11. Hukuk Dairesi 2009/4285 E. , 2010/10480 K. MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada Erzurum 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 18.12.2008 tarih ve 2006/242 - 2008/392 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanak…
**11. Hukuk Dairesi 2009/4285 E. , 2010/10480 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada Erzurum 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 18.12.2008 tarih ve 2006/242 - 2008/392 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkilinin... Konut Yapı Kooperatifinin ortağı ve kooperatife ait arsaların 19 ortağından biri olduğunu, Kooperatifin sahip olduğu arsalar üzerine 66 adet konut inşa ettiğini ve bu konutlara üye kaydettiğini, davacının da arsa ortaklığının yanı sıra konutlara da üye olduğunu, bu üyeliğini 22.07.2000 tarihli sözleşme ile davalıya devrettiğini, konut üyeliği ile arsa üyeliğinin iki farklı üyelik olduğunu, kooperatif genel kurulunun 04.08.2002, kooperatif yönetim kurulunun ise 21.04.2002 tarihli toplantılarında arsa bedellerinin arsa sahiplerine ödenmesine, arsa sahiplerinin büyük çoğunluğunun aynı zamanda konut üyesi olduğu dikkate alınarak bu üyelerin arsadan doğan alacaklarının konut üyeliğinden doğan borçlarına mahsup edilmesine karar verildiğini, davacı ile de mahsuplaşmanın yapıldığını, sözleşme tarihi itibariyle kooperatife ilişkin hak ve borçların davalıya geçtiğini, arsa bedeli alacağının ise 25.04.2002 tarihinde tahakkuk ettiğini, davacının üyelik payına mahsup edilen arsa payı alacağının haksız olarak davalıya geçtiğini ileri sürerek, davalının itirazının iptaline, %40 icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, davanın reddini istemiştir. Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, taraflar arasında 22.07.2000 tarihinde kooperatif üyeliğinin devrine ilişkin sözleşme yapıldığı, kuralar çekildikten sonra kooperatif yönetim kurulunun kararı ile davacının kooperatif üyeliğinin sona erdiği, davacının kooperatif üyeliğinden çıkarma kararının iptaline yönelik açtığı davasının reddedildiği, bu şekilde davalının 22.07.2000 tarihinden itibaren kooperatif üyesi olduğu, bu tarihten itibaren üyeliğe bağlı hak ve borçların davalıya geçtiği, kooperatif yönetim kurulunun 21.04.2002 tarihli ve genel kurulun 04.08.2002 tarihli kararları ile arsa bedellerinin arsa sahibi olan ortaklara ödenmesine, arsa sahibi ve aynı zamanda konut üyesi olan olan üyelerin arsa alacaklarının konut üyeliğinden kaynaklanan borçlarından mahsubuna karar verildiği, davacının arsa payından düşen parasının 25.04.2002 tarihinde kooperatif aidat hesabına yatırıldığı, aynı tarihte davacının borçlarına mahsup edildiği, 22.07.2000 tarihinden itibaren kooperatife üye olan ve devir ile eski ortağın kooperatife karşı tüm hak ve yükümlülükleri kendisine geçen davalının kooperatife karşı yükümlülüklerini yerine getirdiği, davacıya da üyelikten dolayı herhangi bir borcunun bulunmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir. Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. Dava, itirazın iptali istemine ilişkin olup mahkemece yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiştir. Ancak, hüküm yeterli araştırma ve incelemeye dayanmadığı gibi, doğru değerlendirmeler de içermemektedir. Davacı ile davalı arasında kooperatif arsa üyeliğinin devredilmediğine dair herhangi bir uyuşmazlık yoktur. Uyuşmazlık dava dışı kooperatif tarafından, davacı üzerinde kaldığı tartışmasız olan arsa üyeliği bedeli olarak davalının konut aidat borcundan mahsup edilen tutarın, devirden sonraki aşamalarda davalı tarafından aidat ödemesi şeklinde davacıya ödenip ödenmediği noktasında toplanmaktadır. 24.05.2007 tarihli dilekçe ve 18.12.2008 tarihli oturumda davalı bu bedeli haricen davacıya ödediğini savunmuş olmasına göre ispat külfeti kendisine düşmektedir. Yargılama sırasında ise ispat külfeti ters çevrilmek suretiyle davacının davalıya teklif ettiği yemin esas alınarak hüküm kurulmuştur. Bu durumda davalının sözü edilen ödemeleri davacıya yaptığına dair delilleri toplanmak suretiyle gerekir ise bu konudaki aidat borcunun kalıp kalmadığı ve varsa miktarı konusunda kooperatif kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmak suretiyle sonucuna göre karar verilmesi gerekir iken yazılı gerekçe ile karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün bozulması gerekmiştir. SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 18.10.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.