11. Hukuk Dairesi 2021/3598 E. , 2022/7763 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14.HUKUK DAİRESİ Taraflar arasında görülen davada İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 01.03.2018 tarih ve 2014/574 E- 2018/266 K. sayılı kararın davalılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi'nce verilen 21.01.2021 tarih ve 2019/256 E- 2021/68 K. sayılı kararın davalılar vekili tarafından temy
**11. Hukuk Dairesi 2021/3598 E. , 2022/7763 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14.HUKUK DAİRESİ Taraflar arasında görülen davada İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 01.03.2018 tarih ve 2014/574 E- 2018/266 K. sayılı kararın davalılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi'nce verilen 21.01.2021 tarih ve 2019/256 E- 2021/68 K. sayılı kararın davalılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine verilen temyiz başvurusunun reddine dair 15.03.2021 tarihli ek kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkil firma ile davalı borçlular arasında 09/11/2009 tarihli sözleşme akdedildiğini, davalıların sözleşmenin 1,3,9 maddelerinde düzenlenen yükümlülüklerini yerine getirmediklerini, yapılan ihtarnamelere rağmen 4 senelik sözleşme kapsamında kota gereği 75.000,00-Euro + KDV kimyasal ürün alımı edimini sözleşme süresinin dolmasına rağmen yerine getirmediklerini, işbu edimi yerine getirmeyen davalıların sözleşme gereği cezai şart ödemelerinin gerektiğini ve icra takibine itirazlarının haksız olduğunu ileri sürerek uğranılan menfi zarara karşılık olarak fazlaya dair haklar saklı kalmak kaydıyla öncelikle davalıların İstanbul 23. İcra Müdürlüğü'nün 2013/11833 Esas sayılı dosyasındaki itirazının iptalini ve takibin devamını, sonrasında ise davalıların %20'den az olmamak kaydıyla icra inkar tazminatına hükmedilmesini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesini talep ve dava etmiştir. Davalılar vekili, davacının henüz süresi dolmadan kararlaştırılan kotayı dolduramayacağını ileri sürerek sözleşmeyi fesh ettiğini, sözleşmede aylık ya da sipariş başına alınacak mal miktarı hakkında bir düzenleme bulunmadığını savunarak davanın reddi ile davacı aleyhine %20 kötüniyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir. Mahkemece yapılan yargılamaya, toplanan delillere ve benimsenen bilirkişi raporuna göre , davacı tarafça davalılara gönderilen ilk ihtarname tarihi 01/03/2013 tarihli olsa da ihtarın feshe ilişkin olmayıp işbu tarih itibariyle sözleşmenin kurulmasından itibaren üç buçuk yıllık bir sürenin geçtiği, davalılar tarafından gelinen süreçte kotanın büyük ölçüde doldurulmamış olduğu, belirlenen süre dahilinde ihtarnameye olumlu yanıt vermeyen davalıların ön görülen kota miktarının kalan kısa süre dilimi içerisinde doldurmalarının beklenemeyeceği gibi davacı tarafça sözleşmenin 02/05/2013 tarihinde feshedildiği, her iki ihtarname keşide tarihli itibariyle de davalıların davacıdan sözleşme konusu herhangi bir ürün almadıkları, gelinen bu süreçte davalılar tarafından öne sürülen sözleşme süresinin dolmadığından kaynaklı olarak sözleşmenin davacı tarafça feshedilmesinin hukuka aykırılık oluşturduğu yönündeki savunmasına itibar edilemeyeceği, bu durumun hakkın kötüye kullanılması yasağına da aykırılık oluşturacağı ve davacı tarafça tanzim olunan 01/03/2013 ve 02/05/2013 tarihli ihtarnameler nazarında feshin haklı sayılmasının gerekeceği takdir edildiğinden, davacının cezai şart alacağının sözleşmede yer alan bedel içerisinde kaldığı ve yine bilirkişi raporu dahilinde yapılan mali yöndeki tespite göre davalıların mahvına da sebep olacak ölçüde bulunmadığı gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalılar vekili istinaf talebinde bulunmuştur. Bölge Adliye Mahkemesince, dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davalılar vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir. Davalılar vekili, kararı temyiz etmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi 15.03.2021 tarihli kararı ile istinaf kararının HMK'nın 362/1.a maddesi uyarınca dava değerine göre kesin olduğu, bu itibarla temyiz kabiliyetinin bulunmadığı gerekçesiyle kesin karara yönelik temyiz başvurusunun reddine karar vermiştir. Bu karar davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dosyadaki yazılara, ek kararın dayandığı gerektirici sebeplere, özellikle davanın itirazın iptali davası olması sebebiyle dava değeri olarak yabancı paranın icra takip tarihindeki kuru dikkate alınması gerektiğinden ve buna göre temyiz olunan miktarın 6100 sayılı HMK 362/1 – a maddesinde öngörülen kesinlik sınırları içerisinde bulunmasına göre ek karara yönelik temyiz isteminin reddi ile ek kararın onanmasına karar verilmesi gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenle davalının ek karara yönelik temyiz isteminin reddi ile HMK 370/1 maddesi gereğince ek kararın ONANMASINA, HMK 372 maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, istek halinde aşağıda yazılı 37,90 TL harcın temyiz eden davalılara iadesine,03.11.2022 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.