müvekkilinin tacir olmadığını, bu nedenle bu davaya bakmaya ticaret mahkemesinin görevli olmadığını, yetki itirazlarını yenilediklerini, mahkeme aksi kanaatte olursa davanın esastan reddine karar verilmesi gerektiğini, müvekkilinin saygın bir kişiliğe sahip olup uzun yıllar boyunca davacı şirketin vekillik görevini üstlendiğini, davacının takip konusu alacaklar incelendiğinde 5 yıla yakın bir süre geçtikten sonra alacağın takibe konu edildiğini, müvekkilinin davacı tarafa hiç bir borcu olmamasına rağmen zaman aşımının dolmasına 2 gün kala icra takibi yapılmasının TMK 2 maddesi gereğince hakkın açıkça kötüye kullanıldığını gösterdiğini, alacağın doğum tarihi itibariyle geçirilen sürenin sözü geçen icra takibi ve davanın açılış tarihleri nazara alındığında hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, 2013 yılından bu yana aktif bir ticari faaliyeti bulunmayan davacı şirket yetkililerince 2012 yılında müvekkiline yetki verildiğini, müvekkilinin verilen yetki gereğince davacı şirket hesabına para yatırdığı gibi muhtelif tarihlerde şirketin banka hesabından 6 kez para çekerek şirket yetkililerine teslim ettiğini, takip ve dava konusu paraların 7 Aralık 2012 ve 19 Kasım 2012 tarihleri arasında yaklaşık 40 içinde çekildiğini, davacı şirket tarafından müvekkilindeki yetkilinin halen alınmadığını, davacı şirketin banka hesabında para mevcut ise müvekkilinin bunu tahsil etmeye yetkisi bulunmasına rağmen böyle bir girişimde bulunmadığını, 2012 yılında tahsil edilen paranın davacı şirkete teslim edilmediği gerekçesiyle 5 yıl sonra icra takibi yapılmasının ve halen müvekkilinin azledilmemiş olmasının davanın kötü niyetli olarak açıldığının göstergesi olduğunu, sözü geçen paraların bugünkü TL karşılığının 1.000.000,00 TL nin üzerinde olduğunu, Türkiye şartlarında TL karşılığı bu kadar yüksek miktarda olan alacağın 5 yıl süreyle hiç bir işlem yapılmaksızın beklenmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, davacı şirketçe müvekkili tarafından çekilen 10.000,00 EURO gibi önemli bir miktarı davaya konu etmediklerini, diğer paralar gibi bu paranın da müvekkili tarafından çekilip davacı şirkete teslim edildiğini, müvekkili ile birlikte 5 kişiye davacı şirket tarafından yetki verildiğini, diğer vekillerce de yapılan işlemler yerine getirilirken ticari teamül gereği yazılı belge alınmadığını, müvekkili tarafından vekalet çekilen paraların davacı şirkete teslim edildiğine ilişkin olarak alınan belgenin şirket ortağının yetkisiz olduğundan sunulmadığını, şirket ortağının yetkisiz olduğunun işbu dava ile birlikte öğrenildiğini, banka ekstresinde 18 Aralık 2012 tarihinde çekilen paraların karşısında isim bulunmamasına rağmen bu paraların da müvekkili tarafından çekilip davacı şirkete ödendiğini kabul ettiklerini, kabul anlamına gelmemekle birlikte TBK 99/1 maddesi hükmüne göre para borcunun ülke parasıyla yani TL olarak ödenmesi gerektiğini, taraflar arasında bir sözleşme bulunmaması nedeniyle aynen ödemeye ilişkin bir husustan söz edilemeyeceğini, ayrıca faizin başlangıç tarihinin de icra takip tarihi olması gerektiğini, davacı şirketin ticari defterlerinin incelenmesini talep ettiklerini, müvekkilinin halen yetkili olmasına rağmen bu yetkisini istismar etmediğini, müvekkilinin davacı şirkete her hangi bir borcunun bulunmadığını, davacı şirketin defterlerine münhasıran dayandıklarını, alacağın likit olarak değerlendirilebilmesi için her iki tarafında alacak borç ilişkisinin