11. Hukuk Dairesi 2014/7868 E. , 2014/16208 K. MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada ...(Kapatılan) 30. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 09/12/2013 tarih ve 2012/177-2013/346 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı-karşı davacı vekili ile katılma yoluyla davacı-karşı davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rap…
**11. Hukuk Dairesi 2014/7868 E. , 2014/16208 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada ...(Kapatılan) 30. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 09/12/2013 tarih ve 2012/177-2013/346 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı-karşı davacı vekili ile katılma yoluyla davacı-karşı davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı-karşı davalı vekili, müvekkilinin ...bank T.A.Ş. ... Şubesinde bulunan 150.000-USD’yi EFT yoluyla davalı bankanın ... ... Şubesinde vadeli döviz hesabı açtırdığını, bu hesabın davalı bankanın ... Şubesinde devam ettiğini, faizleri işlenmek suretiyle hesap cüzdanlarının müvekkiline ibraz edilmiş olduğunu, müvekkilinin davalı bankadan mevduatını çekmek istediğini ancak davalı Banka tarafından ödeme yapılmadığını, bunun üzerine davalıya noter aracılığıyla ihtarname gönderdiklerini ancak davalı bankanın ihtarnameye cevap vermediğini, davalı bankanın müvekkiline ödeme yapmadığının noterde düzenlenen tutanakla tespit edildiğini, müvekkiline mevduatının ödenmesinin yasal bir zorunluluk olduğunun ileri sürerek 190.500-USD’nin 19/02/2003 tarihinden itibaren devlet bankalarının ... Doları hesaplarına uyguladığı bir yıllık vadeli döviz mevduat faizi ile birlikte fiili ödeme günündeki efektif satış kuru üzerinden TL karşılığının davalı-karşı davacıdan tahsilini, karşı davanın reddine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı-karşı davacı vekili, davacının 173.125-USD’yi ... Şubesine getirmemiş olmasına rağmen, eski müdür Sezai Ayan tarafından kendisine hesap cüzdanı verilmesi, eski müdür ile davacı arasındaki izah edemedikleri bir alışverişin teminatı olabileceğini, açılan ve kapanan hesabın fiktif bir hesap olduğunu savunarak davanın reddini istemiş; karşı davada ise, davacı ile ilgili işlemler incelendiğinde şube müdürü ile davacı arasındaki menfaat birlikteliğinin fiktif hesaplar açılmasıyla sınırlı kalmadığını, şube müdürünün başka müşterilerin hesaplarından müşteri imzaları ve talimatları olmaksızın düzenlenen belgelerle ...bank/... Şubesindeki davacı hesabına değişik tarihlerde farklı meblağları EFT havalesi yaptığının anlaşıldığını ileri sürerek toplam 124.946.250.000 TL’nin davacı-karşı davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir. Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama, iddia, savunma, toplanan deliller, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, her ne kadar davalı banka, dava dışı banka müdürü ile davacının birlikte hareket etmek suretiyle usulsüz işlemler gerçekleştiğini iddia etmiş ise de, müdür tarafından bu şekilde hesabın boşaltılmasının davacı yönünden bir fayda sağlamadığı gibi, bankacılık uygulamalarında müdürün müşteri pörtföyünü geliştirmek ve bankaya yüksek rakamlı mevduatlar kazandırmak için bir kısım müşterilere özel uygulamalar yapmasının, yüksek faiz taktir etmesinin normal karşılanması gerçeği ve bu durumun ticari teamüller içinde kalıp hukuka aykırı olmaması, davacının da müdürün hiçbir işlemine katılmadığı gibi, ayrıca işlemlere ilişkin talimatının da bulunmaması ve müdürün çektiği paraları davacı ve banka çalışanı müdürün ortak kullandığına dair delil de bulunmaması, davacının hakkında açılan ceza davasının da bu gerekçelerle ... 1. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2006/125 Esas sayılı dosyası ile ret edilip beraatine karar verilmekle ve bu kararın onanarak kesinleşmiş bulunmakla, bu yönü ile davalı bankanın savunmasına itibar edilmeyerek, öte yandan bankaların çalıştırdıkları personelin usulsüz işlemlerinden dolayı sorumlu olduklarının gerek kanun hükümleri gerekse yerleşmiş yargıtay uygulamalarının gereği olması karşısında, olayda davalı bankanın eski banka müdürü olan kişinin usulsüz işlemleri ile davacıyı toplam 188.829,42 USD zarara uğrattığı gerekçesiyle, asıl dava yönünden davanın kabulüne, kabul edilen 188.829,42 USD'nin 19.2.2003 tarihinden itibaren 3095 sayılı Yasanın 4/a maddesi uyarınca USD faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, bankanın açtığı karşı dava yönünden ise, davacının davalı bankanın Antakya Şubesi'ne 50.000 TL, ... Şubesi'ne 50.000TL ve 20.000 TL havale ettiği, davalı bankanın toplam 120.000 TL'lik parayı davacıya nasıl iade ettiğine dair dosyada bir delile rastlanmadığı, 7.5.2001 tarihinde gönderilen 50.000 TL'nin hangi şartlarda nemalandırıldığının dosyaya sunulan delillerden anlaşılmadığı, davalı bankanın 1 yıllık mevduat faiz oranına göre yapılan hesaplamada fiktif olduğu ileri sürülen 74.500 TL'nin havale edildiği 12.10.2001 tarihinde, 50.000 TL'nin 157 günlük, %80 faiz ile nemasının stopaj uygulanmadan brüt 17.205,47 TL'ne, nemalandırılmış miktarın brüt 67.205,47 TL 'ye ulaştığı, davacı adına fiktif olduğu iddia edilen ilk havalenin yapıldığı 12.10.2001 tarihinde hesapta havale tutarı kadar yani 74.500 TL tutarında mevduatın bulunmadığı, davalı bankanın kendi personelinin yaptığı usulsüz ve fiktif olduğunu ileri sürdüğü havale işleminden dolayı davacıdan bir talepte bulunma imkanı olmadığı gerekçesiyle de, mukabil davanın reddine karar verilmiştir. Kararı, davalı-karşı davacı vekili ile katılma yoluyla davacı-karşı davalı vekili temyiz etmiştir. 1- Davalı-karşı davacı vekilinin temyiz dilekçesinin, davacı-karşı davalı vekiline 25.03.2014 tarihinde tebliğ edildiği, davacı-karşı davalı vekili tarafından UYAP sistemi üzerinden katılma yoluyla temyiz dilekçesi gönderildiği, temyiz harcının 07.04.2014 tarihinde yatırıldığı anlaşılmıştır. HUMK'nun 432/4'ncü maddesine göre, süresinden sonra yapılan temyiz istemleri hakkında mahkemece bir karar verilebileceği gibi, 01.06.1990 gün 3-4 sayılı İBK uyarınca Yargıtay da bu konuda bir karar verebileceğinden davacı-karşı davalı vekilinin katılma yoluyla temyiz isteminin süre yönünden reddine karar vermek gerekmiştir. 2- Davalı-karşı davacı vekilinin temyiz isteminin incelenmesine gelince ise; dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve kısa kararda para biriminin TL olarak gösterilmesinin maddi hata niteliğinde olması nedeniyle gerekçeli kararda USD para birimi üzerinden tahsiline şeklinde hüküm tesisinin kısa karar-gerekçeli karar çelişkisi olarak da nitelendirilemeyecek bulunmasına göre, davalı-karşı davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davacı-karşı davalı vekilinin katılma yoluyla temyiz isteminin süreden REDDİNE, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı-karşı davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve yasaya uygun bulanan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 16.350,00 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalı-karşı davacıdan alınmasına, temyiz harcı davacı-karşı davalıdan peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 22.10.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.