İSTİNAF KARAR TARİHİ: 22/10/2025 İSTİNAF KARAR YAZIM TARİHİ: 22/10/2025 Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 'nin 2023/870 Esas 2025/535 Karar sayılı ilamına karşı , davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya dairemize gelmekle dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda ; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinden özetle; Müvekkili ile davalı arasında ticari ilişki olduğunu, alış ve satış faturaları ve havaleler son…
T.C. KAYSERİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 6. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2025/1675 KARAR NO: 2025/1904 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: KAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 10/06/2025 NUMARASI: 2023/870Esas - 2025/535Karar DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) İSTİNAF KARAR TARİHİ: 22/10/2025 İSTİNAF KARAR YAZIM TARİHİ: 22/10/2025 Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 'nin 2023/870 Esas 2025/535 Karar sayılı ilamına karşı , davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya dairemize gelmekle dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda ; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinden özetle; Müvekkili ile davalı arasında ticari ilişki olduğunu, alış ve satış faturaları ve havaleler sonucunda bakiye 490.740,91-TL cari hesap alacağı kaldığını, Kayseri Genel İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyası ile takip başlatıldığını, borçlunun borca itiraz ettiğini, harici görüşmeler sonucunda arabulucuya başvuru yapıldığını anlaşamama ile sonuçlandığını belirterek, davalının haksız itirazının iptali ve takibin aynen devamına, davalının itirazının haksız ve kötü niyetli olması sebebiyle %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini, ayrıca ihtiyati haciz kararı verilmesini, itirazın iptali ile yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinden özetle; Taraflar arasında cari hesap sözleşmesi bulunmadığını, ...'ın yetkilisi olan ...'un ... şirketi yerine ...'nın yetkilisi/müdürü olan ...'ya şirket yetkilisinin Whatsapp'tan gönderdiği mesajdaki talebine ve sözlü isteklerine istinaden firmaları arasında ilişki nedeni ile 6 eylül 2021: 50.000TL, 7 eylül 202 : 290.000TL, 9 eylül 2021: 625.000TL, 10 eylül 2021 : 397.520TL olmak üzere toplam: 1.362.520 TL havale yapıldığını, dava dilekçesinde haksız bir şekilde zikredilmeyen 1.362.520 TL'lik kısımdan 490.740,91-TL çıkarıldığında müvekkilinin borçlu değil alacaklı olduğunun görüleceğini, davacının hileli ve kasıtlı dürüstlük kurallarına aykırı bir şekilde davalı ... yetkilisi olan ...'un ...'nın münferiden yetkilisi/müdürü olan ...'ya şirket yetkilisinin Whatsaptan mesaj göndererek şirkete değil şahsi hesabına havalenin yapılmasına dair taleplerine ve sözlü isteklerine istinaden yapmış olduğu firmaları ile ilgili havaleleri zikretmediğini, müvekkili şirket yetkilisi ...'un davacı şirket yetkilisinin talebine istinaden toplam 1.362.520 TL'lik havale gerçekleştirdiğini, davacının firmaların ilişkilerinden kaynaklanan havalelere dava dilekçesi de yer vermeyerek müvekkilini borçlu gibi göstermiştir, ancak davacının alacaklı değil müvekkiline borçlu durumda olduğunu belirterek haksız ve hukuksuz davanın reddine, takibin haksız ve kötüniyetli olması nedeniyle %20 oranında kötü niyet tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: İlk derece mahkemesi tarafından yapılan yargılama sonucunda; "Tüm dosya kapsamı bir kül halinde tetkik edilmekle; davalı tarafın dayandığı dekontlar incelendiğinde davalı şirket yetkilisi ... tarafından davacı şirket yetkilisi ... hesabına 6 eylül 2021 tarihinde 50.000,00-TL, 7 eylül 2021 tarihinde 290.000,00-TL, 