miktarını yargılamayı ve bilirkişi incelemesine gerek duyulmadan net olarak belirlenebilir miktarda olması gerektiğini, bu nedenle icra inkar tazminatı talebinin reddedilmesi gerektiğinden bahisle öncelikle davanın görevsiz mahkeme açılması sebebiyle davanın görevsizlik nedeniyle reddine, bunun mümkün olmaması halinde davanın reddine ve asıl alacağın %20 si oranında kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, sayın mahkeme aksi kanaatte olursa aleyhlerine icra inkar tazminatına hükmedilmemesine, bu taleplerinin de kabul görmemesi halinde icra inkar tazminatının takip tarihindeki kur üzerinden hesaplanmasına, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı taraf üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİNİN 25/01/2023 TARİHLİ KARARI: İlk derece mahkemesince; "....davacı vekilince davalı aleyhine açılan bu davada; davalı borçlunun Konya .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyasına yaptığı itirazın iptali, takibin devamı ve %20 tazminat talebinde bulunulmuş olup; davalı vekilince ilk olarak görev ve yetki itirazında bulunulmuş ve Konya .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasına verilen itiraz dilekçesi ile, Konya İcra Müdürlüğünün yetkisine itirazda bulunulmuş ise de; İİK 50. maddesi yollaması ile HMK 19. maddesi gereğince borçlu vekilince yetki itirazı ile birlikte yetkili İcra Dairesi bildirilmediğinden usulüne uygun olmayan İcra Dairesinin yetkisine itirazın reddine karar verilmiştir. Davalı vekilinin mahkememizin görevine itirazının değerlendirilmesinde; davalının davacı şirketin ticari vekili olduğu hususunda taraflar arasında herhangi bir uyuşmazlık söz konusu olmadığından TTK 4/c maddesi gereğince bu itirazın da reddine karar verilmiştir. Davalı vekilince süresinde verilen dilekçe ile mahkememizin yetkisine de itiraz edilmiş ise de; taraflar arasındaki uyuşmazlık haksız fiilden kaynaklandığından HMK 16. maddesi gereğince mahkememizin görevli olduğu kanaatine varılarak bu itirazın da reddine karar verilmiştir. Esastan yapılan değerlendirmede; davacı vekilince davalı aleyhine açılan bu davada; davacı şirketin ticari vekili olan davalının davacı şirketin banka hesaplarından çektiği paraları davacı şirkete teslim etmediği ileri sürülerek haksız fiil ve sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre paranın iadesi talep edildiği ve bu doğrultuda zamanaşımı dolmadan takibe geçildiği anlaşılmıştır. Davalı vekilince davacının MK 2. maddesine aykırı hareket ettiği, müvekkili tarafından çekilen paraların davacı şirketin elemanlarına teslim edildiği ancak güven esası, ticari teamüller ve iyi niyet kuralları çerçevesinde herhangi bir belge alınmadığı ileri sürülerek davanın reddi talep edilmiş ve HMK 222/5. maddesi gereğince davacı şirketi ticari defterlerine münhasır delil olarak dayanılmıştır. Konya Cumhuriyet Başsavcılığının ... Soruşturma dosyasının incelenmesinde; müşteki ... vekilince, şüpheli ...... hakkında özel belgede sahtecilik suçundan şikayette bulunulduğu, C. Başsavcılığının 22/09/2022 tarih ve ... sayılı kararı ile soruşturma zamanaşımının dolması nedeniyle kamu adına kovuşturma yapılmasına yer olmadığına karar verildiği, bu karara müşteki vekilince yapılan itirazın Konya .... Sulh Ceza Mahkemesinin 28/12/2022 tarih ve ... D. İş kararı ile reddine karar verildiği anlaşılmıştır. Konya Cumhuriyet Başsavcılığının ... Soruşturma dosyasının incelenmesinde; ...... Şti. yetkilisi ...... tarafından şüpheli ... hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan şikayette bulunulduğu, şikayetin konusunun Konya .