11. Hukuk Dairesi 2010/11782 E. , 2012/11778 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 13/05/2010 tarih ve 2009/265-2010/105 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı TPE vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe,
**11. Hukuk Dairesi 2010/11782 E. , 2012/11778 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 13/05/2010 tarih ve 2009/265-2010/105 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı TPE vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, davalının 2008/06862 nolu ''FARA'' ibaresinin marka olarak tescili için TPE'ne yaptığı başvuruya, müvekkiline ait dünyaca tanınmış ve pek çok ülkede tescilli ''ZARA'' esas unsurlu markalar gerekçe gösterilerek itiraz edilmiş ise de, itirazın reddedildiğini, davalı marka başvurusunun müvekkili markaları ile ayırt edilemeyecek kadar benzer olup, iltibas tehlikesi bulunduğunu, başvurunun tescili halinde taraf markalarını taşıyan ürünlerin aynı firmaya ait olduğu izleniminin doğmasının kaçınılmaz olduğunu, müvekkiline ait ''ZARA'' markasının tanınmış marka olması dolayısıyla farklı mal ve hizmetlerde dahi tescilinin mümkün olmadığını, davalının kötü niyetli olduğunu belirterek YİDK kararlarının iptaline, davalı marka başvurusunun tescili halinde hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı TPE vekili, taraf markalarının gerek okunuş gerekse görsel açıdan farklı olduğunu, iltibas tehlikesinin bulunmadığını, davacı markasının tanınmışlığının ayırt edicilik niteliğini güçlendirdiğini belirterek davanın reddini istemiştir. Diğer davalı vekili, her iki marka arasında benzerlik bulunmadığını belirterek davanın reddini istemiştir. Mahkemece, iddia, savunma, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre, davacının ''ZARA'' ibareli markasının tanınmışlık vasfı taşıdığı, iltibasa karşı diğer markalara göre daha fazla korumayı hak ettiği, taraf markalarının sesçil ve görsel olarak benzer olduğu, davalı markası kapsamında kalan tüm sınıf ürünlerin davacının markalarının kapsamında yer aldığı, iki işletme arasında idari ve ekonomik anlamda bağlantı bulunduğu biçiminde bir yanılgıya düşülebileceği gerekçesiyle davanın kabulü ile YİDK kararının iptaline, davalı adına tescil olunan markanın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmiştir. Kararı, davalı TPE vekili temyiz etmiştir. Dava, TPE YİDK kararının iptali ve davalı markasının hükümsüzlüğüne karar verilmesi istemlerine ilişkin olup, davacı tarafça ''ZARA'' esas unsurlu markalar gerekçe gösterilerek davalıya ait ''FARA'' ibareli markanın hükümsüzlüğü ve iltibasa yol açacak derecede benzerlik bulunmadığı yönündeki TPE YİDK kararının iptali talep edilmiş, mahkemece yukarıda yazılı gerekçeler ile davanın kabulüne karar verilmiştir. Davacı markaları ile dava konusu marka karşılaştırıldığında her ikisinin de dört harf, iki heceden oluştuğu, markalar arasındaki tek farklılığın ilk harf olan ''Z'' ve ''F'' harflerinden kaynaklandığı anlaşılmaktadır. Markalardaki tek harf değişikliğinin iltibasa yol açacağına dair Dairemiz kararları mevcut ise de, bu hususun her somut olayın özelliğine göre değerlendirilmesi gerekmekte olup, somut uyuşmazlıkta tek harf değişikliğinin görsel, işitsel, yazılış ve anlamsal bakımından dava konusu markanın üzerinde kullanılacağı emtianın ortalama tüketicileri nezdinde iltibası önleyici mahiyette olduğu, her iki marka bakımından vurgunun ilk hece olan ''ZA'' ve ''FA'' sesleri üzerinde toplandığı, vurgunun ilk hecede odaklanmasının taraf markalarını farklılaştırdığı, farklılığın ortalama tüketici tarafından algılanabilir nitelikte olduğu anlaşılmaktadır. Bu kapsamda, belirtilen hususlar değerlendirilmeksizin davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın mümeyyiz davalı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle mümeyyiz davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle kararının mümeyyiz davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 03.07.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.