11. Hukuk Dairesi 2016/9533 E. , 2018/2419 K. MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada ... 3. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 04/03/2016 tarih ve 2013/173-2016/231 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava konusu meblağ 22.420 TL'nin altında bulunduğundan 6100 sayılı Kanun'un geçici 3/2. maddesi delaletiyle uygulanması gereken HUMK 3156 sayılı K…
**11. Hukuk Dairesi 2016/9533 E. , 2018/2419 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada ... 3. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 04/03/2016 tarih ve 2013/173-2016/231 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava konusu meblağ 22.420 TL'nin altında bulunduğundan 6100 sayılı Kanun'un geçici 3/2. maddesi delaletiyle uygulanması gereken HUMK 3156 sayılı Kanun'la değişik 438. maddesi gereğince duruşma isteğinin reddiyle incelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkilinin kuaför olduğunu ve uzun yıllardır ... isimli kuaför ve güzellik salonunu işlettiğini, .... ismini TPE nezdinde tescil ettirdiğini, bu markayı iş yerinde reklam panolarında, tabela ve reklam vasıtalarında kullandığını, hizmet kalitesinin bir üne kavuştuğunu, davalının ... İmaj Saç Tasarım işletmesi ile aynı nitelikte sektörde faaliyet gösterdiğini, davalının bastırdığı broşürde davacının artık faaliyet göstermediğini belirtir ibarelere yer verdiğini, bastırıp yayınladığı broşürle davacının ticari faaliyetine engel olmak istediğini, davacının müşteri kaybetmesine neden olduğunu, haksız rekabete yol açtığını ileri sürerek basılı evrak ve ürünlerin toplatılmasına, 8.000,00 TL maddi tazminatın davalıdan tahsiline, hükmün ilanına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, müvekkilinin davacıya ait .... isimli bayan kuaför salonunu devraldığını, davalının bastırmış olduğu broşürde davacıya ve markasına yönelik haksız rekabet veya tecavüzün söz konusu olmadığını, yalnızca İsabella Kuaför olarak işletilen salonun bundan böyle ... Kuaför olarak işletileceğini belirtmek amacıyla broşürün dağıtıldığını savunarak davanın reddini talep etmiştir. Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacının İsabella ismi ile kuaförlük hizmeti verirken 2011 yılı Eylül ayında iş yerini demirbaş eşyalar ile beraber davalı ......'a devrettiği, devraldıktan itibarende ... İmaj Saç tasarım ismi ile faaliyet göstermeye başladığı, broşürlerde ... marka ve unvanını kullanım şeklinin markasal kullanım olmadığı, davacının tescilli markasına yönelik haksız tecavüz oluşturmadığı, ancak davalı ... ...'ın bastırılan bu el ilanlarındaki ifadeler nedeniyle İsabella kuaför salonunun yalnızca isim değiştirdiği gibi bir algı yaratıldığı ve bu nedenle haksız rekabet oluşturduğu, davacının kuaför dükkanını devrettiği son dönemde kâr etmeyip zarar ettiği, davalının eyleminin haksız rekabet teşkil ettiği ve dağıttığı müşteriyi yanıltabilecek broşürlerden dolayı bir kısım müşteriyi kazandığı, haksız kazanç nedeniyle ne kadar gelir elde edildiğinin tespitinin mümkün olmadığı, bilirkişi raporunda davalının haksız kazanç miktarı olabileceği belirtilen 1.717,00 TL'nin makul bir rakam olduğu gerekçesiyle davalıdan 1.717,00 TL'nin alınarak, davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir. Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir. 1-Karar tarihinde yürürlükte bulunan HUMK’nın 21.07.2004 tarihinde yürürlüğe giren 5219 sayılı Kanun ile değişik 427/2. maddesine göre, miktar veya değeri 1.000,00 TL'yi geçmeyen taşınır mal ve alacak davalarına ilişkin nihai kararlar kesindir. Bu miktar, karar tarihi olan 04.03.2016 tarihi itibariyle 2.190,00 TL'dir. Davacı tarafça 8.000 TL maddi tazminatın tahsili talep edilmiş olup, mahkemece davanın kısmen kabulü ile 1.717,00 TL’nin davalıdan tahsiline karar verilmiştir. Bu durumda kabul edilen miktar, yukarıda anılan madde hükmüne göre davalı yönünden temyiz sınırının altında kalmaktadır. Kesin olan kararların temyiz istemleri hakkında mahkemece bir karar verilebileceği gibi, 01.06.1990 gün, 3/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca Yargıtay tarafından da temyiz isteminin reddine karar verilebileceğinden, davalı vekilinin temyiz isteminin reddine karar vermek gerekmiştir. 2- Davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir. SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenle davalı vekilinin temyiz isteminin REDDİNE, (2) numaralı bentte açıklanan nedenle davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 6,70 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davalıya iadesine, 04/04/2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.