İSTİNAF KARAR TARİHİ:26/02/2026 Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı ve davalı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davaya konu icra dosyasında borçlu firma ...-... tarafından ... Bank T.A.Ş ... Şubesi ile 23/8/1996 tarihinde imzalanan genel kredi sözleşmesine dayanak kul…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 43. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO:2022/1513 KARAR NO:2026/336 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:İSTANBUL 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ:29/04/2022 NUMARASI:2016/351 Esas - 2022/362 Karar DAVA:Banka Dışındaki Diğer Kredi Kuruluşlarına İlişkin Düzenlemelerden Kaynaklanan (İtirazın İptali) İSTİNAF KARAR TARİHİ:26/02/2026 Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı ve davalı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davaya konu icra dosyasında borçlu firma ...-... tarafından ... Bank T.A.Ş ... Şubesi ile 23/8/1996 tarihinde imzalanan genel kredi sözleşmesine dayanak kullandırılan kredi borcuna borçlu tarafından kefil olunduğunu, borcu ödemede temerrüde düşen borçlu ve kefillere, 07/07/1998 tarihinde Kartal ... Noterliği tarafından ihtarname keşide edildiğini, krediyi kullandıran bankanın ... tarafından el konularak devralındığını, bu nedenle banka kökenli alacakların ... alacağı haline geldiğini, bu alacağın 13/3/2006 tarihinde ... tarafından yine ...'ye ait olan ... AŞ'ye devir ve temlik edildiğini, karşı taraf alacağının varlığını kabul etmese de kredi sözleşmesine dayalı alacak olduğunu, işletilen temerrüt faizinin genel kredi sözleşmesinde borçlu tarafından kabul edilen bir faiz olduğunu, tacirler arası yapılan iş niteliği gereği ticari iş olarak nitelendirilmesi gerektiğini, dolayısıyla davalının basiretli bir tacir gibi davranma yükümlülüğünün olduğunu, söz konusu alacağın Fon alacağı hükmünde olduğunu, 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun, 143/3 madde hükmü gereğince, ... nin en az yüzde yirmi hissedar olduğu varlık yönetim şirketlerinin, Fon'dan devraldığı alacaklarla ilgili olarak ilgili Kanunun 132. maddesinde Fon'a tanınan hak ve yetkileri kullanabileceğinin belirtildiğini, aynı kanunda Fon alacaklarında zamanaşımı süresinin 20 yıl olarak hüküm altına alındığını belirterek, (İstanbul 36.İcra Müdürlüğünün ... takibi hakkında) karşı tarafın takibe itirazının iptaline, takibe kaldığı yerden devam edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davaya konu alacağın (takip talebinde-ödeme emrinde) sadece tarih bilgisi girildiğini, icra itirazında ileri sürüldüğü gibi alacağın belirsiz ve zamanaşımına uğramış olduğunu, alacaklı tarafından takip dayanağına ilişkin bir belge gösterilmediğini bu nedenle borcun sebebinin belli olmadığından takip ve davanın yasal dayağı olmadığını, borcun dayanağı belgeler davacı tarafından ibraz edilmeden ne alacak ile ilgili beyanda bulunmak ne de borcun sona erme nedenleri ile ilgili beyanda bulunmanın mümkün olmadığını, bu hususta ek beyanda bulunma hakları saklı olmak üzere, müvekkilinin okuma ve yazmasının olmadığını, müvekkilinin davacı banka tarafından ne suretle borçlandırıldığının da belli olmadığını belirterek, arz olunan ve doğrudan nazara alınacak nedenlerle davanın reddine, haksız takip nedeniyle icra inkar tazminatının yargılama giderleriyle birlikte karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiş, dosyaya sunduğu 09/03/2015 tarihli cevaba cevap dilekçesinde de müvekkilinin okuma yazma bilmediği, imza atamadığı, davacı vekilince dosyaya sunulan tüm sözleşmelerdeki imzaların müvekkilinin eli ürünü