11. Hukuk Dairesi 2011/1514 E. , 2012/8812 K. MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada Konya 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 09/12/2010 tarih ve 2009/247-2010/531 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve…
**11. Hukuk Dairesi 2011/1514 E. , 2012/8812 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada Konya 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 09/12/2010 tarih ve 2009/247-2010/531 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, davalı şirketin müvekkilinden para tahsil edip ve ödemediğini, müvekkili tarafından davalı şirket aleyhine açılan davada Essen Asliye Hukuk Mahkemesi’nce müvekkili lehine 24.542,01 Euro'nun tahsiline karar verildiğini, kararın 15.06.2007 tarihinde kesinleşerek Apostille ile onandığını ileri sürerek Essen Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen kararın tenfizini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, yabancı mahkeme kararının usulüne uygun olarak müvekkiline tebliğ edilmediğini, bu nedenle savunma haklarının kısıtlandığını, kararın gerekçeden yoksun olması nedeni ile kamu düzenine aykırı olduğunu, davacının müvekkili şirketin ortağı olup verilen kararın TTK'nun 329. ve 405. maddelerine aykırı olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, tenfizi istenen yabancı mahkeme kararı gıyapta verilip davalıya doğrudan posta yoluyla tebliğ edildiği, savunma hakkının kısıtlandığı, Türkiye'nin 1965 tarihli Hukukî ve Ticarî Konularda Adlî ve Gayrı Adlî Belgelerin Yabancı Memleketlerde Tebliğine Dair Lahey Sözleşmesi’nin 10. maddesine çekince koyduğu, bu durumda anılan kararın kesinleşmiş sayılamayacağı, MÖHUK'un 54/c maddesi gereğince kamu düzenine açıkça aykırı yabancı mahkeme ilamlarının tenfiz edilemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, yabancı mahkeme kararının tenfiz edilebilmesi için, kararın Lahey Sözleşmesi hükümleri uyarınca kesinleşmesinin gerekmesine, somut olayda ise tenfizi talep edilen kararın Lahey Sözleşmesi uyarınca yetkili makamlar aracılığıyla tebliğ edilmeyip, posta yoluyla tebliğ edilmesi nedeniyle kesinleşmediğinden, mahkemece sırf bu nedenle davanın reddine karar verilmesi gerekirken, ayrıca yerinde bulunmayan diğer gerekçelerin de davanın reddine dayanak yapılması doğru değil ise de yukarıda da belirtildiği üzere, usulünce kesinleştirilmiş bir karar bulunmadığından, yerinde olan bu gerekçeye göre davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile sonucu itibariyle doğru olan hükmün gerekçesi değiştirilerek ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 2,75 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 24/05/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.