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip doyasına konu 4 adet senet olduğu ve davamızla bir ilgisinin bulunmadığı anlaşılmıştır. Mahkememizce toplanan deliller ve özellikle SMMM bilirkişisi tarafından düzenlenen rapor ve ek rapora göre davalının davacı banka hesaplarından çekmiş olduğu ve icra takibine ve davamıza konu edilen 45.000,00 EURO ve 74.865,00 USD yi davacı şirkete teslim etmediği, davalının HMK 222/5. maddesine göre münhasıran delil olarak dayandığı davacı şirket kayıtlarına göre davacının davalıdan alacaklı olduğu ve takip tarihi itibari itibariyle davacının faiziyle birlikte 52.239,01 EURO ve 87.902,48 USD alacaklı olduğu anlaşıldığından davacının davasının kabulüne ile, kabul edilen alacak üzerinden karar tarihindeki kur üzerinden %20 oranında hesaplanan 466.738,12 TL icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline dair aşağıdaki hükmün kurulması gerekmiştir." gerekçesiyle davacının davasının kabulü ile; davalı borçlunun Konya .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyasına yaptığı itirazın iptali ile takibin 45.000,00 EURO asıl alacak, 7.239,01 EURO işlemiş faiz, 74.865,00 USD asıl alacak, 13.037,48 USD işlemiş faiz olmak üzere toplam 52.239,01 EURO ve 87.902,48 USD ve asıl alacaklara takip tarihinden itibaren 3095 Sayılı Yasanın 4/a Maddesi ile BK 99. Maddeleri ve davacı alacaklının takipteki talebi ile bağlı kalınarak asıl alacağa takip tarihinden sonra kamu bankalarının bir yıllık EURO ve USD ye uyguladığı en yüksek faizi ile takibin devamına, kabul edilen asıl alacaklar üzerinden %20 oranında hesaplanan 466.738,12 TL icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiştir. DAİREMİZİN 08/03/2024 TARİHLİ, ... ESAS, ... KARAR SAYILI KALDIRMA KARARI; İlk derece mahkemesinin 25/01/2023 tarihli kararına karşı davalı tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş, Dairemizin 08/03/2024 tarihli ... Esas, ... Karar sayılı kararı ile; "...Dosya kapsamına göre davacı tarafından davalı aleyhine 06/12/2017 tarihinde Konya ....İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ile 45.000,00 EURO asıl alacak ve 7.239,01 EURO işlemiş faiz, 74.865,00 USD asıl alacak ve 13.037,48 USD işlemiş olmak üzere toplam 52.239,01 EURO ve 87.902,48 USD alacak üzerinden ilamsız icra başlatıldığı ve EURO ve USD olarak tahsil talep edildiği, takip talebinde takip tarihinde EURO kurunun 4,6626 TL,USD kurunun ise 3.9320 TL olduğu belirtilerek 589.202,16 TL üzerinden harç yatırıldığı, davalının borca itirazı üzerine takibin durduğu ve davacının 08/09/2020 tarihinde 589.202,16 TL harca esas değer göstererek eldeki itirazın iptali davasını açtığı, peşin harcı 589.202,16 TL üzerinden yatırdığı anlaşılmıştır. Halbuki takipte talep edilen EURO ve USD alacağının dava tarihindeki T.C. Merkez Bankası efektif satış kuru üzerinden hesaplanacak TL karşılığı üzerinden peşin harç yatırılması gerekmektedir. Harç devletin mahkemeler aracılığı ile yaptığı adli hizmete ondan yararlananların katkısıdır. Ancak yasada belirlenen durumlarda harç alınabilir. Diğer bir deyimle kanunsuz harç alınamaz ve eksik olan harç tamamlanmadan işlem yapılamaz. 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 30. maddesi aynen “Muhakeme sırasında tespit olunan değerin, dava dilekçesinde bildirilen değerden fazla olduğu anlaşılırsa, yalnız o celse için muhakemeye devam olunur, takip eden celseye kadar noksan değer üzerinden peşin karar ve ilam harcı tamamlanmadıkça davaya devam olunmaz. Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 409 uncu maddesinde gösterilen süre içinde dosyanın muameleye konulması, noksan olan harcın ödenmesine bağlıdır.” hükmünü içermektedir. Anılan yasa hükmünden açıkça anlaşılacağı üzere, karar ve ilam harcının peşin olarak yatırılması gereken miktar ödenmedikçe, davaya devam edilme olanağı bulunmamaktadır. YHGK'nın 04/07/2012 tarih 2012/19-260 Esas 2012/432 Karar sayılı ilamında da bu husus"...Şu hale göre; karar ve ilam harcı maktu ise tamamı, nispi ise dörtte biri dava açılırken davacı tarafından peşin olarak ödenmelidir. Peşin olarak dörtte biri ödenecek olan nispi karar harcı, dava dilekçesinde gösterilen değer üzerinden hesaplanacaktır. Ancak; mahkeme davacının dava dilekçesinde belirlediği hakkın niteliği ve değeri ile bağlı olmadığı gibi hakkın niteliğini ve değerini resen araştırması gereklidir. Bir başka deyişle maktu harca tabi bir iş olduğunu söyleyen davacının bu nitelendirmesi ile mahkeme bağlı değildir. Mahkemenin dava konusu hakkın mal varlığı hakkı (dava konusunun belirli bir değerle ilgili) olduğu kanısına varması halinde bu hakkın değerini takdir etmesi ve karar ve ilam harcını bu değer üzerinden hesaplayarak, davacıya tamamlattırması gerekir. Yargı işlemlerinden alınacak harçlar ödenmedikçe müteakip işlemler yapılamayacağına göre, davanın başında alınmış olan karar ve ilam harcının noksan olduğu, sonradan anlaşılırsa noksan karar ve ilam harcı tamamlanmadıkça davaya devam olunup müteakip işlemler yapılamaz. Yargılama sırasında, dava konusunun değerinin dava dilekçesinde bildirilenden daha fazla olduğu anlaşılır veya mahkemece tespit edilirse, yalnız o oturum için davaya devam edilerek ondan sonraki oturuma kadar noksan değer üzerinden harç tamamlanmadan davaya devam olunamaz. Peşin harcın tamamlanmamasının müeyyidesi ise dosyanın işlemden kaldırılmasıdır..." şeklinde belirtilmiştir. Bu sebeple yukarıda yapılan açıklamalar gereğince takipte talep edilen EURO ve USD alacağının dava tarihindeki T.C. Merkez Bankası efektif satış kuru üzerinden hesaplanacak TL karşılığı üzerinden eksik peşin harç davacıya tamamlattırılmadan davanın görülmesi Harçlar Kanunu 30 vd. uyarınca yerinde olmadığından, davacıya eksik harç tamamlattırıldıktan sonra işin esasının incelenmesi gerekirken kamu düzenine ilişkin ve re'sen nazara alınması gereken bu husus gözetilmeksizin karar verilmesinin hatalı olduğu anlaşıldığından kamu düzenine aykırılık nedeniyle davalının istinaf başvuru talebinin kabulü ile HMK'nın 353/1.a.6 maddesi gereğince ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, dosyanın mahkemesine gönderilmesine...." şeklinde karar verilmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİNİN İSTİNAF İNCELEMESİNE KONU 29/05/2024 TARİHLİ KARARININ ÖZETİ: İlk derece mahkemesince; "...Mahkememizce yapılan yargılama ve değerlendirmede; davacı vekilince davalı aleyhine açılan bu davada; davalı borçlunun Konya .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyasına yaptığı itirazın iptali, takibin devamı ve %20 tazminat talebinde bulunulmuş olup; davalı vekilince ilk olarak görev ve yetki itirazında bulunulmuş ve Konya .