olmadığı, davacı bankadan kullanılan kredilerin ödenerek kapatılmış olduğu, davacının daha ince de takip yaptığı belirtilerek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, " ,...Tüm dosya kapsamı, incelenen deliller, alınan uzman bilirkişi raporu tespitleri hep birlikte değerlendirildiğinde, bankacı bilirkişiden son alınan kök raporda yapılan hesaplama ve açıklamaların dosyadaki delil durumuna uygun, denetime açık ve hüküm kurmaya elverişli olduğu, dosyada mevcut hesap ekstrelerinin mahkememizce incelenmesinde davalıya 17/06/1996 tarihinden itibaren çeşitli türlerde krediler kullandırılmış olduğu, davamızın konusu olan alacağın ise davalının banka nezdindeki ... no.lu hesabına aktarılan nakit ticari işletme kredilerinden yani gerçek kredi kullanımlarından kaynaklandığı, davalının hesap kat ihtarına itiraz ettiğine dair davalı tarafından bir delil sunulmadığı gibi kat tarihi sonrası kısmi ödemelerin de yapılmış olduğu, hesap kat ihtarının itirazsız kesinleşmesi nedeniyle geçerli olduğu, son kök raporda temlik alınandan fazlası temlik alan tarafından talep edilemeyeceğinden ve alacak dayanağına ilişkin taleple bağlılık ilkesine dikkat edilerek ve takip öncesi temerrüt ispatlanamadığından takip öncesi temerrüt faizi değil akdi faiz hesabı yapılması gerektiği şeklindeki Yargıtay içtihatlarına uygun şekilde işlemiş faiz hesaplandığı, son raporda 3. sayfa 2.no.lu kısım girişinde borçlu ismi ...-.... şeklinde yazılmışsa da başka dosyadan kopyalama sırasında yapılan maddi hata niteliğinde olduğu, raporun içeriğinde-tespitlerinde hata bulunmadığı, davalı vekilince davalının okuma yazma bilmediği ve imza atamadığı ileri sürülmüşse de davalının vekiline verdiği vekaletnameyi de, toplanan ıslak imzalı mukayese belgelerini de dosyada mevcut ...'lerde yer alan imzalarıyla benzerlik taşıdığı görülen imzasıyla imzalamış olduğu, nitekim Ana ... ve limit artırımına ilişkin 4 adet ...'deki (toplam 6.000,00 YTL limite ulaşmış ...'lerdeki) imzaların davalının eli ürünü olduğunun bilirkişi raporlarıyla tespit edilmiş durumda olduğu, toplam 5.000,00 YTL limitli üç ...-limit artırım sözleşmesindeki imzaların davalıya aidiyeti kesin olarak tespit edilememişse de davalının eli ürünü olmadığına dair de bir tespit bulunmadığı, davalının Mahkememizce incelenen mukayese imzalarının da kendi aralarında farklılıklar taşıyan-basit tersimli imzalar niteliğinde olduğu, dolayısıyla davalının attığı imzaların her seferinde küçük farklılıklar içerecek şekilde atılmakta olduğu, uzman bilirkişi raporları ve dosyaya sunulan delillerle alacağın gerçek alacak olduğunun, davalı hesabına bankaca aktarılmış kredilerden kaynaklandığının tespit edilmiş olduğu anlaşılmakla, son kök raporda tespit edilen alacak üzerinden davanın (tahsilde tekerrür oluşturmamak kaydına da yer verilerek) kısmen kabulüne, kabul edilen kısım yönünden alacak likit ve itiraz haksız olduğundan davacı lehine %20 oranında icra inkar tazminatına," karar verilmiştir Bu karara karşı davacı ve davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; bilirkişi raporuna itirazları değerlendirilmeden hüküm kurulduğunu, bilirkişi tarafından yapılan hesaplamada asıl alacağın ihtarname bakiyesinden yapılmadığını, ...’nin 12.08.2005 tarihinde TBK m.100 esas alınmadan devir ettiği anapara esas alınarak yapıldığını, söz konusu hesaplamanın fahiş hatalı olduğunu, faizden düşüm yapılması gerektiğini,kat tarihi olarak takip tarihinin alındığını, bu hususun gerçeği yansıtmadığını, davacı tarafça okunaklı olmasa da tebliğ şerhinin dosyaya sunulduğunu, evrakların eski tarihli olması ve noterlikçe gelen cevabi yazıda 18.12.1998'de ihtarname gönderildiğinin açıkça belirtilmesi karşısında kat tarihinin takip tarihi olarak alınmasının davacı şirketin haklarını zedelediğini, bu nedenle de kararın kaldırılması gerektiğini beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ... Bank A.