6. Ceza Dairesi 2022/4409 E. , 2024/891 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2020/2106 E., 2020/1912 K. SUÇ : Nitelikli yağma HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz başvurusunun esastan reddi ile hükmün onanması İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz e
**6. Ceza Dairesi 2022/4409 E. , 2024/891 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2020/2106 E., 2020/1912 K. SUÇ : Nitelikli yağma HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz başvurusunun esastan reddi ile hükmün onanması İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. Çorlu 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 09.07.2020 tarihli ve 2019/288 Esas, 2020/152 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında nitelikli yağma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 149 uncu maddesinin birinci fıkrasının (h) bendi, 53 üncü maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkraları, 58 inci maddesinin altıncı fıkrası uyarınca 10 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine, karar verilmiştir. 2. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin, 29.09.2020 tarihli ve 2020/2106 Esas, 2020/1912 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafiinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanık Müdafiinin Temyiz İsteği; 1. Mağdur, telefonunu rızası ile sanığa verdiğinden suç vasfının hırsızlık suçu olduğuna, 2. Olaydan sonra telefonun mağdura teslim edildiğine, 3. Yağma suçunun işlendiğine dair mahkumiyete yeter, kesin delil bulunmadığına, İlişkindir. III. OLAY VE OLGULAR Temyizin kapsamına göre; A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü 1. Olay tarihinde akşam saat 20.00 sıralarında mağdurun, arkadaşları ... ve ... ile birlikte otopark girişindeki bekçi kulübesi yanında oturdukları sırada yanlarına, daha önceden tanıdıkları sanığın da geldiği, bir süre oturduktan sonra sanığın mağdura hitaben, ''telefonunu ver'' dediği, mağdurun dakikası olmadığını söylemesi üzerine sanığın ısrarla telefonunu istediği, mağdurun Casper Via E1 marka ve model cep telefonunu cebinden çıkardığı, sanığın birini arayacağını söyleyerek mağdurun elinden telefonu çekip aldığı, sanığın telefonu aldıktan sonra biriyle konuşup geri vereceğini söylediği, bunun üzerine mağdurun, ''ben de seninle geleyim daha sonra telefonu bana verirsin'' dediği ancak sanığın mağdura hitaben, ''benim sinirimi bozma peşimden gelme'' diyerek tehdit etmek suretiyle telefonu alıp olay yerinden uzaklaştığının, kabul edildiği anlaşılmıştır. 2. Olay tarihinden sonra suça konu telefonun mağdura ait hat ile kullanılmadığı, beş farklı kişi tarafından kullanıldığını gösterir İletişim tepsiti (HTS) kayıtları, dava dosyasında mevcuttur. 3. Suça konu telefonun, en son kullanan iyi niyetli 3. kişi ... tarafından, rızası ile Çorlu Cumhuriyet Başsavcılığına teslim edildiğine ilişkin sorgulama tutanağı ile ...'den alınan telefonun mağdurun babası şikâyetçi Orhan'a teslim edildiğine dair ifade tutanağı, dava dosyasında mevcuttur. 4. Telefonu 2. el satış bayiinden alan iyi niyetli ...'nin zararı giderilmemiştir. 5. Tanıklar K.E. ve N.C.D.'nin mağdur beyanı ile uyumlu anlatımları, dava dosyasında mevuttur. 