11. Hukuk Dairesi 2020/2369 E. , 2021/3601 K. "" MAHKEMESİ : ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ Taraflar arasında görülen davada Ankara 3. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nce verilen 23.10.2018 tarih ve 2017/186 E. - 2018/374 K. sayılı kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin kabulüne dair Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi'nce verilen 13.03.2020 tarih ve 2018/2096 E. - 2020/377 K. sayılı kararın Yargıtay'c…
**11. Hukuk Dairesi 2020/2369 E. , 2021/3601 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ Taraflar arasında görülen davada Ankara 3. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nce verilen 23.10.2018 tarih ve 2017/186 E. - 2018/374 K. sayılı kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin kabulüne dair Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi'nce verilen 13.03.2020 tarih ve 2018/2096 E. - 2020/377 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi birleşen davada davalı vekili ve asıl davada davalı Kurum vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Asıl ve birleşen davada davacı vekili, müvekkilinin 2015/86398 sayılı "JOY" ibareli marka başvurusunda bulunduğunu, davalı şirketin adına tescilli "JOY" asıl unsurlu markalara dayalı olarak bu başvuruya yaptığı itirazın Markalar Dairesi Başkanlığınca reddine karar verildiğini, bu karara karşı davalı şirket tarafında yapılan itirazın, YİDK tarafından kabul edildiğini, alınan kararın usul ve yasaya aykırı bulunduğunu, müvekkilinin "Joy" isimli küçük ölçekli bir yayınevinin sahibi olduğunu, markasına yaptığı yatırımlarla kısa zamanda büyük mağazalarda yer alan kitaplarının bulunduğunu, markaya ilişkin reklamların basında yer aldığını, davalı şirketin faaliyet dahi göstermediği alanda müvekkil şirketin marka tesciline itiraz ederek kötü niyetli olarak tekel oluşturmaya çalıştığını, davalı şirketin yayınevi olmadığını, okur yazarın bir kitabı alırken yayınevinin hangisi olduğuna değil, yazarın kim olduğuna dikkat ettiğini ve ilgili kitabın ne anlattığına odaklandığını, dolayısıyla müvekkili başvurusu ile redde mesnet markalar arasında iltibasa yol açacak düzeyde benzerlik bulunmadığını, tarafların farklı sektörlerde faaliyet gösterdiklerini ileri sürerek, YİDK'in 2017-M-816 sayılı kararının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Birleşen davada davalı vekili, müvekkilinin itirazına mesnet markalar ile dava konusu başvuru arasında iltibasa yol açacak düzeyde benzerlik bulunduğunu, müvekkiline ait tescilli markaların toplumda ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle başvurunun tescili halinde haksız yarar sağlanacağını, müvekkil markasının ayırt edici karakterinin zedeleneceğini savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Asıl davada davalı Kurum vekili, Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, dava konusu başvuru ile redde mesnet markalar arasında iltibasa yol açacak düzeyde benzerlik bulunduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.