Ş ile davalı arasındaki takibe neden kredi ilişkisinin 23/8/1996 tarihinde başladığını, davalıya temerrüt ihtarnamesinin 18/12/1998 tarihinde çekildiğini, ancak davalıya tebliğ edilmediğini, zamanaşımı süresinin 10 yıl olduğunu, en geç ihtar tarihinde başladığını, 18/12/2008 tarihinde alacağın zamanaşımı süresinin dolduğunu, takip tarihinin 04/06/2013 yılı olduğunu, takip tarihi itibariyle 10 yıllık zamanaşımı süresi dolduğu için öncelikle davanın zamanaşımı nedeniyle reddi gerektiğini, varlık şirketine temlik edilen alacaklarla ilgili yasal düzenlemenin geriye yürümeyeceğini, bu davaya uygulanmasının mümkün olmadığını, ayrıca dava devam ederken ilgili yasa hükmünün Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edildiğini, mahkemece zamanaşımı itirazlarının reddedildiğini, bu red kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, somut davada davalının icra kanalıyla elinden alınan malları ve borcu kapatmak için eş dosttan alınan borçlarla bankaya doğrudan yapılan ödemeleri yokmuş gibi borçlu sayıldığını, davalının iyiniyetli olarak ödeme yaptığını, mallarının zorla satıldığını, ancak ibraz edilemediği banka kayıtları ve icra dosyası sebebiyle bu hususun ispat edilemediğini, alacaklının alacağını ispat etmesi gerektiğinin bilirkişi raporunda da kabul edildiğini, somut davada alacağın ispat edilemediğini, davanın bu yönüyle de reddi gerektiğini, okuma yazma bilmeyenlerle ilgili imza ve sözleşme usullerinin Borçlar Kanununda emredici hükümlerle düzenlendiğini, buna göre okuma yazması olmayanların 2 tanık huzurunda sözleşme yapabileceklerinin emredici yasa hükmünde olduğunu, mahkemenin bu itirazımıza karşı YSK dahil olmak üzere Vergi Dairelerinden celbedilen belgelerden davalının imzası bulunduğu gerekçesiyle kabul görmemesinin kanuna aykırı olduğunu, davalıyı bağlayan geçerli kredi sözleşmeleri bulunmadığını, davanın bu yönden de reddi gerektiğini, bilirkişi raporlarının tamamen birbirinden farklı olduğunu, hangi rapora üstünlük tanınacağının mevcut delillere göre mümkün olmadığını, bilirkişi görüşlerinin alacağın varlığının ispat edilemediğini açıkça tespit ettiğini, ayrıca temlik sözleşmesine devredilen alacağın 0 (sıfır) olarak gösterildiğini, buna rağmen ... hesap hülasaları dayanak gösterilerek itirazlarının reddine karar verilmesinin doğru olmadığını, ... hesap hülasalarının tek taraflı bankadan elde edilen ham belgeler üzerinden ulaşılan bir sonuç olduğunu, yasal usul ve esaslara göre alacağın varlığını kanıtlamak üzere takip edilmesi gereken usul ve esaslara göre hazırlanmadığını, mahkemenin davalıya tebliğ edilip edilmediği belli olmayan ihtarnamenin tebliğ edilmiş gibi hükme esas almasının kanuna aykırı olduğunu, davanın bu yönden de reddi gerektiğini, davalının itirazında haklı olduğunu, talep edilen alacağın %50'si nispetinde davanın reddedilmesi ile kabul edildiği ve itirazında haklı olduğunun tespit edildiğini, ancak buna rağmen icra inkar tazminatına hükmedilmesinin kanuna aykırı olduğunu, icra inkar tazminatı hesabına işlemiş ve işleyecek faizin dahil edilmesinin mümkün olmadığını, mahkemece takibin %27.50 oranında avans faizi oranının 2 katını aşmayacak şekilde uygulanmasına karar verildiği halde 36.554,14 TL işlemiş faiz alacağı hesaplanırken bu oranın çok üzerinde ilgili dönemin yüksek cari faiz oranları üzerinden işlemiş faiz hesaplandığını,işleyecek faiz için %27.50 ve değişecek 2 katı oranınında faize hükmetmesinin kanuna aykırı olduğunu beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın tamamen reddine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir. GEREKÇE:Dava; davalının Tasarruf Mevduatı sigorta fonuna devredilen ... A.