6. Sanığın savunmalarında özetle, müştekiler ile tanıkları tanımadığını, olayla ilgisinin bulunmadığını, beyan ettiği görülmüştür. B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü İlk Derece Mahkemesince kabul edilen Olay ve Olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır. IV. GEREKÇE Olay ve Olgular başlığı altında yer alan (A) bendinde belirtildiği şekilde gerçekleşen olayda, mağdur beyanı ve mağdur beyanı ile uyumlu tanıkların anlatımları, sanığın savunması, HTS kayıtları, teslim tutanakları ve dosya içerisinde mevcut diğer tutanak ve belgeler ile mahkemece gösterilen gerekçeye göre, eylemin gece vakti olduğu, suç tarihinde yaşı küçük olan mağdurun, daha önceden sabıkalı kişiliği ile sanığı tanıdığı ve bu nedenle korktuğu gözetildiğinde, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin sabit olduğu, yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği kabul edilmekle, sanık müdafiince ileri sürülen temyiz nedenleri bakımından kararın usul ve kanuna uygun olduğu kabul edilen hükümde, bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamış, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz sebeplerinin reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır. V. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin, 29.09.2020 tarihli ve 2020/2106 Esas, 2020/1912 Karar sayılı kararında sanık müdafiince öne sürülen temyiz sebepleri ile re’sen incelenmesi gereken konular yönünden 5271 sayılı Kanun'un 288 inci ve 289 uncu maddeleri kapsamında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, hukuka aykırılık görülmediğinden aynı sayılı Kanunun 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, üye ...'in muhalefetiyle oy çokluğu ile TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Çorlu 2. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine, 22.01.2024 tarihinde karar verildi. M U H A LE F E T Ş E R H İ Yağma suçunun oluştuğu yönündeki çoğunluk görüşüne katılmıyoruz. Hukuki mevzuat ve yargıtay yerleşik uygulamalarını hatırlamamız uygun olacaktır; Malı almaya yönelik tehdit, eylemi yağmaya dönüştürür. 5237 sayılı Kanun'un 148 inci maddesinin gerekçesinde, "... Hırsızlık suçunda olduğu gibi, yağma suçunda da, taşınır malın alınmasıyla ilgili olarak zilyedinin rızasının bulunmaması gerekir. Ancak, hırsızlık suçundan farklı olarak, bu suçun oluşabilmesi için, mağdurun rızasının, cebir veya tehdit kullanılarak ortadan kaldırılması gerekir. Yağma suçu açısından tehdidin, kişiyi, kendisinin veya yakınının hayatına, vücut veya cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırı gerçekleştireceğinden ya da malvarlığı itibarıyla büyük bir zarara uğratacağından bahisle yapılması gerekir. Yağma suçu, cebir kullanılarak da işlenebilir. Ancak bu cebrin, neticesi sebebiyle ağırlaşmış kasten yaralama boyutuna ulaşmaması gerekir. Yağma suçunun tamamlanabilmesi için kullanılan cebir veya tehdidin etkisiyle mağdur malı teslim etmeli veya malın alınmasına karşı koymamalıdır. Bu bakımdan, kullanılan cebir veya tehdidin, kişiyi malı teslim etmeye veya alınmasına ses çıkarmamaya yöneltmeye elverişli olması gerekir. Bu nitelikte olmayan bir cebir veya tehdit sırf mağdurun normalden fazla ürkek olması nedeniyle, malı teslim etmeye veya alınmasına yöneltmişse, yağma suçundan söz edilemez ve fiilin hırsızlık olarak nitelendirilmesi gerekir..." şeklinde açıklaması yapılmıştır. Madde metni ve gerekçesine göre birlikte değerlendirme yapacak olursak; Tehdit; mağdurun veya onun bir yakınının hayatına, beden veya cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırı gerçekleştirileceği ya da malvarlığı itibarıyle esaslı (büyük) bir zarara uğratılacağı yönündeki irade beyanıdır. Yasada sayılanlar dışındaki değerlere yönelik tehdit, yağma suçunu oluşturmaz. Sanık, söz veya davranışla müştekiye, hayatına veya vücut veya cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırı gerçekleştireceğini söylemeli veya göstermeli, mal varlığı itibariyle büyük bir zarara uğratacağını söylemeli veya göstermelidir. Bunun doğal sonucu olarak, sanığın hareketinin veya sözlerinin, bir sonuç içermesi, bir kötülük yapılacağını açıkça göstermesi gerekir. Söylediği söz veya davranışından, sanığın yapacağı kötülük veya davranış rahatlıkla anlaşılmalıdır. Tehdit mutlaka sözlü olmayabilir, işaretle de tehdit edilebilir. Mesela; sanığın bıçağı eline alıp veya silahı yada silah gibi görünen nesneyi kemerine takıp onu göstermek suretiyle, "çabuk eşyaları ver" vs dediğinde, mağdurun korkarak malını vermesi halinde yağma suçunun sübut bulduğu kabul edilecektir. Ancak, dikkat edilmesi gereken husus bu hareketin orta seviyedeki herkes tarafından tehdit olarak algılanması gerekliliğidir. Aksi takdirde, mağdurun, korkaklığından dolayı tehdit olarak algılaması yetmez. Yağma suçunun oluşabilmesi için, suça konu malın, elinde bulunduran kişiden cebir veya tehdit kullanılmak suretiyle alınması veya mağdurun malı teslime ya da malın alınmasına karşı koymamaya mecbur kılınması gerekir. Dolayısıyla yağma suçunda mağdur, cebir veya tehdit kullanılması sonucunda malın alınması, teslimi ya da malın alınmasına karşı koymamaya mecbur bırakılmaktadır. Cebir veya tehdit, bir kimseyi, malını teslim etmeye veya alınmasına karşı koymamaya mecbur kılmak için yapılmalıdır. Cebir veya tehdidin bu amaçla ve bu şekilde yapılması, yağma suçunu, malvarlığına karşı işlenen diğer suçlardan ayırmaktadır. Hırsızlık suçunun başlangıcından tamamlanıncaya kadar, zilyedin tasarruf olanağının kalkmasına kadarki aşamada kullanılan cebir veya tehdit, hırsızlığı yağmaya dönüştürür. Tehdit ve cebrin malı, müştekinin hakimiyet alanından çıkarmaya yönelik olması gerekir. Sonra gerçekleşen cebir ve tehdit, eylemi yağmaya dönüştürmez. Cebir ve tehdit, malın kendisine teslimine yada geri alınmasını engellemeye yönelik ise eylem yağmaya dönüşecek, tamamlandıktan sonra kendini kurtarmaya, olay yerinden kaçmaya yönelik ise tamamlanan hırsızlık ve ayrıca tehdit veya müessir fiil suçlarından ceza verilecektir. Tehdit, malı teslime zorlamaya veya iade edilmesini istemekten vazgeçirmeye elverişli olmalıdır. Yani objektif ve orta seviyedeki herkes bu hareketi tehdit olarak anlayacak ve etkilenebilecek olmalıdır. Mağdurun aşırı korkaklığı ya da evhamları nedeniyle korkuya kapılıp eşyayı tesliminde yağma suçu değil, hırsızlık suçu oluşacaktır. Yargıtay uygulamaları da bu yöndedir. Mesela CGK'ya intikal eden bir olayda kendisini apartman boşluğuna kadar takip eden elinde bali poşeti olan ve diğer eli cebinde olan sanığın "üzerinde ne var" sorusu üzerine korkup paniğe kapılan telefonu veren mağdura "başka ne var" sözü üzerine cebindeki müzik çaları da veren sanığın eyleminde tehdit unsuru gerçekleşmediğinden yağma olmaz yönünde karar vermiştir. (CGK 2017/6-1175 E., 2018/518 K.) Yine 6. C.D. 2006/10763 E. , 2007/1449 K. ; “... durakta bekleyen yakınanın yanına gelerek, telefonu olup olmadığını sorup, yakınanın olmadığını söylemesi üzerine, herhangi bir tehdit içeren söz söylemeden ve zor kullanmadan “bana Hakan derler” diyerek yakınanın cebindeki telefonu alarak uzaklaştıklarının anlaşılması karşısında; sanığın eyleminin ...hırsızlık suçunu oluşturduğu gözetilmeden, yazılı şekilde hüküm kurulması ... Bozmayı gerektirmiş... BOZULMASINA...” şeklinde karar vermiştir. Yine 6. C.D. 2013/26868 E, 2015/43828 K. sayılı ilâmında;"... yakınanın, arkadaşı ile birlikte Simit Sarayı isimli kafede oturduğu sırada orada bulunan sanığın, katılanın cep telefonunu beğenerek kendisine hediye etmesini istediği, yakınanın bu teklifi kabul etmemesi üzerine bu kez bakmak amacıyla istediği, bunun üzerine yakınanın telefonunu sanığa verdiği, bu arada telefona mesaj gelmesi üzerine sanığın telefonu tekrar yakınana iade ettiği, yakınanın gelen mesaja baktığı esnada da sanığın yine cep telefonunu kendisine vermesi konusunda yakınana ısrarda bulunduğu, yakınanın da veremeyeceğini tekrar söylemesi üzerine sanığın yakınana, ''telefonunu hattından çıkar'' dediği, yakınanın sanığa ''neden çıkartayım'' diyerek karşılık verdiği, akabinde sanığın bulunduğu yerden kalkarak yakınanın bulunduğu masaya yönelip ''çıkar lan hattını'' diye ses ve söylemini güçlendirip yakınanın elindeki cep telefonunu rızası dışında hızlıca çekip aldığı, telefonda takılı bulunan hattını çıkartarak yakınanın oturduğu masaya doğru fırlatıp, cep telefonunu cebine koyarak kafeden ayrıldığı olayda, yakınanın cep telefonunun alınması sırasında olayın başında ve sonraki aşamalardaki sanığın söylem ve hareketleri ile mevcut ortamın fiziki koşulları ile bir bütün halinde değerlendirildiğinde, mevcut eylemin yağma suçunda aranan tehditteki nicelik ve cebir, şiddet ve/veya şiddet boyutuna vardığının kabulünün olanaklı olmadığı dikkate alınmadan, sanık hakkında Türk Ceza Kanunu'nun 142/2-b maddesi yerine, işlenen suçun hukuki vasfında yanılgı ile yerinde ve yeterli olmayan gerekçeyle yazılı şekilde uygulama yapılması... Bozmayı gerektirmiş... BOZULMASINA...” şeklindedir. Bu açıklamalar ışığında somut olaya gelince; Olay gecesi mağdurun arkadaşlarıyla oturduğu sırada, yanlarına daha önceden tanıdıkları sanığın gelerek bir süre oturduktan sonra mağdurdan telefonunu istediği, mağdurun cep telefonunu cebinden çıkardığı esnada sanığın, mağdurun elinden telefonu çekip aldığı, mağdurun sanıktan telefonunu geri istemesi üzerine sanığın mağdura hitaben, ''benim sinirimi bozma peşimden gelme'' diyerek telefonu aldıktan sonra olay yerinden uzaklaştığı olayda, mahkemece tehdit söylemi olarak kabul edilen, "benim sinirimi bozma, peşimden gelme" şeklindeki sözlerin, orta zeka seviyesine haiz kişilerce tehdit olarak algılanmasını sağlayacak şekilde sanığın, hiçbir söz veya davranış ile imalı harekette de bulunmadığı, objektif olarak tehdit ve dolayısıyla yağmanın tipiklik unsuru saymayı gerektirir bir fiilde bulunmadığı, mağdurun kendisinden kaynaklanan nedenle korkmasının, eylemi yağmaya dönüştürmeyeceği, rıza dışı alma nedeniyle eylemin gece vakti nitelikli hırsızlık suçunu oluşturacağı düşünülmeden, delillerin takdirinde ve suç vasfında yanılgıya düşülerek yazılı şekilde nitelikli yağma suçundan mahkûmiyet kararı verilen hükümde, bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmuştur. Sanığın beyanlarının kanunun aradığı manada tehdit içermediği ve dolayısıyla eylemin yağma suçunun tipikliğine ilişkin unsurları tamamlamadığından yağma suçu değil hırsızlık suçunu oluşturduğu kanatinde olduğumuzdan aksi yönde karar veren çoğunluk görüşüne katılmıyorum. Karar bozulmalı idi.