11. Hukuk Dairesi 2009/12358 E. , 2011/12523 K. MAHKEMESİ : İstanbul 1.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada İstanbul 1.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 03/03/2009 tarih ve 2008/17-2009/35 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak davacılar tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 11/10/2011 gününde davacılar avukatı ... ile davalı avukatı ... gelip, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıkta…
**11. Hukuk Dairesi 2009/12358 E. , 2011/12523 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : İstanbul 1.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada İstanbul 1.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 03/03/2009 tarih ve 2008/17-2009/35 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak davacılar tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 11/10/2011 gününde davacılar avukatı ... ile davalı avukatı ... gelip, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacılar vekili, müvekkillerinden ...’ın uzun süreden beri kuaförlük ve güzellik hizmetleri alanında faaliyet gösterdiğini, ‘Kırıktarak Ali’ ibaresini, ad, ticaret unvanı ve marka olarak kullandığını, ortağı bulunduğu diğer müvekkilinin ticaret unvanında da yer verdiğini, davalı gerçek kişinin, tanınmışlığından faydalanmak amacıyla ortağı olduğu diğer davalı şirketin unvanında ibareyi kullandığını, hatta marka olarak bu ibareyi tescil ettirdiğini, hükümsüzlüğü için açılan davanın kabul edildiğini, karardan hemen sonra davalı gerçek kişinin kötüniyetli olarak bu ibareyi çağrıştırmak üzere, ‘KT Salon ...’ ibaresini adına tescil ettirdiğini, davalıların ‘KT’ ibaresini ‘Kırık Tarak’ ibaresi ile birlikte kullandıklarını, ayrıca yaptırılan tespitten de anlaşılacağı şekilde telefonları ‘Kırıktarak’ olarak cevaplandırdıklarını, davalıların kötüniyetli olduklarını, marka tescilinin karışıklığa neden olacağını ve haksız rekabette bulunduklarını ileri sürerek, davalı ... adına tescilli markanın hükümsüzlüğüne, sicilden terkinine, anılan markanın ‘Kırıktarak’ sözcüğü ile birlikte veya bu sözcük olmaksızın kullanılmasının durdurulmasına, davalı şirketin eylemlerinin haksız rekabet olduğunun tespitine, maddi durumun ortadan kaldırılmasına ve hükmün ilanına karar verilmesini istemiştir. Davalı vekili, derdestlik itirazında bulunarak, önceki davanın sonuçlanmadığını, müvekkili markasının tescil edildiği şekilde kullanıldığını savunarak, davanın reddini istemiştir. Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamına göre, davacılar vekilinin diğer taleplerinden feragat ettiği, davasını, davalı gerçek kişi adına tescilli markanın hükümsüzlüğü istemi bakımından devam ettirdiği, markalar arasında 556 sayılı KHK.nin 8/1-b maddesi anlamında karıştırmaya yönelik benzerlik olup olmadığının tespitinin gerektiği, davalı markasının ‘KT’, davacı markasının ‘Kırıktarak’ ibaresinden oluştuğu, görsel ve işitsel benzerliğin bulunmadığı, anlam benzerliğinin de olmadığı, davalı markasının bir anlamının bulunmadığı, uzun açılımının verilmediği, orta dikkatli tüketicinin karıştırma ihtimalinin olmadığı gerekçesiyle haksız rekabet ve markaya tecavüze ilişkin taleplerin feragat nedeniyle, hükümsüzlük isteminin ise, esastan reddine karar verilmiştir. Kararı, davacılar vekili temyiz etmiştir. Dava, tescilli markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesi ile haksız rekabetin tespiti istemlerine ilişkindir. Mahkemece markanın hükümsüzlüğü istemine ilişkin istemin yazılı gerekçe ile reddine karar verilmiştir. ‘Kırıktarak Ali’ ibareli markanın 25.05.1993 tarihinde davacı gerçek kişi adına tescil edildiği ve diğer davacının lisans sözleşmesi uyarınca bu markayı güzellik hizmetleri alanında kullandığı, aynı alanda faaliyet gösteren davalı ...’ın ‘KT Salon ...’ ibareli markayı ise, 44. sınıfta 08.08.2005 tarihinde adına tescil ettirdiği, diğer davalının ortağı olduğu hususları uyuşmazlık konusu değildir. Davacıların daha önce isim hakkı, tescilli marka ve unvandan doğan hakka dayalı olarak davalı gerçek kişinin ortağı bulunduğu diğer davalı şirket ile başka bir şirket aleyhine 27.05.2002 tarihinde dava açtıkları, davalı şirket adına tescilli ‘Kırık Tarak’ ibareli markanın hükümsüzlüğü ve şirket adından ‘Kırıktarak’ ibaresinin terkini istemli bu davanın kabulüne karar verildiği, davanın 25.04.2004 tarihinde karara çıktığı, gerekçe yetersizliği nedeniyle Dairemizce bozulduğu, bu kere davanın yine marka hükümsüzlüğü ve unvan terkini bakımından kabul edildiği, anılan kararın Dairemizden onanarak 28.12.2008 tarihinde kesinleştiği yönleri de çekişmesizdir. Ayrıca, dosya kapsamından tarafların birbirlerini tanıdıkları ve ticari faaliyetlerini bildikleri, davalı gerçek kişinin kardeşi ile davacı gerçek kişinin bir ara birlikte çalıştığı da anlaşılmaktadır. Davalı ... ortağı bulunduğu diğer davalı şirket adına tescilli ‘Kırık Tarak’ ibareli markanın hükümsüzlüğü davası devam ederken, hatta kararın bu davalı şirket aleyhine çıkması sonrasında kesinleşmesi aşamasında işbu davanın konusunu teşkil eden ‘KT Salon ...’ ibareli markanın tescilini sağlamıştır. Taraflar arasında ‘Kırıktarak’ ibaresi üzerinde kimin hak sahibi olduğu yönünde öteden beri devam eden çekişmenin olduğu kuşkusuzdur. İbare üzerinde davacı gerçek kişinin üstün hak sahibi olduğu ortaya çıkmıştır. Taraflar arasında görülen dava ve öteden beri ibarenin aidiyeti konusunda çekişmenin varlığı dikkate alındığında, davalı gerçek kişinin ‘KT Salon ...’ ibaresini, özellikle başvuru tarihinde dava konusu olan ve sonradan hükümsüz kılınan davalı şirketin adına tescilli ‘Kırık Tarak’ ibaresinin baş harfleri olan ‘KT’ ibaresini öne çıkararak davalı gerçek kişi adına tescilli ‘Kırıktarak Ali’ ibareli markanın ‘Kırıktarak’ asıl unsuru ile çağrışım yapmak amacıyla kötüniyetli şekilde marka olarak tescilini sağladığının kabulü gerekir. Bu durum karşısında, davalı gerçek kişinin marka seçim hakkını, davacı gerçek kişinin tescilli markasıyla ilişkilendirecek şekilde, güzellik ve kuaförlük alanındaki bu markanın bilinirliğinden faydalanmak amacıyla kötüniyetli şekilde kullandığı, tescilini sağladığı, her hakkın kullanılmasında olduğu gibi marka seçimi ve tescilinde de hakkın kötüye kullanılmaması gerektiği, kötüniyetin hukuk düzeni tarafından korunmayacağı dikkate alınarak, markanın hükümsüzlüğü davasının kabulüne karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacılar yararına BOZULMASINA, takdir edilen 825.00 TL duruşma vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacılara verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 11.10.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.