Ş.' den kullandığı kredi nedeniyle başlatılan icra takibine yaptığı itirazın iptaline ilişkindir. Mahkemece dosyaya toplanan deliller ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, karara karşı davacı ve davalı vekilince istinaf yasa yoluna başvurulmuştur. İstinaf konusu uyuşmazlık temelde; dava konusu alacak yönünden zamanaşımı süresinin geçip geçmediği, hesap kat tarihi ve buradan varılacak sonuca göre temerrüt tarihinin ve faizinin doğru belirlenip belirlenmediği noktasındadır. Davacı tarafça davalı hakkında İstanbul 36. İcra Dairesinin ... sayılı icra takip dosyası ile Genel Kredi Sözleşmesine dayalı 9.781,35 TL nakdi asıl alacak, 116.226,40 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 126.007,75TL alacağın tahsili istemiyle takip başlatıldığı, davalının itirazı üzerine takibin durdurulduğu ve eldeki itirazın iptali davasının açıldığı anlaşılmaktadır. Davalı ile dava dışı ... A.Ş.'nin Maltepe şubesi ile 17/06/1996 ile 19/03/1998 tarihleri arasında bir asıl ve 7 adet ek olmak üzere 8 adet Genel Kredi Sözleşmesi imzalandığı, bu sözleşmelere dayalı olarak çeşitli krediler kullandırıldığı anlaşılmaktadır. Yine dosyaya sunulan Kartal ...Noterliğinin 08 Temmuz 1998 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile; 07/07/1998 tarihi itibarıyla hesabın kat edildiği ve 9.781.350.576 TL nin (eski TL) 24 saat içinde ödenmesinin ihtar edildiği, ihtarnamenin tebliğ şerhinin gerek davacı tarafından gerekse ilgili noter tarafından temin edilemediği, sunulan ihtarnamenin arkasındaki tebliğ şerhi tam olarak okunamamakla birlikte alıcının "adres bırakmadan adresten ayrıldığı" bölümünün okunabildiği, ihtarın alıcısına ulaştığı tarihin gün kısmının okunamamakla birlikte 07.1998 olarak ay ve yıl hanelerinin okunduğu, ancak tebligatın muhatabına yapılamadığı anlaşılmaktadır. Bu durumda ihtarnamenin en geç Temmuz ayının 31. Günü muhatabına ulaştığının kabulü gerekir. Aynı ihtarname üzerinde aynı noterliğin 18 Aralık 1998 tarih ve ... yevmiye numaralı işlemi ile bahsi geçen ihtarnamenin noterde bulunan aslından tasdikli örnek alındığı, ihtarname üzerinde yazılı şerhten ve aynı noterliğin 19/10/2021 tarihinde gönderdiği cevabi yazının eki yevmiye defteri örneğinden anlaşılmaktadır.2004 sayılı İİK’nun 68/b maddesi; “Borçlu cari hesap veya kısa, orta ve uzun vadeli kredi şeklinde işleyen kredilerde krediyi kullandıran taraf, krediyi kullanan tarafın kredi sözleşmesinde belirttiği adresine, borçlu cari hesap sözleşmesinde belirtilen dönemleri veya kısa, orta, uzun vadeli kredi sözleşmelerinde yazılı faiz tahakkuk dönemlerini takip eden on beş gün içinde bir hesap özetini noter aracılığı ile göndermek zorundadır. Sözleşmede gösterilen adresin değiştirilmesi, yurt içinde bir adresin noter aracılığıyla krediyi kullandıran tarafa bildirilmesi halinde sonuç doğurur; yeni adresin bu şekilde bildirilmemesi halinde hesap özetinin eski adrese ulaştığı tarih tebliğ tarihi sayılır,” düzenlemesini içermektedir.Davalının imzaladığı genel kredi sözleşmenin 52. Maddesi ile sözleşmede bildirilen adresin yasal ikamet olup bu adrese çıkarılacak tebligatların tarafımıza yapılmış sayılacağı düzenlenmesi bulunmaktadır. Bu durumda asıl borçlu davalı yönünden tebligatın iade edildiği 31/07/1998 tarihi itibarıyla tebligat yapılmış sayılması gerektiği, asıl borçlu yönünden temerrüdün verilen 24 saatlik süre dikkate alınarak 01/08/1998 tarihinde oluştuğu anlaşılmaktadır. 