9 eylül 2021 tarihinde 625.000,00-TL ve 10 eylül 2021 tarihinde ise 397.520,00-TL olmak üzere toplam 1.362.520 TL ödeme yapıldığı görülmektedir. Davalı tarafça sunulan Whatsapp yazışmalarında davacı şirketin münferiden yetkilisi olan ...'nın sekreteri olan ...'a ait hat üzerinden yazışma yapıldığı, bu yazışmalarda davalı şirket yetkilisinin şahsi hesabından ...'nın şahsi hesabına ödeme yapılmasının talep edildiği görülmektedir. Önemle belirtmek gerekir ki 10/09/2021 tarihli yazışmada 522.250,00-TL ödeme yapılacağı belirtilmiş olup davacı şirketin cari hesap ekstresi incelendiğinde 10/09/2021 tarihinde gönderilen havale olarak 522.250,00-TL ödemenin yer aldığı görülmektedir. Yine Whatsapp yazışmalarının 06/09/2021-10/09/2021 tarihleri arasında yapıldığı ve konuşmalar arasında bütünlük olduğu görülmektedir. Davacı taraf 08/04/2024 tarihli dilekçesinde taraflar arasında cari hesap dışında da borç - alacak ilişkisi bulunduğunu, bunlardan bir tanesinin dilekçe ekinde yer alan 10/09/2020 tarihli "Tutanak" başlıklı bir belge olduğunu ileri sürmüş olup dilekçe ekinde sunulan belge altında davalı şirket yetkilisi ...'un imzasının bulunduğu, belge içeriğinde ...'dan makina bedeli olarak 155.000 USD'nin avans ödemesi olarak alındığı belirtilmiştir. Davacı vekili 08/04/2024 tarihli dilekçesinde 155.000 USD'nin davalı şirket yetkilisi tarafından makina alımı için avans olarak alınmış ise de davalı tarafın talebi üzerine bu bedelin cari hesap dışında tutularak davalı tarafça ödenmesi hususunda anlaşıldığını yine ödenmemiş senetlerin de bulunduğunu ileri sürmüş ise de sunulan belgede davalı şirket yetkilisinin avans ödemesi aldığı, bu haliyle davalının borç altına girdiğinden bahsedilemeyeceği açıktır. Davalı tarafça anılan belgeye ilişkin imza inkarında bulunulmuş ise eldeki davanın itirazın iptali davası olduğu ve takibin cari hesap alacağına dayandığı açıkken davacı vekilinin 08/04/2024 tarihli dilekçesinde taraflar arasında cari hesap dışında da borç - alacak ilişkisi bulunduğundan bahsederek 10/09/2020 tarihli "Tutanak" başlıklı bir belgeye dayanması mümkün değildir, nitekim itirazın iptali davası takiple sıkı sıkıya bağlı davalardır, bundan ötürü anılan belgedeki imza incelemesinin sonuca bir etkisi olmadığı gözetilerek eldeki davada değerlendirmeye tabi tutulmamıştır. Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin 2016/19295 E. 2017/5887 K. Sayılı emsal ilamında da "davalı tarafça ödeme yapılan banka hesap numarasının şirket yetkilisine ait olup, davacı şirket yetkilisi hesabına yapılan ödemelerin başka bir hukuki ilişki nedeni ile yapılmış olduğunun kanıtlanamadığı, bu ödemelerin davacı şirkete yapılmış sayılması gerektiği" hususu belirtilmiştir. Netice itibariyle davalı tarafça davacı şirketin tek yetkilisi olan ...'nın talimatı doğrultusunda şirket yetkilisinin şahsi hesabına ödeme yapıldığı, yapılan ödemenin davacı şirket borcuna mahsuben yapıldığı ve davalının takibe konu cari hesap nedeniyle borcu bulunmadığı kanaatine ulaşıldığından davacıya yemin hakkı hatırlatılmış olup davacı vekili 19/05/2025 tarihli dilekçe yemine dayandığını açıklamıştır.Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin 2017/920 E. 2018/10852 K. Sayılı emsal ilamında da açıklandığı üzere "Yemin teklif eden taraf, karşı tarafa hangi vakıalar hakkında yemin önerdiğini mahkemeye bildirir, yemin sorusunu ve formülünü ise hakim hazırlar. Yemin sorusunun hazırlanmasında, hakim yemin teklif edenin belirttiği hususlardan yararlanır. Yemin sorusunun isabetli ve doğru hazırlanması gerekir. Hakim, yemin metnini hazırlarken, yemin metninin olaya uygun olmasına dikkat eder. Aksi takdirde hazırlanan yemin metnine göre yapılan yemin amacına