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasına verilen itiraz dilekçesi ile, Konya İcra Müdürlüğünün yetkisine itirazda bulunulmuş ise de; İİK 50. maddesi yollaması ile HMK 19. maddesi gereğince borçlu vekilince yetki itirazı ile birlikte yetkili İcra Dairesi bildirilmediğinden usulüne uygun olmayan İcra Dairesinin yetkisine itirazın reddine karar verilmiştir. Davalı vekilinin mahkememizin görevine itirazının değerlendirilmesinde; davalının davacı şirketin ticari vekili olduğu hususunda taraflar arasında herhangi bir uyuşmazlık söz konusu olmadığından TTK 4/c maddesi gereğince bu itirazın da reddine karar verilmiştir. Davalı vekilince süresinde verilen dilekçe ile mahkememizin yetkisine de itiraz edilmiş ise de; taraflar arasındaki uyuşmazlık haksız fiilden kaynaklandığından HMK 16. maddesi gereğince mahkememizin görevli olduğu kanaatine varılarak bu itirazın da reddine karar verilmiştir. Esastan yapılan değerlendirmede; davacı vekilince davalı aleyhine açılan bu davada; davacı şirketin ticari vekili olan davalının davacı şirketin banka hesaplarından çektiği paraları davacı şirkete teslim etmediği ileri sürülerek haksız fiil ve sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre paranın iadesi talep edildiği ve bu doğrultuda zamanaşımı dolmadan takibe geçildiği anlaşılmıştır. Davalı vekilince davacının MK 2. maddesine aykırı hareket ettiği, müvekkili tarafından çekilen paraların davacı şirketin elemanlarına teslim edildiği ancak güven esası, ticari teamüller ve iyi niyet kuralları çerçevesinde herhangi bir belge alınmadığı ileri sürülerek davanın reddi talep edilmiş ve HMK 222/5. maddesi gereğince davacı şirketi ticari defterlerine münhasır delil olarak dayanılmıştır. Konya Cumhuriyet Başsavcılığının ... Soruşturma dosyasının incelenmesinde; müşteki ... vekilince, şüpheli ...... hakkında özel belgede sahtecilik suçundan şikayette bulunulduğu, C. Başsavcılığının 22/09/2022 tarih ve ... sayılı kararı ile soruşturma zamanaşımının dolması nedeniyle kamu adına kovuşturma yapılmasına yer olmadığına karar verildiği, bu karara müşteki vekilince yapılan itirazın Konya .... Sulh Ceza Mahkemesinin 28/12/2022 tarih ve ... D. İş kararı ile reddine karar verildiği anlaşılmıştır. Konya Cumhuriyet Başsavcılığının ... Soruşturma dosyasının incelenmesinde; ...... Mad. San. ve Tic. Ltd. Şti. yetkilisi ...... tarafından şüpheli ... hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan şikayette bulunulduğu, şikayetin konusunun Konya .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip doyasına konu 4 adet senet olduğu ve davamızla bir ilgisinin bulunmadığı anlaşılmıştır. Mahkememizce toplanan deliller ve özellikle SMMM bilirkişisi tarafından düzenlenen rapor ve ek rapora göre davalının davacı banka hesaplarından çekmiş olduğu ve icra takibine ve davamıza konu edilen 45.000,00 EURO ve 74.865,00 USD yi davacı şirkete teslim etmediği, davalının HMK 222/5. maddesine göre münhasıran delil olarak dayandığı davacı şirket kayıtlarına göre davacının davalıdan alacaklı olduğu ve takip tarihi itibari itibariyle davacının faiziyle birlikte 52.239,01 EURO ve 87.902,48 USD alacaklı olduğu anlaşıldığından davacının davasının kabulüne ile, kabul edilen alacak üzerinden takip tarihindeki kur üzerinden %20 oranında hesaplanan 117.840,43 TL icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline, kısa hükümdeki hesaplamadaki maddi hatanın davacı vekilinin 31.05.2024 tarihli talep dilekçesi de nazara alınarak bu şekilde düzeltilmesine dair aşağıdaki hükmün kurulması gerekmiştir...." gerekçesiyle, davanın kabulüne, davalının Konya .... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takip dosyasına yaptığı itirazın iptali ile takibin 45.000,00 EURO asıl alacak, 7.239,01 EURO işlemiş faiz, 74.865,00 USD asıl alacak, 13.037,48 USD işlemiş faiz olmak üzere toplam 52.239,01 EURO ve 87.902,48 USD ve asıl alacaklara takip tarihinden itibaren 3095 Sayılı Yasanın 4/a Maddesi ile BK 99. Maddeleri ve davacı alacaklının takipteki talebi ile bağlı kalınarak asıl alacağa takip tarihinden sonra kamu bankalarının bir yıllık EURO ve USD ye uyguladığı en yüksek faizi ile takibin devamına, hükmedilen toplam alacaklar üzerinden %20 oranında hesaplanan 117.840,43 TL icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; işbu dava görevsiz mahkemede görülmüş olup görev yönünden davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, yetkili mahkemenin de Muğla mahkemeleri olduğunu, müvekkilinin, davacı tarafa herhangi bir borcu olmamasına rağmen davacı tarafça iddia edilen alacağın zamanaşımı dolmasına 2 gün kala icra takibi yapılması TMK 2. maddesi gereğince hakkın açıkça kötüye kullanıldığını gösterdiğini, takip ve dava konusu paraların tahsilinin tamamı 7 Aralık 2012 ve 19 Kasım 2012 tarihleri arasındaki yaklaşık 40 günde gerçekleştiğini, davacının da belirttiği üzere, müvekkili ...’nın bu yetkisi halihazırda geri alınmamış olup devam ettiğini, yani davacı şirketin bankada hesabı ve parası mevcutsa bunu tahsil etme yetkisi olmasına rağmen böyle bir girişimde bulunmadığını, 2012 yılında tahsil edildiği halde şirkete teslim edilmediği iddiasıyla tam beş yıl sonra müvekkili aleyhine icra takibi yapan davacı şirketin 2012 yılında davalıya vermiş olduğu yetkileri geri almaması ve onu azletmemesi dahi tek başına davanın kötüniyetli olarak açıldığının göstergesi olduğunu, ayrıca ticari teamül olarak müvekkili gibi şirketin para çekmek üzere 5 kişiye de aynı şekilde vekaletname verdiğini, davacı şirketin bu şahıslardan sadece birini azletmiş diğer vekillerine herhangi bir azilname çekmemiş olup görevlerine devam ettiklerini, diğer vekiller edimlerini yerine getirirken ticari teamül gereği yazılı belge almadığını, müvekkilinin vekaleten çekmiş olduğu ve davacı şirkete teslim ettiği paralar için şirket ortağından belge almasına rağmen işbu davanın ortaya çıkması ile ortağın yetkisiz olduğunu öğrendiğini, işbu sebeple şirket ortağından almış olduğu belgeyi sunamadığını, müvekkilinin kanunların ve şirket temsilcilerinin verdiği yetkiyi kullandığını, talimatlara uyduğunu, istenen paraları bankadan çekerek şirkete ödediğini, davacının iddialarını kabul anlamı taşımamakla beraber döviz cinsi üzerinden talepte bulunulmasının hukuka aykırı olduğunu, davacının gerek icra takibinde gerek itirazın iptali davasında müvekkili tarafından bankadan paraların çekildiği 2012 yılı Kasım ve Aralık ayındaki EURO ve USD kurlarını dikkate alarak bulunması gerektiğini, keza faizin başlangıcı olarak da5 yıl sonraki icra takip tarihinin dikkate alınması gerektiğini, istinafa konu huzurdaki davada mahkemece müvekkili aleyhine haksız ve hukuka aykırı olarak icra inkar tazminatına da hükmedildiğini ancak alacağın likit olmadığını, somut olayda bilirkişi raporu incelendiğinde şüpheli ticari alacak olarak kaydedilen kalemlerin şartları oluşmadığı halde işlenildiğinin görüldüğünü, dolayısıyla müvekkili tarafından çekilen paraların aynı gün işlenmesi sebebiyle şartları oluşmayan şüpheli ticari alacak kaydı söz konusu ticari defterleri