11. Hukuk Dairesi 2022/6898 E. , 2024/812 K. "İçtihat Metni" İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi (Asliye Ticaret Mahkemesi sıfatıyla) SAYISI : 2019/410 Esas, 2022/388 Karar HÜKÜM :Ret Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen menfi tespit davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairemizce Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece
**11. Hukuk Dairesi 2022/6898 E. , 2024/812 K.** **"İçtihat Metni"** İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi (Asliye Ticaret Mahkemesi sıfatıyla) SAYISI : 2019/410 Esas, 2022/388 Karar HÜKÜM :Ret Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen menfi tespit davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairemizce Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı Yargıtayca duruşma istemli olarak davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 06.02.2024 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davalı vekili Avukat ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü. I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı tarafından davacı hakkında 02.06.2015 tanzim ve 02.06.2015 vade tarihli 14.740.000,00 TL bedelli bonoya dayalı olarak icra takibi başlatıldığını, davacının damadı olan Hakan Dilken ile Dilgen ve Prese adlı adi ortaklığı ve Dilken Tekstil San. ve Tic. A.Ş.'de ortaklıkları bulunduğunu, bahsedilen şirketlerin Hakan Dilken'in kötü yönetimi nedeniyle çok büyük borç altına girdiğini, davacının bu borçların ödenmesine yönelik görüşmeler yürütürken alacaklı davalı tarafından kaçırılarak ölüm tehdidi altında bahsedilen icra takibine dayanak 02.06.2015 tanzim ve vade tarihli senedi imzalamak zorunda kaldığını, bu hususta suç duyurusunda bulunulduğunu, müvekkilinin davalıya herhangi bir borcu bulunmadığını ileri sürerek davacının davalıya borçlu olmadığının tespiti ile %20 kötü niyet tazminatına karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının iddialarının gerçek dışı olduğunu, davacının kendi özgür iradesi ile senedi kendi el yazısı ile doldurarak imzaladığını, ortada ticari bir ilişki ve ticari bir borç bulunduğunu, davacının kendi mal varlığını bu borçlardan etkileneceği için borçları yapılandırarak davalıya şahsi senet verdiğini, açılan davada hukuka uygunluk bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 07.06.2017 tarihli ve 2016/102 E., 2017/179 K. sayılı kararıyla; davacının davaya konu senedin zorla imzalattırıldığına yönelik şikayetine dair Kahramanmaraş Cumhuriyet Başsavcılığınca kovuşturmaya yer olmadığı kararı verildiği, senedin zorla alındığına dair iddianın ispat edilmediği, davalı vekilinin cevap dilekçesindeki "Dilken şirketler grubu ile davalıya ait şirket arasında ticari münasebet bulunmaktadır" şeklindeki beyanının senet metnindeki nakten ibaresinin talili sonucunu doğurmayacağı, davacının senedin bedelsiz olduğunu ispat edemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin 05.04.2018 tarihli ve 2017/1507 E., 2018/579 K. sayılı kararıyla; davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 18.09.2019 tarihli ve 2018/1944 E., 2019/4406 K. sayılı kararıyla davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, davacının tehditle kendisine bono imzalatıldığını iddia ettiği, tehdit iddiasının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 201 inci maddesinde düzenlenen kuralın istisnalarından olup tanıkla ispatının mümkün olduğu, davacının tehditle kendisine bono imzalatıldığı iddiasını tanık dahil her türlü delil ile ispat edebileceği, davacının tanıklarının dinlenmediği, Mahkemece davacının gösterdiği tanıklar dinlenip sonuca göre bir karar verilmesi gerektiğine işaret edilerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile senet metninin talil edilmediği, davacı tanıklarının dinlendiği, davacının senedin bedelsizliğini ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. VI. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davalı tarafça bedelin talil edildiği iddialarının gerekçesiz reddedildiğini, dava dilekçesinde sundukları delillerinin incelenmediğini, tanıklarının dinlenmediğini, davalının davaya konu senedin alacaklısı olduğunu hiçbir belge ile ispat edemediğini, sadece senet alacaklısı şahısın davacı ile bir şirketinin ticaret yaptığı beyanının dikkate alınarak davanın reddedilmesinin hatalı olduğunu, 19.01.2017 tarihinde davalının amca oğlu olduğunu söyleyen bir kişinin müvekkilinin eşini telefonla arayarak 2014 yılında müvekkilinin damadı ile iş yaptıklarını ve 3.575.000,00 TL alacaklarının kaldığını, bu alacağı Hakan Dilken’den tahsil edemeyecekleri için davacının ödemesini istediklerini söylediğini, müvekkilinin oğlunca kaydedilen telefon görüşmesinin Mahkemece nazara alınmadığını, davalının 08.01.2016 tarihli savcılık ifadesinin ikrar niteliğinde olduğunu ileri sürerek ve resen nazara alınacak sebeplerle kararın bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, davacının dava konusu senedin bedelsizliği iddiasını ispatlayıp ispatlayamadığına ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Kanun'un 201 inci maddesi, 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 72 nci maddesi, 3. Değerlendirme 1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VII. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Takdir olunan 17.100,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, Alınmadığı anlaşılan 427,60 TL temyiz ilam harcı ile 2.107,80 TL temyiz başvuru harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 07.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.