ulaşmayabilir. Hakim yemin metnini hazırlarken, yemin teklif edenin iradesi çerçevesinde hareket etmeli; karşı taraf da yemini, kendisine teklif edilen yemin çerçevesinde eda etmelidir. " Bu bilgi ışığında davacı tarafça sunulan yemin metni incelendiğinde takibe konu edilmeyen 10/09/2020 tarihli "Tutanak" başlıklı bir belgeye istinaden 155.000 USD kapora bedeli ile yine dava ve takipte yer almayan 117.500 USD senete ilişkin yemin ifa edilmesini istemiş ise de yukarıda anılan içtihat doğrultusunda yemin sorusu mahkememiz tarafından " Kayseri Genel İcra Müdürlüğü’nün ... E. Sayılı dosyasında takibe konu edilen 490.740,91-TL borcun davacı şirket yetkilisinin şahsi hesabına ödenip ödenmediği, takibe konu cari hesaptan ötürü borcu bulunup bulunmadığı" hususunda yemin sorusu yöneltilmiştir. Davalı şirket yetkilisinin yemini eda etmesi üzerine davanın reddine karar verilmiş ve ödemelerin takip tarihinden önce yapıldığı da dikkate alınarak davacı aleyhine %20 kötüniyet tazminatına hükmolunmuş... " gerekçesiyle Davanın REDDİNE, İİK 67/2 gereğince takip bedeli olan 490.740,91-TL'nin %20'si oranında kötüniyet tazminatının davacıdan alınarak davalıya verilmesine karar verilmiştir. İşbu kararı davacı vekili süresinde istinaf etmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle;"Davalı tarafça anılan belgeye ilişkin imza inkarında bulunulmuş ise eldeki davanın itirazın iptali davası olduğu ve takibin cari hesap alacağına dayandığı açıkken davacı vekilinin 08/04/2024 tarihli dilekçesinde taraflar arasında cari hesap dışında da borç - alacak ilişkisi bulunduğundan bahsederek 10/09/2020 tarihli "Tutanak" başlıklı bir belgeye dayanması mümkün olmadığını, nitekim itirazın iptali davası takiple sıkı sıkıya bağlı davalar olduğunu, bundan ötürü anılan belgedeki imza incelemesinin sonuca bir etkisi olmadığı gözetilerek eldeki davada değerlendirmeye tabi tutulmadığını, netice itibariyle davalı tarafça davacı şirketin tek yetkilisi olan ...'nın talimatı doğrultusunda şirket yetkilisinin şahsi hesabına ödeme yapıldığı, yapılan ödemenin davacı şirket borcuna mahsuben yapıldığı ve davalının takibe konu cari hesap nedeniyle borcu bulunmadığı kanaatine ulaşıldığından davacıya yemin hakkı hatırlatılmış olup davacı vekili 19/05/2025 tarihli dilekçe yemine dayandığını açıkladığını, Kayseri Genel İcra Müdürlüğü’nün ... E. Sayılı dosyasında takibe konu edilen 490.740,91-TL borcun davacı şirket yetkilisinin şahsi hesabına ödenip ödenmediği, takibe konu cari hesaptan ötürü borcu bulunup bulunmadığı" hususunda yemin sorusu yöneltildiğini, davalı şirket yetkilisinin yemini eda etmesi üzerine davanın reddine karar verilmiş ve ödemelerin takip tarihinden önce yapıldığı da dikkate alınarak davacı aleyhine %20 kötüniyet tazminatına hükmolunmuştur." şeklinde olduğunu, kararın usul, yasa ve hakkaniyet kurallarına aykırı olup istinaf incelemesi neticesinde kaldırılması gerektiğini, yerel mahkemenin burada kaçırdığı nokta, takibin resmi ve ticari ilişkiye dayalı faturalar ve resmi cari hesaba dayalı olması gerektiğini, dosyaya sunulan belge ise, DAVALI tarafın cevap dilekçesinde şahsi borca ilişkin yaptığı ödemeleri, sanki resmi cari fatura borcuna istinaden yapmış gibi bir iddası karşısında, taraflar arasındaki ilişkinin sadece cari ile sınırlı kalmayıp, harici senet ve belgeye dayalı bir alacağın olduğuna yönelik olduğunu, burada sanki taraflar arasındaki ilişki resmi faturalarla sınırlı olduğu kanaatiyle, bizim delilimizi yok sayıp, açık bir şekilde faturaya dayalı olduğu belli olmayan, kald ki resm faturaya dayalı olduğu için şirket resmi hesabına gönderilmesinde hiçbir sakınca olmamasına rağmen şahsi borca ilişkin olduğu için şahsa havale edilen ödemeleri, tek taraflı kabul