4389 sayılı Bankalar Kanunu'na 12.12.2003 günlü, 5020 sayılı Kanun'un 27. maddesiyle eklenen Ek 3. maddesine göre, "Bu Kanundan kaynaklanan fon alacaklarına ve bu kanuna göre hazine alacağı sayılan alacaklara ilişkin dava ve takiplerde zamanaşımı süresi 20 yıldır. "01.11.2005 tarih ve ... Mükerrer sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'nun 141.maddesine göre "Bu Kanundan kaynaklanan Fon alacaklarına ilişkin dava ve takiplerde zamanaşımı süresi 20 yıldır." 168/A maddesine göre, Bu Kanunun geçici maddelerindeki düzenlemeler hariç olmak üzere, 18.6.1999 tarihli ve 4389 sayılı Bankalar Kanunu ile ek ve değişiklikleri yürürlükten kaldırılmıştır."Anayasa Mahkemesi'nin 04.06.2014 tarih ve 2014/85 esas 2014/103 karar sayılı kararında da belirtildiği üzere, 5411 sayılı Kanun'un 168. maddesiyle yürürlükten kaldırılan 18.06.1999 tarihli 4389 sayılı Bankalar Kanunu'nun ilk hâlinde ayrıksı bir hüküm öngörülmediğinden anılan Kanun'dan kaynaklanan fon alacaklarında da zamanaşımı süresi on yıl olarak uygulanmıştır. Ancak 12.12.2003 tarih ve 5020 sayılı Kanun'un 27. maddesiyle 4389 sayılı Kanun'a eklenen Ek 3. maddeyle, söz konusu kanun'dan kaynaklanan fon alacaklarına ilişkin dava ve takiplerde zamanaşımı süresi yirmi yıl olarak belirlenmiştir. Dolayısıyla, 4389 sayılı Kanun'dan kaynaklanan Fon alacaklarına ilişkin dava ve takiplerde on yıl olan zamanaşımı süresi, 4389 sayılı Kanun'a eklenen Ek 3. maddenin yürürlüğe girdiği 26.12.2003 tarihinden itibaren 20 yıl olmuştur. 0l.l1.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5411 sayılı Kanun'un 141. maddesinde de mülga 4389 sayılı Kanun'un Ek 3. maddesine benzer bir hükme yer verilmektedir. Esasen fon alacaklarında zamanaşımı süresinin halen yürürlükte olan 141.madde ile 20 yıl olduğu hususunda bir tereddüt bulunmamaktadır. Anayasa Mahkemesince verilen iptal kararlarının da elde ki davada incelenmesi gerekmemektedir. Uyuşmazlık davacının 20 yıllık zamanaşımından yararlanıp yararlanmayacağı noktasındadır. Bankacılık Kanunu 132/8 maddesi gereğince aynı yasanın 107 nci maddesi uyarınca bir bankanın alacaklarının devralınması hâlinde bu alacaklar, devir tarihi itibarıyla Fon alacağı haline gelir. Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulunun 30 Kasım 2001 tarihinde aldığı kararı ile kredinin kullanıldığı ... A.Ş.'nin temettü hariç ortaklık hakları ile yönetim ve denetimi ...'ye devredilmiştir. ... A.Ş.'nin davalıdan olan alacağını 08/04/2002 tarihinde ...'ye temlik ettiği, ...'ninde %75,025 hissesine sahip oluğu ... A.Ş.'ye aynı alacağı 13 Mart 2006 tarihinde temlik ettiği dosyadaki belgelerden anlaşılmaktadır. Aynı kanunun 143/4 maddesinde de "Fonun en az yüzde yirmi hissedar olduğu varlık yönetim şirketleri, Fondan devraldığı alacaklarla ilgili olarak bu Kanunun 132 nci maddesinin sekizinci fıkrası ve 138 inci maddesinin beşinci fıkrasında Fona tanınan hak ve yetkileri kullanır." denilmektedir. Alacak ... ye devredilmiş olmakla fon alacağı niteliğini kazandığından 20 yıllık zamanaşımına tabi olduğunda duraksama bulunmamaktadır. Dava konusu alacak ...'den temlik alınan fon alacağı olması nedeniyle 5411 sayılı yasanın geçici 11.maddesi yollamasıyla 4389 sayılı yasaya 5020 sayılı yasaya eklenen ek 3.madde ve 5411 sayılı yasanın 141.maddesi uyarınca, zamanaşımı süresinin 20 yıl olarak uygulanması gerekmekte olup bu süre alacağın muaccel olduğu tarihten başlayacaktır.Muacceliyetin hesabın kat edilmesi ile gerçekleştiği ve mülga 4389 sayılı kanuna eklenen ve 26/12/2003 tarihinde yürürlüğe giren ek 3 maddeyle söz konusu maddenin yürürlüğe girdiği, 26/12/2003 tarihinde henüz 10 yılını doldurmamış tüm fon alacaklarına ilişkin zamanaşımı süresi 20 yıla uzadığından alacağın 07/07/1998 hesabın kat tarihinde muaccel hale geldiği anlaşılmakla takip tarihi olan 04/06/2013 tarihine kadar 20 yıllık zamanaşımı süresi geçmemiştir. Bu durumda davalı vekilinin bu yöne ilişkin istinaf talebi yerinde değildir. (Yargıtay 19. Hukuk dairesinin 2017/5273 Esas, 2019/2644 Karar, Yargıtay 22. Hukuk dairesinin 2017/11921 Esas, 2018/17436 Karar) Davalı taraf sözleşmeler üzerindeki imzalarını inkar etmiştir. Dosyaya sunulan asıl ve ...'ler ve kredi limitleri aşağıdaki şekildedir: 1-17/06/1996 tarihli 1.000,00 YTL limitli (Ana) ... 2-29/08/1996 tarihli 500,00 YTL limitle ... 3-14/10/1996 tarihli 500,00 YTL limitli ... 4-24/01/1997 tarihli 1.000,00 YTL limitli ... 5-01/05/1997 tarihli 2.000,00 YTL limitli ... 6-26/01/1998 tarihli 2.000,00 YTL limitli ... 7-26/01/1998 tarihli 2.000,00 YTL limitli (diğer) ... 8-19/03/1998 tarihli 2.000,00 YTL limitli ... ATK dan alınan imza inkarına yönelik raporda; İnceleme konusu 26/01/ 1998 okunur tarihli, 01/05/1997 tarihli ve 24/01/1997 tarihli kredi sözleşmelerindeki ... adına atılı imzaların teşhise götürecek önemli karakteristik materyal ve yazı unsuru içermeyen, tersimi basit, taklidi kolay imzalar olması nedeniyle söz konusu imzaların aidiyetinin bu meyanda sorulduğu üzere ... eli ürünü olup olmadığının tespit edilemediği, 2- İnceleme konusu üzerinde kaşe izimizin bulunduğu diğer kredi sözleşmelerindeki ... adına atılıp basit tersimli imzalar ile ...'nın mukayese imzaları arasında tersim biçimi, işlerlik derecesi, alışkanlıklar, istif, eğim, doğrultu, seyir, hız ve baskı derecesi bakımından uygunluk ve benzerlikler saptandığından söz konusu imzaların kuvvetle muhtemel ...'nın eli ürünü olduğu" rapor edilmiştir. Takip ve davaya konu kredinin hangi sözleşme kapsamında kullanıldığının tespiti ve takip alacağının miktarı ve diğer hususlarda mahkemece bir çok kök ve rapor alınmış son olarak hükme esas alınan ... tarafından hazırlanan raporda; davalı ...-... şahıs firmasına akdedilen 17/09/1996 tarihli ... ve ...'ler kapsamında ... no.lu ... krediler kullandırılmış olduğu, kullandırılan ticari kredilerin hangi ... veya ...kapsamında kullandırılmış olduğunun 21-22 yıl önce faaliyet izni iptal edilmiş bir banka olduğu ve otomasyon sistemi henüz kurulmamışken ...'ye devrolduğundan ...bank kayıtlarından tespit edilemediği, ancak ...'lerin ve kredi kullanımlarını-geri ödemeleri-takip hesaplarına aktarımları gösteren hesap ekstrelerinin dosyaya sunulmuş olduğu ve bunlardan alacağın tespit edilebildiği, ödenmeyen borç nedeniyle hesabın 07/07/1998 tarihinde 9.781,35 YTL olarak kat edilmiş olduğu, bu kat edilen alacağın 08/07/1998 tarihli ... yevmiye no.lu noter ihtarıyla bir gün içinde ödenmesinin talep edildiği, kat ihtarının tebliğ şerhi sunulmadığından davalının temerrüdünün takip tarihinde oluştuğu, kat ihtarında istenen alacağın 6.281,11+518,57 TL'sinin nakdi kredi anapara alacağı, 2.981,67 TL'sinin tahsil edilemeyen devre faizinden oluştuğu, sözleşme gereği davacının dosyaya sunulu (...bank'ın) faiz oranları genelgelerine göre 12/02/1997 tarihinden itibaren %72 akdi faiz oranı ve ... md 44 hükmü gereği 50 puan ilavesiyle %122 oranında temerrüt faizi talep edebileceği, ancak alacağı temlik eden ...'nin hesap özetine göre asıl alacağa temlik ettiği 12/08/2005 tarihine kadar %72 oranında