11. Hukuk Dairesi 2012/5915 E. , 2012/8794 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 14/01/2010 gün ve 2007/233-2010/10 sayılı kararı onayan Daire’nin 26/12/2011 gün ve 2010/5720-2011/17657 sayılı kararı aleyhinde davalı vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor
**11. Hukuk Dairesi 2012/5915 E. , 2012/8794 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 14/01/2010 gün ve 2007/233-2010/10 sayılı kararı onayan Daire’nin 26/12/2011 gün ve 2010/5720-2011/17657 sayılı kararı aleyhinde davalı vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü: Davacı vekili, müvekkili şirketin Tennessee Üniversitesi bünyesinde araştırmalar yapan bir tüzel kişilik olduğunu, bu çalışmalar sırasında “prostat kanserinin kimyasal yöntemlerle önlenmesine yönelik bir metot” bulduğunu ve bu metodu uluslararası patent sistemi içinde patent belgesine bağlamak amacıyla gerekli süreçleri yürüttüğünü, PCT sistemi içindeki ön araştırma ve ön inceleme safhalarından sonra davalı nezdinde bir patent başvurusunda bulunduğunu, 3. inceleme sonucunda da müvekkiline ait buluşun patentlenebilirlik kriterlerine sahip olmadığı sonucuna varılması ve 4. inceleme yapılamayacağı gerekçesiyle müvekkilinin başvurusunun davalı tarafından nihai olarak reddedildiğini, ancak inceleme merci olan İsveç Patent Ofisi’nin başvurunun kısıtlı istemler bakımından kabul edilebileceğine karar verdiğini, bu durumun yeni bir vaka niteliğinde bulunduğunu ve değerlendirilmesinin gerektiğini ileri sürerek, davalı TPE YİDK’nun 12.09.2007 tarih P-18 sayılı kararının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı kurum vekili, müvekkili tarafından alınan kararın usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. Mahkemece, davaya konu başvurunun, TPE kayıtlarına girdiği andan itibaren işlemlerin Türk Hukuku’na göre sürdürülmesinin zorunlu olduğu, 551 sayılı KHK’nun 62. maddesi uyarınca üç kez inceleme yapılmasından sonra davacının başvurusuna konu buluşun patentlenebilirlik kriterlerini taşımadığı gerekçesiyle başvurunun reddine karar verildiği, anılan maddede başvuruda değişiklik yapabilme hakkının iki kez tanındığı, bunun da 1. ve 2. inceleme raporunun tebliğinden sonraki aşamalarda ve bir sonraki aşamaya geçilmesine kadar mümkün bulunduğu, davacı vekilinin de başvuruda değişiklik yapma hakkını 1. ve 2. inceleme raporlarının tebliğinden sonra kullandığı, artık başvuruda yeni bir değişiklik yapılmasının olanaksız olduğu, ancak her ne kadar 3. inceleme raporunun başvurucuya tebliğ edilip görüş alınmasına dair bir hüküm yok ise de, önce bu raporun başvurucuya tebliğ edilmesi ve varsa teknik anlamda başvurunun değiştirilmesi sonucunu doğurmayacak ciddi ve teknik yahut hukuki hataların TPE’ye bildirilmesi, TPE’nin de son kararını bu hataları giderecek şekilde vermesinin gerektiği, davalının bu şekilde bir yaklaşım göstermediği, patent başvurusuna esas alınan ve İsveç Patent Ofisi tarafından düzenlenen 3. inceleme raporlarının yeterli bulunmadığı, nitekim EPO tarafından verilen patent ile davacı başvurusunun patente bağlandığı, davalının, davacının bu rapora itirazı üzerine üçüncü incelemeyi sürdürüp çelişkileri giderecek şekilde patent başvurusunu sonuçlandırmak durumunda bulunduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, YİDK’nun 2007/P-18 sayılı kararının iptaline karar dair verilen karar davalı vekili tarafından temyizi üzerine Dairemizin 26.12.2011 tarihli kararı ile onanmıştır. Davalı vekili karar düzeltme isteminde bulunmuştur. Dosyadaki yazılara, mahkeme kararında belirtilip Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davalı vekilinin HUMK’nun 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirisini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davalı vekilinin karar düzeltme isteğinin HUMK’nun 442. maddesi gereğince REDDİNE, alınması gereken 43,90 TL karar düzeltme harcı peşin ödenmiş olduğundan yeniden alınmasına yer olmadığına, 3506 sayılı Yasa ile değiştirilen HUMK'nun 442/3. maddesi hükmü uyarınca, takdiren 203,00 TL para cezasının karar düzeltilmesini isteyenden alınarak Hazine’ye gelir kaydedilmesine, 24/05/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.