ve değerlendirme ile erilmiş olan kararın tarafımızdan kabulü mümkün olmadığını, yerel mahkeme imza incelemesinin sonuca etkili olmayacağını belirtmiş isede aksine, en önemli husus bu inceleme olduğunu, tarafların tüm resmi ve hukuki ilişkileri bir bütün olarak değerlendirilmek zorunda olduğunu, yemin metninin davalı şirket yetkilisine aynen okunması ve davalı şirket yetkilisinin bu şekilde yemin ettirilmesi gerekirken, yemin metninde belirtmiş olduğu hususlarda davalı şirket yetkilisine yemin ettirilmemiş olması açıkça hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu, kötü niyet tazminatına hükmedilmesi haksız olduğunu, davalı tarafın kötü niyetli olduğu iddialarının hiçbir somut dayanağı bulunmadığını, davanın, mevcut ticari ilişkiden kaynaklanan alacakların tahsili amacıyla açılmış olup, haksız bir talep veya davayı uzatma amacı taşımadığını, mahkemenin davanın reddi yönündeki kararı hatalı olduğu gibi, kötü niyet tazminatına hükmetmesi de hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu, arz ve izah edilen nedenlerle, Sayın mahkemece verilen kararın hatalı ve hukuka aykırı olduğu kanaatinde olduğunu, davalı yanın delillerinin tek taraflı değerlendirilmesi, yemin delilinin usulsüz bir şekilde sınırlandırılması ve kötü niyet tazminatına hükmedilmesi, adil yargılanma hakkı ihlali olup söz konusu kararın istinaf başvurusu doğrultusunda kaldırılmasını talep etme zarureti hasıl olduğunu, istinaf başvurusunun kabulü ile; öncelikle kararın icrasının durdurulması için tehiri icra kararı verilmesini, Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2023/870 Esas, 2025/535 Karar ve 10.06.2025 tarihli kararının istinaf incelemesi neticesinde kaldırılmasına ve yeniden yargılama yapılarak davamızın ve tüm taleplerin kabulüne karar verilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı üzerine yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili istinaf dilekçesine karşı sunduğu cevap dilekçesinde özetle ; Yemin kesin delil olup, yeminin eda edilmesi üzerine, artık ortada uyuşmazlık konusu olan vakıa kesin delille kanıtlanmış olacağından, uyuşmazlığı kesin olarak sonuca bağlanmış olacağından, başka bir sebebe gerek kalmadan sadece bu gerekçeyle davacının istinaf başvurusu reddedilmesi gerektiğini, davacı şirket yetkilisine yapılan ödemeler, isabetli bir şekilde raporda dikkate alındığını, taraflar arasında bu cari hesaba ilişkindir bu şahsi hesaba ilişkindir şeklinde bir ayrım söz konusu olmadığını, taraflar arasında geçerli bir cari hesap sözleşmesi de söz konusu olmadığını, davacı tarafından borcun sebebi olarak cari hesap alacağı gösterildiğini ancak davacı tarafından herhangi bir cari hesap sözleşmesi sunulmadığını, taraflar arasında cari hesap sözleşmesi bulunmadığını, hiç bir şekilde tutanağı kabul etmemekle birlikte, Davacı ... plastik adı üstünde plastik ve strech işleri ile iştigal eden bir firma iken tutanağın konusunu bir strech makinesi oluştururken, strech makinesinin ... plastik ile alakasının olmadığını bundan doğan borcun şahsi bir borç olduğunu ileri sürmek akla, mantığa ve hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, davacı şirket yetkilisi 09.07.2024 tarihli isticvap beyanında, whatsapp konuşması ile müvekkile ödemeleri şirket yetkilisinin şahsi hesabına yapması gerektiğini söyleyen kişinin sekreteri, yardımcısı olduğunu belirttiğini, dürüstlük kuralı ve görünüşe güven ilkeleri gereği ... plastik sorumluları ile yapılan işlemlerin ilk olarak ... adına ve hesabına işlem yapıldığının üçüncü kişilerce kabul edilmesi çok doğal olduğunu ve bu görünüş hukuken de korunduğunu, şirket sorumlulularının şirketin iştigal konusu ile yaptıkları işlemlerde şirketi temsil ettikleri hukukun ve