usulsüz hale getirmiş bulunduğunu, defterler mevzuata uygun olarak tutulmadığından, defterlerdeki sahibi lehine olan hususların dikkate alınmasının mümkün olmayacağını, bilirkişi ek raporunun 9. Sayfasından görüldüğü üzere; davacı şirket defterlerinin 2012, 2015, 2018, 2019, 2020 yıllarına ait açılış ve kapanış tasdikleri bulunmakta olup; 2013, 2014, 2016, 2017 yıllarının ise açılış tasdikleri yapılmış fakat kapanış tasdikleri olmadığını, yine aynı sayfanın ve 10. sayfa devamında; "29.12.2017 tarihli düzeltme beyannamesinde yer alan 2012 yılı yevmiye defteri kapanıştaki kasa, alıcılar, şüpheli ticari alacaklar hesaplarındaki değerler düzeltme bilançosundaki değerlerle uyumlu değildir." şeklinde bilirkişice teknik görüş verilmekle birlikte ayrıca bu durumun Vergi Usul Kanuna göre "Özel Usulsüzlük'' olduğu ve cezalandırılmasının gerektiği şeklinde olduğunu, 2012 yılı düzeltilmemiş beyannamesinde şirketin toplam ticari alacağı 82.307,90 TL gibi bir tutar görünmekte iken 2012 yılı defterlerinde ise; sadece müvekkilinden sözde şüpheli ticari alacağı 260.469,42 TL gibi bir rakam kabul edilemeyeceğini, 2012 yılı düzeltme beyannamesinde 319.949,32 TL'ye kötü niyetle yükseltildiğini, beyannameye ilişkin bilanço kalemlerinin büyük ölçüde farklılaştığını, defterde oynama yapıldığını, 5 yıl boyunca davaya konu şaibeli alacaklar için hiçbir icrai işlem yapılmamış olup; 8 yıl boyunca da suç duyurusunda bulunulmamasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, davacı davasında haksız olup, gerçekten alacaklı olmadığını, usulsüz delilin, delil olamayacağını, müvekkilinin işbu dava nedeniyle son derece mağdur olduğunu beyanla ilk derece mahkemesince verilen kararın kaldırılarak davanın reddini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava; itirazın iptali istemine ilişkindir. İstinaf incelemesi HMK 355. madde gereğince istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle ve re'sen kamu düzenine aykırılık yönünden sınırlı olarak yapılmıştır. Somut olayda davacı tarafından davalı aleyhine 06/12/2017 tarihinde Konya ....İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ile 45.000,00 EURO asıl alacak ve 7.239,01 EURO işlemiş faiz, 74.865,00 USD asıl alacak ve 13.037,48 USD işlemiş olmak üzere toplam 52.239,01 EURO ve 87.902,48 USD alacak üzerinden ilamsız icra başlatıldığı, dairemiz kaldırma kararı gereğince eksik harcın davacı tarafa tamamlattırıldığı anlaşılmıştır. Davacı şirket tarafından davalıya davacı şirketin banka hesaplarından para çekebilme yetkisini de içerir vekaletname verildiği, davalının ticari vekil statüsünde olduğu bu sebeple şirket ile ticari vekil arasındaki eldeki dava mutlak ticari dava olduğu için görevli mahkemenin Asliye Ticaret Mahkemesi olduğu, ayrıca davalının iddia edilen eylemi haksız fiil niteliğinde olduğundan HMK'nın 16.maddesi gereğince davacının yerleşim yeri mahkemesinin de yetkili olduğu bu sebeple davalının mahkemenin görevine ve yetkisine ilişkin itirazlarının yerinde olmadığı anlaşılmıştır. Yine yabancı para alacağının aynen ödenmesini talep edilebileceğinden İİK'nın 58.maddesi gereğince davacı takip talebinde talep ettiği yabancı paranın takip tarihindeki Türk Lirası karşılığını da gösterdiğinden takibin usulüne uygun olarak başlatıldığı, geçerli bir takip olduğu anlaşılmıştır. Davacı şirket, davalının davacı şirketin banka hesaplarından çektiği paraları davacı şirkete teslim etmediğini iddia etmekte, davalı ise çektiği