akdi faiz uyguladığı, 12/08/2005 tarihinde ... AŞ'ye temlik sonrası ise ...'nin temlik aldığı bu alacağa Yönetim Kurulu Kararı ile, TBK md 120 uyarınca değişen oranda avans faizi oranında akdi faiz ve avans faizinin iki katı oranında temerrüt faizi uygulamış olduğu, öyleyse sözleşmesel temerrüt faizi oranı yerine ... ve temlik alan davacının uyguladığı-belirlediği ve sözleşmesel temerrüt faizinden daha düşük olan faiz oranlarının (taleple bağlı kalınarak) uygulanması gerektiği, takip talebinde davacının TBK md 120 uyarınca (%13,75 olan takip tarihindeki avans faizinin iki katı oranında) %27,50 oranında temerrüt faizi talep etmiş olduğu, dosyada mevcut ...'nin temlik sözleşmesinde temlik edilen alacak miktarı yazılı olmamakla birlikte dosyaya sunulu hesap ekstresine göre, hesabın kat tarihi sonrasında davacıya temlik yapılmadan önce ve takip tarihi öncesinde davalıdan yapılan (toplam 3.838,86 TL olan) tahsilatların, alacağın ... nezdinde takip edildiği dönemde ... tarafından asıl alacaktan-ana paradan mahsup edilmek suretiyle alacak hesabı yapılmış ve bu sonuca göre davacıya temlik edilmiş olduğu, buna rağmen davacının kat edilen asıl alacağı takipte aynen, işlemiş faizi ise takip öncesi tahsilatları en baştan itibaren yaptığı faiz hesabına göre işlemiş faizden mahsup ederek takipte talep etmiş olduğunu, bu uygulamanın temlik alacaklısı kendisine temlik edilenden daha fazlasını talep edemeyeceğinden doğru olmadığını ve temlik edenin iradesine de aykırı olduğunu açıklayarak, taleple bağlı kalınmak gerektiğinden, temlik öncesi tahsilatlar ...'nin yaptığı gibi ana paradan düşülerek ve ...bank'ın faiz oranları genelgelerine göre %72 ve azalan oranlarda hesaplanmış olan faiz oranlarına göre alacak hesaplandığında, davacının 12/08/2005 tarihinde ...'den temlik aldığı asıl alacağın 5.942,49 TL olduğu, bu asıl alacağa ...'nin temlik öncesi uygulamasına göre işlemiş akdi faizin 26.303,14 TL olduğu, davacının bu alacağı temlik aldığı 12/08/2005 tarihi ile takip tarihi arasında YKK ile uyguladığı değişen oranda avans faizi oranına göre hesaplanan işlemiş akdi faizin 10.251,00 TL olduğu, böylece takip tarihi itibariyle davalıdan talep edilebilecek alacağın 5.942,49 TL asıl alacak, 36.554,14 TL işlemiş faiz toplamı 42.496,63 TL hesaplandığı, asıl alacağa takip sonrası davacının uygulaması gereği ve taleple bağlı kalınarak %27,50 ve değişen oranda avans faizinin iki katını aşmayacak şekilde temerrüt faizi istenebileceği tespit edilip bildirilmiş, önceki alınan kök ve ek raporlardaki hesaplamalara neden itibar edilemeyeceği de gerekçeleriyle açıklayan" rapor ibraz edilmiştir. İlk derece mahkemesince de bu rapor hükme esas alınarak karar verilmiştir. Davalının sözleşme üzerindeki imzaları inkar edilmiş ve 26/01/1998 okunur tarihli, 01/05/1997 tarihli ve 24/01/1997 tarihli kredi sözleşmelerindeki ... adına atılı imzaların teşhise götürecek önemli karakteristik materyal ve yazı unsuru içermeyen, tersimi basit, taklidi kolay imzalar olması nedeniyle söz konusu imzaların aidiyetinin bu meyanda sorulduğu üzere ... eli ürünü olup olmadığının tespit edilemediği belirtilmiştir. Diğer asıl ve limit artırımına ilişkin sözleşme üzerindeki imzaların davalıya ait olduğu sabittir. Ek sözleşmelerin sadece limit artırımına ilişkin olup ilk sözleşme hükümlerinin aynen muhafaza edildiği, ... tarafından alacak temlik alındıktan sonra temerrüt faizi yürütülmeyip sözleşmede yazılı akdi faiz uygulandığı, bu durumda davacının bankadan kullandığı asıl alacak yönünden tahsil edip kullandığı kredilere ilişkin bir uyuşmazlık bulunmayıp limit artırımına ilişkin