hayatın olağan akışının bir sonucu olduğunu, şirket sorumlularının şirket konusu işleri kendi adlarına ve hesaplarına yapmaları rekabet etme yasağına takıldığını, rekabet etme yasağı kapsamında da kanun aslında şirket sorumlularının öncelikle şirketi temsilen işlem yaptıklarını kabul etmektedir ki bu ticari hayata ve hayatın olağan akışına ve dahi mantığa da uygun bir yaklaşım olduğunu, davacı dava dilekçesinin 2. maddesinde, davacı ile davalı arasında ticari ilişki mevcut olduğunu, cari hesap ekstresi, alış satış faturaları, irsaliyeler ve havalelere göre bakiye 490.740,91 TL alacaklı olduğunu iddia ettiğini, davacı her nedense hileli, kasıtlı, bilinçli, dürüstlük kuralına ve uyandırılan güvene (çelişkili davranma yasağına) aykırı bir şekilde davalı ...’ın yetkilisi olan ...’un, ...’nın münferiden yetkilisi/müdürü olan ...’ya, şirket yetkilisinin WhatsApp’tan gönderdiği mesajdaki, şirkete değil şahsi hesaba havalenin yapılmasına dair taleplerine ve sözlü isteklerine istinaden yapmış olduğu, firmaları ile ilgili, havaleleri zikretmediğini, oysa ...’ın yetkilisi olan ..., ... şirketi yerine ...’nın yetkilisi/müdürü olan ...’ya, şirket yetkilisinin WhatsApp’tan gönderdiği mesajdaki talebine ve sözlü isteklerine istinaden firmaları arasındaki ilişki nedeni ile aşağıdaki havaleleri yaptığını, cevap dilekçesindeki ve açıklamalardan da açıkça anlaşılacağı üzere, davacı taraf hileli, kasıtlı, bilinçli, dürüstlük kuralına ve uyandırılan güvene (çelişkili davranma yasağına) aykırı bir şekilde her nedense ... yetkilisi ... tarafından ... şirketinin münferiden yetkilisi/müdürü/temsilcisi olan ...’ya, talepleri doğrultusunda, firmalarının ilişkilerinden kaynaklanan havalelere dava dilekçesinde hiç yer vermeyerek, sanki davalı borçlu imiş gibi mahkeme nezdinde bir intiba uyandırmaya çalıştığını, oysa yukarıda da ispat edildiği üzere, yapılan ama dava dilekçesinde zikredilmeyen ödemeler neticesinde davalının davacıya bir borcu söz konusu olmadığı gibi davacı davalıya karşı borçlu durumda olduğunu, bu kapsamda alacakla ilgili haklar saklı kalmak üzere bu haksız, mesnetsiz ve hukuka aykırı davanın reddedilmesini ve davacı taraf yapılan ödemeleri hileli, kasıtlı ve bilinçli bir şekilde sakladığından ve böylelikle kötü niyeti sabit olduğundan aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep ettiğini, davacı taraf 08.04.2024 tarihli beyan dilekçesinde whatsapp yazışmalarının müvekkil şirket yetkilisi ile yapılmadığını ifade ettiğini, davacı şirket yetkilisi 09.07.2024 tarihli isticvap beyanında, whatsapp konuşması ile müvekkile ödemeleri şirket yetkilisinin şahsi hesabına yapması gerektiğini söyleyen kişinin sekreteri, yardımcısı olduğunu ikrar ettiğini, arz ve izah edilen ve resen nazara alınacak sebeplerle; davacının istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir. HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: Dairemizce HMK'nın 355. Maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzeniyle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır. Dava, cari hesaba dayalı olarak davacının davalı aleyhine başlattığı ilamsız icra takibine vaki itirazın iptali istemidir. Davalı yan ödeme savunmasında bulunmakla ispat yükünü üzerinde almış olup davalı yan davacı şirket yetkilisinin şahsi hesabına borcu ödediğini savunmuştur. Bu hususta davalının sunduğu ödeme dekontları, whatsapp yazışma içerikleri ve bu içeriği doğrulayan, teyit eden davacı defterindeki ödeme kaydı, whatsapp konuşmada geçen ödemenin davacı şirketin defterlerine de işlenmiş olması, bir başka deyişle davalı tarafından davacı şirket yetkilisine yapılan ödemenin davacı şirketin defterine yansıması, davacının teklif ettiği yemini davalının eda etmesi sonucu davacının davalıdan takibe konu cari hesaptan kaynaklı bir alacağının bulunmadığı anlaşılmakla davanın reddine karar verilmesi yerinde görülmüştür. İİK'nun 67/1. maddesine göre "Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın "yüzde yirmisinden" aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir." Buna göre davacı lehine icra inkar tazminatına hükmetmek için davalının haksız olması, itirazın iptaline karar verilen alacağın likit olması ve davacının talebi gerekir. İİK'nun 67/1. maddesine göre davalı lehine kötüniyet tazminatına hükmetmek için davanın davalı lehine sonuçlanması, davacının icra takibinde kötüniyetli olması ve davalının talebi gerekir. Davacının kötüniyetli sayılabilmesi için haksız olduğunu bildiği ya da bilmesi gerektiği halde icra takibine girişmiş olmalıdır. Alacaklının kötüniyetli olduğu konusunda ispat yükü davalıdadır. Davalı borçlu, takip konusu alacağın aslında hiç doğmadığını veya sona erdiğini alacaklının bildiği halde takibe geçtiğini kanıtlarsa alacaklı aleyhine tazminata hükmedilir. Davalı yan ise her ne kadar kötüniyet tazminatı verilmesini talep etmişse de davacının kötüniyetli olduğunun ispatlanamadığı, davacının icra takibi başlatmakta kötüniyetli olduğu dosya kapsamına göre ispat edilemediğinden cari hesaptan kaynaklı alacağını dava ettiği anlaşılmakla kötüniyetli olduğunun ispatlanamadığı görülmekle davalının kötüniyet tazminatı isteminin reddi gerekirken kabulü yerinde görülmemiştir. Fakat bu husus ayrıca yargılama yapılmasını gerektirmediğinden davacının istinaf isteminin bu nedenle kabulü ile kararın kaldırılarak, hükmün bu yönleriyle HMK.353/1-b.2 mad gereği düzeltilmesine karar verilmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE; HMK'nın 353/1-b,2. maddesi gereğince düzelterek yeniden karar verilmek üzere Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 'nin 2023/870 Esas - 2025/535 Karar sayılı nihai kararının KALDIRILMASINA, Düzeltilerek yeniden bir karar verilmesine, buna göre; "1-Davanın REDDİNE, 2- İİK 67/2 mad şartları oluşmadığından davalının kötüniyet tazminatı talebinin reddine, 3-Alınması gereken 615,40-TL karar ve ilam harcının dava açılırken davacıdan alınan 5.926,93-TL peşin harçtan mahsubu ile artan 5.311,53-TL harcın karar kesinleştiğinde ve talebi halinde yatıran davacıya iadesine, 4-Davacı tarafça yapılan yargılama harç ve giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 5-Davalı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden davalı lehine A.A.Ü.T. 13/2. Maddesi uyarınca 77.611,14 -TL nispi vekalet ücreti takdirine, takdir edilen vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 6-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-11-13. maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.120,00-TL arabuluculuk ücretinin (yargılama gideri) davacıdan alınarak Hazineye gelir kaydına, 7-HMK'nun 333/1. maddesi gereğince varsa artan gider avansından kullanılmayan kısmın karar kesinleştikten sonra yatıran ilgili tarafa iadesine, 8-Davalı tarafça yapılan 144,00TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, " 2-Davacı tarafın istinaf aşamasında yatırmış olduğu 615,40 TL istinaf karar harcının talep halinde davacıya iadesine, 3-Davacı tarafın istinaf aşamasında yapmış olduğu posta gideri 480,00 TL'nin ve 1.683,10 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 4-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 5-Kararın tebliğ işlemlerinin Dairemiz tarafından yapılmasına, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde , 6100 sayılı HMK'nın 361/1 maddesi gereğince kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde Yargıtay'a temyiz yolu açık olmak üzere, oy birliği ile karar verildi. 22/10/2025