11. Hukuk Dairesi 2012/17513 E. , 2013/15821 K. MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada Konya 5. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 25/09/2012 tarih ve 2012/13-2012/14 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tü…
**11. Hukuk Dairesi 2012/17513 E. , 2013/15821 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada Konya 5. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 25/09/2012 tarih ve 2012/13-2012/14 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkilinin davalılara makbuz karşılığında 22.496,00 Euro yatırdığını, daha sonra ihtiyacı nedeniyle ödediği parasını şifahi olarak talep ettiğini, ancak geri alamadığını, müvekkilinden tahsil edilen para karşılığında hisse senedi satımı yapılmış gibi gösterilmeye çalışıldığını, davalıların Sermaye Piyasası Kanununa aykırı şekilde aracılık faaliyetinde bulunduklarını, SPK ve diğer kanun hükümlerine aykırı olarak hisse senetlerini izinsiz halka arz ettiklerini, yapılmış işlemin geçersiz olduğunu, şirketin yönetim kurulu başkanı olan davalı ...'ın da müvekkilinin zararından sorumluğunun bulunduğunu ileri sürerek şimdilik 6.500,00 TL'nin faizi ile birlikte davalılardan tahsilini talep etmiştir. Davalılar vekili, davacıdan borç alınmadığını, gerçekte davacının hisse (pay) satın alarak müvekkil şirkete ortak olduğunu, bu hususun dayanılan makbuzda açıkça yazdığını, TTK 339. ve 405. maddelerinin şirketlerin payları temellük edemeyeceklerini emredici nitelikte hükme bağladığını, müvekkili Hüseyin'in ise şirketin dava tarihindeki imza yetkilisi olduğunu, onun zamanında hisse satılmadığını savunarak davanın reddini talep etmiştir. Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasındaki ilişkinin hukuki niteliği, paranın ortak olup alma amacıyla verilip verilmediği veya şirket kayıtlarına yansıyıp yansımadığı ile paranın verilmesinin mevduat ilişkisi niteliğindeki olup olmadığı konularının araştırılması gerektiği, bu araştırmanın yapılmasının şirket kayıtlarına ve bilirkişi incelemesine delil olarak dayanılması halinde mümkün olacağı, davacının Sermaye Piyasası Kurulu uzmanlarınca düzenlenen tutanak, Sermaye Piyasası Kurulu tarafından verilen şikayet dilekçesi dışında başkaca bir delil ibraz etmediği, bilirkişi incelemesi ve deliline dayanmadığı, uyuşmazlığın çözümü bakımından gerek tahsilat makbuzuyla paranın yatırıldığı merkezi İngiltere'de bulunan Kaldera Holdings Ltd ile halen merkezi Konya'da bulunan Kaldera Holding A.Ş. arasındaki ilişkinin tespitinin zorunlu olduğu, bu hususta bir inceleme yapılamadığını, dosyada mevcut tahsilat makbuzunun davalı şirket kaşesini, yetkili kişilerin isim ve imzalarını taşımadığı gibi verilen paranın davalı şirket kayıtlarına aktarıldığının, davalı şirketin paranın yatırıldığı şirketle herhangi bir şekilde ortaklığı veya hukuki bağının bulunduğunun ispatlanamadığı, davalı şirkete para verilmiş olduğu kabul edildiği takdirde hisse satın alma amacıyla verildiğinin davalı tarafça savunulduğu, bilirkişi incelemesi ile ilgili giderler yatırılmadığı için taraflar arasındaki hukuki ilişkinin varlığı veya yokluğu ile ortaklık ilişkisi mi yoksa istendiği an iade edilmek üzere yüksek kar payı veya faiz verileceği vaadi ile verilmiş mevduat ilişkisi mi olduğu hususlarının tespit edilemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 3,15 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 16/09/2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.