sözleşmelerdeki imzanın bulunmamasının kredinin geri ödenmesindeki şartlara etki edebileceği, bu şartlarında imzası davalıya ait olan asıl sözleşme hükümlerine bağlı bulunduğu, bu haliyle bahsi geçen ek sözleşmelerdeki imzanın davalıya ait olup olmamasının eldeki uyuşmazlıkta bir etkisinin bulunmadığı anlaşılmakla davalının bu yönlere ilişen istinaf istemi yerinde değildir. Davalının bir diğer istinaf sebebi olan davacının okur yazar olmadığına dair iddiası ise dosyaya kazandırılan bir çok resmi ve gayri resmi evrakta davalı imzası bulunduğu, bir çok resmi ve gayri resmi işlemin okur yazar olarak attığı imza ile gerçekleştirdiği anlaşılmakla bu yöne ilişen davalı istinafı yerinde değildir. Alacak likit olup icra inkar tazminatına hükmedilmesinde isabetsizlik yoktur. Bankaca sözleşme gereği talep edilebilecek % 122 temerrüt faiz oranı yerine daha düşük oranda( %27,50) temerrüt faizi uygulanmasında da bir isabetsizlik görülmediğinden davalının istinaf isteminin reddine karar vermek gerekmiştir. Davacının istinaf istemleri yönünden yapılan değerlendirmede; bilirkişi raporunda belirlendiği üzere alacak ... uhdesinde iken yapılan tahsilatların ana paradan düşüldüğü ve kalan bakiyenin takip alacaklısına temlik edildiği, bu haliyle takip alacaklısının temlik almadığı bir meblağı talep etme imkanının bulunmadığı, ... hesap hulasasına göre temlik tarihi olan 12/08/2005 tarihi itibarıyla yaptığı tahsilatları ana paradan düşmek suretiyle 5.942,49 TL ana para, 26.303,14 TL işlemiş faiz ve 518,56 TL masraf olmak üzere toplam 32.764,20 TL alacağı bulunduğu ve bu miktarı takip alacaklısına temlik ettiği bilirkişi raporu ile anlaşılmaktadır. Temlik alanın temlik edilen alacaktan daha fazlasını borçludan talep etme imkanı yoktur. Bilirkişi raporu ile temlik tarihinden takip tarihine kadar olan süre için TBK 88 hükmünce 10.251,00 TL faiz hesaplanmış, ... nin devir tarihine kadar hesapladığı 26.303,14 TL nin ilavesi ile 36.554,14 TL takip tarihine kadar işlemiş faiz hesaplanmıştır. Her ne kadar davalı takip tarihi öncesi 01/08/1998 tarihinde temerrüde düşmüş ise de; alacağın ... uhdesinde bulunduğu dönemde bu kurumca temerrüt faizi yürütülmemiş, sözleşmeye göre akdi faiz yürütülmüş olması, temliknamede de geçmişe yönelik temerrüt faizi haklarının da temlik edildiğine dair bir kayıt bulunmaması karşısında takip tarihine kadar hesaplanan işlemiş faiz yönünden bir isabetsizlik görülmemiş olmakla davacının istinaf isteminin de reddine karar vermek gerekmiştir. HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararınında bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşıldığından davacı ve davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurularının ayrı ayrı reddine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle: 1-Davacı ve davalı vekilinin istinaf başvurularının HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Davacı tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 80,70 TL harcın, alınması gerekli olan 732,00 TL harçtan mahsubu ile bakiye 651,30 TL istinaf karar harcının davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, 3-Davalı tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 725,73 TL harcın, alınması gerekli olan 2.902,94 TL harçtan mahsubu ile bakiye 2.177,21 TL istinaf karar harcının davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, 4-Davacı ve davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerlerinde bırakılmasına, 5-Kararın, HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara resen tebliğine,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.26/02/2026