paraları davacı şirkete verdiğini, davacı şirketin dürüstlük kuralına aykırı hareket ettiğini savunmaktadır. Davalının ticari vekil olarak davacı şirketin banka hesabından USD ve EURO cinsinden çektiği paralar banka dekontlarıyla sabit olup, davalı çektiği bu paraları davacı şirkete verdiğini ispat etmek zorundadır. İspat yükü davalı üzerindedir. Dosya kapsamına göre davalı, çektiği paraları davacı şirkete verdiğini ispat edememiştir. Davalının eylemi haksız fiil niteliğinde olduğundan takipte paraların çekildiği tarihten itibaren takip tarihine kadar asıl alacağa faiz işletilmesinde de usul ve yasaya aykırı bir durum yoktur. Bu sebeple davalı çektiği paraları davacı şirkete verdiğini ispat edemediğinden ve paraları çektiği tarihten itibaren işleyecek faizden de sorumlu olduğundan ilk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Davalının çektiği paralar belli olup alacak likit olduğundan davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesinde de bir isabetsizlik bulunmamaktadır. İlk derece mahkemesince dairemiz kaldırma kararından önce verilen ilk kararda davalı aleyhine takipte talep edilen asıl alacaklar üzerinden %20 oranında icra inkar tazminatına hükmedilmiştir. Bu karara karşı davacı istinaf talebinde bulunmamıştır. Dairemiz kaldırma kararından sonra ise mahkemece takipte talep edilen toplam alacak üzerinden %20 oranında icra inkar tazminatına hükmedilmiştir. İlk karara karşı davacı istinafa gelmediği için davalı lehine oluşan usuli kazanılmış hakka aykırı olarak toplam alacak üzerinden %20 oranında icra inkar tazminatına hükmedilmesi yerinde değil ise de ikinci kararda hükmedilen 117.840,43 TL icra inkar tazminatının, asıl alacaklar üzerinden takip tarihindeki kura göre Türk Lirası olarak %20 oranında hükmedilmesi gereken icra inkar tazminatının altında kaldığı ve davalı lehine olduğu anlaşıldığından bu durum kaldırma sebebi yapılmamıştır. Bu nedenlerle ilk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu, davalı tarafından ileri sürülen istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı anlaşıldığından davalının istinaf başvuru talebinin HMK'nın 353/1.b.1 maddesi gereğince esastan reddine ilişkin aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davalının istinaf başvuru talebinin ESASTAN REDDİNE, 2-Alınması gereken 76.408,97 TL harçtan, peşin alınan 19.102,25 TL harcın mahsubu ile bakiye 57.306,72 TL karar ve ilam harcının davalıdan tahsili ile hazineye irad kaydına, 3-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından ücret-i vekalet ile ilgili hüküm kurulmasına yer olmadığına, 4-İstinafa başvuran davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendisi üzerinde bırakılmasına, 5-Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 359/4. maddesi gereğince kararın tebliği işlemlerinin dairemiz tarafından yapılmasına, 6-Kararın temyiz edilmeden kesinleşmesi halinde dava dosyasının ilk derece mahkemesine gönderilmesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda verilen kararın HMK'nın 361/1 maddesi gereğince taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde dairemize, temyiz edenin bulunduğu yer Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesine veya İlk Derece Mahkemesine verilecek dilekçe ile temyiz kanun yoluna başvurma talebinde bulunulabileceğine 29/01/2026 tarihinde oybirliği ile karar verildi. Başkan ... Üye ... Üye ... Katip ... e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır ...